Fitne

Fitne Alm. Zweitracht f, Unfrieden m; Aufruhr (m), Fr. Trouble, discord m, division f, İng. Instigation, sedition, disorder, Faction. Karışıklık, geçimsizlik, bozgunculuk, ara bozuculuk. Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir. Gergefteki işi işlemek için sırma ve ip sarılan masuraya da “fitne” denir.

FITNE (türkçe) anlamı

1. İnsanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya
2. hak ve hakikatten saptıracak şey.
3. Muhârebe
4. Azdırma
5. Karışıklık. Ara bozmak. Dedikodu.
6. Küfr. Fikir ihtilâfı.
7. Şikak. Kavga.
8. Delilik
9. Mihnet ve beliye.
10. Mal ve evlâd.
11. Potada altın ve gümüşü eritmek.
12. İmtihan ve tecrübe etmek.(Mübarek İslâmiyet ve nurani Asr-ı Saadetin başına gelen o dehşetli kanlı fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir? Çünki onlar
13. kahra lâyık değil idiler?Elcevab: Nasılki baharda dehşetli yağmurlu bir fırtına
14. her tâife-i nebatatın
15. tohumların
16. ağaçların istidatlarını tahrik eder
17. inkişaf ettirir
18. herbiri kendine mahsus çiçek açar
19. fıtri birer vazife başına geçer... Öyle de: Sahabe ve Tâbiînin başına gelen fitne dahi
20. çekirdekler hükmündeki muhtelif ayrı ayrı istidatları tahrik edip kamçıladı
21. İslâmiyet tehlikededir
22. yangın var! diye her tâifeyi korkuttu. İslâmiyetin hıfzına koşturdu. Her biri
23. kendi istidadına göre
24. câmia-ı İslâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna aldı
25. kemâl-i ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadislerin muhafazasına
26. bir kısmı
27. Şeriatın muhafazasına
28. bir kısmı hakaik-ı imâniyenin muhafazasına
29. bir kısmı Kur'anın muhafazasına çalıştı ve hâkeza... herbir tâife bir hizmete girdi. Vezaif-i İslâmiyette hummalı bir surette sa'yettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler açıldı. Pek geniş olan Âlem-i İslâmiyetin aktârına
30. o fırtına ile tohumlar atıldı
31. yarı yeri gülistana çevirdi. Fakat
32. maatteessüf o güller ve gülistan içinde ehl-i bid'a fırkalarının dikenleri dahi çıktı.Güya dest-i kudret
33. celâl ile o asrı çalkaladı
34. şiddetle tahrik edip çevirdi
35. ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i anil-merkeziye ile pek çok münevver müçtehidleri ve nurani muhaddisleri
36. kudsi hâfızları
37. asfiyâları
38. aktabları âlem-i İslâmın aktarına uçurdu
39. hicret ettirdi. Şarktan garba kadar ehl-i İslâmı heyecana getirip
40. Kur'an'ın hazinelerinden istifade için gözlerini açtırdı... M.)

FITNE (türkçe) anlamı

41. geçimsizlik
42. karışıklık
43. kargaşa
44. fitneci
45. arabozucu

FITNE (türkçe) ingilizcesi

1. n. prodding
2. instigation
3. incitement
4. stirring up
5. provocation

FITNE (türkçe) fransızcası

1. séduction [la]
2. sédition [la]
3. séducteur [le]
4. conspiration [la]
5. zizanie [la]

FITNE (türkçe) almancası

1. Unfriede(n)
Fitne Alm. Zweitracht f, Unfrieden m; Aufruhr (m), Fr. Trouble, discord m, division f, İng. Instigation, sedition, disorder, Faction. Karışıklık, geçimsizlik, bozgunculuk, ara bozuculuk. Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir. Gergefteki işi işlemek için sırma ve ip sarılan masuraya da “fitne” denir.
Önceki Paylaşımlar