Bekir Karlıağa - FATİH SULTAN MEHMED'İN ENGİN HOŞGÖRÜSÜ | Makale ve köşe yazısı

FATİH SULTAN MEHMED'İN ENGİN HOŞGÖRÜSÜ

Bekir Karlıağa
Bekir Karlıağa tüm makaleleri
Bugün Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Savaş meydanlarında, büyük bir cengâver, entelektüel alanda derin bir tefekkür sahibi olan Fatih Sultan Mehmed, şüphesiz ki kendi iç dünyasında da kelimenin tam manasıyla bir gönül eriydi.

Kararlarında çok katı olduğu kadar engin bir hoşgörü sahibiydi.

Nitekim fetihten hemen sonra, yaptığı ilk önemli işlerden birisi, fethettiği diyarın dini liderini belirlemek olmuştu. Ortodoks din adamlarının kendi oylarıyla seçtikler Patrik adayı, eskiden Yorgo Skolarios olarak tanınan Gennadios'tu.

Fatih'ten pek hoşlanmadığını her fırsatta dile getiren ünlü Alman tarihçi Franz Babinger'in anlattıklarına göre: "Sultan, törenden önce Gennadios'u huzuruna çağırdı ve büyük ilgi göstererek yemeğe davet etti. Ayrılırken değerli bir asa armağan etti. Ve bu din adamının bütün itirazlarına rağmen avluya kadar ona eşlik ederek, oradaki bütün yüksek rütbeli Türklere de Gennadios'a makam yerine kadar refakat etmelerini emretti. Gennadios, Sultan'ın verdiği bir ata binerek Haâriyyûn Kilisesi'ne gitti.

Mehmed, Gennadios'a resmi bir belge verilmesini emretti. Bu belgeye göre, kimse onu rahatsız etmemeli, ya da canını sıkmamalıydı. O, tacize uğramadan, hasımlarla uğraşmadan, emrindeki piskoposlarla birlikte vergiden tamamen muaf tutulacaktı.

Ortodoks Kilisesi üyelerine üç ayrıcalık tanındı:

Birincisi, kiliseleri camiye dönüştürülmeyecekti. İkincisi, kimse onların düğün, cenaze ve diğer kilise törenlerine karışamayacaktı. Üçüncüsü, Paskalya'yı bütün ayinleriyle birlikte kutlayacak ve üç gün süren kutlamalar esnasında geceleri Rum semti Fener'in kapıları açık bırakılacaktı.

Sultanlar, fethettikleri Hristiyan şehirlerinde piskoposların ve başpiskoposların tüzel ayrıcalıklarına her zaman saygı göstermiş, onların gelirlerinin ve mevkilerinin bazılarını korumalarına izin vermişlerdi.

Patriğe büyük haklar verilmiştir şüphesiz. Bu haklar, devletin içinde bir Hristiyan devletin kurulmasıyla eşdeğer ölçüdedir."

(Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmed ve zamanı, 104-106, Türkçe'ye çeviren, Dost Körpe, İstanbul-2003)

•••

Fatih Sultan Mehmed'in engin hoşgörüsünün çarpıcı örneklerinden birisi de Bosnalı Hristiyan din adamlarına vermiş olduğu fermandır. Bosna'nın Fojinica Beldesi'ndeki bir manastırda günümüze kadar saklanmış bulunan bu fermanın orijinal metnini, Sakarya Üniversitesi Öğretim üyesi Sayın Hüseyin Yorulmaz, 2004 yılında "Yedi İklim" dergisinin 165. sayısında neşretti

Biz, söz konusu fermanı, günümüz Türkçe'sine çevirerek sizlere sunuyoruz.:

"Yardımcı olan O'dur (Cenab-ı Allah).

Ben ki Sultan Muhammed Hân'ım. Cümle halk ve özel kişiler bilsinler ki, işbu Fermân-ı Hümâyûnumu taşıyan Bosna rühbânlarına fazlasıyla inâyetim ortaya çıktı ve buyurdum ki:

Söz konusu rahiplere ve kiliselerine kimse engel olup zorluk çıkarmasın. Onlar hiçbir tedbire gerek duymadan memleketimde dursunlar.

Ve kaçıp gidenler de emniyet ve güven içerisinde gelip bizim kendi memleketimizde korkusuzca oturup kiliselerine yerleşsinler.

Ve yüce huzurumdan, vezirlerimden, erlerimden, ve cümle memleketimin halkından kimse onlara müdahale etmesin, saldırıp incitmesin! Kendilerine, canlarına, mallarına ve kiliselerine. Yaban yerden bizim öz memleketimize kim gelirse gelsin onlara da aynı şekilde (davranılsın.)

Ağır yeminler üzerine ant içiyorum:

Onlar benim emrime itaat edip buyruklarımı dinledikleri sürece, yeri göğü yaratan yüce Yaratıcı hakkı için, yedi Mushaf hakkı için, ulu Peygamberimiz hakkı için, yüz yirmi dört bin peygamberler hakkı için ve kuşandığım kılıç hakkı için bu yazılanlara hiçbir fert muhâlefet etmesin."

(28 Mayıs 1463'te Miladroz yurdunda yazılmıştır)

Bekir Karlıağa tarafından yazılan bu makale, 03 Haziran 2006 Cumartesi günü yayınlanan Bugün Gazetesindeki köşe yazısıdır.

Diğer yazıları