Kabil

Kabil

Kabil, Afganistan'ın başkenti ve 3.000.000 nüfusuyla en büyük şehridir. Hindikuş dağları içinde Kabil nehri boyunca ilerleyen dar bir vadide deniz seviyesinden 1800 metre yükseklikte kurulmuştur.

KABIL (türkçe) anlamı

1. Kabul eden. Olabilir
2. istidatlı
3. mümkün olan
4. önde ve ileride olan.

KABIL (türkçe) anlamı

5. olabilir
6. olanaklı
7. mümkün
8. türlü
9. gibi
10. benzer
11. tür
12. cins
Afganistan'ın başkenti

KABIL (türkçe) anlamı

13. (Arapça) Erkek ismi 1. Olabilir
14. mümkün. 2. Cins
15. soy
16. sınıf
17. tür
18. çeşit. -Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.

KABIL (türkçe) ingilizcesi

1. [Kâbil]n. Kabul,

KABIL (türkçe) almancası

1. npr. Kain
Kabil, Afganistanın başkenti.

Kabil nehrinin kıyısında ve Hindukuş dağlarının güneyinden Hindistana giden yol üzerinde, kurulmuş olup milâttan ön­ce 1500lü yıllardan itibaren varlığı bilin­mektedir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1798 metredir. 160 km. doğusunda yer alan ve içinde Pakistan sınır kapısı bulu­nan Hayber Geçidini kontrolü altında tut­ması stratejik önemini arttırır. Türkçede "Kabil" telaffuzuyla söylenen ismin aslı "Kâbül" olup Hinduların kutsal kitapların­dan Rig-Vedada "Kubha", Batlamyusun Kitâbül-Coğrafyasmöa "Kophen nehri kenarında Kabolitlerin Kaboura şehri" ve Çin seyahatnamelerinde "Kao-fu" şekille­rinde geçer. Arap kaynaklarında adına ilk defa Cahiliye dönemi şiirlerinde Türklerle Özdeşleşmiş olarak (Türkve Kabul) "dün­yanın en kuzeyindeki ülke" anlamında rastlanır.

632de Kabile gelen Çinli seyyah Hiuen-Tsang burada 100 Budist manastırı ve 6000 rahibin bulunduğundan bahset­mektedir. 630da Göktürk Devletini yıkan Çinlilerin batıya doğru ilerlemesi Arap fe­tihleri karşısında durduysa da baskılar­dan kaçan Türklerden bir kısmı VII. yüz­yılın ortalarında Afganistan topraklarına, bu arada Kabil ve çevresine yerleşti. O dö­nemde bölgeye hâkim olan Kuşan kralı, burayı müslümanlara karşı korumak için şehrin iki tarafındaki Şîrdervâze ve Âsâ-mâyî tepelerine birer kale yaptırdı. Kabil­de Kuşan Devletinin ve arkasından hü­küm süren Kâbilşâhîler hanedanının yı­kılmasından sonra Türkşâhîler dönemi başladı. Müslümanlar, ilk defa Halife Muaviye zamanında Sicistan (Sîstan) Valisi Abdurrahman b. Semüre ve Rebf b. Zi-yâd kumandasında Kabile kadar ilerledi­ler (44/664) ve bölgeyi yağma edip Türk-şâhî hükümdarını ve mahallî yöneticileri haraca bağladılar. Halife Abdülmelik dö­neminde Irak Valisi Haccâc b. Yûsuf 78 (697) yılında fetih amacıyla İbn Ebû Bekreyi bölgeye gönderdiyse de başarı ka-zanılamadı ve ağır kayıplar verildi; Haccâcın 95te (714) vefatı üzerine de Türk­şâhîler haraç vermekten vazgeçtiler. Hu-meyd b. Kahtabe. Horasan valiliği sırasın­da Kabile bir sefer düzenlediği gibi Ho­rasan Valisi FazI b. Yahya el-Bermekî de Halife Hârûnürreşîd zamanında iki defa Afganistan üzerine gönderildi ve bazı top­rakları ele geçirildi. Fazl b. Yahya tarafın­dan gönderilen İbrahim b. Cibrâîl 179da (795) Zâbülistani aldı ve Kabile girdi; bu­nun üzerine Kabilde oturan Türkşâhî hü­kümdarı müslüman oldu ve 1.5 milyon dirhem haraç vermeyi kabul etti. Müslü­manların Kabil ve civarında tam hâkimi­yet kurmaları Sicistandaki Saffârîler dö­nemine rastlar. Kabilin İslâmlaşması İse Sâmânîlerin Horasan valileri Alp Tegin (ö. 963) ve SebükTegin (ö. 997) dönem­lerinde başlayıp Gazneli Mahmud zama­nında tamamlanmıştır. Müslüman tarih­çilerin eserlerinde, uzun süre buradan Bağdata gönderilen filler ve putperest köleler hakkında çeşitli bilgiler bulunmak­tadır.

Ancak IX ve X. yüzyıl tarihçileri tarafından Kabil hakkın­da verilen bilgiler genellikle bölgeyi gör­medikleri için gerçekleri tam ifade etme­mektedir; fakat müslüman tüccarların Hindistanın ticaret mallarını Kabildeki pazarlardan aldıkları doğrudur.

Arapların Kabil önlerine geldiği ilk za­manlardan sonra aradan geçen yaklaşık iki asır içerisinde şehirdeki Budizm yeri­ni, bölgeye hâkim olan Hint asıllı hane­danlar sebebiyle güçlenen Hinduizme bı­rakmıştı. Gazneliler döneminin başların­da önemini koruyan Kabilde müslüman-larla Hindular birlikte yaşıyorlardı ve bu­rada birçok putperest tapınağı bulunu­yordu. Biruniye göre de şehirde Türklerden Şâhiyye (Türk­şâhî) denen toplulukla Hindular yaşamaktaydı.

Gurlular zamanında on idarî bölgeden biri olan Ka­bil, Gazneve Fîrûzkûh gibi önemli mer­kezlerin yanında fazla gelişemedi; Cengiz Hanın saldırısı ile de harabeye döndü. İbn Battûta (ö. 770/1368-69), ziyareti sırasın­da buranın eski önemini kaybetmiş ve köy görünümü almış olduğunu belirtmekte­dir. Timur, Hindistan seferi sırasında Ka­bilin etrafında tarıma elverişli arazilerde yaşayan köylüler için su kanalı açtırdı ve torunu Pîr Muhammed uzun süre burada vali olarak bulundu. 865-907 (1461 -1502) yılları arasında Kabilde hüküm süren Ebû Said Mirza Hanın oğlu Uluğ Bey de bahçeler, çeşmeler ve su kanalları inşa ettirdi. 0 dönemde şehirde Türk, Arap, Şart ve Tacikler yaşamaktaydı. Uluğ Beyin ölü­münden sonra Kabil Argun hanedanın­dan Muhammed Mukim Hanın, 910da da (1504) Bâbürün eline geçti. Bâbür bu­rayı, Orta Asyadan Hindukuşu aşan tica­ret yolları ve Hindistana yapılan askerî seferler İçin önemli bir konuma sahip bu­lunması sebebiyle olduğu kadar havası ve çevresindeki güzelliklerden dolayı da beğenerek kurduğu devlete başşehir yap­mıştı. Bâbürün Kabili ele geçirmesi şeh­rin tarihinde önemli bir dönüm noktası­dır ve bu konu onun hâtıralarında ayrın­tılarıyla yer almaktadır. O dönemde Herat, İsfahan, Tebriz, Bağdat, Delhi, Bengal, Semerkant, Buhara, Fergana ve Kaşgardan her yıl toplam 20.000 civarında devenin katıldığı kervanlar Kabil pazarına uğramaktaydı. Böylece Kabil Hindistan, Çin, Orta Asya ve İrandan getirilen tica­ret mallarının satıldığı bir pazar haline gelmişti. Bâbürün Hindistanı fethedip Agraya yerleşmesinden sonra oğulları Hümâyun ve Kâmrân Mirza burada vali­lik yaptılar. 1530da Agrada ölen Bâbür geçici olarak orada defnedildi ve altı ay sonra naaşı Kabile getirilip burada gö­müldü. Bâbürden sonra tahta geçen Hü­mâyun, kardeşi Kâmrân Mirzaya verdiği Kabildeki hâkimiyetini tahtıyla birlikte kaybettiyse de İran şahının yardımıyla du­rumunu düzeltince tahtını geri aldı.

