Vecdi Akyüz - İsrâ ve Miraç Olayı | Makale ve köşe yazısı

İsrâ ve Miraç Olayı

Vecdi Akyüz
Vecdi Akyüz tüm makaleleri
Yeni Şafak Gazetesi'ndeki tüm makaleleri

Üç aylar içindeki Receb-i Şerîf ayında yer alan mübarek gecelerden ikincisi, 26 Receb'i 27'ye bağlayan gecedeki Miraç Gecesi'dir. 31 Ağustos 2005 Çarşamba gecesine rastlayan bu geceyle ilgili bazı konuları hatırlamak yararlı olacaktır.

Hz.Peygamber'in (s.a.) birçok tecellilere mahzar olduğu Miraç, iki aşamalı olarak gerçekleşmiştir. İlki isrâ, ikinci aşama ise miraç olayıdır. Birbirini izleyen isrâ ve miraç olayı, Hz.Peygamber'in (s.a.) Medine'ye hicretinden bir buçuk yıl kadar önce 621 yılında Mekke'de meydana gelmiştir. İsrâ ve miraç, gece seyahati ve yüce makamlara yükselme anlamındadır.

İsrâ Olayı

Arapça bir kelime olan İsrâ, "gece yürüyüşü, gece yolculuğu, geceleyin yürüme" anlamındadır. Hz.Peygamber'in (s.a.) hayatındaki önemli olaylardan olan isrâ olayı, Recep ayının 27. gecesi Kâbe'de uyuduğu sırada, vahiy meleği Hz.Cebrâil'in (a.s.) Yüce Allah'ın kendisini yüce katına davet ettiğini bildirmesiyle başladı. Hz.Peygamber (s.a.), Hz.Cebrâil'in rehberliğinde manevî binit Burak'la Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya gitmiştir. Miracın, Yüce Allah'ın sosuz kudretiyle gerçekleşen Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya kadarki bu ilk bölümüne İsrâ adı verilir.

Miracın dünya üzerindeki ilk bölümü olan İsrâ olayı, başlangıcında yer aldığı için adını verdiği İsrâ Sûresi'nde, şöyle anlatılmaktadır: "Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir bölümünü gösterelim diye, kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren/yolculuk yaptıran Allah'ın şânı yücedir. Gerçekten o, işiten ve görendir." (İsra, 17/1)

Hz.Peygamber (s.a.), Kudüs'te kısa bir süre kaldı. Bu sırada, Mescid-i Aksâ'da iki rekat namaz kıldı.

Bundan sonra, Hz.Peygamber (s.a.) başka bir manevî binitle, göklere çıkmıştır.

Miraç Olayı (Mi'râc-ı Nebî)

Arapça bir kelime olan Miraç, yükselme ve yükseğe çıkma anlamındaki "urûc" kelimesinden türeyen âlet/gereç ismidir. Miraç, "merdiven, yükselteç, asansör" gibi anlamlara gelir. Mescid-i Aksâ'dan başlayarak göklerin bütün tabakalarından geçip ilâhî huzura kadarki bölüme, Miraç denir. Hz.Peygamber (s.a.) göklerden sonra hiçbir insan veya meleğin erişemeyeceği yüce makamlara yükselmiştir. Varlıklar âleminin son noktası olan Sidretü'l-Müntehâ'ya kadar Cebrâil ile, daha sonrasına ise Refref adındaki manevî binitle gitmiştir. Beytü'l-Ma'mûr kendisine gösterilmiştir. Bundan sonra rabbinin huzuruna çıkan Hz.Peygamber (s.a.) bu sırada, nice sırlara, hikmetlere, nûrânî tecellilere mazhar olmuş, burada hiçbir aracı olmadan doğrudan vahiy almıştır.

Miracın sırlar dolu bu ikinci bölümüne, Necm Sûresi'nde şöyle işaret edilmiştir: "(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (bir yorumda Cebrâil) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu. Sonra (ona) yaklaştı. Derken, sarkıp daha da yakın oldu. (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu. Böylece Allah, kuluna vahyedeceğini vahyetti. Kalp, gözün gördüğünü yalanlamadı. (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında, onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki, onu bir başka inişte daha görmüştü. Sidretü'l-Müntehâ'nın yanında. Me'vâ Cenneti, onun yanındadır. O zaman Sidre'yi, kaplayan kaplamıştı. Göz şaşmadı ve aşmadı (çakılıp kaldı). Andolsun ki o, rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü." (Necm, 53/7-18)

İsrâ ve miraç olayı, Hz.Peygamber'in (s.a.) hadislerinde, canlı bir tasvir ve temsil üslûbuyla daha açık ve ayrıntılı olarak yer almıştır. (bk. Buharî, menâkıbu'l-ensâr, 42; Müslim, iman, 264 (164); Tirmizî, tefsir, inşirah, 3343; Nesaî, salât, 1; Tecrîd-i Sarîh, 10/56-57)

Miraçta Alınan Oniki Emir

Yüce Allah, miraç sırasında Hz.Peygamber'e (s.a.), her biri ahlâk ve fazilet düsturları olan oniki emir vahyetmiştir. Bu emirler; din, ahlâk, toplum, hukuk ve ekonomi düzeninin temelini oluşturan bu düsturlar, İsrâ Sûresi'nde şöyle belirtilmiştir: "1) Allah'tan başkasına kulluk etmemek, 2) Ana-babaya iyi davranmak, (İsra, 17/23-253) Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışlara hakkını vermek, (İsra, 17/23-28) 4) Cimri ve israfçı olmamak, (İsra, 17/26-27, 29-30), 5) Yoksulluk korkusuyla çocukları öldürmemek, (İsra, 17/31), 6) Zinaya yaklaşmamak, (İsra, 17/32), 7) Haksız yere cana kıymamak ve cinayet dolayısıyla aşırı gitmemek, (İsra, 17/33), 8) Yetimin malına güzelce yaklaşmak, 9) Ahdi ve sözü tutmak, (İsra, 17/34), 10) Ölçü ve tartıda doğruluk, (İsra, 17/35), 11) Hakkında kesin bilgi sahibi olunmayan şeyin ardından gitmemek, (İsra, 17/36), 12) Yeryüzünde böbürlenerek yürümemek, (İsra, 17/37)" (Topluca ve ayrıntı için bk. İsra, 17/23-39) Bütün bu sayılanların kötü olanları (karşıtları), Allah katında sevimsiz şeylerdir. (İsra, 17/38) Bu karşıtlar, büyük günahların başlıcalarıdır.

Hz.Peygamber (s.a.), aynı gece, geri dönmüştür. Miraç hediyesi olarak, günde beş vakit namaz, Allah'ın şirk koşma dışındaki günahları dilediklerinden affetmesi ve Bakara Sûresi'nin son iki (bazı rivayetlerde üç) âyetini getirmiştir. (Müslim, iman, 279)

İşte bu Yüce Allah'ın kudretinin bir eseri olan miraç olayı, güzel anısını yaşatmak üzere müslümanlar arasında miraç kandili olarak kutlanmaktadır.

Vecdi Akyüz tarafından yazılan bu makale, 29 Ağustos 2005 Pazartesi günü yayınlanan Yeni Şafak Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları