Süleyman Ateş - Sadece farzı kılmak da yeterli | Makale ve köşe yazısı

Sadece farzı kılmak da yeterli

Süleyman Ateş
Süleyman Ateş tüm makaleleri
Vatan Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Ersin Gündüz adlı okurumun gönderdiği e-mail'de altı soru yer alıyor. Bugünden başlayarak sayın Gündüz'ün sorularını cevaplıyorum.

Soru: Peygamberimiz sünnet namazları camide kılmadı deniyor. "Madem Peygamber kılmamış, ben de kılmam" diyenler var. Bu davranışları günah mı?

Cevap: Peygamberimiz mescitte sadece farz namazları cemaatle birlikte, nafileleri evinde kılardı. Onun kıldığı nafilelere biz sünnet diyoruz. Sünnet namazları evde kılıp gelmek de sünnettir. Ancak bugünkü hayat şartlarında bu çok zor olduğu için cemaat, camide toplanır. Farzın kılınış zamanına kadar olan zamanda sünnet kılar. Ama hiç sünnet kılmayıp sadece farzı kılmak da yeterlidir. Sünnet kılmamak günah değildir.

Devamlı sünnet kılmamak, Peygamber'i küçümseme anlamına geliyorsa bu çok tehlikelidir. Böyle bir kasıt olmadan iş çokluğu, yorgunluk sebebiyle sünnet kılmamakta bir sakınca yoktur. Ancak o kimsenin sevabı az olur. Şunu da belirtmek gerekir ki "Peygamberimiz camide hiç nafile kılmazdı" sözü böyle genel anlamda doğru olmaz. Çünkü Peygamberimiz mescide her geldiğinde kendi kendine iki rekât nafile kılardı ki buna Tahiyyetülmescid (Mescidi selamlama namazı) denilir. Bu da sünnettir.

Soru: Cuma'nın farzı iki rekât. Peygamberimiz önde ve sonda namaz kılmaz mıydı?

Cevap: Evet, Cuma'nın farzı iki rekâttır. Ama Peygamberimiz cemaatle kıldıkları namazlardan ayrı olarak da çeşitli zamanlarda namaz kılmışlardır. Ama kendisi kıldığı namazları, farz, nafile gibi derecelere ayırmış değildir. Zaten "farza, yahut nafileye niyet ettim" şeklinde bir niyet yaparak da namaz kılmamış, o sadece Allah'a yaklaşmak, O'nun rızasını kazanmak için cemaatle ve yalnız olarak namaz kılmıştır. Onun kendi başına kıldığı namazlara sonradan sünnet ve nafile adları verilmiştir. Bu terimlerin, Peygamber döneminde kullanılan terimler olduğu kanaatinde değiliz.

Şimdi biz onun, kendi başına, kıldığı namazları anlatmaya çalışacağız: Müminlerin annesi Hafsa'ya (Allah kendisinden razı olsun) göre Peygamber (s.a.v.) şafak attıktan sonra hafif (kısaca) iki rekât kılardı. Hz. Ömer'in oğlu Abdullah da, "Peygamber (s.a.v.) ile birlikte, öğleden önce iki secde kıldım, öğlenin ardından da iki secde kıldım, akşamdan sonra iki secde kıldım, yatsıdan sonra da iki secde kıldım, Cuma'dan sonra da iki secde kıldım. Akşamla yatsının nafilelerini kendi evinde kıldı" demiştir.

Hz. Ayşe'nin rivayetine göre de Peygamber öğleden önce dört, ğadât(sabah namazın)dan önce iki rekâtı hiç bırakmazdı. Bu rivayetler gösteriyor ki Peygamber (s.a.v), çoğunlukla öğle namazından önce iki, bazen de dört rekât nafile kılmış, akşam namazından önce de iki rekât kılmış ise de insanların bunu sünnet (âdet) edinmelerini istememiştir.

  • Bu konuya yarın da devam edeceğim.

    Süleyman Ateş tarafından yazılan bu makale, 03 Eylül 2003 Çarşamba günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

  • Diğer yazıları