Afşarlıların ilk hükümdarı Nadir Şah, İrandan Hindistan seferine çıktığında 1151de (1738) Kabili Bâbürlülerden alarak topraklarına kattıysa da 1160ta (1747) öldürülmesinden sonra şehri Mâzenderan Valisi Ahmed Şah Dürrânî ele geçirdi. 1187de (1773) Ahmed Şahın ye­rini alan oğlu Timur Şah, Kuzey Hindis­tanı Kandehardan idare edemeyeceğini anlayıp iki yıl sonra Kabili başşehir yaptı. 1793te onun ölümünün ardından beş oğ­lu arasında taht mücadelesinin yaşandı­ğı Kabilde sırasıyla oğullarından Zaman Şah, Mahmud Şah ve Şücâülmülk tahta çıktılar. Mahmud Şahın ikinci saltanatı döneminde İsyan eden eski Hûzistan Va­lisi Dost Muhammed Barakzay Kabili ele geçirdi (1819). Böylece Sadozay ve Barak­zay (Muhammedzay) aileleri arasında bir iktidar mücadelesi başladı. Bu sırada İn­gilizler Afganistan bölgesine de el attılar. Gelişen olaylar I. Afgan-İngilizsavaşının çıkmasına yol açtı ve 1839da İngiliz-Hint ordusu Kabili işgal ederek Şücâülmülkü tahta çıkardı; Dost Muhammed de Buharaya kaçtı. 1841 de Kabilden çeKilen İn­giliz ordusunu Dost Muhammedin oğlu EkberŞah Kabil Boğazında pusuya düşü­rerek imha etti; şehirde ayaklanan halk da Şöcâülmülkü öldürdü. Bunun üzeri­ne General Pollock kumandasında Afga­nistana gönderilen bir İngiliz ordusu Ka­bile girdi ve şehri yakıp yıkarak 70.000 kişiyi katletti (1842). Ertesi yıl iktidarı ye­niden ele geçiren Dost Muhammed ülke­nin birliğini sağlama çabasında olduğun­dan Kabilde fazla oturmadı. Onun ölü­münün ardından oğulları arasında başla­yan taht kavgası sebebiyle başşehirde yönetimin birkaç defa el değiştirmesinin dışında önemli bir olay yaşanmadı. 1879da Dost Muhammedin torunu Muhammed Yâkubun İngilizlerin hima­yesinde tahta geçmesi üzerine halkisyan etti ve çıkan karışıklıkta Kabile gelen İngiliz heyeti mensupları öldürüldü. Bunun üzerine çıkan II. Afgan-İngiliz savaşında İngilizler tarafından bütün idarî binalar­la sarayın da bulunduğu Bâlâhisar yıkıldı ve şehir harabeye çevrildi. Ertesi yıl yine İngilizlerin desteklediği Abdurrahman Han tahta çıkınca Afganistan genelinde ilk defa bütünlük sağlandı ve yıkılan hisar yeniden yapıldı. Kabile Arg Kalesi ile bir­kaç saray yaptıran Abdurrahman Hanın yerine geçen oğlu Habîbullah Han zama­nında (1901 -1919) birçok bina inşa edildi ve şehre elektrik getirildi. 1919da tahta geçen onun oğlu Emânullah Han, İngiliz-lere karşı verdiği mücadeleden sonra 1924te ülkenin bağımsızlığını elde etti ve kapılarını dış dünyaya açtı. Emânullah Han, Kabilin 8 km. kuzeybatısındaki Çardih vadisine, planlan Fransız ve Alman mimarlar tarafından çizilen Dârülemânadını verdiği yeni bir taht merkezi kurdu. 1928de Kabili kısa bir müddet ele geçi­ren Saka Habîbuliah döneminde buraya Dârülhabîbullah ve onu deviren Nâdir Han zamanında Darülfünun denildiyse de bu­gün Navey Kâbûl {Yeni Kabil) diye bilin­mektedir. Burada Kabil Üniversitesi, ke­mikleri Türkiyeden getirilen Cemâled-dîn-i Efgânînin mezarı, Câmi-i İdgah ve yıllarca Kabilde çalışan bir Türk doktoru­nun adını taşıyan Rıfkı Sanatoryumu bu­lunmaktadır. Kabilin tarihî eserleri ara­sında, Bâğ-ı Bâbür ve içindeki Bâbürün türbesiyle Şah Cihanm bu türbeyle birlik­te karşısına aynı yıl Belhi ele geçirmesi­nin şerefine yaptırdığı küçük mermer ca­mi, Bâbürün inşa, Evrengzîbin tamir et­tirdiği Mescid-i Ulyâ ile Mescid-i Pul-ı Hiş-tî ve Dürrânî hanedanından Timur Şahın türbesi en önde gelenlerdir. Kabil, Pakistan sınırına olan yakınlığı sebebiyle Afganistanın en büyük ihracat ve ithalât merkezi halini almıştır. Tarih boyunca dokumacılık, deri işçiliği ve ku­yumculuğun geliştiği Kabilde Abdurrah­man Han zamanında silâh fabrikası, Ha­bîbullah Han zamanında yünlü kumaş fabrikası faaliyete geçmiş, daha sonra da darphâne ve matbaa ile kundura ve kib­rit fabrikaları açılmıştır. Kabilde ilk açılan okullar Harbiye, lise seviyesinde Habîbiya (1918), Mekteb-i Mahrûse adlı kız mekte­bi (1920), Fransız Öğretmenler tarafından eğitim verilen Emâniye Lisesi (1922, yeni adı İstiklâl), Alman Öğretmenlerin ders verdiği Emânî Lisesi (1924, yeni adı Ne­cat) ve Gazi Lisesi ile (1927) güzel sanat­lar, posta-telgraf ve diğer meslek lisele­ridir. 1928 yılında Saka Habîbullahın altı aylık döneminde bütün okullar kapatıldıysa da bunlar Nâdir Han zamanında yeni­den açıldı. Hocaları Türkiyeden gönderi­len yeni bir Harbiye Mektebi ile yine bir­kaç Türk profesörünün görev yaptığı Tıp Fakültesinin eğitime başlamasıyla Kabil Oniversitesinin 1933te temelleri atıldı. Bu üniversite 1970-1980 arasında bölge­deki en önemli yüksek öğrenim kurumu iken 1992den 2001 yılına kadar kapalı kaldı.

