Hasan Cemal - Kürt sorunu (3) | Makale ve köşe yazısı

Kürt sorunu (3)

Hasan Cemal
Hasan Cemal tüm makaleleri
Milliyet Gazetesi'ndeki tüm makaleleri

Diyelim ki, ağzımıza biber sürüldü, tövbe ettik ve bir daha Kürt sözcüğünü ağzımıza almadık. Kürt demedik, Kürtçe demedik. Kürt aydınları, Kürt sorunu gibi deyişleri ağzımızdan yel aldı götürdü.

Kurs murs tümünü kapattık.

Kürtçe şarkıydı, türküydü, her şey tekrar yasaklandı. Sarı-kırmızı-yeşil renkler her görüldüğü yerden silindi. Kürtçe radyoydu, televizyondu, bütün yayınlar sona erdi.

Yasaları da yeniden eski haline getirdik. Kürt diyeni, Kürtçe diyeni 'bölücülük'ten içeri atmaya başladık.

Yani yeniden eskiye döndük diyelim.

Rahata mı ermiş olacaksınız?

Örneğin, siz hiç Habur Sınır Kapısı'ndan geçip Kuzey Irak'a gittiniz mi? Ben ilk kez 1992'de son kez 2003'te gittim.

1992'de Türkçe ve İngilizce Kürdistan'a hoş geldiniz yazılı tabelanın önünden geçip Kürtlerin deyişiyle, Irak Kürdistanı'na giriş yapmıştım. Sonra Erbil'de Kürdistan Meclisi Başkanı ile, Kürdistan Başbakanı ile görüşmüştüm. Yazılarım Sabah gazetesinde yayımlanmıştı o tarihlerde.

Arada birçok kez yine gittim Kuzey Irak'a. Silahlı Kuvvetlerimizin 1995 dahil Kuzey Irak'taki bazı operasyonlarını da kısa süreli izlemiştim. Son iki gidişim, Saddam'ın devrilmesinden sonra, 2003 yılının Mayıs ve Kasım aylarında oldu.

Biliyor musunuz:

Irak Kürtlerinin üniversiteleri var, Dohuk'ta, Erbil'de, Süleymaniye'de. İlkokulları, ortaokulları, liseleri var. Radyoları, televizyonları var. Gazeteleri, dergileri, kitapları var. Kendi dillerini, edebiyatlarını, tarihlerini okuyup öğreniyorlar.

Bizim sınırımızın dibinde bunlar.

Şimdi sen kalkıp sınırın bu tarafını, Türkiye'yi boydan boya yasaklarla donatsan ne olacak ki?..

Bir an düşün.

Bizim Kürtlerimizin belki çanak antene bile gerek kalmadan sınırın öteki yanındaki Kürtçe yayınları izlemesini engelleyebilir misin? Bir adım ötesinden bu tarafa gelecek gazeteyi, dergiyi, kitabı engelleyebilir misin? Kürtçe şarkısını, türküsünü dinlemesini engelleyebilir misin? Televizyondan, internetten Kürtçe öğrenmesini, tarihini, edebiyatını öğrenmesini engelleyebilir misin?

Hiçbirini engelleyemezsin.

Zaten geçmişte de engelleyememiştin.

Biliyor musun:

Güneydoğu'dan Kuzey Irak'a doğru ufaktan ufağa bir eğitim göçü, iş göçü başlamış durumda.

Bazı Kürt gençleri, sayıları çok olmasa da, öğrenimlerini gidip Kuzey Irak'ta Kürtçe yapıyorlar. Hatta kulağıma çalındı, tek tük askeri akademiye kaydını yaptıranlar bile varmış...

Bazı Kürt işadamları da gidip ekmek parasını Kuzey Irak'tan çıkarmak için ellerinde çantaları dolaşıyorlarmış... Ben de rastlamıştım onlara...

Her şeyi yasaklasan ne olacak ki?

Kaldı ki, yasakladığın dönemde de beklediklerin olmamıştı. Diyarbakır'da da, İstanbul'da da tezgâh altından yine Kürtçe tarih, edebiyat kitapları satılmıştı. Çanak antenlerle Kürtçe televizyonlar izlenmişti.

Fransa'da, İsveç'te, Hollanda'da, Almanya'da, Rusya'da, Amerika'da, Ermenistan'da,bütün bu ülkelerdeki Kürt enstitülerinde Kürt kimliğiyle ilgili her şey geliştirilmeye devam etmişti.

Ve Kürt milliyetçiliği geçen yüzyılın başından itibaren sahnede varlığını gözler önünde sürdürmüştü.

Tüpünden çıkan macun gibi şimdi geri sokamazsın onu...

Biz Türkiye'de neye yok dediysek, neyi yasakladıysak, dışarıdaki bütün bu odaklar, onları var etmek için yıllarca ellerinden geleni yaptılar. Akademik, insani ve siyasi nedenlerle yaptılar.

Bugün de yapıyorlar.

Kürtler ve Kürt sorunu bugün artık uluslararası sahnedeki yerini çoktan almış durumda. Birleşmiş Milletler'de de, Avrupa Konseyi'nde de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde de var. ABD'nin ya da AB'nin gündeminden de eksik değil, eksik de olmayacak. Tek tek devletlerin de, uluslararası kuruluşların gündeminde de varlığını sürdürecek Kürt sorunu...

Özetle:

Yasakçılık ya da demokrasi karşıtı politikalar bugüne kadar çare olmadı. Bugünden sonra hiç olamaz. Günümüzün iç ve dış koşullarında hâlâ sopa politikası izlemek isteyenler varsa, en kısa zamanda bu sevdadan vazgeçsinler.

Ezberlerini bozmaya baksınlar!

Çünkü bu sevda Türkiye'nin başını belaya sokar. Türkiye'yi istikrarsızlaştırır. İç barışını, huzurunu, ekonomisini, her şeyini kötüye götürür.

Türkiye bugün doğru yolu buluyor.

Türkiye bu oyunu demokrasi içinde oynayacak. Oynamak zorunda... Türkiye bu oyunu Avrupa yolunda oynayacak, oynamak zorunda...

Gerisi maceradır!

Terörle mücadele elbette yapılacak. Ama Kürt sorunu daha çok demokrasi, daha çok hukuk ve daha çok refah ile çözülecek.

Oyun planı bu olacak Türkiye'nin.

Ve bütün bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin üniter bütünlüğü içinde olacak. Fransa örneğinde olduğu gibi...

Türkiye'yi yeniden yasaklar ülkesi haline getirmek ve demokrasiyle Avrupa'dan koparıp Yeni Turan yolculuklarına çıkarmak isteyen 'Kızılelmacı hayalperestler'e, hiç kuşkunuz olmasın, bu ülke geçit vermeyecek.

Dördüncü yazı yarın...

Hasan Cemal tarafından yazılan bu makale, 25 Ağustos 2005 Perşembe günü yayınlanan Milliyet Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları