kore

Kore topraklarında yaşayan ilk insanların yaklaşık yarım milyon yıl önce buraya geldikleri tahmin edilmektedir. Fakat bilinen Kore tarihi İÖ 2333 yılında Kral Gojoseon tarafından kurulan krallık olarak bilinmektedir.

Kore

Kore topraklarında yaşayan ilk insanların yaklaşık yarım milyon yıl önce buraya geldikleri tahmin edilmektedir. Fakat bilinen Kore tarihi İÖ 2333 yılında Kral Gojoseon tarafından kurulan krallık olarak bilinmektedir.

Kore'de genel olarak halk kabileler halinde yaşamaktaydı fakat daha sonra bu kabileler birleşerek krallıkları oluşturmuşlardır.

Bu kabileler arasında Amnokyang ırmağı kıyısına yerleşen ve daha sonra krallık haline gelen ilk kabile Koguryo'dur. (İÖ 37 - İS 668) Koguryo Krallığı çevresindeki kabileleri himayesi altına aldıktan sonra Çin'in Lo-Lang bölgesini de 313 yılında ele geçirdiler.

Koguryo Çin ile uğraşırken Ülkenin güneyinde çevresindeki kabileleri ele geçiren Pekçe Krallığı (İÖ 18 - İS 660) güçlendi ve topraklarını genişletti. Kral Kınçago (346-375) döneminde merkezileşmiş ve güçlü bir devlet haline gelmişti.

Şilla krallığı (İÖ 57 - İS 995 ) ise yarımadanın en güneyine yerleşmiş ve bu üç krallıktan uzak az gelişmiş ve zayıftı. Coğrafi olarak Çin'e uzak olduğu için Çin etkilerinden uzak kalan bir krallık olmuştur.

Balhae ile Birleşik Şilla

Şilla krallığı güçlenmeye başladıktan sonra ilk olarak komşusu Gaya krallığını himayesi altına almıştır. Şilla diğer iki krallık olan Koguryo ve Pekçe'yi ele geçirmek için de Çin ile işbirliği yapmış fakat Çin'de bu toprakları ele geçirmek isteyince onlarla da savaşmak zorunda kalmıştır. Şilla Çin'le olan bu savaşında başarılı olmuştur fakat Mançurya'da büyümekte olan Koguryo halkının kurduğu Balhae Krallığının kurulmasına engel olamamıştır.

Bahlea Krallığının yükselişi 9.yüzyılın ilk yarısında Kral Seol zamanında oluşmuştur. Bu dönemdeki Balhae Krallığı kuzeyde Amur ve Sungari ırmaklarından şimdiki kurulu modern Kore'nin kuzeyine kadar olan Mançurya topraklarına sahip olmuştur. Bu krallık 926 yılına kadar varlığını sürdürdü. Bu tarihte Mançurya'yı ele geçirip Çin'in kuzeyine kadar ilerleyen Kral Khitan tarafından ele geçirildi. Ülkenin önde gelenleri de Şilla'yı da ele geçiren Koryo Krallığına katıldı.

Şilla Krallığı ise 8. yüzyılın ortalarında en güçlü dönemini yaşamıştır. Budacı olan bu krallıkta ayrıca Kore tarihinin önemli yapıtlarından biri olan Bulguksa tapınağı da yapılmıştır.

Zamanla Buda Kültürü ki devlet üzerinde çok etkiliydi kralların lüks yaşama isteğiyle hevesiyle yozlaştı ve krallık yönetiminde de çatlaklara neden oldu. Bu devirde güçlenen Koryo hanedanına boyun eğmek zorunda kaldı.

Koryo Krallığı

Şilla Krallığı son Pekçe Krallığını 900 yılında Jeonju'da ilan eden ve asi bir lider olan Gyeon Hwon tararından yıkılmıştı.

Wang Geon o da asi liderlerden biriydi ve önde gelen ailelerin birinin oğluydu. Şilla krallığında çalışmıştı. Bu asi lider 934'te Pekçe Krallığını ele geçirmek için bir çok denemede bulundu ve 935 yılında Şilla kralı Gyeongsun'ın tahttan çekilmesiyle yönetimi ele geçirdi. Daha sonra yıllarda kolayca Kore yarımadasını ele geçirdi.

Wang Geon sıradan bir insan gibi yaşayan biriydi. Şilla aristokratlarını dikkatlice yatıştırdı, Kral Gyeonsun'a devletteki en yüksek kademeyi verdi ve Şilla'nın büyük ailelerinden birinin kızı ile evlendi tüm bunlar onun kendi kurallarını ve istediğini yapması için ona olanak verdi.

Koryo Krallığını (918-1392) kurarak başına geçti. Tüm yarımadanın bu şekilde tek bir hükümetin yönetmesi, kültürel ve etnik bir toplumun oluşması uzun süreler bu bölgenin birlik içinde yaşaması için oldukça faydalı olmuştur. Bu birlik ve beraberlik onların Moğollara, Japonlara ve Khitanlara karşı kendilerini oldukça iyi savunmalarını bu bölgenin hakimiyetinin başkalarının eline geçmemesini sağlamıştır. Bu krallığın adı olan Koryo sözcüğü bugünkü Kore sözcüğünün kaynağıdır. Kurulan bu krallık Budacı geleneği temel alan güçlü bir kültür ortaya çıkartmıştır ayrıca bilim alanında oldukça önemli çalışmalar yapmışlardır. Bunlardan en önemlisi ise Alman Gutenberg'den 200 yıl önce 1234 yılında hareketli metal harflerle dünyada ilk kez basım işinin yapılmasıydı. Yine bu dönemde Kore sanatçıları Budacı kutsal kitaplarını tahta kalıplara oyarak yazmayı başardılar. 80.000 den fazla olan bu tahta kalıplar Moğol işgallerinden kurtulmak için Buda'dan yardım istemek için yazılmıştı. Adı Tripitaka Koreana olan bu tahta kalıplar günümüzde Heinsa Tapınağında saklanmaktadır.

Daha sonraki yıllarda Konfiçyusçular ile Budacılar arasındaki iç çekişmeler, yönetimdeki çekişmeler ve özellikle de 1231 yılında başlayan Moğol akımları sonucu oldukça zor dönemler geçirdiler. Bu dönemin sonunda Moğolistan'a bağlı olarak 100 yıla yakın bir süre yaşadılar.

Çosan Krallığı

Koryo Krallığının sonuna doğru 1389 yılında politik ve askeri açıdan güçlü olan General Yi Seongye Kral Chang'ı (1388-1389) yılında tahttan indirdi ve yerine Kral Gongyang'ı (1389-1392) getirdi. Bununla da kalmayıp ülkede önemli reformlar yapmaya başladı. Koryo monarşisi ve soylu sınıfına karşı krallığın temel felsefesi olarak Konfiçyusçuluğu benimsediler.

1392 yılında kurulan bu krallık yönetim konusunda oldukça dengeli bir siyaset sistemi kullandılar. Devletin çeşitli kademelerinde görevlendirecekleri kişileri belirli bir sınav sistemi ile almaya başladılar, toplumsal gelişim ve düşünsel açıdan Konfiçyus'a dayanan bir toplum yaratmaya çalıştılar. Fakat bu oluşun sırasında aynı dikkat ve özen ticarete ve üretime yansımadı.

Dördüncü Kral Secong'un hükümdarlığı döneminde (1418-1450) büyük bir kültür ve sanat gelişmesi yaşandı. Kralın desteğiyle krallığın önde gelen bilginleri Kore alfabesi Hangıl'ı yarattılar. Kral Secong'un aynı zamanda gökbilime de büyük ilgisi vardı. Yine bu dönemde önemli bilim adamları güneş saatleri, su saatleri, göksel küreler ve gökbilimsel haritalar yaptılar. Kral daha sonra yerini oğlu Munjong'a (1450-1452) bıraktı fakat onun ani ölümüyle 11 yaşındaki veliaht Danjong başa geldi. Genç kralın tahtta olduğu dönemde monarşinin gücü ortadan kayboldu ve bunu fırsat bilen amcası tahtı zorla elinden aldı. Kral Sejo ( 1455-1468) konfiçyusçuluğu destekleyerek krallığın layık olduğu yere tekrar çıkarmak için çalıştı ve onun vermiş olduğu uğraşlar bugün Kore yaşam biçiminin de temelini oluşturdu.

1592 yılında Japonya Çin'e yapacağı akınlara yol açmak için Çosan Krallığını istila etti. Bu savaş döneminde Kore tarihinin önemli isimlerinden biri Amiral Yi Sunsin (1545-1598) Japonlara karşı koymak için Gebukson (kaplumbağa gemi) denilen dünyanın ilk zırhlı savaş gemilerini yaptırdı. Japonlar tüm yarımadanın güçlü savunması ve son olarak ta savaş Lortları Toyotomi Hideyoshi'nin ölümü üzerine Kore'den çekildiler. Bu savaş 1598 de sona erdi fakat Çosan krallığında oldukça büyük etkiler bıraktı. Ülkenin önde gelen sanatçıları, bilim adamları Japonya'ya götürülmüş yaraları sarmak için büyük bir çabaya girşilmişti.

Savaştan sonra 17. yüzyılda Çosan krallığı büyük sosyal ve ekonomik değişikliklere tanık oldu. Bu, Krallığın maddi nedenlerden dolayı birçok reform yapmasına neden oldu. Tarım ve sanayide yenilikler yönetimde de birçok reforma gidildi.

Kral Yeongjo (1724-1776) ve Kral Jeongjo'nun (1776-1800) benimsedikleri yansızlık politikası ve siyasi istikrar bu dönemde güçsüz olan yönetim otoritesinin kuvvetlenmesine ve ülkenin istikrarlı bir şekilde gelişmesini sağlamıştır. Yine bu dönemde bilginler için okullar kurulmuş ve bilimde önemli mesafeler kat edilmiştir. Bu bilim adamları tarım ve sanayi de önemli reformlar yapmayı uygun bulmuşlar fakat yönetim bunların bir çoğuna gereken önemi vermemiştir.

18. yüzyılda ise yarımada sıkıntılı zamanlar yaşadı. Sel baskınları, kuraklık nedeniyle iyi hasat alınamadı ve bu açlığı, hastalıkları, kıtlığı beraberinde getirdi. Aşırı vergi alınması ülkede işçi sınıfının oluşmasına neden oldu. Bu zıt doğa ve sosyal terslikler ayaklanmalara ve ülkede karışıklıklara neden oldu, ancak ordunun devreye girmesiyle bu ayaklanmalar bastırılabildi.

Japon İşgali ve Kore Bağımsılık Hareketi

1868 yılında Japonya Kore yarımadası üzerindeki istekleri doğrultusunda siyasi birtakım oyunlara başladı. Kore üzerinde kültürel birliktelik ,birlik beraberlik gibi düşüncelerle ülke üzerinde baskı oluşturmaya başladı. Avrupa ve birkaç Asya ülkeyi etkileri altına almaya çalışmaları Japonların bunu daha belirgin ve daha şiddetli yapmalarına neden oldu. Nihayetinde 1910 yılında Çin ve Rusya'ya karşı savaşını kazanarak ülkeyi istila etti ve burada sömürge yönetimi başlattı.

Bu sömürge yönetimi 1945 yılında Japonya'nın 2. dünya savaşını kaybetmesiyle sona erdi. Ama bu sömürge yönetimi Kore'de güçlü bir ulusal kimliğin birlik ve beraberliğin oluşmasını sağladı. 1 mart 1919'da Koreliler tüm ülkede büyük protesto gösterilerine başladılar. Bu protestolar binlerce insanın canına mal oldu. Bu, kurulan geçici hükümetle örgütlü bir silahlı mücadelenin başlamasıyla devam etti ve 2. dünya savaşında neticelendi.

1 Mart, günümüz Kore'sinde ulusal bayram olarak kutlanmaktadır.

Kore'nin Bölünmesi

2. Dünya savaşında Japonların yenilgisi Kore tarafından büyük bir sevinçle karşılandı. Ama bu durum onlara bağımsızlık getirmedi. Ülkede bir soğuk savaş başladı, ikiye bölünen ülke bağımsız bir hükümet kurmaya çalışırken ülkenin güneyi ABD, kuzeyi ise Sovyetler Birliği'nin baskısıyla karşı karşıya kaldı.

Bu iki politik-ideolojik düşünce 38. paralelin kuzeyinde ve güneyinde yine iki farklı politik ideolojiye sahip Kore ortaya çıkardı.

15 Aralık 1945'te ABD,Sovyetler Birliği ve İngiltere Moskova'da buluştu ve ülke 4 güç (ABD, SSCB, İngiltere, Çin) tarafından geçici olarak birleştirildi.

1947 Kasımında Birleşmiş Milletler (BM) ülkede bir komisyon nezaretinde seçim yapılmasına karar verdi. Sovyetler Birliği bu karara uymayarak Kore'nin kuzey bölgesine BM Komisyonunu almadı. BM vermiş olduğu kararı değiştirdi ve sadece girebildiği bölgelerde seçim yapılmasını sağladı.

10 Mayıs 1948'de 38. paralelin güneyinde ilk genel seçimler yapıldı. Bu seçimin sonunda Syngman Rhae başkan seçildi. Yine bu zamanda 38. paralelin kuzeyinde Kim II-Sung komünist bir rejim kurdu.

25 haziran 1950 de Kuzey Kore 38. paralelin güneyine indi ve Güney Kore'yi işgal etti. Bu işgal için ortaya herhangi bir neden konmadı. Komünistler Rus yapımı T-3 tanklarıyla Daegu yakınlarındaki Nakdonggang nehrine kadar ilerledi. Güney Kore bu durum karşısında BM'den yardım istedi. 15 ülkenin askerlerinin katıldığı savaş 3 yıl sürdü. 27 Haziran 1953'te sona eren savaş arkasında harabe dönmüş bir yarımada bıraktı. 3 milyon Korelinin öldüğü savaştan sonra ciddi ekonomik, sosyal ve politik sorunlar ortaya çıktı 1948 yılında seçilmiş olan Başkan Rhae öğrencilerin etkili rol oynadığı bir ayaklanma sonucunda 1960 yılı Nisan ayında başkanlıktan çekildi.

1960 Ağustos'unda demokratik partiden olan Chang Myon hükümeti kurdu. Fazla uzun sürmeyen bu hükümet 1961 yılında general Park Chung Hee liderliğinde bir darbeyle devrildi. Park kurduğu konsey ile yönetimi eline aldı ve 1963 yılında başkan seçildi. Bu dönem Kore'nin hızlı bir kalkınma sürecinin başlangıcı oldu. Ekonomik yönden büyük bir büyüme sağlandı. Başkan Park'ın 1979 yılında bir suikast sonucu ölmesi bölgede sıkıyönetimin hakim olmasına ve bu dönem boyunca önce Choi Kyu-Hah'ın sonra da Chun-Doo Hwan'ın başkanlığıyla devam etti.

1980 yılından sonra bölgede demokrasi yönünde ilerlemeler görüldü ve 1987 yılında halk kendi başkanını seçti. 1987 yılında bu yasayla eski bir general olan Roh-Tae-Voo başkan seçildi.

1992'de demokrasi savunucusu olan Kim Young-Sam başkan seçildi ve 1997 yılında muhalefet partisinin seçimleri kazanması sonucu iktidarı Yeni Siyaset İçin Ulusal Kongre Partisi lirdi Kim Dae Jung'a devretti. Bu olay ile ilk defa Kore'de iktidar ile muhalefet barışçıl bir yoldan el değiştirmiş oldu.

Kore Sanatı

Resim

Kore halkının estetik duygularını ve yaratıcı gücünü yansıtan Kore resim sanatı, Üç Krallık döneminden (İÖ 57 - İS 668) günümüze kadar olan süreçte oldukça büyük değişim ve gelişim gösterdi. Üç Krallık döneminin en güzel örnekleri Koguryo mezarlarının duvarlarında ve tavanlarında olan yapıtlardır. Koguryo'nun hareketli ve ritmik resimlerine karşın, Şilla'nın daha çok düşünceye yönelik ve titiz eserleri vardır. Şilla'nın resim sanatı ise 7. yüzyıldan itibaren oldukça gelişim göstermiştir.

Kore resim sanatının altın çağının başlangıcı diyebileceğimiz bölüm ise Koryo (918-1392) dönemidir. Bu dönemin sanatçıları tapınaklara yaptıkları resimleri oldukça gelişmiştir ve Budacıların bez üzerine yaptıkları resimler ise Kore Budacılığının gelişimini sağlamıştır.

Çosan dönemi boyunca ise, önemli ressamlar zengin ailelerin istekleri doğrultusunda doğa resimleri yapmaya başladılar. 18'inci yüzyılın sonlarında ise sanatçılar gündelik yaşama yöneldiler. Dini duygular içermeyen resimler yapan bu sanatçılar " tür resmi" denen yeni bir akım başlattılar.

Sanatçılar daha sonraki süreçte halktan alınan ilham ve görüntülerle tablolarının renklendirmesi, tablolarına sıradan insanların yaşantısına, umut ve düşüncelerine yer vermesi resim sanatının geleneksel sınırlardan kendisini kurtarmasına ve daha çok ilgi görmesine olanak tanımıştır.

1910'da Japon işgaliyle birlikte ise batının yağlıboya resim tekniklerinin etkinliğini artırması, geleneksel Kore resim sanatının canlılığını yitirmesine yol açmıştır.

1945'te bu Japon yönetimini kalkması geleneksel Kore resminin yeniden canlanmasını sağlamıştır. Avrupa ve Birleşik Devletlerde eğitim görmüş birçok Koreli sanatçı bu çağdaş sanatın kendi ülkelerinde tanıtımında önemli rol oynamıştır.

1950'lerde kurulmuş olan ve bir hükümet kuruluşu olan Ulusal Sergi Salonu Kore sanatının gelişiminde önemli bir rol oynadı. Bu sergi salonunda eserlerini yayınlamak isteyen sanatçılar daha çok modern sanat eserleri ortaya koydular. Geometrik soyutlamalar ön plana çıktı.

1980'lere gelindiğinde ise sanatın toplumsal sorunlarla ilgili mesajlar vermesi gerektiği düşüncesi hakim olmaya başlamıştı.

1995 yılında yapılan Uluslararası Kvangcu Bienali, Kore Sanatçılarını uluslar arası sanat dünyasının önde gelen sanatçılarıyla bir araya getirdi.

Günümüz Kore'sinde ise hem geleneksel alanda hem de modern resim alanında çalışan birçok sanatçı kendilerine dünya sanat literatüründe önemli yer edinmişlerdir.

Müzik ve Dans

Müzik ve dans Kore halkı için 3 krallık devrinden başlayan süreç boyunca daha çok bir dinsel tapınma aracı olarak kullanılmıştır.

3 Krallık dönemi 30'dan fazla müzik aletinin kullanıldığı bir dönemdir. Bunların en önemlilerinden biri o zamanlar Çin'de bulunan Jin Hanedanlığında kullanılan yedi çengelli zither'e alternatif olarak yapılan ve Koguryo Hanedanlığından Wang San-Ak tarafından yapılan Hyeonhakgeum ( Siyah Uzun Zither)'dur. Bir diğeri ise 42-562 yılları arasında Gaya hanedanlığında kullanılan ve daha sonra Ureuk tarafından Şilla hanedanlığında kullanılan 12 telli gayageum (Gaya Zither'i)'dur. Günümüz Kore'sinde hala kullanılmaktadır.

Koryo hanedanlığının müzik kültürü ise kuruluşundan sonra bir süre Şilla'nın devamı olarak sürdü fakat zamanla bunu çeşitlendirdiler. Bu hanedanlıkta zamanla 3 farklı müzik kültürü oluştu. Bunlardan ilki Çinde bulunan Tang Hanedanlığı müziği anlamına gelen Goryeo-Dangak, köy müziği olan Hyangak ve saray müziği olan Akk. Çosan Hanedanlığından kalan Koryo'nun da kullandığı bazı müzikler günümüz Kore seremonilerinde hala atalarına olan saygının bir simgesi olarak kullanılmaktadır.

Müzikte olduğu gibi Koryo hanedanlığı geleneksel dansını da 3 krallık döneminden almıştır. Bununla birlikte özellikle Çin'de bulunan Song Hanedanlığından da aldığı birçok dini ve saray halkına hitap eden dansı da bu kültüre eklemiştir.

Çosan hanedanlığı sırasında, müzik özellikle dini törenlerde önemli bir yer tutmuştur. Bu doğrultuda konusu müzik olan iki bölüm kurulmuş ve müzik metinlerinin bir düzene koyulması için çalışmalar yapılmıştır.

Tüm bunların doğrultusunda 1493 yılında müziğin kanunu olarak adlandırılan Akhakvebım yazıldı. Bu kitapta sarayda çalınacak müzik üçe ayrılıyordu: tören müziği, Çin müziği ve halk şarkıları. Özellikle Kral Second döneminde birçok çalgı geliştirildi. Saray müziğinin yanı sıra din dışı, geleneksel müzikler; dangak ve hyangak'ta varlılarını sürdürdü.

Halk dansları arasında yer alan çiftçi dansı, şaman dansı, keşiş dansı , özellikle Sandaenori olarak bilinen maskeli dans ve kukla dansı Çosan hanedanlığının ileri dönemlerinde halk tarafından çok sevildi.

Müziği, dansı ve öyküyü bir araya getiren maskeli dans, şamanistik öğelerde içerdiğinden halkın her kesimi tarafından ilgiyle karşınanıyordu. Ayrıca sahnede zengin kısmın alay konusu olarak alınması halkın buna olan ilgisini biraz daha artırıyordu. Kore'nin geleneksel halk danslarında, Konfiçyus ve Budacı etkiler oldukça ön plandadır. Konfiçyus etkisi baskıcı bir eğilim gösterir. Budacı etkilerin ise saray ve şaman danslarında görüldüğü üzere daha ılımlı bir hava vardır.

Bu geleneksel dansların büyük bir bölümü Japonların sömürge yönetimi esnasında, 1960 ve 1970'li yıllarda hızlı sanayileşme ve kentleşme sürecinde unutulmuştur. 1980'li yıllarda ise halk bu eski gelenekleri canlandırmak için birçok çalışma yapmaya başlamıştır. Yaklaşık 56 tane olan bu eski saray danslarından günümüzde sadece birkaç tanesi bilinmektedir.

Bu canlandırmayı desteklemek için devlette bir takım çalışmalar yapmıştır. Bu danslardan Şilla döneminden, Cheoyongmu (maske dansı), Koryo döneminden Hakmu ( turna kuşu dansı), Çosan döneminden, Chunaegjeon (Baharda öten bülbül dansı) varlıklarını devam ettirebilmek için devlet tarfından " Dokunulmaz Kültürel Miras" olarak adlandırılmış ve bunu günümüze taşıyan sanatçılara da geleneksel sanatlar ve el sanatı ustalarına verilen en önemli ödül olan "insanlığın kültürel değerleri" unvanı verilmiştir.

Modern dansın ülkede gelişiminin ilk adımları ise Japon sömürge yönetimi esnasında da bu çalışmaları yapan Jo Taek-Won ve Choe Seung-Hi tarafından atılmıştır. Bağımsız Kore'nin kurulmasından sonra kurulan Seul Bale Topluluğu (1950) bale ve modern dans sergileyen ilk topluluk oldu.

Kore batı müziğiyle ilk olarak 1893 yılında Hıristiyan ilahisiyle tanıştı ve bu 1904 yılından itibaren okullarda öğretilmeye başlandı. Daha sonraları ise batı melodileriyle söylenen Changga ( Çanga) ülkenin her yanına yayıldı.

Kore'nin bağımsızlığına kavuştuktan sonra kurulan ilk batı tarzındaki orkestra Kore Filarmoni Orkestrası Derneği oldu. Günümüz Kore'sinde Seul ve diğer illerde yaklaşık 30 orkestra vardır. Bu müzik gelişimi Koreli müzisyenlerin de dünyada birçok yerde adlarını duyurabilmelerini sağlamıştır. Bunlar arasında en çok dikkati çekenler Chung üçlüsü, şef piyanist Chung Myung-Whun, viyolonsel sanatçısı Chung Myun-Wha , ve kemancı Chung Kyung-Wha'dır.

Şarkıcılar arasında ise sopranolar Jo Su-Mi, Shin young-Ok ve ong Hye-Gyong uluslar arası müzik dünyasında önemli yer edinmişler, New York'taki Metropolitan Operasında baş rollerde oynamışlar ve dünyaca ünlü müzik şirketleri tarafından plakları yapılmıştır.

Kore'nin geleneksel müzik ve sanatını korumak ve geliştirmek için 1951 yılında Kore Geleneksel Sahne Sanatları Merkezi kuruldu ve 1993 yılında Seul Güzel Sanatlar Merkezinde kurulan Kore Ulusan Sanatlar Enstitüsü Müzik Okulu ise de batı biçimi bir konservatuar olarak eğitim vermeye başlamıştır.

Tiyatro

Kore tiyatrosu ise tarih öncesi dönemin dinsel törenlerinin etkisi altında kalmış, müziğin ve dansın içi içe olduğu bir yapıya sahiptir. Geleneksel tiyatro türünün en önemli örneği dans, şarkı, öykü, yergi ve gülmece içeren maskeli bir dans olan Sandenori ya da Talçum'dur. Bunların yanında halk sanatçılarının ortaya koyduğu kukla oyunları Pansori'ler oldukça ilgi görürdü ve bunlar pek sık olmasa da günümüzde de gösterilmektedir.

Maskeli dans ve öteki tiyatro sanatlarından farklı olan Sin-geuk ise 1092 yılından itibaren sergilenmeye başlandı. Batı türü bir tiyatroya ise ilk kez 1908 yılında Seul ev sahipliği yaptı. Daha sonraları japonya'da tiyatro incelemesi yaparak yurda dönenlerin oluşturduğu "Hiokşindan" ve Munsusong" tiyatro toplulukları yeni akım estirmeye başladılar. Sinpa isimli bu oyunlar askeri, siyasi sonraları ise polisiye konular sahnelediler.

1920'li yıllarda tiyatro sanatının önde gelen kişilerinin kurduğu Tovolhoe, tiyatro sanatına öncülük edip 1930'lara kadar adından çok söz ettirdi. 1940 ve 1950'lere gelindiğinde ise toplumsal ve siyasal karışıklığın etkisi ve yine sinema ve televizyonun gelişimi bu sanatın etkisini zayıflattı.

1970'lere gelindiğinde ise bazı genç sanatçılar maskeli dans oyunları, şaman törenleri ve pansori'ler gibi eski geleneksel tiyatronun biçimlerini inceleyip bunu günümüze taşımaya gayret göstermişlerdir. Günümüzde Seul'ün merkezinde bulunan Tehangno Caddesindeki tiyatrolarda bu tür gösteriler sergilenmektedir.

Sinema

Kore film yaşamı 1919 yılında başladı. Haklı İntikam adlı film bir dramaydı. 1923 yılında yapılan ilk konulu film ise Ayın Altındaki Yemin'di. 1920'lerde Japon zulmüne karşı yapılan Arirang filmi halk tarafından oldukça sevildi. Kore savaşının 1953 yılında bitmesinden sonra film endüstrisi gelişmeye başladı, fakat yaklaşık 10 yıl kadar devam eden bu gelişim televizyonun hızlı yükselişi nedeniyle durma noktasına geldi. Bu süreç 1980'lerin başına kadar devam etti. Genç ve yetenekli yönetmenlerin başını çektiği bir grup bu dönemde film endüstrisine oldukça önemli katkılar yaptı. Hazırlanan filmler Londra, Venedik, Berlin, Tokyo, ve daha birçok film şenliklerinde gösterilip tanındı ve önemli ödüllere layık görüldü.

Cannes Film festivalinde gösterilen ilk Kore Filmi ise 2000 yılında yarışan İm Kvon-Tek'in yönettiği Cunhgyangcon (Çunhyang'ın Öyküsü) oldu. Bakhasatang (Naneli Şeker) Filmi de 35. Carlo Bivari Film Şenliğinde üç ödül aldı.

Günümüz Kore sinemasının parlayan yıldızı Kim Ki Duk olarak kabul edilmektedir. Kim Ki Duk, Berlin Film Festivalinde Samartian Girl isimli filmiyle Altın Ayı ödülünü kazanmıştır.

Kore'de Halkın yoğun ilgisi ve bazı film şirketlerinin etkisiyle burada da film şenliklerinin düzenlenmesine başlanmıştır. Bunların arasında Pusan Uluslar Arası Film Şenliği ile Puçın Uluslararası Fantastik Filmler Şenliğidir.

200'den fazla şirketin bu endüstride olduğu yapılan çalışmalar hala daha yeterli düzeye ulaşmamıştır.

İlgili Linkler

* Güney Kore Cumhuriyeti

Kaynaklar

Vikipedi

kore

Türkçe kore kelimesinin İngilizce karşılığı.
n. Korea adj. Korean

kore

Türkçe kore kelimesinin Fransızca karşılığı.
la Corée

kore

Türkçe kore kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Koreaner adj. koreanisch npr. Korea
ben kore halkını yakından görmesemde filimlerden tanıyorum.Onları seviyorum.Hayalim:bir gün bile olsa kore.çin veya japonyayı görmek istememdir.Ordaki insanların yaşantılarını çok merak ediyorum...

İlgili konuları ara

Yanıtlar