Cengiz Türksoy - Çevre duyarlılığı | Makale ve köşe yazısı

Çevre duyarlılığı

Cengiz Türksoy
Cengiz Türksoy tüm makaleleri
Akşam Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Çevre Yasası'nda 'arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ve proje değerlendirmesi yapan yetkili kuruluşlar, kalkınma çabalarını olumsuz yönde etkilememeyi dikkate alarak çevrenin korunması ve kirlenmemesi hedefini gözetirler' denilmektedir. Çevrenin korunmasına ilişkin temel ilkelerden birisi olarak Yasa'da yer alan bu sözlerle söylenmek istenen aslında şudur: 'Çevre, kalkınma çabalarını olumsuz yönde etkilememesi koşuluyla korunacaktır'. Yani yetkili kuruluşlar, çevre değerlerinin korunması ile kalkınma çabalarının çeliştiği durumlarda çevrenin korunması ve kirletilmemesi hedefini gözetmeyecekler; yetkilerini kalkınmadan yana kullanacaklardır.

Kalkınma yalnızca iktisadi büyüme olarak algılandığında bu tür bir yasal düzenleme doğruymuş gibi gelebilir. Oysa kalkınma bir bütündür ve çevre değerlerini yitirmeyi göze alarak ulaşılan iktisadi büyüme kalkınma değildir. Ama ahlaki değerlerin bile çürümesini göze alan iktisadi büyüme anlayışının egemen olduğu toplumlarda, 'kalkınma' kavramının böyle algılanması oldukça zordur.

Nitekim yıllardır gündemde olan Bergama altın madeni olayında ve son zamanlarda İzmir kamuoyunda yeniden tartışılmaya başlanan Efem Çukuru'ndaki altın arama çalışmalarında ortaya çıkan saflaşmanın arkasında bu anlayış farklılığı yatmaktadır. Turizm yatırımlarının, sanayi kuruluşlarının, balık çiftliklerinin, barajların, termoelektrik santrallerin yer seçimleri ve imar planları ile belirlenen yapılaşma koşulları üzerine yapılan bütün tartışmalarda hep aynı saflaşma görülür. En çok birkaç on yıllık ömrü olan bu tür yatırımlardan sağlanacak kazanç için binlerce yılda oluşmuş doğal, yüzlerce yılın ürünü olan tarihi değerlerin gözden çıkarılmasına göz yumanlar, çevre değerlerine duyarlı kesimlerin karşısında ciddi bir ittifak oluştururlar.

Bu ittifakın çevreye duyarlı insanlara yönelttikleri akıl almaz suçlamaların, gülünç lafazanlıkların sınırı yoktur. Bu suçlamaların en popülerleri, çevrenin korunması ve kirlenmemesi hedefinden hiçbir koşulda ödün vermeyenlerin 'istemezükçü ya da ülkenin kalkınmasını istemeyen emperyalizmin işbirlikçisi' olarak adlandırılmasıdır. Konuya uzak kalmış sıradan insanların bilinçlerini perdelemeye yönelik bu sözlerin en gülünç yanı suçlayıcıların sözünü ettikleri emperyalizmle uzun zamandan beri bütünleşmiş olmalarıdır.

Çevreye duyarlılık insanın kendisine duyarlılığıdır; çünkü insan da içinde bulunduğu çevrenin parçasıdır. Ne insan çevresinden, ne de çevre insandan bağımsızdır. Bunu 'aslan yattığı yerden bellidir' diyerek çok özlü biçimde ifade eden eski insanlar bugünlere miras bıraktıkları çevrelerini buna göre oluşturmuşlar; doğayla didişmemiş onunla uyum ve barış içinde yaşamışlardır. Önce, özü-sözü bir insanlardan oluşan eski toplumların değerleri yitirildi; sonra bıraktıkları mirasları tüketildi; şimdi de çevre değerleri yok ediliyor. Eskiler, bıraktıkları tüketilirken karşımıza çıkıp bize engel olamazlardı ama doğa kendisiyle didişenden mutlaka hesap sorar, kendisinden gasp edileni bir gün mutlaka geri alır.

Çevre bilinci bunun farkında olmak ve ona göre davranmaktır.

Cengiz Türksoy tarafından yazılan bu makale, 25 Nisan 2006 Salı günü yayınlanan Akşam Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları