İsmet Berkantürden çok sıkıntı yaşayacak.
İçinizde doğum yapanlar veya ağrı kliniklerine gitmek zorunda kalanlar bilecek, tıpta ağrıyı sınıflandırmaya çalışan bir çizelge var. Aslında belki AB ile yaşayacağımız sıkıntıları da bizim şimdiden sınıflandırmamız ve onları büyüklük ve ciddiyetlerine göre şimdiden adlandırmamız gerekiyor.
Bana soracak olursanız daha yolun başında yaşadığımız bu sıkıntıya
'hıçkırık' adını verebiliriz. Rahatsız olduk ve hıçkırık tutmasa daha iyi olacaktı ama sonuçta büyük bir ağrı yaşamadık, o yüzden adı hıçkırık.
Bu sıkıntıyı en alt derece kabul edelim.
Yani, bundan sonra yaşayacağımız sıkıntıların en alt derecesi bu hıçkırık olsun.
Bir sonraki aşama ne olabilir? Ağrı çizelgemizde bir üst basamağa bence 'tökezleme' adını koyabiliriz. İfade özgürlüğündeki sıkıntılarımız yüzünden çok yakında AB ile bir 'tökezleme' yaşayacağız zaten.
Veya, Kıbrıs konusu bundan sonra gündeme geldiğinde bence meselenin dozu büyüyecek ve en azından 'tökezleme' olacak.
Üçüncü basamağa ben 'mini kriz' adını vermek istiyorum ama başka isim önerilerine de açığım. 'Mini kriz'i 15 Ekim civarında, yani Türkiye ile ilgili Komisyon'un ilerleme raporu açıklandığında yaşayacağız. Rapor Türkiye'nin eksiklerini ve bu arada Kıbrıs'a hâlâ liman ve havaalanlarımızı açmadığımızı hatırlatacak.
Zaten benim tahminim 15 Ekim'den itibaren kalıcı bir 'mini kriz' haline
geçeceğiz. Ne zamana kadar? Aralık ayında yapılacak AB zirvesine kadar. Zirveden sonra ya dördüncü basamağa, 'Bunalım'a geçeceğiz veya 'Mini kriz'den bile çıkacağız. Burada belirleyici konu Kıbrıs olacak.
'Bunalım'dan kastım, Türkiye'nin tam üyelik sürecinin askıya alınması tehlikesinin ciddi bir ihtimal olarak belirmesi. Bu ihtimalin hangi durumlarda ortaya çıkacağı AB belgelerinde belli.
Ve buradan çizelgemizdeki son basamağa geliyoruz: 'Ağır kriz.'
'Ağır kriz'den kastım da, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da Hırvatistan'a giderken hatırlattığı İngiltere'nin bir zamanlarki durumu, yani AB'nin sizi reddetmesi.
Yani, AB ile müzakere süreci askıya alınırsa veya müzakereler bittiği halde AB bizi tam üye yapmazsa oluşacak durum.
---
Çizelgemizi böyle anlattıktan sonra bundan sonraki olası sıkıntılara da
birkaç örnek verip bitirelim bu yazıyı.
İlk sıkıntı, liman ve havaalanlarının Kıbrıs'a açılmaması. Zaten dün yaşadığımız da buydu.
Bir başka muhtemel sıkıntı, Kıbrıs'ın Ankara'da büyükelçilik açmak istemesiyle doğacak. Bu resmi ve hukuki tanıma anlamına geleceğinden ciddi bir tansiyon yaratacak.
Yine sıkıntı örneği, Türkiye'nin Vakıflar Yasası'nı istendiği gibi düzenlememesi, adam gibi bir tazminat mekanizması oluşturmamasıyla doğacak. Sonra mesela Heybeliada Ruhban Okulu meselesi var, belki hıçkırtacak, belki tökezletecek.
Hizmetler sektörüyle tarımda uyumun yol açacağı sıkıntılar var, belki hıçkırık, belki tökezleme düzeyinde ortaya çıkacak.
Bilmiyorum daha saymalı mıyım ama derdimi anlatabildim sanırım.
Avrupa yolu başka ülkeler için de böyle sıkıntılı oldu, bizim için de olacak, olmaya başladı. Bizim hem sıkıntı algılamamız başkalarından farklı, hem bizim başımıza gelenler daha ağır sıkıntılar hem de
sıkıntı algı eşiğimiz bir hayli düşük.
O yüzden bazen aslında hıçkırık olan şeyleri hep bir veya iki günlüğüne 'ağır kriz' gibi, 'bunalım' gibi yaşayabiliriz, bunlara da hazır olmak gerek.
İsmet Berkan tarafından yazılan bu makale, 13 Haziran 2006 Salı günü yayınlanan Radikal Gazetesindeki köşe yazısıdır.
Turkcebilgi Adresi: kose yazisi 87545 ismet-berkan-avrupa-hickiriklari.html
kose yazisi 87545 ismet-berkan-avrupa-hickiriklari.html ile İlgili Yorumlar