Harita yüklenirken lütfen bekleyiniz...

Yardım

Harita üzerindeki Kırmızı ikonu tutup sürükleyerek, gelinen yerin adresini görebilirsiniz .Varsa sokak görünümü de bu alanda gösterilecektir. Harita üzerinde ikonu kayıp ederseniz Ortala butonuna basarak ikonun tekrar haritada belirmesini sağlayabilirsiniz. Sokak Görünümü ile Avrupa ve Amerika'daki pek çok şehrin sokaklarını gezebilirsiniz. Bu servis maalesef henüz Türkiye'de yok. Harita üzerinde mavi ile işaretli yollarda sokak görünümü var demektir. Bu yolları Sokak görünümü nerelerde var linki ile görebilirsiniz. Arama alanını kullanarak harita üzerinde arama yapabilirsiniz. Arama alanına yazılan kelime sadece harita üzerinde işaretli şehrin yakınlarındaki mekanları arar. Eğer sonuç bulunmuyorsa kırmızı ikonu başka bir alana taşıyarak tekra deneyiniz. Link yap butonunu kullanarak haritaki işaretli yerin linkini oluşturabilir ve paylaşabilirsiniz.

Şu anki konum. enlem: 37.4419, boylam: -100.1419)


Harita

Harita

Alm. Karte (f), Fr. Carte (f), plan(m), İng.(Geographic) map,(topographic) plain.Yeryüzünün tamamının veya bir kısmının bir ölçeğe göre küçültülerek bir plân üstünde gösterildiği çizim.Yunanca HARTEN, Fransızca CARTE kelimelerinden gelmektedir. İsviçreli Prof. Eimhof haritayı şöyle târif etmektedir: Yeryüzünün veya muayyen bir parçasının küçültülmüş, genelleştirilmiş ve bütünlenmiş olarak düz zemin üzerine iki boyutta gösterilme tekniği.

HARITA (türkçe) anlamı

1. yun. Yeryüzünün veya bir parçasının belli bir ölçüye göre küçültülerek muvafık bir yere çizilen taslağı.
2. Dağarcık
3. kulplu kese.

HARITA (türkçe) anlamı

4. coğrafya
5. tarih
6. dil
7. nüfus vb. olgularla ilgili olarak yeryüzünün ya da bir parçasının
8. belli bir orana göre küçültülüp düzlem üzerine çizilen taslağı.

HARITA (türkçe) ingilizcesi

1. [Harita]n. map,

HARITA (türkçe) fransızcası

1. carte [la]

HARITA (türkçe) almancası

1. n. Karte
2. Landkarte
3. Plan
Antik çağda ARİSTO, metafizik kitabında geometriyi, yer ölçümü için, jeodeziyi ise yerin bölünmesi anlamında kullanmıştır). Ünlü Alman bilim adamı F.R.HELMERT (1843-1917), 1880 de jeodezi, yeryüzünün ölçümü ve projeksiyon bilimidir demiştir. Aynı yıllarda yaşayan Alman astronomu ve matematikçisi H.BRUNS (1838-1919) bu tanıma yerin gravite alanının da ölçülmesini ekleyerek fiziksel jeodezinin de jeodezinin ayrılmaz bir bütünü olduğunu vurgulamıştır. Bu tanıma uygun olarak yine bir başka Alman bilim adamı S. HEITZ (doğ.1929) "Jeodezi, yeryuvarına ilişkin gözlemlerin elde edilmesi ve bunların fiziksel modele dönüştürülmesidir" şeklinde tanımlamıştır. Yeryüzünün tamamının veya bir kısmının bir ölçeğe göre küçültülerek bir plân üstünde gösterildiği çizim. Yunanca HARTEN, Fransızca CARTE kelimelerinden gelmektedir. İsviçreli Prof. Eimhof haritayı şöyle târif etmektedir: Yeryüzünün veya muayyen bir parçasının küçültülmüş, genelleştirilmiş ve bütünlenmiş olarak düz zemin üzerine iki boyutta gösterilme tekniği..

FIG (Federation İnternationale des Geometres=Uluslararası Haritacılar Birliği), tüzüğünde haritacıların mesleki etkinlikleri olarak "Haritacı, yapılı ya da yapısız olan hem yer üstünde hem de yer altında bulunan taşınmazlara ilişkin tüzel ve özel iyeliği dökümleyen, sınırlarını belirleyen, ölçen ve değerlendiren, bu çalışmalarında toprak iyeliğinin yasal kayıtlanması önlemleriyle onunla bağlantılı hakları gözeten bir meslek ilgilisidir. O, bunlardan başka kırsal ve kentsel toprakların kullanılmasını araştırır, planlar ve yönetir. Haritacı sözü edilen konuları ilgilendiren teknik, tüzel, ekonomik, tarımsal ve sosyal bilgileri edinir" diye tanımlamıştır. IAG (İnternational Association of Geodesy = Uluslararası Jeodezi Birliği) ise 1975 Grenoble ve 1979 Canberra toplantılarında jeodezi için "Jeodezi, üç boyutlu ve zaman değişkenli uzayda çekim alanı da kapsamda olmak koşulu ile, yerin ve diğer gök cisimlerinin temsil edilmesi ve ölçülmesi ile ilgilenen bir bilimdir" demiştir. Ölçülen yeryüzünün büyüklüğüne göre yapılan işe arazi ölçümü, ülke ölçümü, yer ölçümü denir. Büyük ölçekte yapılan işlemler "Jeodezi" veya "Yüksek Jeodezi" konularına girmektedir. Küçük çapta yapılan ölçüler ise "Ölçme Mühendisliği" veya "Haritacılık" olarak isimlendirilir

İnsan hayatında önemli bir yeri olan harita çeşitli maksatlar için kullanılmaktadır. Araziden faydalanmak, kurutma, sulama, ormancılık, mâden arama, şehirlerin îmârı, tapu kadastro işleri, yol yapımı, arkeolojik ve jeolojik araştırmalar ile yurt savunması gibi sahalarda haritanın önemli yeri vardı. Ekonomik faaliyetlerin organizesi de buna dâhildir.

Haritanın doğru, tam, gâyeye uygun, açık, anlaşılabilir, kolay okunabilir ve güzel olması aranır.Haritadan faydalanırken önce ölçeğinin bilinmesi gerekir ve bu, haritanın bir köşesinde gösterilir. Haritaların ölçekleri de “kesirli ölçek” ve “grafik ölçek” diye ikiye ayrılır. Kesirli ölçekte pay haritanın üzerindeki, payda ise arazi üzerindeki uzunluğu gösterir. Grafik ölçekte uzunluk, üzeri bölmelere ayrılmış bir doğru parçasında gösterilir.

Haritalar genellikle gösterdikleri arazi parçasına tam olarak benzemez. Çünkü küre şeklindeki bir arazi bir düzlem üzerine aynen geçirilemez. Dolayısıyla aslına en uygun harita küre şeklinde bir yüz üzerinde gösterilen haritadır.

Harita çeşitleri:

Haritalar, genel ve topografik isimleriyle iki sınıfa ayrılır.Genel haritalar da kendi arasında kullanılış ve yapılışlarına göre ikiye ayrılır ve bunlar özel maksatlarla kullanılırlar. Bu haritalar umumiyetle topografik haritaların küçültülmüş şeklidir veya hususî olarak hazırlanmışlardır. Topografik haritalar, büyükçe bir ölçekte çizilen ve cisimlerin çoğunun tabiattaki büyüklüğünü tafsilâtlı olarak gösteren haritalardır.Haritalar ölçeklerine, kullanıldıkları yerlere, hazırlanış şekline göre de sınıflandırılabilirler. Ölçeklerine göre haritalar; büyük ölçekli haritalar(1/100.000’e kadar),orta ölçekli haritalar (1/100.000 ile 1/1.000.000 arası), küçük ölçekli haritalar (1/1.000.000 dan küçükler) olmak üzere üçe ayrılır.

Kullanılış amaçlarına göre ise kara, deniz, hava, kadastro, beşeri coğrafya, askeri, siyasi, jeolojik, orman, bitki, meteoroloji, yol ve ekonomik haritalar gibi sınıflara ayrılır.

Haritalar yapılış şekillerine göre de topografik, planimetrik, fotogrametrik ve istikşaf haritaları gibi çeşitlere ayrılır.Planimetrik haritalar yatay durumu, topografik haritalar yatay ve düşey durumu, kabartma haritalar da üç boyutlu (gövdeli) olarak yer şekillerini gösterirler.

