Mehir

Mehir İslamiyette evlenme esnasında, erkek tarafından nikahlandığı kadına verilen nikah bedeli. Nikah sözleşmesi ile kadının hak ettiği mal, ücret. Mehir, evlenecek erkeğin, hanımı olacak kadına vereceği altın, gümüş veya herhangi bir mal yahut bir menfaat demektir. Lügatta, “aşk, sevgi, şefkat, ücret” manalarına kullanılmaktadır. Mehir yerine, “fariza, sadaka, atiyye (ihsan), ecir (ücret), nıhle ve sadak” tabirleri de kullanılmaktadır. Mehir, İslamiyette kadın ve kadın haklarına verilen

MEHIR (türkçe) anlamı

1. (Farsça) Kadın ismi - Ay.
Mehir ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı sayfa: Mehir İslamiyette evlenme esnasında, erkek tarafından nikahlandığı kadına verilen nikah bedeli. Nikah sözleşmesi ile kadının hak ettiği mal, ücret. Mehir, evlenecek erkeğin, hanımı olacak kadına vereceği altın, gümüş veya herhangi bir mal yahut bir menfaat demektir. Lügatta, “aşk, sevgi, şefkat, ücret” manalarına kullanılmaktadır. Mehir yerine, “fariza, sadaka, atiyye (ihsan), ecir (ücret), nıhle ve sadak” tabirleri de kullanılmaktadır. Mehir, İslamiyette kadın ve kadın haklarına verilen önemin Örneklerinden biridir. Başka inançlarda hakir-hor görülen kadın, çok defa hiçbir sosyal hakkı olmadan ve kocasının dilediği her türlü fenalığı yapabileceği bir zavallı olarak telakki edilip, bazı din ve milletlerde de ancak zengin ve çeyizi (drohama gibi) olursa koca bulabilirken İslamiyette, İslam Hukukunun teminatı altında kendine tanınan bütün haklarına sahip olarak kocasından ayrıca mehir de almaktadır. Allahü tealanın kadına, nikahtan dolayı verdiği bu mehir hakkı, kadının iktisadi gücünü arttırdığı gibi dilediği kimseyi koca olarak seçme imkanını da kuvvetlendirir. Mehir, “başlık parası”, “rüşvet”, “haraç” vs. değildir. Mehir, nikahlanan kadının şahsının hakkı ve malıdır. Bunun tasarrufu, yalnız kendisine ve kendisinin izin verdiklerine mahsustur. Kızın babasının veya diğer yakınlarının damattan, nikahtan dolayı kendi şahısları için, herhangi bir mal, para, menfaat istemeleri ve almaları İslamiyette kesinlikle yasaktır. Mehiri, kız babası alıp kullanamaz. Ancak kızının çeyizine harcayabilir.

İslamiyette evlenecek erkek ile kadın arasında yapılan nikah sözleşmesinde üç şartı yerine getirmek farzdır. Yani, Allahü tealanın kesin emridir. Bunları da, evlenecek erkek veya kadından birinin önce teklif etmesi (icab), karşı tarafın da bu teklifi (kabul) etmesi ve bu sözleşmenin Müslüman (iki şahit) huzurunda yapılmasıdır ( Evlenme). Mehir, nikahın şartı değildir. Mehir söylenmeden ve hatta mehir vermemek şartı ile nikah yapmak sahihtir, geçerlidir. Şart, geçersiz olur. Fakat erkeğin, kadına mehir vermesi, mutlaka lazımdır. Bir kul borcudur. Bu borcu Allahü teala tayin etmektedir. Kur'an-ı kerimde Nisa suresi 24. ayetinde mealen; “Onlardan (kadınlardan) hangisiyle evlenip temas ettiyseniz mehirlerini takdir edildiği şekilde veriniz!” buyruldu. Bakara suresi 236. ayetinde mealen; “(Evlendiğiniz) kadınları (zengin olanlarınız kudretleri miktarınca, fakirleriniz de halince olmak üzere, aranızda veya beldenizde) bilinen, takdir olunan bir mehir ile faydalandırınız!” buyruldu. Diğer başka ayet-i kerimelerde de mealen buyruldu ki:

“... Onları (kadınları) sahiplerinin izniyle kendinize nikahlayın. Mehirlerini de güzelce verin...!” (Nisa suresi: 25)

“Ey peygamber, mehirlerini verdiğin zevceleri (evlendiğin hanımları)... sana helal kıldık.” (Ahzab suresi: 50)

Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifte; “Mehir vermemek niyetiyle nikah yapan kimse, kıyamet günü hırsızlar arasında haşr olunacaktır.” buyurdu.

Mehir iki kısma ayrılır:

1. Mehr-i Muaccel: Verilmesi acele olan mehirdir. Bunun verilmesi nikah yapılınca vacib olur. Yarısı veya hepsi, bazı şartların gerçekleşmemesi halinde sakıt olabilir. Kadın ayrılmaya sebep olan bir şey yaparsa, mesela irtidad eder, İslam dininden ayrılır veya (hurmet-i musahere) ye sebep olursa, mehr-i muaccelin hepsi sakıt olur, verilmez. Erkek boşarsa veya ayrılığa sebep olanı yaparsa, yarısı sakıt olup yarısı verilir.

2. Mehr-i Müeccel: Verilmesi gecikebilen, sonra olabilen mehire denir. Bunun miktarı, nikah yapılırken belli edilirse de, verilmesi üç şeyden biri hasıl olunca vacib olur ve hiçbir sebeple azalmaz. Mehr-i müeccelin verilmesini vacib kılan üç şey, vaty (cinsi yakınlıkta bulunmak), halvet (bir evde yalnız olarak bir arada kalmak) ve ikisinden birinin ölmesidir. Bu üçünden biri hasıl olunca, ödenmemiş muaccel mehr de sakıt olmaz ve azalmaz. Vaty veya halvet hasıl olunca, bütün mehr nikahta kararlaştırılan vakti gelince veya ayrılık halinde tam olarak ödenir. Zevce ölünce, zevcenin varislerine verir. Zevc ölünce, mirasından zevcesine verilir.

Her iki mehir, nikahta bildirilmedi ise, (Mehr-i misil) verilmesi lazım olur. Mehr-i misil, kadının baba tarafından akrabasına verilen kadar olan mehire denir. Mehir vermemek şartı ile yapılan nikah geçerli olup, kocanın mehr-i misil vermesi, lazım olur.

Nikahlanan kadın, mehrini kocasına, ölmüş ise varislerine hediye edebilir. Kadının babası, kızının mehirini damadına hediye edemez.

Mehrin değeri on dirhem gümüşten az olmaz. Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurdu ki: “Mehrin en az miktarı, on dirhem gümüştür.” Mehrin çoğu için sınır yoktur. Erkek ve kadının aralarında anlaşarak tayin edilen miktar adedince olur. Bugün gümüş para kullanılmayıp altın karşılığı olan kağıt liralar kullanılmaktadır. Bunun için on dirhem, yani yedi miskal ağırlığındaki gümüş değerinde olan bir miskal (beş gram, yani üçte iki lira) altından az olamaz. Mehrin bir altından az olmaması, Farisi Cevahir-ül-Fıkh kitabında da yazılıdır. Daha az söylenirse, yine bir altın liranın üçte ikisi veya bu değerde söylemiş olduğu bir malı verilir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar