Lidya

Lidya

Lidya, Anadolu'da Tunç Çağından itibaren M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm süren Lidya uygarlığı toprakları. Yer olarak kabaca Anadolu'nun batısıdır. Esas olarak Gediz (Hermos) Irmağı ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmaklarının vadilerini kapsayan bölgedir. Kuzeyinde Mysia, güneyinde Karia, doğusunda Frigya, batısında ise Ionia bölgeleri bulunmaktadır.

LIDYA (türkçe) ingilizcesi

n. Lydia,

LIDYA (türkçe) ingilizcesi

1. n. Lydia,
“Lidya Antik çağda Batı Anadolu’da verimli ve zengin bir bölgeye verilen addır” (YENEN, 1998: 45).

“Doğuda Phrypia (Afyon, Eskişehir, Kütahya) kuzeyde ise Mysia (Balıkesir), batıda Ailoia ve İoania (İzmir), güneyde ise Karia (Aydın, Muğla) ile çevrili olan ve Homeros’un yaşadığı devirde Maianlar adı verilen kavmin yaşadığı bilinen bölgeye antik dönemde Lidya adı verilmekteydi. Bu verimli topraklar, doğudan batıya doğru, güneyde Kaystros (Küçük Menderes) ortada Hermos (Gediz), kuzeyde ise Kaikos (Bakırçay) nehirleri tarafından sulanmakta ve bölgenin kuzey sınırı Tennos (Demirci Dağı) ve Dindymos (Murat Dağı), güney sınırını ise Mesopis (Aydın Dağları) ve Tmolos (Bozdağ) belirlemekteydi”(ANONİM, 1995: 234)

Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür. Birincisi "Atyadlar", ikincisi "Heraklidler", üçüncüsü "Mermnadlar" Hanedanları'dır. İlk iki hanedan ve bunların kralları hakkında pek bir bilgimiz yoktur. Bu iki hanedanın M.Ö. 2. bin yılın ikinci yarısında hüküm sürdükleri biliniyor. Yapılan dilbilim çalışmaları sonucunda Lidyalılar'ın kökeninin Anadolu'nun Tunç Çağına kadar gittiği anlaşılıyor. Lidya dili Hint-Avrupa dil ailesine aittir.

Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu dönem aynı zamanda Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Gyges hakkında bildiklerimizi Yunanlı tarihçi Heredotos'tan öğrenmekteyiz. Heredotos, Gyges'in Miletos, Smirna ve Kolophon (Değirmendere)'a karşı saldırgan bir politika izlediğini söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Heredotos, Alyattes'in Smirna ve Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. Fakat Alyattes, Klazomenaililer'le yaptığı savaşta yenilmiştir. Yine Lidyalıların doğudaki Medlerle Kızılırmak yöresinde yaptıkları savaş Alyattes döneminde olmuştur. İşte bu savaş sırasında Miletos'lu Thales ilk Güneş tutulmasını doğru olarak tahmin etmiştir (M.Ö. 28.05.585).

Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Kroisos (560-547) dönemidir. Kroisos'da Ionia kent devletlerine karşı saldırgan bir politika izlemiştir. Fakat adalarda oturanlarla iyi ilişkiler içine girmiştir.

M.Ö. 546 yılında Persler, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıl boyunca Pers egemenliğine girmiştir.

Lidya'nın insanlık tarihine en büyük katkısı "sikke"yi icat etmiş olmalarıdır. Başkent Sardes'in içinden geçen Paktalos Irmağı'nın alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı "elektron" madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması olan Aslanbaşı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes döneminde basılmıştır. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos zamanında ortaya çıkmıştır.

Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları Ionia ile çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu (Artemis-Kybele), Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrıları-Baki (Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların koruyucusu-Santas'dır. Lidyalılar ilk parayı kullanan devlettir.

Lidya'nın kökeni

“Lidya’nın bu yöreye ilk varış tarihleri kesin olarak bilinmez. Bazıları Lidyalıların Tunç Çağının (i.ö. 2002) sonlarında Frigler ile aynı zamanda Anadolu’ya geldiklerini söylerler. Bazıları da Lidya dili ile Hitit arasında bir ilişki olduğunu ve Lidyalıların Batı Anadolu’ya 2. bin yılın başlarında gelip yerleştiklerinin savunurlar. Gerçekten de Lidya’nın çivi yazısı, Hitit Hiyeroglifleriyle ve Hititçe’si baş başa bir gelişim gösterdiği ortaya konmuştur. Bu nedenle Lidyalıların oturdukları yerlere 2. bin yıldan önce doğuda gelmiş Hint-Avrupalı olması çok olasıdır. Ancak bu bölgeye en azından kalkolitik çağdan beri oturan Anadolu bir halkın varlığını da unutmamak gerekir”(AKURGAL,1998: 42)

Lidya Bölgesinin Tarihsel Coğrafyası

“Lidya bölgesi doğal kaynakları açısından son derece zengin ve bereketli idi. Ulaşımı elverişli olmayan; fakat balığı bol Hermos (Gediz) ve Kaystros ( K. Menderes) ırmakları tarafından sulanan vadilerle yağmur sürekli ve toprak çok verimli idi. Dağlar ormanlarla kaplıydı. Sayısız kil yatakları vardı. Bu killerden kerpiç, tuğla, çanak ve kiremit gibi çeşitli eşyalar yapılırdı. Tmolos (Bozdağ) dağı üzerinde mermer yatakları bulunduğundan Lahit ve Yontu yapımında kullanılıyordu. Aynı zamanda Tantalos’un ilahi misafirlerine sunduğu bol çeşitte meyve; fındık, nar, elma, kestane ve ceviz gibi ağaçların yetiştirildiği Tmolos’da şarapçılıkta kullanılan üzümler de yetiştiriliyordu. Yine bu dağdan toplanan safranlardan parfüm gibi lüks tüketim malzemeleri Lidyalıların dikkatini çekmiştir.

Mühür yapımında kullanılan koyu kırmızı bir çeşit quartz taşına ilk kez burada rastlanıyor”(KABAAĞAÇ, 1989: 203 ). Lidya krallığının zengin olmasının nedeni, çok miktarda bakır ve altın gibi değerli maddelerin bulunması idi. Bu olayın mitos’u şu şekilde anlatılmaktadır.

Frigya kralı Midas’ın her dokunduğu altın olmaktadır. Fakat bu onun yemek yiyemez oluşuna sebep olmakta ve her hareketini sınırlamakta idi. Bu gücünden kurtulmak için Tanrı Dionysos’un (Şarap Tanrısı) isteği üzerine Sardes yakınındaki Paktalos (Sart Çayı) ırmağında yıkanmasıyla bu güçün kendisinden gitmesine neden olmuş ve ırmağı geçince Paktolos ırmağının kıyılarında altın bulunmaya başlanmış.

Lidya Tarihi

Heredotos’a göre Lydia’da üç ayrı kral sülalesi, birbirini ardına hüküm sürmüştür. Altyadlar, Heraklid ya da Tylanidler, Mernodlara; Heradotos’un kendi kronolojisine göre ilk sülalenin 2. bin yılın ortalarına değin geri gitmesi gerekir. Ancak böyle bir sülalenin varlığı kesinlikle saptanmamaktadır. Fakat Herodotos’un anlattığı zamanı bilinmeyen sülalenin burada ilişiği olduğunu “kıtlık” zamanına denk geldiğini şöyle anlatır; “Manes oğlu Atys zamanında kıyıcı bir kıtlık sarmıştı Lidya’yı. Bir süre dişleri sıkmışlar. Fakat kıtlık devam ettiği için her biri kendince bir çare sürmüşler ileriye. Zar, aşık ve top oyunları, tavladan gayri her şey o zaman ortaya çıkmıştır, zira Lidyalılar tavlayı biz bulduk demiyorlar. Bu oyunları bulduktan sonra açlıklarını bastırmak için yiyecek peşinde koşturmayı unutmak için iki günün birini oyuna veriyorlardı. Ertesi gün oyunu bırakıp yemek yiyorlardı. Ama kıtlık azalacağına, çoğalıyordu. Bundan kral Lydia’yı ikiye ayırıyor. “Kim kalacak, kim gidecek” diye kura çektiler. Tabii ki, kaderin kalmak için ayırdıkları yine kendi hükmü altında olanları idi. Göç edecek olanlara oğlunu veriyordu (adı Tyesenos’tur). Böylece ülkeden çıkmak üzere şehirden ayrılırlar. İzmir’e inerler. Yurt edinme çaresi peşinde kıyı kıyı dolaşırlar. Gemi yaparlar. Sonunda Umbrio’ya yanaştıkları güne kadar denizlerde gezdiler. Orada kent kurdular. Bundan dolayı İtalya’nın batı kıyısındaki Korsika ve Sardenya adaları arasındaki denize kralın oğlunun adından türeyen Trenyon Denizi denildiği rivayet edilmiştir”(HERODOTOS, 2000; 49).