Haritanın yapım târihi: Harita yapımı çok eski devirlere kadar uzanmaktadır. Bu uzun târihi süre içinde haritalar gittikçe tekamül etmiştir. Bu gelişmeyi şöyle üç döneme ayırabiliriz:

  • 1.İlk haritalar: M.Ö. 2400’de Mezopotamya ve M.Ö. 1300’de Mısır Firavunu İkinci Ramses zamanında çizilen Mısır haritalarının dünyânın en eski haritaları olduğu sanılmaktadır. Bu haritalardaki dağlar, bir yolun sağında ve solunda profiline göre yan yatırılmış gibi gösterilmiştir.


  • 2. Yan ve eğik görünüşlü haritalar: Ortaçağda ve takriben 1500 yıllarında harita üzerindeki arazi detayları çok basit çizgiler halinde gösterilmeye başlanmış, dağ ve tepeler profil olarak yandan görünüşleri ile tabiî şekillerine uygun bir şekilde çizilmiştir. Bu şekildeki haritaların en önemlisi 1568’de Aplan tarafından yapılan ve ortalama 1/140.000 ölçeğindeki Bavyera eyaleti haritasıdır. Yandan görünüşlü haritaların bir eksikliği, tepeler arkasında kalan örtülü bölgelerin gösterilmemesiydi.On yedinci yüzyıldan îtibâren bunu gidermek maksadıyla haritaların yapımında, durulan noktanın daha yüksek bir yerde olması düşünülmüş, böylece eğik perspektifin kullanılmasına geçilmiştir. Daha sonra ölü noktaların tamâmen ortadan kaldırılması için duruş noktasının daha yüksekte olması arzu edilerek kuşbakışı perspektif metodu uygulanmıştır. Bütün bu haritaların üzerinde geometrik ölçülerin yapılması mümkün değildi. Sâdece görünümü aksettirmekteydi.


  • 3. Düşey görünüşlü haritalar:Kuşbakışı perspektiften daha gelişmiş haritaların yapımında kullanılan paralel ışınlı (oztoponal) projeksiyona geçilmesi, gerek arâzi üzerindeki objelerin(binâ, yol, köprü vb. konumlarına uygun olarak belirtilmesi ve gerekse bu metodla birlikte ortaya çıkmış olan üçüncü boyutun, yâni yüksekliğin doğru olarak gösterilmesini mümkün kılmıştır.Yüksekliğin doğru olarak gösterilmesi için gelişim sırasına göre tarama, yalama, münhaniler, gölgeleme, renk kademeleri ve renk kombinasyonları gibi çizim şekilleri uygulanmıştır.


Bu maksada, son olarak geliştirilen plâstik kabartma haritalar çok iyi cevap vermektedir. Plastik kabartma haritaların yapımı ise şöyle olmaktadır: Münhani kalıbı çizilir. Alçı bloku hazırlanır vemünhanilere göre basamaklı model hâline getirilir. Basamaklar arası mumlanır. Kazıma ve retuşla arazi modeli ortaya çıkarılır. Bundan sonra dışı ve biçimlendirme modellerinin üretilmesi ve bunlardan faydalanmak suretiyle de plâstik biçimlendirilmesi yapılır.

Harita bildirim sistemleri: Dünyâ üzerindeki bir noktanın hakîkî yerini herhangi bir karışıklığa meydan vermeden doğru olarak bildirmede kullanılır.

Üç çeşit harita bildirim sistemi vardır: Grid bildirim sistemi, coğrafî koordinatsistemi, georef sistemi.



Türkler'de haritacılık

En eski Türk haritası büyük dil bilgini Kaşgarlı Mahmûd’un Dîvân-ü Lügat-it Türk adlı eserindeki dünyâ haritasıdır. Bu harita on birinci asrın ikinci yarısındaki bilgilere göre çizilmiştir. Yazar bu haritada o zamanki dünya kavimleri arasındaki Türklerin yayılmış olduğu yerleri belirtmektedir. İlmî çevrelerce büyük bir ilgi gören bu harita, 1935 senesinde İmago Mundi Dergisi’nde Albert tarafından yayınlanmıştır. İslâm ilimlerinin ve kültürünün Akdeniz’de yayılması için Türk denizcileri bu denizdeki ada, liman ve kıyıları büyük bir dikkatle incelemişler, haritalarını çizmişler ve bu hususta değerli eserler bırakmışlardır.

