Haşmet Babaoğlu - Kavala'da bademli kurabiye ve bir dost | Makale ve köşe yazısı

Kavala'da bademli kurabiye ve bir dost

Haşmet Babaoğlu
Haşmet Babaoğlu tüm makaleleri
Vatan Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Hiç durup dururken "Olsa da kurabiye yesek" diye içinizden geçirdiğiniz olur mu?

Benim "canım kurabiye çekti şimdi" dediğim görülmemiştir. Eminim, birçok kişi benim gibidir. Özellikle de erkekler...

Onların iştah dünyasında hamur işi olarak börek öyle bir yer tutar ki, oraya kekler, kurabiyeler pek sirayet edemez.

Kurabiye başka bir yerde, derin hatıralarımızda yer tutar.

Büyükannedir, ninedir, annedir kurabiye...

Teyzeler, halalar, amcalar, enişteler, uzak-yakın akrabalar hep birlikte geçirilen öğle sonraları, çay saatleridir...

Ninemizin loş, serin mutfağındaki tezgâhta bizi bekleyen Alaaddin'in sihirli kavanozudur...

Sabah "oturması"na gelen güzel ayakların, güzel kokulu görkemli gerdanların, her an dışarı taşıverecekmiş gibi duran memelerin arasında oyuncak arabasını süren sevinçli bir çocuktur kurabiye...

---

Artık saçını sakalını ağartmış bana gelince...

Kurabiye, sevdiğim yerlerin tadını ve kokusunu taşıyan bir tılsım sanki...

Ayvalık Güler Pastanesi nin sakızlı kurabiyesi mesela...

Ya da Alaçatı Köşe Kahve'nin sakızlı un kurabiyesi...

Şimdi bu listeye Makis'in bademli kurabiyesi katıldı.

Edirne'ye epeydir gitmedim. Hep merak ettiğim Keçecizade Pastanesi'nin meşhur "Kavala kurabiyesi"ni de tadamadım!

Kısmet bu kurabiyeyi "anayurdu"nda tatmakmış!

Hikâyesi şöyle...

Tekirdağ'dan geçerken Hıncal Ağabey "Özcanlar'da köfte yemeden olmaz" deyince bu teklife bayıldık tabii.

Özcanlar'dan öğrendik ki, Kavala'da ünlü bir kurabiyeci var: Makis Yosufidis...

Makis'e götürmemiz için elimize buzlukta iki kutu köfte tutuşturdular; Tekirdağ'dan selam götürmemizi söylediler, yeniden yola koyulduk.

Gümülcine'de kaldık, İskeçe'ye uğradık. (Doğrusu aklım İskeçe'de; İskeçe Türk Birliği'ndeki dostlarda, bu küçük şehrin eski evlerinin bulunduğu sokaklarda kaldı!)

Sonra ver elini Kavala!

Yol üzerindeki bir "dinlenme tesisi"nde durup arabalarımızı park ettik.

Hava çok sıcaktı ama 500 metre kadar aşağıda uzanan Ege'den içerilere doğru tatlı bir rüzgâr esiyordu.

Tesisin içi kahve, dışı beyaz manolya kokuyordu.

Aradığımız yer işte burasıydı.

İsteyen oturuyor kahvesini içiyor, isteyen baklava veya kurabiye atıştırıyordu.

Kasanın arkasındaki kapıdan çıkagelen Makis'le tanıştık. Orta yaşlı, ince bıyıklı, hafif kırmızı yanaklı, gözleri inceden çapkınca bakan tipik bir Orta Anadolu erkeği gibiydi.

Gerçekten de öyleymiş, Konyalı bir Rum'muş.

Türkçe anlattı Makis: 20 yıl kadar önce dededen yadigâr mesleğini iyice geliştirmeye, özellikle de bademli kurabiyede herkese parmak ısırttırmaya karar vermiş. Çok çalışmış, inat etmiş. Şimdi büyük bir atölyesi var, yakında büyük bir kurabiye fabrikası açacak. Sadece Atina'ya yılda 50 tona yakın bademli kurabiye gönderiyormuş; hele Paskalya zamanı tüketim müthiş artıyormuş.

Tadınca anladık ki, bu kurabiye tadından yenmiyor!

---

Artık kurabiye denince hem o sevimli liman şehri Kavala'yı hem de Makis'in alabildiğine özenli ve içten konukseverliğini de hatırlayacağım.

Özellikle de şu sahneyi...

Sabah erkenden Türkiye'ye dönmek üzere otelimizden dışarı çıkmış, valizlerimizi ve Makis'in bir gün önce yanımıza verdiği kurabiye paketlerini arabamıza yerleştirmeye çalışıyoruz.

Tam o sırada bir korna sesi işittik.

Baktık, Makis. Bizi uğurlamaya gelmiş!

Vedalaştık.

Biraz gidip kavşağa geldiğimizde hangi yöne gideceğimizi şaşırmak üzereydik ki, bir korna daha...

Meğer, ne olur ne olmaz diye doğru yönü göstermek üzere orada bekliyormuş Makis.

Sağol arkadaş, seni unutmayacağız.

Haftanın 5'i

  • Derailed/Raydan Çıkanlar... Olağanüstü bir film değil ama insanı sarsıyor. Aldatıldığın değil, nasıl aldatıldığın önemlidir ya hani!.. Jennifer Aniston iyi, Clive Owen çok iyi.

  • Cam ve Elmas. "Yerde yolculuk edenin ayağı, gökte yolculuk edenin kalbi su toplar" diyen Harakanlı bilge Ebu'l Hasan üzerine bir anlatı. Sadık Yalsızuçanlar'dan bir hesaplaşma, derinleşme, boğulma ve kurtulma öyküsü. (Timos Yayınları)

  • Küçük Sevgilim... Mor ve Ötesi'nin yeni albümü hemen sarıp sarmalayamadı beni! Belki dinleye dinleye ısınacağım. Ama 4. şarkı, "Küçük Sevgilim" çok etkileyici.

  • Melicano... Yunanistan'dayken masaya gelişinden en çok hoşlandığım meze. Zeytinyağlı, peynirli közlenmiş patlıcan.

  • Hollanda ve Brezilya'nın Dünya Kupası'na hazırlık maçları...

    Haşmet Babaoğlu tarafından yazılan bu makale, 03 Haziran 2006 Cumartesi günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

  • Diğer yazıları