Süleyman Ateş - Yalan yere yemin etmenin kefareti yoktur | Makale ve köşe yazısı

Yalan yere yemin etmenin kefareti yoktur

Süleyman Ateş
Süleyman Ateş tüm makaleleri
Vatan Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Soru: Yapılan bir yemini bozmak caiz midir? Yemini bozmanın cezası nedir?

Cevap: "Allah sizi, yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz fakat kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, halimdir" (Bakara: 225). Bu ayette Allah'ın, lağv ile yapılan yeminlerden ötürü insanları sorumlu tutmayacağı bildirilmektedir. Lağv; boş, önemsiz sözdür. Yemin-i lağv: Sözü güçlendirme amacı gütmeyen yemindir. Bu hususta başlıca iki yorumu şöyle birleştirmek mümkündür: Yemin kastı olmadan sırf alışkanlık dolayısıyla ağızdan çıkan bu sözler de geçmiş olay hakkındaki kanaate göre yapılan yeminler de lağvdır. Ayetin maksadı, yemin kastıyla söylenmeyen, kimseye zararı olmayacak, alışkanlık dolayısıyla söz arasında söylenen yemin sözleridir. "Vallahi yahu, billahi canım" gibi...

Kızgınlıkla yemin etmeyi, "Şu işi yapmazsam canım çıksın, gözüm kör olsun" gibi kendi aleyhine beddua etmeyi, unutarak yemin etmeyi lağv yemini sayanlar olmuştur ama bunlar yemin etmek amacıyla yapılan yeminler olduğu için bunları lağv saymak doğru olmasa gerektir. Allah, yeminin iki türlü olduğunu bildiriyor. Biri kasıtsız, diğeri de kasıtlı yeminlerdir. Kasıtsız yeminlerden ötürü insanlan sorumlu tutmuyor. Kasıtlı yemin iki çeşittir:

On fakiri doyurmak

1. Kalbin kazandığı yani maksatlı ve yalan yere yemin ki buna yemin-i gamûs denir. Gamûs, daldıran demektir. Sahibini günaha daldırdığı için yalan yere yemin etmeye bu ad verilmiştir. Bunun kefareti yoktur. Sahibi tevbe etmelidir. Tevbe ile Allah'ın affına uğramazsa ahirette azaba duçar olur.

2. İstikbale bağlı yeminler vardır ki bunlara yemin-i mün'akide denir. "Vallahi şöyle yapacağım, şuraya gideceğim" gibi... Sonradan yemin ettiği şeyin tersinin daha hayırlı olduğu anlaşılırsa yemine kefaret verilip bozulur.

Mâide Suresi'nin 89. ayeti, bu çeşit yeminlerin kefaretini açıklamaktadır. İnsan, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya yemin eder de sonra bunun aksinin daha iyi olduğunu görüp de yeminini bozarsa, vereceği kefaret ya on fakiri ortalama bir yiyecekle doyurmak, ya da giydirmek veya bir köle azat etmektir.

Bunları yapmak mümkün olmadığı takdirde üç gün oruç tutmak lâzımdır. Ebu Dâvûd, şu hadisi rivayet etmektedir: "Ademoğlunun, malik olmadığı bir şeyi, yahut Allah'a isyanı veya akrabayla münasebeti kesmeyi adaması, yahut bunlar için yemin etmesi olmaz. Kim bir yemin eder de onun aksini daha hayırlı görürse yeminini bıraksın, hayırlı olanı yapsın. Zira onu terk etmesi, yemininin kefaretidir."

Yarın: Yemini alışkanlık haline getirmeyin.

Süleyman Ateş tarafından yazılan bu makale, 24 Şubat 2004 Salı günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları