Genel Mahkemeler

Genel Mahkemeler 1. Sulh Hukuk Mahkemesi: Kanunda belli edilen işlerle birlikte, ihtilaf konusu iki milyon TL'ye kadar olan davalara bakar (Bu rakam enflasyonla alakalı olarak zamanla değişmekte ve ayarlamalar yapılmaktadır.) Tek hakimle vazife görmektedir. Her ilçede bir Sulh Hukuk Mahkemesi bulunur. 2. Asliye Hukuk Mahkemesi: Bu mahkeme de tek hakim esasına göre çalışmaktadır. Hukuk davalarından, yine kanunla belli edilen ve Sulh Hukuk Mahkemesinin vazifesi içine girmeyen davalara ba

Genel Mahkemeler 1. Sulh Hukuk Mahkemesi: Kanunda belli edilen işlerle birlikte, ihtilaf konusu iki milyon TL'ye kadar olan davalara bakar (Bu rakam enflasyonla alakalı olarak zamanla değişmekte ve ayarlamalar yapılmaktadır.) Tek hakimle vazife görmektedir. Her ilçede bir Sulh Hukuk Mahkemesi bulunur.

2. Asliye Hukuk Mahkemesi: Bu mahkeme de tek hakim esasına göre çalışmaktadır. Hukuk davalarından, yine kanunla belli edilen ve Sulh Hukuk Mahkemesinin vazifesi içine girmeyen davalara bakar. Her ilçe de en az bir Asliye Hukuk Mahkemesi bulunur.

3. Sulh Ceza Mahkemesi: Tek hakimle vazife yapar. Hangi konularda görev yapacağı alakalı kanunda gösterilmiştir. Her ilçede Sulh Ceza Mahkemesi görev yapar.

4. Asliye Ceza Mahkemesi: Sulh ve Ağır Ceza Mahkemelerinin vazifesi dışında kalan işlere bakan ve tek hakimle çalışan bir mahkemedir.

5. Ağır Ceza Mahkemesi: Bir başkan ve iki üye olmak üzere, üç hakimden kurulan, toplu hakim esasına göre çalışan bir mahkemedir. Ağır cezayı gerektiren davalara bakar.

Mahkemelere davaların açılışı: Mahkemelerin faaliyete geçmesi, bir iddia ve müracaat ile başlar. Yani mahkemeler olaya re'sen (kendiliğinden) el atmazlar. Hakkının tesbitini isteyen veya zarar gören biri, vekili veya amme davalarında savcı, mahkemede dava açar. Kendisine suç ihbarında bulunulan savcı, önce bir hazırlık tahkikatı (hazırlık soruşturması) yapar. Sözkonusu fiil ile ilgili bazı ip uçları ele geçirirse ilgili kişi hakkında dava açar. Değilse takipsizlik kararı verir. Hukuk davalarında ise dava, ilgili kişi veya vekili tarafından doğrudan doğruya yetkili ve görevli mahkemeye açılır. İdari ihtilaflarla ilgili davalarda, zarar gören kişi veya vekili davayı doğrudan doğruya ilgili mahkemelerde açar. Savcı sadece ceza mahkemelerinde sözkonusu olmaktadır. Hukuk ve idare mahkemelerinde savcı değil davacı bu işi yapmaktadır. Dava açarken belli bir miktar “harç” yatırmak gerekmektedir. Aksi halde davaya bakılmaz.

Mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimin teminatı: Anayasa'nın 138. maddesine göre hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde, yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadırlar; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

Mahkemelerde duruşmaların aleniliği: Anayasa'nın 141. maddesine göre, mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur.

Mahkeme kararı: Anayasa'nın 141. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Yani mahkemeler mesnetsiz, delilsiz keyfi karar veremezler. Mahkemede her türlü ispat vasıtası delil olarak kullanılabilir. Delilleri değerlendirmek hakime aittir. Hakim gerekirse bilirkişiye müracaat edebilir ve keşfe karar verebilir. Hukuk davasında delili taraflar topladığı halde, ceza davasında savcı da, mahkeme de bizzat delil toplamakla meşgul olur. Varsa şahitler dinlenir. Hakim ilk celsede karar veremezse davayı başka bir güne tehir eder (erteler).

Anayasa'nın 36. maddesine göre, hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz. Hiç kimse, kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir adli merci önüne çıkarılamaz (tabii hakim ilkesi). Bu hükme göre, suç işleyen kişi, suçun işlendiği yer ve zamanda mevcut olan kanunlara göre yargılanır. Suç işlendikten sonra yeni düzenlemelerle sanığın durumunu ağırlaştırıcı işlemler yapılamaz. Yapılırsa, bu o kişi hakkında değil, daha sonra suç işleyenler hakkında uygulanabilir.

Mahkemelerin vereceği gerekçeli kararlar sonucu ilgili kişi veya kişiler suçlu bulunursa, hak ettikleri ceza verilir. Bu cezalar kesinleştikten sonra, yetkili merciler tarafından infaz edilir, yerine getirilir. Kişi, para cezasına çarptırılmışsa ve ödemiyorsa icra daireleri kanalı ile zorla ödetilir. Mallarına haciz konur ve gerekirse satışa çıkarılır. Şayet bir alacak davası söz konusu ise satılan mallardan alıcının alacağı ödenir. İlgili kişi hapse mahkum olmuşsa, derhal hapishaneye gönderilir.

Mahkemelerin verdiği kararlar için temyiz yoluna gitmek mümkünse, yani Yargıtay'a müracaat etmek yetkisi varsa, temyiz yoluna müracaat için kanunda belirtilmiş süre geçmedikçe alt mahkemenin verdiği karar kesin sayılmaz. Bu süre geçince kesinleşmiş sayılır. Şayet yetkili kişi veya savcı, re'sen (kendiliğinden) temyiz yoluna gitmişse, Yargıtayın vereceği karara kadar hüküm yerine getirilmez. Yargıtay alt mahkemenin verdiği kararı bozarsa, alt mahkeme bu karara uyar ve gereğini yapar veya eski kararından dönmez. Yargıtay tekrar bozarsa bu sefer alt mahkeme Yargıtay kararına uymak zorundadır. İlgililer Yargıtay'ın verdiği karara karşı Yargıtay Genel Kurulu'na müracaat edebilirler. Yargıtay Genel Kurulu'nun vereceği karar kesindir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar