Lipitler

Lipitler Yağ asitleriyle ilişkili olan ve çeşitlilik gösteren bir grup bileşik. Ortak özellikleri, suda çözünmemeleri ve eter, kloroform, benzen gibi çözücülerde çözünmeleridir. Lipitler, vücut için hem enerji kaynağıdırlar hem de yağda çözünen vitaminlerin vücuda alınmasını sağlarlar. Lipitlerin sınıflanması: 1. Basit lipitler: Yağ asitlerinin, çeşitli alkollerle esterleridir. Bunlar, yağ asitlerinin gliserol esterleri olan yağlar ve yağ asitlerinin yüksek monohidrik alkollerle est

Lipitler hakkında bilgiler

Lipitler Yağ asitleriyle ilişkili olan ve çeşitlilik gösteren bir grup bileşik. Ortak özellikleri, suda çözünmemeleri ve eter, kloroform, benzen gibi çözücülerde çözünmeleridir. Lipitler, vücut için hem enerji kaynağıdırlar hem de yağda çözünen vitaminlerin vücuda alınmasını sağlarlar.

Lipitlerin sınıflanması:

1. Basit lipitler: Yağ asitlerinin, çeşitli alkollerle esterleridir. Bunlar, yağ asitlerinin gliserol esterleri olan yağlar ve yağ asitlerinin yüksek monohidrik alkollerle esterleri olan mumlardır.

2. Bileşik lipitler: Bir alkol ve bir yağ asidine ilaveten, yağ asidinin bir grup taşıdığı esterlerdir. Bunlar alkol, yağ asidi, fosforik asit grubu şeklinde meydana gelen fosfolipitler ve yağ asidinin azot taşıyan bir karbonhidratla birleşmiş olduğu cerebrosidelerdir.

Bileşik lipit grubunda sulfolipit, aminolipit ve lipoproteinler de bulunur.

3. Yukarıdaki grupların yakımından ortaya çıkan lipitler.

İnsan vücudu ve gıdalardaki başlıca lipitler; nötral yağlar (trigliseridler), fosfolipitler, kolesterol ve diğerleri şeklinde sıralanabilirler.

Lipitler, yüksek enerji değerleri olduğundan önemli besin kaynaklarıdır. Gıdalarla alınan lipitler insan metabolizması için esansiel (dışardan alınması gereken ve vücutta başka bir yoldan sentezlenemeyen) ve nonesansiel (vücutta başka yollardan sentezlenebilen) olarak ikiye ayrılır. Metabolik önemi olan üç esansiel yağ asidi linoleik, linolonik ve arachidonik asittir. Bu esansiel yağ asitleri, hücrenin ve organellerinin yapısal bütünlüğü için lüzumludurlar.

Diyetle alınan yağlar, lenfatik kanallarla emilirler. Sindirim sisteminde trigliseritlerin büyük kısmı, gliserol ve yağ asitlerine veya monogliserit ve yağ asitlerine parçalanırlar. Sindirim sisteminin epitelinden geçerken bu moleküllerden yeni trigliseritler sentez edilir ve bunlara şilomikron denir. Şilomikronların dış yüzeylerine az miktarda protein bağlanır ve bu, onları lenfatik damarlarının duvarlarına yapışmaktan korur. Sindirim sisteminden emilen kolesterol ve fosfolipitler de şilomikronlar meydana getirirler. Sonra şilomikronlar torasik lenfatik kanalla, venöz kana (kirli kan) karışırlar.

Yemekten sonra hızla yükselen plazma şilomikron seviyesi, 2-3 saat içinde normale iner. Şilomikronlardaki yağlar, iki yolla alınır:

1. Kandaki lipoprotein lipaz enzimi, şilomikronlardaki trigliseritlerin büyük kısmını gliserol ve yağ asitlerine parçalar. Gliserol, glikoz gibi metabolize edilir. Yağ asitleri ise albümine bağlanarak taşınır veya direkt enerji üretimi için okside edilir veyahut da yağ dokularında tekrar trigliseritlere çevrilerek depolanır. Yağ dokusu, kalb kası, çizgili kaslar lipoprotein lipaz enziminden bol miktarda bulundurur. Bu dokulara giren şilomikronlar hızla yağ asitlerine parçalanır ve bu hücreler tarafından kullanılır.

2. Şilomikronlar, kılcal damarlardan karaciğer hücrelerine geçer ve enerji veya başka lipit bileşiklerinin üretiminde kullanılırlar.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Serum

Serum, hafif şurup kıvamında, sarı ve berrak bir sıvıdır; plazmadan farkı içinde fibrinojen bulunmamasıdır, çünkü pıhtılaşma esnasında bu madde parçalanarak fibrini çökeltir; tel tel olan fibrin de kan yuvarlarına sarılarak pıhtıyı meydana getirir. Serumun kimyasal ...

Safra

Karaciger tarafından salgılanan, yeşilimsi kahverengi bir sıvıdır.Safra, kısmen yağ sindirimine yarayan bir salgı, kısmende eskimiş alyuvarların tahrip olmaları sonucu oluşmuş bir atılma ürünüdür. Karaciğer hücreleri tarafından yapılan ve salgılanan, akıcı, acı, sarı ...

Defne

Defne yaprakları güzel kokulu, kış ve yaz yeşil kalan bir ağaç

Fotosentez

Fotosentez, klorofil (kromozomlarda) taşıyan canlılarda ışık enerjisi kullanılarak organik bileşiklerin üretilmesi olayıdır. Bu yolla besin üreten canlıların tümüne fotosentetik organizmalar denir ve bunların büyük bır çoğunluğunu bitkiler oluştururlar.

Arkea

Arkeler, Arkea (Yunanca αρχαία, "eskiler" 'den türetme; tekil olarak Arkaeum, Arkaean, veya Arkaeon), veya Arkebakteriler, canlı organizmaların bir ana bölümüdür.

Hücre çekirdeği

Hücre çekirdeği, bakteriler ve yeşil algler dışında kalan bütün hücrelerde bulunan ve iki katmanlı bir zar ile hücrenin geri kalan bölümünden ayrılan özelleşmiş yapı. Kimyasal ve yapısal homeostazın korunması için gerekli olan ve genetik hafızayı meydana getiren veriler ...

Makromolekül

Makromolekül, küçük yapıtaşlarının (monomer) polimerleşmesiyle oluşmuş çok büyük molekül. Örneğin amino asitlerin polimerleşmesiyle proteinler; şeker, fosfat ve bazların polimerleşmesiyle nükleik asitler oluşur. Makromolekül terimi biyokimyada dört büyük biyopolimeri ...

Hücre Zarı (Plazmalemma)

Daha önce ışık mikroskobuyla varlığı saptanmasına karşın, elektron mikroskobunun bulunuşundan sonra, ayrıntılı yapısı kısmen açıklanabilmiştir. Kalınlığı en fazla 120 A° (1 angström = 1/10.000 mm.) dur. Protein, yağ ve az miktarda karbonhidrat moleküllerinden (özellikle ...

Ateroskleroz

Ateroskleroz, atardamarları (arterleri) etkileyen bir hastalıktır. Yaygın olarak "damar sertleşmesi" olarak adlandırılan arteriosklerozun bir türüdür. Orta boy ve büyük arterlerde görülen "aterom" veya "plak" olarak adlandırılan yapısal bozukluklardan (lezyonlardan) oluşur. ...

Çok Düşük Yoğunluklu Lipoprotein

Çok Düşük Yoğunluklu Lipoproteinler (İngilizce Very Low Density Lipoproteins'den VLDL olarak kısaltılırlar) plazma lipoproteinlerinin bir alt grubudur. VLDL, karaciğerde oluştuktan sonra taşıdıkları trigliseritleri vücuttaki çeşitli dokulara aktarırlar, bu sürecin sonunda LDL'ye ...

Lipoproteinler

Lipoproteinler, hem protein hem lipitlerden oluşan biyokimyasal bileşimlerdir. Bu proteinler bir bütünün parçası olmalarından dolayı apolipoprotein diye adlandırılırlar.

Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein

Yüksek yoğunluklu lipoproteinler İngilizce <i>High Density Lipoprotein</i>`in kısaltması olan HDL olarak da bilinirler. HDL, vücuttaki dokulardan karaciğere kolesterol taşıyan bir lipoprotein sınıfıdır.