1979da Sovyetler Birliği tarafından Af­ganistanı işgal etmek için gönderilen ilk askerî birlikler hava yoluyla Kabile indi­rildi. Sovyet askerlerinin geri çekildiği 1989 yılından 1992ye kadar kurulan hü­kümetler uzun ömürlü olmadı. 1992-1996 yılları arasında ülke genelinde de­vam eden iç savaş sonucunda Kabil ve ci­van, Pakistana göç eden Afgan göçmen­lerinin orada yetişen çocuklarının kurdu­ğu Tâliban adlı hareketin eline geçti; ha­len de (2001) onların hükümet merkezi­dir. 11 Eylül 2001 tarihinde Washington ve New York kentlerine yapılan terörist saldırının ardından Amerika Birleşik Dev-letlerinin 7 Ekim 2001de Afganistana karşı başlattığı askerî harekât sırasında diğer bazı şehirler yanında Kabilin de özellikle çevresi ağır bombardımana ma­ruz kaldı.

Eski kısımları Kabil ırmağının sağ ya­kasında, daha yeni kesimleri ırmağın sol yakasında bulunan Kabil şehrinin nüfusu 1992 yılında 1.400.000 kadardı.

Bibliyografya

Yakübî. Les pays (trc. G. Wiet), Frankfurt 1997, s. 106-107; Mesûdî. Mürûcüz-zeheb (Meynard), s. 125-128; Bîrûnî. KİLâbül-Cemâhİr fi macrifetil-ceuâhir, Haydarâbâd 1355, s. 82; hjudüdü7-â/em(Minorsky), s. 111;İbn Battûta, Seyahatname, I, 446-447; Bâbür, VekâyV (Arat), II, 129-284;R. Furon, LAfghanistange-ographie, histoire, ethnographie, ooyages, Pa­ris 1926, s. 15, 33-59; M. Şemseddin Günaltay, Türk Tarihinin İlk Devirleri uzak Şark Kadim Çin oeHİnd, İstanbul 1937, s. 281; R. Grousset, Lempire des steppes Attila, Gengis-Khan, Ta-merlan, Paris 1939, s. 110-115; J. G. Droysen, Büyük iskender (trc BekîrSıtkı Baykal), Ankara 1949, [1][, 122-133;Strabo. TheGeography(trc. H. L. lones), Cambridge 1961, VII, 45; C. E. Bos-worth. The Chaznamds, their Empire in Afg-hantstan and Eastern Iran: 994-1040, Beiaıt 1973, s. 35; a.mlf., "Kabul", El2 (Fr.), IV, 371-373; Bahaeddin ögel, Büyük Hurt imparatorlu­ğu Tarihi-li, Ankara 1981, I, 484; II, 296, 338-341, 355-356; L. FrĞd<§ric, LSnde de lislam, Pa­ris 1989, s. 17, 25-26; Abdülvehhâb farzı, "Ka­bil", İA, VI, I6-22;"Kâbil", XXI, 76-82;Mu-tıarnmed Ali, "Kabul", EBr., XIII, 180-181;Ömer Faruk Akün, "Bâbümâme", DİA, IV, 405. Ahmet Kavas
kabil kabil
2008-09-09T00:00:00+03:00 · Kabil
Kabil haritadaki konumu.
Kabil haritası
Kabil
Bu haritaya tıklayrak dinamik hale getirebilirsiniz. Detaylı kabil haritası için tıklayınız
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar