Ahu Antmen - Günümüz küratörleri | Makale ve köşe yazısı

Günümüz küratörleri

Ahu Antmen
Ahu Antmen tüm makaleleri
Radikal Gazetesi'ndeki tüm makaleleri

SANAT ELEŞTİRİSİ: 24. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi

24.Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, sanat dünyasında ilginin sanatçıdan küratöre nasıl kaymış olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanabilir mi? İstanbul Resim ve Heykel Müzeleri Derneği'nin 1980'lerden beri yoğun bir çabayla sürdürdüğü bu etkinlik, sanat ortamında güncel boyutta farklı eğilimleri ortaya koyan sanatçıları belirlemek amacıyla düzenleniyor ve adını, gerçekten de hak ediyordu. Her yıl yüzlerce sanatçının bir jüri tarafından değerlendirildiği bu etkinliğin özellikle ilk 10 yılında, Ayşe Erkmen, Ergin İnan, Hüsamettin Koçan, Güngör Taner, Mevlüt Akyıldız, Tayfun Erdoğmuş, Burhan Uygur, Şükrü Aysan, Mustafa Ata, Tomur Atagök, İbrahim Örs, Kadri Özayten, Gülsün Karamustafa, Şeyma Reisoğlu gibi sanatçılar ödül alıyor, o dönemin genç ve orta kuşağı sayabileceğimiz sanatçılar aracılığıyla Türkiye sanat ortamının güncel bir panoraması çıkıyordu. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nin etkisinin iyice zayıflamaya başladığı, sanatçıların -ve özellikle alternatif ifade biçimlerine başvuranların- temsil olanaklarının son derece kısıtlı olduğu bir dönemde Günümüz Sanatçıları sergileri, sanat ortamında ne olup bittiğinin bir tür aynasıydı. Fakat zaman içinde etkinlik -hiç kuşkusuz alternatif sergi olanaklarının çoğalmasıyla da birlikte gerçek- bir 'günümüz sanatçıları' sergisi olmaktan uzaklaştı, hatta neredeyse yalnızca öğrencilerin katıldığı bir sergiye dönüştü. Bu değişim, serginin Türkiye sanat ortamındaki güncel eğilimleri ortaya koyan yönünü bir ölçüde kısıtladıysa da sonuçta genç bir enerjinin geleceğe yönelik vaatlerini izleme olanağı sunması açısından yine de ilginçti. Herhangi bir konu, malzeme, ifade biçimi vs. sınırı olmaksızın bu sergiye gönderilen ve bir elemeden geçtikten sonra sergilenen yapıtlar, Türkiye sanatçıların ne tür konulara ilgi duyduklarını, hangi meselelerle ilgilendiklerini; ne tür malzemelerle çalışmayı yeğlediklerini, ne tür malzemelerle daha yetkin olabildiklerini; hangi ifade biçimlerini neden ve ne şekillerde kullandıklarını ortaya koyuyordu.

2000'li yıllara kadar seçici kurulunu eleştirmen ve sanatçıların oluşturduğu Günümüz Sanatçıları sergisi, 2003'te 21'incisinin bir küratöre teslim edilmesi ve konulu bir etkinliğe dönüşmesiyle bir yapı değişikliğine gitti: Beral Madra'nın 'İmaja Güveniyoruz' başlıklı sergisinin ardından, 'Günümüz Sanatçıları', 22'ncisinde Nemci Sönmez, Hiromi Hanzawa ve Alain Katz, 23'üncüsünde Anton Lederer, Başak Şenova ve Eyal Danon, 24'üncüsünde ise Emre Baykal, Marcus Graf ve Suzanne van de Ven'in sergileriyle karşımıza çıktı. Bu dönemde birer 'Günümüz Sanatçıları' sergisinden çok birer küratör sergisine dönüşmeye başlayan bu etkinlik, önce konulu olmayı denedi, derken ne akla hizmetse biri Türk, iki yabancı küratörle yoluna devam etmeyi seçti. Yıllarca Türkiye sanat ortamına dair ipuçları veren ve genellikle, en azından 15-20 genç sanatçı izleyebildiğimiz bir sergi olarak 'Günümüz Sanatçıları'nın bu yıl üç küratör, yedi sanatçıyla gerçekleştiriliyor olması ise oldukça ilginç bir durum.

Aksanat'ta 28 Temmuz'a kadar süren ve Volkan Aslan, Serkan Demir, Caner Girgin, Deniz Guliyeva, Uluç Ali Kılıç, Mehmet Ali Uysal, Özlem Özdemir'in katıldığı 24. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi'nin sanatçıya dair bir sergi olmaktan çok, tam bir 'küratör sergisi' olduğu serginin tasarımında ve planında da ortaya çıkıyor. Volkan Aslan'ın kurumun kendisine işaret eden etiketleri, Mehmet Ali Uysal'ın yapının fiziksel yapısına müdahalesi ve zannediyorum Caner Girgin'in resim askılıklarına dikkat çeken işi ilginç: her biri, bir biçimde kurumun yapısı ve işlevine ilişkin bir sorgulama taşıyor. Fakat insan bu sergide kimin hangi işi yaptığı konusunda yanılabilir: Sergide herhangi bir sanatçı ismi etiketi yok, isimlerin yer aldığı sergi planını ise Aksanat'ta çalışan görevliler dahi çözemiyor. Başından beri Türkiye sanat ortamında 'günün sanatçıları'nı ve güncel eğilimleri göstererek, bunları izleyiciyle tanıştırmayı hedeflemiş bir serginin izleyiciye karşı bu denli küstah bir tutum takınması, açıkçası pek doğru gelmiyor bana. Madem bu sanatçılar 'Günümüz Sanatçıları' onları 'günümüzün sanatçıları' kılan nedir, diğerlerinden ayıran nedir bunun her anlamda gerekçelendirilmesi, özellikle bu sergi için büyük önem taşıyor. Küratörün işi, hele böyle belli bir sorumluluk taşıyan projelerde, yalnızca yaratıcılığını sergilemek olmamalıdır. Küratörün bunu yapabileceği pek çok alan var. Aslında 'Günümüz Küratörleri' başlıklı bir sergiler dizisi de fena olmayabilir!

Ahu Antmen tarafından yazılan bu makale, 20 Temmuz 2005 Çarşamba günü yayınlanan Radikal Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları