Ruhat Mengi - Erken eğitim ömrü uzatıyor! | Makale ve köşe yazısı

Erken eğitim ömrü uzatıyor!

Ruhat Mengi
Ruhat Mengi tüm makaleleri
Vatan Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
Eğitim eksikliğinin, eğitim sistemindeki yanlışların Türkiye'ye neler kaybettirdiğini giderek artan olumsuzluklarla, özellikle şiddetle hergün görüyoruz. Çocuklarımızın mümkün olan en küçük yaşta ve doğru şekilde eğitilmesi büyük önem taşıyor.

Ayşen Özyeğin 1993 yılında Anne Çocuk Eğitim Vakfı'nı (AÇEV) kurduğunda ve ilkokul öncesi eğitimin önemini vurguladığında bu işin öneminin bizler bile farkında değildik. Büyük şehirlerde, imkânı olan aileler çocuklarını yuvalara gönderiyordu zaten... Anadolu'nun küçük şehir, kasaba ve köylerinde ise daha "ilkokula gönderme zorunluluğu" tartışılmakta, çok çocuklu ailelerin çocuklarının yalnızca bazılarını okutmaları önlenmeye çalışılmaktaydı. Oralarda yuva, ana okulu bir fantezi olabilirdi ancak...

Ama Ayşen Özyeğin ile onu destekleyen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı ve Dr. Sevda Bekman akademisyenler, gönüllüler ne yaptıklarını, neyi hedeflediklerini iyi biliyorlardı. Nitekim 13 yıl içinde sağlanan bağışlar Türkiye genelinde 300 bin kişiye ulaşıldı ve 3500 eğitimci yetiştirildi.

Erken çocukluk eğitimini sağlamak ve önemine dikkat çekmek için hazırlanan proje, açılan "7 Çok Geç" kampanyası o kadar başarılı oldu ki bazı Avrupa ve Arap ülkeleri AÇEV den aynı uygulama için yardım isteğinde bulundular.

Basın bizi izlesin

Yapılan tüm araştırmalar erken yaşlardaki deneyim ve eğitimin ilerdeki ruhsal/fiziksel sağlık ve gelişim üzerinde ve gelecekteki yaşam kalitesinin büyük önemi olduğunu ortaya çıkarıyor.

Birkaç ay önce yapılan uluslararası AÇEV Konferansı'nda da Kanada, ABD, Hollanda gibi ülkelerden gelen uzmanlar beynin şekillendiği 7 yaş öncesi eğitime, çocuğa yatırım yapmanın yetişkin yaşamında yarattığı farkları örneklerle ortaya koymuşlardı. Erken yaş o kadar önemli ki ergenler tarafından işlenen kayıtlı suçlarda çocuğun dil gelişimi (7-12 ay) ile suça yatkınlık arasında bile yakın ilişki olduğu anlaşılmış. Minnesota'da biri "kaliteli öğretmenlerle ve kaliteli programlarla, az sayıda öğrenci bulunan küçük sınıflarda yakın ilgi ile", diğeri sıradan şartlarda ama aynı müfredatla eğitim gören iki ayrı gruba ait çocukların 40 yıllık yaşamı incelenmiş. Daha çok ilgi gösterilen grubun hayatta daha başarılı olduğu görülmüş.

Hiç unutmuyorum, yine o toplantıda Kanada ileri Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Dr. Frasier Mustard konuşmasında eğitim süresi ile yaşam süresi beklentisinin bile orantılı olduğunu söyledi; eğitim süresi arttıkça yaşam süresi uzuyor muş.

Yine gerideyiz

Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda 4-6 yaş arası eğitim oranı Türkiye'deki "yüzde 11 "den yüksek...

Hindistan'da yüzde 35, Ürdün'de yüzde 27 (buna rağmen AÇEV den bilgi desteği istiyorlar). AB'de ise; Fransa'da yüzde 100, Almanya'da yüzde 70, İtalya'da yüzde 95... Yeni katılan Çek Cumhuriyet'inde ise yüzde 72.

İşte AÇEV; Türkiye'nin AB sürecinde avantaj olarak gördüğü genç nüfusunun "eğitimsizliğiyle" bunun tam aksi bir duruma neden olacağını biliyor ve sorunu en baştan çözmeye çalışıyor.

Bundan sonra çocukların okula gönderilme tartışması Doğu'da bile 7 yaşında değil 4-5 yaşında başlatılacak.

Ve Ayşen Özyeğin; "Basın bizi izlemeli, bakalım verdiğimiz sözleri tutacak, beklenen gelişmeyi sağlayabilecek miyiz" diyor. Bu dikkati basından istiyor.

Kendi toplumumuzun gelişmesi için böylesi özveriyle çalışan bir sivil toplum kuruluşuna verilecek minimum destektir bu...

Memnuniyetle yaparız!

  • Çok yönlü ayıp!

    Dün Tayyip Erdoğan'ın basına yönelttiği şifreli suçlamalardan söz etmiş, bu tür dedikodu ve iftira tarzı sözlerin bir başbakana yakışmayacağını söylemiştim.

    Yazımı okurken "yaptığı genelleme" ile sadece medyaya haksızlık ettiğini belirtmiş olduğumu farkettim. Oysa bunu yapmakla aynı zamanda topluma karşı da suç işlemiş oluyor. Evet evet suç!

    İnsanların güvenerek okudukları gazeteleri toptan karalamak, onların güvenini "üstelik hiç bir somut açıklama yapmadan" sarsmak, iktidarları denetleyen en etkili mekanizmayı bu şekilde zayıflatmak da suç...

    Tayyip Bey söyleyeceği sözü varsa açık konuşmalı... Yoksa "meyvenin yenecek zamanı" edebiyatını filân bir yana bırakıp sonsuza kadar susmalı!

    Ruhat Mengi tarafından yazılan bu makale, 04 Temmuz 2006 Salı günü yayınlanan Vatan Gazetesindeki köşe yazısıdır.

    Diğer yazıları