Ayşe Özgün - Olimpiyatlara katılan Türk sporcuların sayısı çok az! | Makale ve köşe yazısı

Olimpiyatlara katılan Türk sporcuların sayısı çok az!

Ayşe Özgün
Ayşe Özgün tüm makaleleri
Vatan Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Avusturya'dan aldığım bir mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum: "Ayşe Hanım, geçenlerde olimpiyatlarla ilgili yazınızı okudum. Ben Avusturya'da yaşayan bir öğrenciyim. 70 milyonluk ülkemizde bizim katılımcı sporcularımızın sayısı neden bu kadar az?

Türk gençliği bu kadar har vurup harman savrulamaz! Bence Türkiye'de spordan sorumlu hangi bakan varsa, beyefendiyi acilen kendine getirmekte fayda var. Açlıktan nefesi kokan Afrika ülkelerinin atletleriyle ve bizden fakir Avrupa ülkelerinin 150-200 kişilik ana kadroları ile Atina'da olmaları bizden ise sadece halter dalında ve koşuda, çoğu Türk asıllı olmayan sporcuları görünce içim sızlıyor. Artık birisi çıkıp da ülkedeki sporun içler acısı durumuna dikkat çekmeli. Türkiye'de spor demek, futbol demek oluyor. Hem de içler acısı bir futbol.

Hani diğer spor dalları? Hokey, paten, su topu, eskrim, okçuluk vs? Sırada kış olimpiyatları var. Gene katılmayacağız çünkü dünyanın uygar insanlarının bu faaliyete önem verdiğinden, ülkelerin bedava reklamlarının bu yolla yapıldığından ve Türkiye'nin yanlış imajının bu yolla düzeltilebileceğinden Ankara'da kimsenin haberi yok. Ne olur bu konuya siz sahip çıkın. Yumuşak üslûbunuzu biraz sertleştirin. Teşekkürler. (Elif Kutluer)

Ben yıllardır ekranlardan yetkililerin dikkatini bu konuya çekmek için çok sözler söylemiş biriyim. Maalesef hiç ilerleme kaydedilmedi. Spor dallarında başarılı olmak için önce yetenekli gençlerin bulunması, sonra Anadolu'nun her köşesine tesis yapılması ve bu gençleri keşfedecek birikimde öğretmenlerin olması gerekmektedir. Bence yetenekli gençlerimiz vardır. Bunları tespit edecek spor öğretmenlerimiz de Anadolu'nun her köşesinde hizmet vermektedirler. Eksik olan nedir? Spor tesisleri. Bu kadar mı?

Spor, disiplindir

Burada biraz duralım ve düşünelim. Ben, çocuklarının akademik başarısı için kovalarla para harcayan anne babaların aynı çocuklarının spor başarısına yeterince önem vermediğini düşünüyorum. Herhangi bir okulda veli toplantısına gittiğinizde fizik, matematik, kimya öğretmenlerinin masasının önünde veli kuyruklarından geçilmezken beden eğitimi öğretmeninin masasının bomboş olduğunu fark edebilirsiniz.

Bu, çekirek ailelerin beden eğitimi ve spor derslerinin üzerinde durmadıklarının bariz ve utanılacak işaretidir. Teşhisiniz çok doğrudur. Spor demek, futbol demek değildir. Spor bir disiplin, bir arkadaşlık, bir takım çalışması, işbirliği ve saygı kulvarıdır. Haluk ve ben çocuklarımızın kimyadan düşük not alıp, spordan yüksek puan almasına sevinen anne babalardanız.

Yabancı ülkelerin eğitim sistemlerine girdiğimiz vakit, değerlerimizin hiç de yanlış olmadığını sevinerek öğrenmiş insanlarız. Türkiye'de fizik, matematik ve kimyadan sınıf genelinin düşük not almasının sebebini de kalkınmış ülkelerin eğitim sistemlerini araştırıp yaşadığımızda anlamıştık. Çocuklarımızın hiç hatası bulunmadığını, yanlış müfredatların kurbanları (tekrar edeyim kurbanları) olduklarını görmüştük. Çocuklarımız neşe ve sevinç içinde, özlemle her derse girmelidirler. Bu ders beden eğitimi de, matematik de, fizik de olabilmelidir.

Kalkınmış ülkelerde böyle olduğu içindir ki, yetenekli gençler küçük yaşlarda keşfedilmekte, uzun uğraş ve çalışmalardan sonra o madalyaları almak için podyuma çıkabilmektedirler. Afrika'nın birkaç ülkesi de bu basanların, ülkeleri için güzel bir tanıtım aracı olduğu bilincine yıllar öncesinden varmışlar ve özellikle atletizm konusunda çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır.

Çalınan her milli marş, göklere yükselen her ülke bayrağı, yarış öncesi ve sonrası kamera karesine giren her sporcu, o ülke için müthiş bir gurur kaynağıdır. Keşke Türk velileri ve yetkilileri de bu bilince erişebilse.

Ayşe Özgün tarafından yazılan bu makale, 25 Ağustos 2004 Çarşamba günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları