Yazılı hukukun kaynaklarından biri. Kaide, prensip, kural. Bir çalgı aletinin adı.

KANUN (türkçe) anlamı
1. (C.: Kavânin) Herkesin uyması için devletin teşri kuvveti tarafından konulan her türlü meşru nizam
2. kaide
3. emir
4. nehiy ve yasaklar.
5. Kaziye-i külliye. Kâinatta Allah'ın koyduğu değişmez nizam.
KANUN (türkçe) anlamı
6. kanun (I)
7. >isim
8. hukuk (ka:nu:n) Arapça kanun
9. 1. Yasa.
10. 2. Geçerli olan kural:
11. >Dünyanın en büyük kanunu
12. nefsini müdafaa ve muhafaza etmek için karnını doyurmaktır.- A. Ş. Hisar. Atasözü
13. deyim ve birleşik fiiller kanun çıkarmak 
14. kanun yoluyla
15. kanun (II) isim
16. müzik (ka:nu:n) Arapça kanun 
17. Dikdörtgen biçiminde
18. bir köşesi kesik
19. yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan
20. tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı. kânun
21. isim
22. eskimiş (kâ:nu:n) Arapça kanun 
23. Eski takvimde yer alan kânunusani
24. kânunuevvel ay adlarında geçen ateş ocağı anlamındaki söz:
25. >Eski tabirle kânunları yani aralık ve ocak aylarını sevmem.- B. Felek.
KANUN (türkçe) anlamı
26. yasa.dikdörtgen biçiminde
27. bir köşesi kesik gövdesi olan
diz üstünde çalınan telli çalgı.
KANUN (türkçe) anlamı
28. (Arapça) Erkek ismi 1. Devletin teşri
29. yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam
30. kaide kural. 2. Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.
KANUN (türkçe) ingilizcesi
1. [Kanuni i Lekë Dukagjinit]n. law
2. act
3. code
4. canon
5. enaction
6. rule
7. statute
8. act of congress
9. act of parliament,
KANUN (türkçe) fransızcası
1. loi [la]
2. charte [la]
3. code [le]
KANUN (türkçe) almancası
1. n. Gebot
2. Kanon
3. Lex

Kanun hakkında bilgiler

Yazılı hukukun kaynaklarından biri. Kaide, prensip, kural. Bir çalgı aletinin adı. Rumi-şemsi senenin onuncu ve onbirinci ayının ortak adı (kanun-ı evvel= aralık, kanun-ı sani= ocak). Şam ile Baalbek şehirleri arasında bir yerin adı.

Kanun, Süryanice bir kelimedir. Yunancada da “Canon” olup, eski dilde çoğulu, “Kavanin” şeklinde kullanılırdı. Kanun, sözlükte “mikyas, ölçü, tartı” demektir. Kanun, bir şeyin umumi kaideleri veya genel prensipleridir.

Hukuki bir tabir olarak kanun, devletin yetkili organı tarafından usulüne (şekil ve şartlarına) uygun olarak konan ve ilan olunarak yürürlüğe (mer’iyete) sokulan hukuk kurallarıdır. Kanun, fertler arasındaki veya fertle devlet arasındaki münasebetleri düzenleyen ve herkes için bağlayıcı olan hukuk kurallarını içine alır. Kanun, bunu uygulamakla vazifeli organları bağlar. Gerek kaza organları (mahkemeler), gerek idare mercileri buna uymak mecburiyetindedir.

Her kanun, kendi ülkesinde geçerli ve bağlayıcıdır. Yazılı hukuk metni ve kaynağı olarak anayasadan sonra gelir. Tüzük, yönetmelik ve tamimlerden (genelge) evveldir. Kanunlar, genel ve düzenleyici hukuki tasarruflar (işlemler) olmakla beraber, bir ölüm cezasının tasdiki de kanundur. Fakat bu yalnız bir kişiyi ilgilendirir. Kanunlar herkesin uymak mecburiyetinde olduğu genel kurallardır. Kanun, genel ve yazılı olduğundan, her vatandaş davranışlarının nasıl bir sonuca bağlanacağını önceden bilir. Bu onlar için bir teminattır ve hukuk güvenliği sağlar. Kanunları herkes bilmek mecburiyetindedir, bilmemek özür değildir.

Kanun koyma işi, her ülkenin anayasasına göre değişir. Bir hükümdarın veya kralın, herhangi bir konudaki iradesi kanun olduğu gibi, halk meclislerinin veya parlamentoların usulüne uyarak koyduğu kurallar da kanun sayılmıştır.

Hukuk tarihinin başlangıcından bugüne kadar, her ülkede, çok çeşitli kanunlar tatbik olunmuştur. Genel hukuk tarihinde, bu kanunlar hakkında teferruatlı bilgiler vardır. Kanunlar bir ülkede tatbik edilen hukuk sistemine göre şekil almıştır. Beşeri hukukun uygulama sahası bulduğu batı dünyasında (Avrupa’da) kanunlar dört temel kaynağa dayanmıştır. Bunlar tabii hukuk düşüncesi, Roma ve Cermen hukuku ile Hıristiyanlık dinidir (Bkz. Hukuk). İslam hukukunun mer’iyyette (yürürlükte) olduğu ülkelerde kanunlar, İslam dininin kaynağı olan nasslara (ayet ve hadislere) uygunluk arz eder. Nass’ın bulunmadığı yerde örfe ve adetlere atıf yapılır. Bu hususta amme (kamu) hukukunun tanzimi ve tatbikinde devlet başkanının (halifenin) geniş yetkileri vardır.

Tarihte çeşitli devlet adamlarının ismiyle şöhret bulmuş ve uzun müddet ülkelerinde tatbik olunmuş kanunlar mevcuttur. Babil ülkesinde Hammurabi (M.Ö. 1792-1750) Kanunları, Romalıların Oniki Levha Kanunu, Atina’da Solon (M.Ö. 638-559) Kanunları bunlardan bazılarıdır.

Tarihte çeşitli devletler kurmuş olan Türkler de, gerek kamu gerekse hususi hukuka ait kanuni düzenlemeler yapmışlardır. İslamiyetten evvel tatbik edilen kanunlar hakkında Orhon Kitabeleri’nde, Kutadgu Bilig’de ve diğer yazılı kaynaklarda bilgiler mevcuttur. (Bkz. Kutadgu Bilig, Orhon Kitabeleri)

Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra, kamu ve özel hukukla ilgili kanuni düzenlemelerin tek kaynağını, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler teşkil etmiştir. Bilhassa Osmanlıların yüzyıllarca süren hukuk tatbikatında hükümdarların kamu hukuku sahasındaki kanuni düzenlemeleri “Kanunname” adı altındaki yazılı eserlerde bir araya getirilmiş ve ülkenin her yerinde aynı kaidelerin uygulanması sağlanmıştır. (bkz. Kanunname)

Bugün TC Anayasasına göre, kanunları TBMM yapar. Kanun teklif etme yetkisi Bakanlar Kuruluna ve TBMM üyelerine aittir. Bakanlar Kurulunun teklifine “Kanun Tasarısı”, milletvekillerinden gelen tekliflere “Kanun Teklifi” denir. Kanunlar mecliste usulüne uygun olarak görüşülüp kabul edilir. Cumhurbaşkanı tarafından tasdik edilerek Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra yürürlüğe girer. (1982 Anayasası mad. 88-89). Bunun yanında Meclisten müsaade alındıktan sonra, Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi de vardır (Anayasa mad. 91). (bkz. Kanun Hükmünde Kararname)

Kanunlar süreklidir. Kanunların yürürlükte kalması, bunların ancak hukuka uygun olmasına bağlıdır. Bu uygunluğa karar verme yetkisi Anayasa Mahkemesine aittir (Anayasa, mad. 146-153). Süreklilik taşımayan kanunlar da vardır. Af çıkarılması, bazı kişilere maaş bağlanması, vatandaşlıktan çıkarılma gibi durumlarda çıkartılan kanunlar süreklilik taşımaz. Kanun, çıkarıldığı tarihten sonrası için geçerlidir, makable (önceye) şamil olmaz. Fakat ceza kanunlarının failin lehine olan hükümleri makable şamil olurlar.

Tabii olaylar hakkında kullanılan kanun tabiri, birçok ilmi gerçekleri ifade eder. Fizik, kimya, biyoloji gibi bazı ilimlerde değişmeyen ve her yerde aynı olduğu ispat edilmiş birçok ilmi gerçeklere ve hatta bazı kimselerin ileri sürdüğü nazariyelere (hipotez, teori) de “kanun” adı verilmektedir. Tabii kanunlar, tabiatın davranışını, gözlenmiş olayları ve bu olaylar arasındaki bağlantıları anlatır. Mesela Mendel Kanunları, Kepler Kanunu, Evrensel Çekim Kanunları gibi. Bu tabii kanunlar olay ve gerçekleri sadece ifade eder, onların sebeplerini açıklamaz.