1456 senesinde İbrahim Mürsel, Akdeniz haritasını; 1513’te Pîrî Reis Amerika,Afrika ve Atlas Okyanusunu içine alan renkli haritasını, deniz klavuzları ve plânlarını yapmıştır. Seydi Ali Reis ise Basra Körfezi ve Hind Denizine âit Mir’ât-ül-Memâlik isimli coğrafya kitabı ile haritacılığa ait Mir’ât-ül-Kâinat adlı kitabını yazmıştır.Ceylan veya deve derisi üzerine çizilen dokuz renkli Pîrî Reis haritasının sâdece bir paftası elimizde mevcuttur ve Topkapı Sarayı Müzesinde saklanmaktadır. Bu haritanın bugünkü haritalardan bazı bakımlardan daha mükemmel olduğu söylenmektedir. Akdeniz kıyılarını en ince teferruatına kadar çizdiği gibi deniz dibini de çok iyi bir araştırma ile tesbit etmiştir. Zamanımızda boş ve temelsiz iddialara dayalı bâzı eserleri ülkemizde de yayınlanan Alman Romancı Erich Von Daniken, bir kitabında, Piri Reis’in haritalarının mükemmeliyetini inkar edememiş ancak o zamanki Pîrî Reis’in ilmî seviyesini bilmediğinden bu haritayı çizerken Pîrî Reis’in ruhu vücudunu terk edip yükseklere çıkarak, “Bu haritayı çizmiştir!” şeklinde bir safsata yazmaktan kendini alamamıştır.

Türkiye’de ilk mükemmel atlas 1803 senesinde Dâr-üt-Tıbât-il-Âmire isimli matbaanın müdürü Müderris Abdurrahman Efendi tarafındanÜsküdar’daki Tabhâne-i Hümâyunda basılmıştır. Atlasın başında astronomi ve coğrafya bilgilerini ihtiva eden 79 sayfalık bir bölüm mevcuttur. Abdurrahman Efendi,Üçüncü Selim Han zamânında Mühendishâne-i Berr-i Hümâyunda geometri öğretmenliği yapmıştır.

1880 senesinde Genel KurmayBaşkanlığı 5. şubesi Harita ve Fen İşleri olarak kurulmuş ve bu şube Batı Anadolu ve Balkanlardaki Türk topraklarının haritalarını yapmakla görevlendirilmiştir. Baz ve nirengi şebekesine dayanan ilk modern harita çalışmaları Vardar havzasında başlamıştır. Uzun yıllar haritacılığa gereken önem verilmiş ve Türk haritacılığı hâlen dünyâ milletleri arasında en baştaki yerini muhafaza etmiştir.

Projeksiyonlar

Geoide benzeyen yer küresinin bir parçasının, bir düzlem üzerine sistematik yolla aktarılması, çeşitli izdüşümler(projeksiyonlar) ile mümkün olmaktadır. Meridyen ve paralellerden ibâret olan coğrafî sistem,bir küre üzerine kolayca çizilebilir. Fakat küre yüzeyindeki bütün ayrıntıların bir düzlem üzerine geometrik bağıntılarda geçirilebilmesi mümkün değildir. Bu bozulmalar uzunlukta, açıda ve alanda olmak üzere üç grupta toplanmaktadır. Bu düzlem üzerine yeryüzünün bir parçasını mümkün olduğu kadar az hata ile nakledebilmek için çeşitli izdüşüm sistemlerinden faydalanılır. İzdüşüm sistemlerinde esas; yer yuvarlağı üzerinde tasarlanmış enlem-boylam dâireleri ile var olan ayrıntıları, o sistemde yapılacak haritaların kullanılma maksatlarına en uygun düşecek şekilde en az hatalı olarak bir yüzey üzerine geçirmektir.Seçilen yüzey düzlem olmayıp, silindir veya koni ise sonra bu yüzey bir ayrıntı boyunca kesilerek açılır ve düzlem hâle sokulur.

İzdüşüm sistemleri birkaç ayrı şekilde sınıflandırılırlar:

1. Tasarlanışa göre:

a) Gerçek izdüşümler,

b) Gerçek olmayan (hesâbî) izdüşümler.

2. Yüzey cinsine göre:

a)Düzlem üzerine izdüşümler,

b) Koni üzerine izdüşümler,

c) Silindir üzerine izdüşümler,

3. Eksendurumuna göre:

a) Kutbî (azimutal)izdüşümler,

b)Ekvatoralizdüşümler,

c) Eğik durumlu izdüşümler,

4.Sadık kaldığı özelliğe göre:

a) Açısı doğru izdüşümler,

b) Alanı doğru izdüşümler,

c) Ortaya uzaklığı doğru izdüşümler.

İzdüşüm sistemlerinden biri ile enlem ve boylam daireleri düzlem üzerine taşındıktan sonra yeryüzünün bir parçası üzerindeki noktaların bir düzlem olan haritalara aktarılması mümkün olur.

Harita kullanılacağı yer ve maksada göre izdüşüm sistemi seçilir. Bunların çeşidine göre haritalarda açıya sâdık kalma,(arazi ve harita üzerindeki aynı doğruların meydana getirdikleri açıların birbirine eşit olması); uzunluklara sadık kalma, alana sadık kalma şartları temin edilebilir.Hiçbir izdüşüm usulü bütün bu şartları aynı zamanda tam olarak karşılayamaz. Değişik ülkeler, yer yüzündeki konumlarına ve kapladıkları alanın genişliğine göre değişik izdüşüm yollarından faydalanmaktadırlar.

Türkiye’deki uygulanan Merkator projeksiyonu, azimutal-silindirik-açısı doğru, gerçek ve perspektif bir izdüşüm sistemidir.

Paralel ve meridyen dâirelerinin, yeryüzüne ekvatorda teğet olan bir silindir üzerine izdüşürülmesi prensibine dayanan bir usuldür. Silindir, düzlem hâlinde açıldığı zaman meridyenlerin birbirine paralel ve eşit aralıklarla, paralel dâirelerin ise meridyenlere dik ve ekvatordan kutuplara gidildikçe aralıkları açılan paralel doğrular hâlinde izdüşümlendiği görülür. Bunun için bu projeksiyon sisteminde kesin bir ölçek olmayıp ölçekler meridyen ve paralel dâireleri boyunca değişik olarak düzenlenir. Örnek olarak izdüşüm düzlemi üzerinde 60° paralel dâiresinin aralıkları ise her paralel dâire üzerinde birbirine eşit olduğundan 60° enleminde haritanın ölçeği iki defa büyümüş olur. 80° enleminde haritanın ölçeği iki defâ büyümüş olur. 80° ise büyüme 6 defâdır. Paralellerin genişlemesi gittikçe artacağından kutuplar bu projeksiyon sisteminde gösterilemez. Bu sebeple Merkator projeksiyon sistemi ancak 80° kuzey ve 80° güney enlemleri arasında kalan bölgeler içinde kullanılabilir.

Ancak Merkator projeksiyonunun esas hatası yüzey ve mesafelerdeki büyük yanlışlıklardır. Bu projeksiyon ile yapılmış haritalarda Afrika kıtası (30 milyon km2) Eski SSCB’den (22,5 milyon km2) küçük; Grönland (2,1 milyon km2) Çin’den (9,5 milyon km2) büyük; G. Amerika (17,8 milyon km2) Avrupa’dan (9,7 milyon km2) küçük gözükür. Tabiî olarak, alanlardaki bu çok büyük yanlışlıklar, alanı yanlış hesaplanan bölgelerin içindeki yerler ve buralara komşu olan araziler arasındaki mesafelere de yansımıştır.Örnek olarak Merkator haritasında Grönland,K. Amerika’ya olduğundan daha yakın görünür.

Bütün bunlara rağmen haritalar hangi şekilde yapılırsa yapılsın bazı hatâlar sâhib olabilirler. Haritacılıkta yeni tekniklerden biri olan hava fotoğrafçılığı ile bu, büyük ölçüde önlenmektedir. Böyle haritaların çiziminde özel uçaklardan faydalanılır. Belli bir yükseklikten çekilen fotoğraflar yeryüzünün dar bir alanını ihtiva eder. Bu işlem komşu bölgelerde de aynı şartlar altında sürdürülerek haritası yapılmak istenen bölgenin kuşbakışı görünüşü kâğıt üzerine düşürülmüş olur. Bu türlü yapılan haritalar da birleştirilerek ülkeler, kıtaların hattâ dünyânın da haritaları doğru olarak elde edilebilir.

Yardımcı bilim dalları



Bağlantılı Konular

Önceki Paylaşımlar