Has

Osmanlı Devleti toprak rejiminde, yıllık geliri 100.000 akçeden fazla olan dirlikler için kullanılan tâbir. Bu tâbire, Harezmşahlar, Memlûkler ve Anadolu Selçuklu devletlerinde de rastlanır.

HAS (inglizce) türkçe anlamı

1. [have] f. sahip olmak
2. olmak
3. elde etmek
4. almak
5. yapmak
6. etmek
7. kabul etmek
8. göz yummak
9. aldatmak
10. dolandırmak
11. zorunda olmak
12. bulunmak

HAS (türkçe) anlamı

13. Özgü
14. mahsus:Anadolu'nun yüksek yaylalarına has
15. sessiz
16. pussuz
17. boz renkli gecelerden biriydi.- R. N. Güntekin. Katışıksız
18. en iyi cinsten
19. saf. İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kişi). Osmanlı Devletinde yüz bin akçeyi aşan dirlik. Hükümdara özgü olan.
20. 2. anlamı (bak.) have .
21. have ol,.
22. 3. anlamı bkz. have.
23. 4. have.

HAS (türkçe) anlamı

24. özgü
25. mahsus
26. hükümdara özgü olan.
27. katışıksız
28. en iyi cinsten
29. saf
30. iyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kişi).
31. osmanlı devletinde yüz bin akçayı aşan dirlik.
1. [have] v. possess
2. contain
3. receive
4. get
5. take
6. need
7. cause to occur
8. give birth to
9. bear
10. be required to
11. must
12. endure
13. n. shark
14. large predatory fish
15. v. have
16. possess
17. get
18. live,

Has İngilizce anlamı ve tanımı

Has anlamları
    () 3d pers. sing. pres. of Have.() of Have
Has tanım:
Kelime: has
19. present third singular of HAVE
,

HAS (türkçe) ingilizcesi

20. [have] v. possess
21. contain
22. receive
23. get
24. take
25. need
26. cause to occur
27. give birth to
28. bear
29. be required to
30. must
31. endure
32. n. shark
33. large predatory fish
34. v. have
35. possess
36. get
37. live

Has (ingilizce) fransızcası

1. [have] v. avoir
2. être possesseur de
3. recevoir
4. prendre
5. être obligé
6. forcé de
7. causer
8. occasionner
9. faire faire quelque chose à quelqu'un

Has (ingilizce) almancası

1. [have] v. haben
2. müssen
3. bekommen
4. nehmen
5. besitzen
6. beinhalten
7. brauchen
8. gebären
9. aushalten

Has (ingilizce) italyancası

1. [have] v. avere
2. possedere
3. sentire
4. provare
5. ricevere
6. prendere
7. dovere
8. avere da
9. fare
10. mangiare
11. farsi
12. dare alla luce
13. partorire
14. mostrare

Has (ingilizce) ispanyolcası

1. [have] v. tener
2. contar con
3. disponer de
4. gozar de
5. poseer
6. quedar
7. sufrir de
8. estar con
9. estar enfermo de
10. haber
11. contener
12. comprender

Has (ingilizce) portekizcesi

1. [have] v. ter
2. possuir
3. receber
4. pegar
5. necessitar
6. causar

Has (ingilizce) flemenkcesi

1. [have] ww. hebben
2. bezitten
3. verkrijgen
4. nodig hebben
5. veroorzaken
Has ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı sayfa: Osmanlı Devleti toprak rejiminde, yıllık geliri 100.000 akçeden fazla olan dirlikler için kullanılan tâbir. Bu tâbire, Harezmşahlar, Memlûkler ve Anadolu Selçuklu devletlerinde de rastlanır.
Osmanlılarda yeni fethedilen yerlerin tahriri yapılırken arâzi; timar, zeâmet ve has olarak üç kısma ayrılırdı. Fâtih Kânunnâmesi’ne göre yıllık vergi geliri 100.000 akçeyi geçen mîrî topraklar has statüsündeydi. Bu arâzilerden pâdişâha ayrılanlar için “Hass-ı Hümâyûn” tâbiri kullanılırdı. Hass-ı Hümâyûn gelirinin bir kısmı devlet hazînesine girerken bir kısmı ise pâdişâha âit olurdu. Vâlide ve hanım sultanlar ile pâdişâhların kızlarına ve kızkardeşlerine âit olan haslara “paşmaklık” denilirdi. Beylerbeyi, sancakbeyleri ve vezirlere tahsis olunan haslara ise “havâss-ı vüzerâ” adı verilirdi. Bu hasların yıllık gelirleri bir milyonla bir buçuk milyon akçe arasında değişirdi. Has sâhiplerinin vergilerini toplamak üzere “voyvoda” denilen görevliler tâyin edilir, bunlar haraççılar ve cizyedârlarla birlikte has gelirlerini tahsil ederlerdi. Has sâhibi, arâzisini kullanan köylü iyi işleyemezse elinden alıp başkasına verebilirdi.
Sefer vukûunda bütün has sâhibi paşalar ve sancak beyleri, hassının miktârına göre, Anadolu’da her 3000 akçesi için, Rumeli’nde 5000 akçesi için tam teçhizâtlı ve savaşmaya kâdir bir atlı askeri savaşa götürmeye mecburdular. Sulh zamânında bu paşaların ve sancak beylerinin maiyetinde “dâire halkı” denilen bir kısım kuvvet bulunurdu. Bunlar çevrelerinde âsâyişi temin ederlerdi. Kısaca jandarma ve polis görevini yerine getirirlerdi.
Has, zeâmet ve timar arasındaki tek fark; has memuriyetin bitmesiyle sâhibinin elinden alınır, fakat zeâmet ve timar evlâda intikâl edebilirdi. Diğer hukûkî menfaatler bakımından haslarla; zeâmet ve timarın bir farklılığı yoktur. ( Timar)
Önceki Paylaşımlar