Lidya Uygarlığı

Lidyalılar Anadolu’da ulaştırma işini-yollar ve yollardaki hanlar, hamamlar, kervansaraylar ve yedi beygir ahırları örgütleyerek-düzene koymuşlardır. Lidyalılar için “dünyanın en iyi kervansaray inşacıları” denmiştir. Sardes’ten Babylon’a oradan da Susa yolu ile Persepolis’e anlı şanlı kral yolu yaptırmışladır. (Bu yol 2000km. tutuyordu). Aynı zamanda Heredotos ve Ksenophanes, ilk sikkeyi Lidyalıların icat ettiğini söylerler. M.Ö. 560’larda ilk defa Kroisos’un darb ettirdiği altın alaşımlı elektron sikkesinde karşılıklı arslan ve boğa protomu vardır.

Magnesia’nın Oluşumu

Kral Giges’in eline geçtiği tarihlerde Lydia, M.Ö. 7. yy’de önce kurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki bilgi kırıntılarından hareketle Magnesia Kentini kuranlar, bugünkü Yunanistan’ın Teselya bölgesindeki Pelion Dağı civarındaki yaşadığı bilinen Magnetler’dir. Proteos tarafından Troya Savaşına götürülen Magnetler. Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden diğer kol ise Sipylos Dağındaki (eteğindeki) Magnesia’yı kurmuşlardır.

Anıtsal Artemis Tapınağı ile birçok Lidya çağı mezarları ortaya çıkarılmıştır. Araştırmalar sonucu bulunan eserlerin bir kısmı İstanbul müzesine götürülmüş. Bir bölümü ise o tarihte Sardes’de kazı ekibince yapılan depo binasında bırakılmış, 1922’de oradan 56 sandık halinde Amerika’ya götürülmüştür. Halid Ethem Bey’in gayretiyle bir kısmı geri getirilmiştir.

İlgili bilgiler

Lidya kral sülaleleri Lidya kralları Lidya Krallığı Lidya Litvyak Lidya mitosları Lidya Uygarlığı Lidyalılar
Lidya Lidya
2010-04-13T03:05:02+03:00
Lidya hakkında bilgi verilirken Uşak'tan hiç bahsetmemişsiniz. Oysa ki Karun Hazinelerinin bulunduğu bölge Uşak'tadır. Sizde bilirsiniz ki Lidyalıları önemli yapan parayı bulmalarıdır...
0 Yorum Yap
Lidya Lidya
2010-03-16T17:58:57+02:00
Lidya UygarlığıLidyalılar Anadolu'ya ulaştırma işini-yollar ve yollardaki hanlar, hamamlar, kervansaraylar ve yedi beygir ahırları örgütleyerek-düzene koymuşlardır. Lidyalılar için dünyanın en iyi kervansaray inşacıları denmiştir. Sardes'den Babylon'a oradan da Susa yolu ile Persepolis'e anlı şanlı kral yolu yaptırmışladır. (Bu yol 2000km. tutuyordu). Aynı zamanda Heredotos ve Ksenophanes, ilk sikkeyi Lidyalıların icat ettiğini söylerler. M.Ö. 560'larda ilk defa Kroisos'un darb ettirdiği altın alaşımlı elektron sikkesinde karşılıklı arslan ve boğa protomu vardır.
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar