Mustafa Mutlu - Memur sicil affı kimleri kapsıyor? | Makale ve köşe yazısı

Memur sicil affı kimleri kapsıyor?

Mustafa Mutlu
Mustafa Mutlu tüm makaleleri
Vatan Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
TBMM Adalet Komisyonu bugün, "Memur Sicil Affı Yasa Tasarısı"nı görüşmek için toplanıyor...

Bu yasayla memurların işledikleri hangi suçların "affedilmediğini" artık ezberledik:

  • Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar.

  • Basit veya nitelikli zimmet.

  • İrtikap. (Kötü iş yapma, yalan söyleme)

  • Rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik.

  • İnancı kötüye kullanma.

  • Dolanlı iflas.

  • Yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar.

  • Kaçakçılık, resmi ihale ve alımlara fesat karıştırma.

  • Devlet sırlarını açığa vurma.

    İyi de, hangi suçları işleyen memurlar bu af kapsamına giriyor?

    Yasa tasarısı bu sorunun yanıtını "Yukarıdaki suçlar dışında kalan suçlar" olarak tanımlıyor?

    Peki nedir bu suçlar?

    Amire hakaret mi? Emre itaatsizlik mi? İrticai faaliyet mi? Kılık kıyafet yönetmeliğine uymamak, örneğin işyerine çember sakalla, türbanla gelmek mi? Siyasi propaganda yapmak mı?

    ---

    Bu yasa tasarısını veren AKP'li milletvekilleri: Gelin bu affın kimleri kapsadığını ve bu af sayesinde kaç kişinin sicilinin temizleneceğini de açıklayın...

    Manken Özay'a var... Mahmut Yıldız'a yok!

    Manken Tuğba Özay, Kadıköy'de kayıtlı bir CHP üyesi...

    Mahmut Yıldız ise bu partinin hem Şanlıurfa Milletvekili, hem de Genel Saymanı.

    CHP, manken Tuğba Özay'ı üyelikten ihraç etmek için düğmeye basmış... Çünkü polis Özay'ı yeraltı dünyasının ünlü ismi Kürşat Yılmaz'la birlikte yedi saatliğine gözaltına almış.

    CHP İstanbul İl Başkanı Şinasi Öktem İlçe Disiplin Kurulu'nun olayla ilgili harekete geçirileceğini ve Özay'ın ihracının isteneceğini söylemiş.

    Gerekçe ise, Deniz Baykal'ın "Adı yolsuzluğa ya da kirli işlere bulaşmış hiç kimse bu çatı altında barınamaz" ilkesi...

    Ama sıradan bir üyeye işleyen bu kural her nedense partinin en üst düzey yöneticilerinden Genel Sayman Mahmut Yıldız için işletilmiyor...

    "Devleti dolandırmak" suçlamasıyla dokunulmazlığının kaldırılması istendiği halde, kimsenin aklına Sayın Yıldız'ı ihraç istemiyle Disiplin Kurulu'na vermek gelmiyor...

    Peki neden?

    Manken Tuğba Özay, CHP'yi Genel Sayman Mahmut Yıldız'dan daha fazla mı temsil ediyor?

    Ve bu tavır, "çifte standart" kokan bir haksızlığa neden olmuyor mu?

    Sayın Baykal'a 13'üncü kez soruyorum:

    Tuğba Özay'a uyguladığınız ilkeler ne zaman Genel Saymanınızı da bağlayacak?

    Bundan büyük gurur olur mu?

    VATAN'ın 1000'inci günü için çok sayıda okurumuzdan kutlama mektubu ve telefonu aldık... Gördük ki okurlarımız da bizler kadar benimsemişler VATAN'ı...

    Doğal olarak da 1000'inci günümüzde bizler kadar gururlanmışlar, duygulanmışlar...

    Ankara Küçükesat'taki okurumuz Faruk Oray da duygularını şiirleştirerek bizimle paylaşmak istemiş...

    İşte o şiir:

    ---

    VATAN

    30 Mayıs'ta VATAN 1000'di... Her gün hırsızın, uğursuzun tepesine bindi.

    Üçüncü gazete değil, VATAN birincidir,

    Gazetelerin içinde o hep bir incidir.

    Bayideki yerinde sabahları pek mağrur...

    Kendine güvenli, çok asil durur. Yazarları basının en dürüst adlarıdır, Cesur ve bağımsız vatan evlatlarıdır. Adlarınızı tek tek şimdi sayamıyorum...

    Yazınız, hep yazınız, size doyamıyorum.

    Yaşım 83, sizler benim sevdiğim çocuklarım...

    Hepinizi tebrik eder, sevgiyle kucaklarım.

    ---

    Yönetim Kurulu Başkanımız Zafer Mutlu, 1000'inci gün nedeniyle yayınlanan özel ekteki röportajında, "Neden gazetecilik yapıyorsunuz?" sorusuna, şu yanıtı vermişti:

    "Elbette para kazanmak için... Para kazanmak için yapmıyorsan, başka bir amacın vardır. İyi para kazanmak için iyi gazete yapmak, bağımsız, dürüst ilkeli olmak zorundasın."

    Bu sözlere yürekten katılıyorum.

    Ama hem para kazanmak, hem de yaptığın işten haz almak yok mu?

    İşte onun tadı bambaşka!

    Faruk Oray'a ve 1000'inci gün sevincini bizim kadar yaşayan bütün okurlarımıza teşekkür ediyorum.

    Mustafa Mutlu tarafından yazılan bu makale, 02 Haziran 2005 Perşembe günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

  • Diğer yazıları