Yavuz Bülent Bakiler - Bazı Öztürkçe kelimeler | Makale ve köşe yazısı

Bazı Öztürkçe kelimeler

Yavuz Bülent Bakiler
Yavuz Bülent Bakiler tüm makaleleri
H.O. Tercüman Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
GEÇEN haftaki yazımda, iki büyük dizgi yanlışı olmuş. Birincisi şu, Türkçe'de hangi harflerle kelime başlamaz sorusunun cevabını, ben 13 harfle verdiğim halde, araya bir de K harfi karışmış. Türkçe'de K harfiyle başlayan pekçok kelime var.

Ama Öztürkçe'de: C,F,Ğ,H,J,L,M,N,P,R,Ş,V,Z harfleriyle kelime başlamıyor.

Bizim ilk lugatımız olan Divanü lügat-it Türk'te, Kaşgarlı Mahmud'un, bütün Oğuz boyları arasında yaptığı tesbitten bazı örnekler aynen şöyle: 1072 yılında Oğuz boyları arasında konuşulan Türkçe'de C harfiyle başlayan sadece 5 kelime var:

Cincü: İnce, Caydam: İnce keçeden yapılan yağmurluk, Cigi: Sağlam Cıgay: Yoksul, Cılday: Atların göğsünde çıkan bir hastalık demektir. Peki altıncı bir kelime var mı?

Yok!

1072 Türkçesi'nde F ve Ğ harfleriyle başlayan tek kelime görmüyoruz. Orhun Abideleri'nde de bu harflerle başlayan kelimelere rastlamıyoruz.

Kaşgarlı sözlüğünde H harfiyle başlayan sadece iki kelime dikkatimizi çekiyor: Heçheç ve hoçhoç. Heçheç, başıboş atları durdurmak için çobanların dilindeki bir nida, Hoçhoç ise keçi sürülerini otlatan çobanların kullandığı bir kelime.

1072 yılında, Hakaniye Türkçesi'nde yâni, (Oğuz boylarının Türkçesi'nde) J ile başlayan tek kelime yok.

L ile başlayan 5, R ile başlayan bir, N ile başlayan 6, Ş ile başlayan 12, Z ile başlayan 5 kelime var. P ile V harfleriyle başlayan bir kelime bile maalesef yok.

Divanü lügat-it Türk'e göre, laçin şahin demektir. Lagün, süt bardağı; lüçnüt, imece; liken, şahıs adı; lağzın, domuz; lişan, Çin generalidir.

Rapçat, angarya anlamındadır.

Nek, Timsah; neçe, kaç; nekyılan, ejderha; neçük, niçin; neme, bilmem; nerek, neye gerek demektir.

Öztürkçe'de Ş harfiyle başlayan kelimeler de şöyle:

- Şa: Alaca kuş, Şad, şadpıt: Bir ünvan, Şalçı: Şahıs veya at ismi, Şaw: Bir ot, Şeştürdi: Çözdürdü, Şüt: Soy, asil, Şiş: Şişman olan, Şın: Taht, sedir. Şi: Çin Hakanı'na selam, Şuti: Kırkayak karşılığında bir kelimedir.

Kaşgarlı Mahmud'un lugatında Z harfiyle başlayan sadece 5 kelime bulunuyor:

Zakzak: Koçları vuruşturmak isteyen çobanların nidası.

Zanbı: Çekirge

Zargüçmud: Fesleğen

Zerenze: Yabani bir ot.

Zünküm: Çin ipeklisi.

Öztürkçe'de altıncı bir kelime var mı? Yok!

Bu Divanü lugat-it Türk'ten 901 yıl sonra, 1971 yılında Ali Püsküllüoğlu tarafından hazırlanan Öztürkçe Sözlük'ümüzde ise 3 bin 175 kelime yer almış.

Bu sözlükte: C,Ğ,H,J,L,M,N,P,R,Ş,V,Z harfleriyle başlayan sadece 114 kelime mevcut: F,Ğ,J harfleriyle başlayan Öztürkçe kelime yok. Ş harfiyle başlayan 3, Z harfiyle başlayan:

5, R harfiyle başlayan 9, P ve C harfleriyle başlayan 11 H harfiyle başlayan 7 Öztürkçe kelimemiz var. H harfiyle başlayan Öztürkçe kelimeler de: Horgörü, hoşgörülü, hoşgörür, hoşgörürlük, hoşgörüsüz, hoşgörüsüzlük, hoşgörü şeklinde tesbit edilmiş. (Burada hor ve hoş kelimeleri Farsça'dır.) Yâni biz, Öztürkçe konuşmaya çalışırsak: Hayır diyemeyiz. Hak, hukuk, hürmet, hür, kıçkırık, hayvan, hanefi, hıyar, hayat diyemeyiz.

Geçen haftaki dizgide, "Öztürkçe sözlüğümüzde H harfiyle başlayan 2 bin 310 kelime var." gibi çok büyük bir yanlışlık yapılmış. Olur mu? Öztürkçe Sözlük'teki bütün kelimeler zaten 3 bin 175 adet.

H harfiyle başlayan 2 bin 310 kelime, bizim Türkçe sözlüğümüzde var. C-F-Ğ-H-J-L-M-N--P-R-Ş-V-Z gibi 13 sessiz harfle başlayan Öztürkçe kelime sayımız ise sadece 114'tür. Aynı harflerle başlayan Türkçe kelime sayımız ise: 15 bin 343'tür.

Yine iddia ediyorum:

Bu 15 bin 343 Türkçeleşen kelimeleri, ellerinin tersiyle itenler ve 114 Öztürkçe kelimeye sarılanlar, milletimize, edebiyatımıza, dünkü ve bugünkü nesillere ihanet eden, kansız tuzaklar kuran mankurtlardır, cahillerdir, hainlerdir, diplomalı kart yobazlardır.

Benim, yüksek tahsil mezunu, ama zırcahil bir hasta okuyucum var. Ne zaman Türkçe ve Türklük üzerine bir yazı yazsam, çılgınlara dönüyor.

Mesela: "Ulus kelimesi Moğolca'dır" dememe bile azgın boğalar gibi saldırıyor. Derhal bilgisayar kanallarına koşarak, benim: "Amerikan yeşil kuşak şeriatçısı, Türk-İslam şantajcısı olduğumu" sövüp sayarak ilan ediyor. Bir şiirimde şöyle dert yanmıştım:

Cahilinden çektiği yetmemiş gibi yıllarca

Okumuş yazmışından çekiyor şimdi memleket!

Yavuz Bülent Bakiler tarafından yazılan bu makale, 12 Nisan 2005 Salı günü yayınlanan H.O. Tercüman Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları