İyonya Ve Urartular Hakkında Detaylı Bilgi Burada!!!

İyonya İzmir ile Büyük Menderes Irmağı arasında kalan kıyı bölgeye eskiden verilen isim. Buranın en eski sakinlerine; İyonlar veya İyonyalılar denmektedir. İyonlar muhtemelen M.Ö. 2000 yıllarında buraya yerleşmiş olup, uzun müddet Hititlere tabi yaşamışlardı. Aka medeniyeti ile eski Anadolu kültürünün etkisi altında kalan İyonlar, toprak bakımından zengin ve Ön Asya ticaret yolunun sonunda bulunan bu ülkede kısa zamanda parlak bir medeniyet kurmaya muvaffak oldular. En önemlileri Millet

İyonya İzmir ile Büyük Menderes Irmağı arasında kalan kıyı bölgeye eskiden verilen isim. Buranın en eski sakinlerine; İyonlar veya İyonyalılar denmektedir. İyonlar muhtemelen M.Ö. 2000 yıllarında buraya yerleşmiş olup, uzun müddet Hititlere tabi yaşamışlardı. Aka medeniyeti ile eski Anadolu kültürünün etkisi altında kalan İyonlar, toprak bakımından zengin ve Ön Asya ticaret yolunun sonunda bulunan bu ülkede kısa zamanda parlak bir medeniyet kurmaya muvaffak oldular. En önemlileri Millet (Miletos), Efes (Efesos), ve İzmir (Smyrna) olan İyon şehirleri ticaret, denizcilik ve sanatta büyük başarı göstermişlerdi
İyonlar genellikle ayrı ayrı şehir devletleri halinde yaşamışlar ve büyük bir birlik kurmaya muvaffak olamamışlardır. Şehir devletleri ilk zamanlarda krallar tarafından yönetilmekteydi. Çok geçmeden büyük bir güç haline gelmeyi başaran asiller sınıfı, M.Ö. 9. yüzyılda kralları ortadan kaldırarak devlet işlerini ellerine geçirdiler. Asiller M.Ö. 8. yüzyılda başgösteren Lidya tehlikesi üzerine ordu ve devlet yönetimini Tiran adı verilen kuvvetli devlet adamlarına bıraktılar. Tiranlar memleketlerinde Özellikle imar faaliyetlerine ağırlık verdiler. Bu sırada kuvvetli bir duruma gelmiş bulunan Lidyalılar, İyonların Anadolu ve Ön Asya ile ticaret yapmalarına engel olduklarından, İyonlar donanmalarıyla Akdeniz ve Karadeniz’e açılarak kendilerine yeni pazar yerleri aramaya başladılar. Güney Fransa, Marsilya ve İspanya kıyılarında koloniler meydana getirdiler.
Bundan başka İyonlar, Mısır’da Kral Psammetik’in izniyle Navkratis şehrini kurdular. Bu şehir kısa bir süre sonra önemli bir ticaret merkezi halini aldı.
Lidya Krallığının yıkılmasından sonra İyon şehirleri İranlıların hakimiyeti altına girdi. İyonlar zamanla Yunanistan’dan gelen göçmenlerle yunanlılaştılar.
İyonlar genel olarak, Hitit ve Mısır medeniyetlerinin tesiri altında kaldılar. Aldıkları bu medeniyeti ilerleterek Özellikle Yunan medeniyetine önemli ölçüde tesir ettiler. Fenike alfabesinden alınan çeşitli Yunan alfabeleri içinde en çok kullanılan İyon alfabesi olmuştur.
İyonlar insanlar gibi düşünmekte olan çeşitli tanrılara taparlardı. Şehir mimarisinde önceleri tahta ve kerpiç, sonradan taş kullandılar. M.Ö yedinci yüzyılda İyon adı verilen bir yapı tarzı ortaya koydular.
İyonlar, fikir hayatında ve bilim alanında önemli ilerlemeler gösterdiler. İyonyalılardan dünya çapında Ünlü ilim, felsefe ve edebiyat adamları yetişmiştir. Milletli Tales, Efesli Demokrites ve Heraklides, Sisamlı Hipokrites ve Pitagoras, İzmirli Homeros bunlardan en Ünlüleridir.
Urartu Uygarlığı
Doğu Anadolu'da yaşamış ilkçağ ulusudur, en parlak döneminde (M.Ö. IX. yy.)
Hazar Denizi' nden Malatya' ya kadar uzanan alanda egemenlik sürüyordu. Başkenti Tuşpa (Van) idi. Devletin kuzey sınırları Erzurum ve Erzincan' a, güney sınırlarıysa Musul99 ve [halep' e kadar uzanıyordu. O yıllarda Önasya' nın büyük devleti olan Asur Devleti, Urartuların bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı. Urartular M.Ö. VIII. yüzyıla kadar Yakındoğu'nun en büyük devletlerinden biri olarak yaşadılar. Bu yüzyılın ortalarında Kimmer ve Îskit akınlarıyla sarsılarak dağlık bölgelere sıkıştılar, Îskit istilâsından ve VII. yüzyılda Asur Devleti'nin ortadan kalkmasından sonra Medlerin Anadolu'yu ele geçirmeleri üzerine Urartu Devleti M.Ö. 600 yıllarında son buldu.
Urartu Uygarlığı
Bugüne kalan yazıtlardan anlaşıldığına göre Urartu kralları başkent Tuşpa'da ve başka kentlerde kaleler, saraylar, su kanalları yaptırmışlardı. Ortaya çıkarılan eserler Urartu mimarisinin yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Urartuların yaptığı su tesisleri de ilgi çekicidir (kral Menua'nın yaptırdığı Menua ya da Şamranaltı Kanalı, Keşiş Gölü Barajı v. b.). Onlardan kalan madenî eşya ve kapkacak, taş, kemik ve seramik eserler sanat ve teknik bakımından ileri düzeydedir.

Urartu dili Ön Asya dilleri grubuna girer. Yazılarıysa iki çeşitti: çivi yazısı ve hiyeroglif. Hiyeroglif yazısı yönetim ve din işlerinde kullanılıyordu. Bazı bilginler bu yazıyı onların kendilerinin bulduğunu, bazılarıysa Girit veya Hitit yazılarından edindiklerini öne sürerler. Urartular çivi yazısını Asurlardan almışlar ve bunu değiştirerek sadeleştirmişlerdi. Taş üzerine yazılmış kral yazıtları, yıllıklar, askeri olaylardan söz eden belgeler, yapılar ve su tesisleriyle ilgili levhalar çivi yazısıyla yazılmıştır.

Arkadaşlar Çok Özür Dilerim Sorunun CEvabının Hepsi Burada
Saygılar
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar