kelime-i tevhid

Kelime-i Tevhid “La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah” ibaresi. Tevhid kelimesi, İslam dininde tevhid inancını bildiren söz, tevhid inancı, Allahü tealanın var ve bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselamın O’nun peygamberi olduğuna inanmaktır. Müslüman bir kimsenin ilk önce La ilahe illallah Muhammedün Resulullah sözünün manasını bilmesi ve inanması farzdır. Kelime-i Tevhide; “Kelime-i İhlas, Kelime-i Takva, Kelime-i Tayyibe, Da’vet-ül-Hak, Urvet-ül-Vüska, Kelime-i Semerret-ül-Cennet” de...

KELIME-I TEVHID (türkçe) anlamı
1. Tevhid-i İlahîyi ifade eden Lâilahe illallah Muhammedür Resulullah cümle-i kudsiyesidir. (Bak: Tevhid)(Bütün esmâ-i hüsnânın ifâde ettiği mânalar ile bütün sıfât-ı kemaliyeye
2. Lâfza-i Celâl olan Allah bil'iltizam delâlet eder. Sair ism-i haslar yalnız müsemmâlarına delâlet eder. Sıfatlara delâletleri yoktur. Çünki sıfatlar müsemmâlarına cüz olmadığı gibi aralarında lüzum-u beyyin de yoktur. Bu itibarla ne tazammunen ve ne iltizamen sıfatlara delâletleri yoktur. Amma Lâfza-i Celâl bil'mutâbakat Zât-ı Akdese delâlet eder. Zât-ı Akdes ile sıfât-ı kemaliyye arasında lüzum-u beyyin olduğundan
3. sıfatlara da bil'iltizam delâlet eder. Ve keza
4. Uluhiyet ünvanı sıfât-ı kemaliyeyi istilzam etmesi ism-i has olan Allahın da o sıfâtı istilzam ettiğini istilzam ediyor. Ve keza
5. Allah kelimesi de
6. nefiyden sonra sıfatlar ile beraber düşünülür. Binaenaleyh Lâilâhe illâllah kelâmı
7. esmâ-i hüsnânın adedince kelâmları tazammun ediyor. Bu itibarla
8. şu kelime-i tevhid kelâmı
9. delâlet ettiği sıfatlar itibariyle bin kelâm iken bir kelâm oluyor. Lâ Hâlika İllallah
10. Lâ Fâtıra
11. Lâ Râzıka
12. Lâ Kayyume İllâllah gibi... Binaenaleyh
13. terakki etmiş olan zâkir bir zât
14. bu kelâmı söylerken içindeki binlerce kelâmları söylemiş oluyor. M.N.)

Kelime-I Tevhid hakkında bilgiler

Kelime-i Tevhid “La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah” ibaresi. Tevhid kelimesi, İslam dininde tevhid inancını bildiren söz, tevhid inancı, Allahü tealanın var ve bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselamın O’nun peygamberi olduğuna inanmaktır. Müslüman bir kimsenin ilk önce La ilahe illallah Muhammedün Resulullah sözünün manasını bilmesi ve inanması farzdır. Kelime-i Tevhide; “Kelime-i İhlas, Kelime-i Takva, Kelime-i Tayyibe, Da’vet-ül-Hak, Urvet-ül-Vüska, Kelime-i Semerret-ül-Cennet” de denir.

Her Müslümanın, kelime-i tevhidin manasına hiç şüphe etmeden, yalnız inanması yetişir. Bunları delil ile ispat etmesi ve akla uydurması lazım değildir. Kelime-i tevhidin manasını Kur’an-ı kerim bildirmekte, Resulullah da (sallalahü aleyhi ve sellem) bu bildirilenleri açıklamaktadır. Eshab-ı kiramın hepsi, bu açıklamaları öğrendi ve kendilerinden sonra gelenlere bildirdiler. Eshab-ı kiramın bildirdiklerini hiç değiştirmeden, olduğu gibi kitaplara geçirerek bugüne kadar ulaştıran yüksek din alimlerine “Ehli Sünnet” denir (Bkz. Ehl-i Sünnet). Herkese böyle inanması emrolunmuştur.

Kelime-i tevhidin manası (Ehl-i sünnet alimlerine göre):

“Allah’tan başka ibadete hakkı olan hiçbir ilah yoktur. Hazret-i Muhammed O’nun peygamberidir. ” Allahü teala tektir. Eşi, ortağı yoktur. Büyüklük ve azamet sahibi olmak O’na mahsustur.

İnsanlar yoktu. Sonradan yaratıldı. İnsanların bir yaratanı vardır. Her varlığı O yaratmıştır. Bu yaratan birdir. Ortağı benzeri yoktur. Bir ikincisi yoktur. O, hep vardı. Varlığının başlangıcı yoktur. Hep vardır. Varlığının sonu olmaz. Yok olmaz. O’nun hep var olması lazımdır. O, yok olamaz. Varlığı kendindendir, hiçbir sebebe ihtiyacı yoktur. O’na muhtac olmayan hiçbir şey yoktur. Herşeyi var eden, her varı her an varlıkta durduran O’dur. O, madde değildir. Cisim değildir. Bir yerde değildir. Hiçbir maddede bulunmaz. Şekli yoktur. Ölçülmez. Nasıldır? diye sorulmaz. O deyince, akla hayale gelen her şey, O değildir. O, bunlara benzemez. Bunlar, hep O’nun mahluklarıdır. O, mahlukları gibi değildir. Akla, vehme, hayale, gelen herşeyi, O yaratmaktadır. Yukarıda, aşağıda, yanda değildir. Yeri yoktur. Her varlık, Arşın altındadır. Arş ise, O’nun kudreti, kuvveti altındadır. O, Arş’ın üstündedir. Fakat bu, Arş O’nu taşıyor demek değildir. Arş O’nun lütfu ve kudreti ile vardır. O, ezelde, sonsuz öncelerde nasıl ise, şimdi hep öyledir. Arşı yaratmadan önce nasıl idi ise, ebedi sonsuz geleceklerde de hep öyledir. O’nda değişiklik olmaz. O’nun sıfatları vardır. “Sıfat-ı Sübutiyye”si sekizdir. Hayat, ilim, sem’ basar, kudret, irade, kelam, tekvin (Bkz. Allah). Bu sıfatlarında da, hiç değişiklik olmaz. Değişiklik olmak, kusurdur. O’nda kusur, noksanlık yoktur. Hiçbir mahlukuna benzemez ise de, bu dünyada, O’nu kendisinin bildirdiği kadar bilmek ve ahirette görmek olur. Burada nasıl olduğu anlaşılmadan bilinir. Orada da anlaşılmadan görülecektir.

Allahü teala, kullarına, peygamberler gönderdi. Bu büyük insanlar vasıtasıyla kullarına, saadete ve felakete sebeb olan işleri bildirdi. Peygamberlerin en yükseği, son peygamberi olan Muhammed aleyhisselamdır. Yeryüzündeki dinli dinsiz herkese, her yere, her millete peygamber olarak gönderilmiştir. Bütün insanların, meleklerin ve cinnin peygamberidir. Dünyanın her yerinde de, herkesin, O yüce peygambere tabi olması, uyması lazımdır. İslam dininin hükmü, kıyamete kadar bakidir.

Kelime-i tevhid söylemek çok sevaptır. Her fırsatta her zaman sık sık söylenmelidir.

Bir hadis-i şerifte: Son sözü La ilahe illallah olan Cennet’e girer. buyruldu. On iki imamın sekizincisi İmam-ı Ali Rıza babasından, dedesinden ve bu silsile ile hazret-i Ali’den O da Resulullah’dan rivayet ettiği bir hadis-i kudside şöyle buyrulmaktadır: “Allahü teala peygamberlerinden birine hitab edip, Ey kulum! La ilahe illallah, kelimesi benim kalemdir. Bu kelimeyi söyleyen kaleme girmiş olur. Benim kaleme giren azabımdan emin olur. (Yani, kaleye giren bir kimsenin düşmandan emin olduğu gibi, la ilahe illallah kalesine giren ve bu kelimeyi ihlas ile söyleyen Cehennem ateşinden emin olur. )”

Bir hadis-i şerifte tevhid kelimesinin faziletleri şöyle anlatılmıştır: “Yerleri ve gökleri, terazinin bir kefesine koysalar, bu kelimenin bulunduğu kefe ebette ağır gelir. ”

Bir hadis-i şerifte de “La ilahe illallah. Cennetin anahtarıdır. ” buyrulmuştur. Evliyanın büyüklerinden Bayezid-i Bistami, bu hadis-i şerifi soranlara manasını şöyle açıklamıştır: “Evet, böyledir. Ama bu anahtara dört diş lazımdır. Yalan ve gıybet söyleyeyen dil; çirkin arzulardan uzak temiz bir gönül; haram ve şüphelilerden arınmış mide; gösteriş ve bid’atten, sapık inançlardan uzak amel. ”

Tasavvuf alimleri talebelerinin imanlarını kuvvetlendirmek ve nefislerini terbiye etmek, temizlemek için, zikir olarak, en çok kelime-i tevhidi söyletmişlerdir. Çünkü insanın nefsi, herkesten üstün olmayı, herkese amirlik, şeflik yapmayı ve hatta daha da ileri giderek herkesin kendisine tapınmasını istemektedir. Yeryüzünde tanrılık, ilahlık iddiasına kalkışanlar bunlardandır. İnsanın bu isteklerinden kurtulması için nefsin, itaat altına alınıp; şeflik, üstünlük hülyasından vazgeçirilerek sonsuz felakete düşmesinin önüne geçilmesi için, La ilahe illallah kelimesini çok söyleyerek manasını kalbe yerleştirmek lazımdır. Bu mübarek söz, insanın içindeki ve dışındaki yalancı ilahları, mabutları kovduğu, yok olduğunu bildirdiği için, nefsi temizlemekte en faydalı, en tesirli ilaçtır.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

Zikrin en üstünü “La ilahe illallah”, duanın en faziletlisi “Elhamdülillah” demektir.

Allah’a kavuşmak isteyen bu zikir kelimesini çok söyler. Allahü teala bir hadis-i kutside; “Ben, beni zikredenin yanındayım. ” buyuruyor. Allahü tealayı zikretmenin, muayyen bir vakti yoktur. Bu kelime abdestsiz de söylenebilir.

Nefis, Allahü tealayı çok zikretmekle, çok hatırlamakla itminana kavuşur. Yani Allahü tealanın emir ve yasaklarına tam uyup teslim olur. Kur’an-ı kerim’de, Allahü tealayı çok zikiretmek emrolunmaktadır.

Nefsi azıp yoldan çıkan ve bunda inad eden kimse, bu kelimeyi söyleyerek imanını tazelemelidir. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “La ilahe illallah” diyerek imanınızı yenileyiniz. Bunu her zaman söylemek lazımdır. Îman ile ölenlere hatm-i tehlil yapmak, yani yetmiş bin kelime-i tevhid okuyup sevabını ruhuna hediye etmek çok faydalıdır. Peygamber efendimiz; “Bir kimse kendisi için veya başkası için yetmiş bin aded kelime-i tevhid okursa, günahları affolur. ” buyurdu.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Hatm-i Tehlil

Hatm-i Tehlil yetmiş bin Kelime-i tevhid, yani “La ilahe illallah Muhammedün Resulullah” sözünü okumak. Bir kimse bu mübarek sözü tekrar tekrar söyleyince, Allahü tealadan başkasını yok bilmekte, her şeyden yüz çevirip, hak olan bir mabuda dönmektedir. Tevhid kelimesini çok ...

Vahdet-i Vücûd

Vahdet-i Vücûd (''varlık birliği''); tasavvuf düşüncesinde, yaratanla yaratılanın tek kaynaktan geldiğini ve "bir" olduğunu savunan görüştür.

Cenaze

Cenaze Alm, Leiche (f), Leichnam (m), Fr. Mort (m), İng. Corpse, funeral. Meyyit, yâni yıkanıp kefenlendikten sonra tâbûta konmuş ölü. Ölüm belli olunca acele etmek ve cenâze hizmetlerini çabuk yapmak sünnettir. Ölüm alâmeti; sertleşme, soğumak ve kokmaktır. Öldüğü ...

İslamiyet

Arapça "selem" kökünden alınmış olan İslam (Arapçası الإسلام,), sözlükte, "itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak, kötülüklerden salim bulunmak, selamete ulaşmak" vb. anlamlara gelen bir mastardır. İslam Hz. Muhammed (s.a.v)'e Allah ...

Balık

Balıklar (Pisces) poikloterm olan, neredeyse sadece suda yaşayan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazı türler canlı doğurarak ürer (lepistes, kılıçkuyruk, moly, ...

Sikke

Sikke değeri devletçe garanti altına alınmış, üzeri hakkedilmiş metal parçası, mâdenî para. Devletin damgasını taşıdığı ve belli ölçüsü olduğundan alışverişte kolaylık ve îtimat sağlar. Târihî araştırmalar sonucu elde edilen sikkelerin en eskisi M.Ö. 8. asırda ...

İrtica

İrtica, kelime anlamı itibariyle “Gericilik, geriye dönme, her türlü yeniliğe karşı çıkarak eskiyi muhafaza etme” gibi manalara gelmektedir. Bu konuda sözlüklerde bu ve benzeri çeşitli tanımlara raslamak mümkündür. Ancak buna rağmen bu tanımın kapsamına giren şahıs ve ...

İlah

İlâh; (Arapça: إله; çoğul: آلهة ʾ ālihah) "Tanrı" anlamına gelen Arapça bir terimdir. Dişil ilâhe (tanrıça).

ABD (ia)

Kul, köle, mahlûk, insan. İtaat etmek, boyun eğmek, tevâzu göstermek, daha açık bir ifade ile kişinin bir kimseye, ona isyan etmeden ve ondan yüz çevirmeksizin itaat etmesidir. Abd kelimesinin masdarı olan ubudiyyet (kulluk etmek) insanın sıfatıdır.

Eyüp Sultan Türbesi

Eyüp Sultan Camii'nin yanındadır. Hz. Muhammed'in ordusunda sancaktar olup, İstanbul'un muhasarası sırasında şehit olan Hz. Eyyub E1-Ensari'nin mezarıdır. Mezar fetihten sonra bulunmuş ve üzerindeki türbe 1459 yılında cami ile birlikte inşa edilmiştir. Dışı çinilerle ...

İman (islam Dini)

İman'ın sözlük anlamı, herhangi bir şeye inanmak demektir. Dini terim olarak iman: "Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.

Hacı Bayram Veli Camii

Hacı Bayram Veli Camii, Ankara'nın Ulus semtinde Augustus Tapınağı'nın bitişiğindedir. İlk yapılış tarihi 831 H. (1427/28) olan cami bugünkü haliyle 17. ve 18. asır camilerinin karakterlerini taşır.