Mete

Mete

Büyük Hun İmparatorluğu hâkanı. Orta Asya’da yaşayan Hunların bilinen ilk Yabgusu Tuman’ın (Teoman) oğludur. Mîlâddan önce üçüncü yüzyılın ortalarında doğdu. Çocukluğundan îtibâren iyi bir komutan ve muhârib olarak yetiştirildi. adı sonradan konuldu. Adı Çin kaynaklarında yazıldığı gibi olup, Çin dil bilimcileri (sinologlar), “Motun, Maoton, Modok, Mado, Mode, Mete” olarak okumuşlardır. Umûmî Türk târihi bilginleri; bu bakımdan adının; Çinlilerin Türkçe adları kaydetmek usûlünden, “Batur, Bağatu

METE (inglizce) türkçe anlamı

1. f. ölçmek
2. bölüştürmek

METE (inglizce) türkçe anlamı

3. f. ölçmek
4. bölüştürmek

METE (türkçe) anlamı

(Türkçe) Erkek ismi - Büyük Türk-Hun İmparatoru (M.Ö. 209-174).

METE (türkçe) anlamı

5. f.
6. out ile ölçüp vermek veya taksim etmek.
7. mete ölç.
1. n. limit
2. boundary
3. setting of a boundary
4. v. divide and give out
5. budget
6. allot
7. n. destination
8. aim
9. goal
10. limit,n. limit
11. boundary
12. setting of a boundary
13. v. divide and give out
14. budget
15. allot
16. n. destination
17. aim
18. goal
19. limit,

Mete İngilizce anlamı ve tanımı

Mete anlamları
    (v. i. & t.) To dream
20. also impersonally
21. as
22. me mette
23. I dreamed.(v. i.) To measure.(v. t. & i.) To meet.(noun) Measure
24. limit
25. boundary
26. -- used chiefly in the plural
27. and in the phrase metes and bounds.(noun) Meat.(a.) To find the quantity
28. dimensions
29. or capacity of
30. by any rule or standard
31. to measure.
Mete tanım:
Kelime: mete
32. Söyleniş: 'mEt
33. İşlev: transitive verb
34. Türleri: met·ed
35. met·ing
36. Kökeni: Middle English
37. from Old English metan
38. akin to Old High German mezzan to measure
39. Latin modus measure
40. Greek medesthai to be mindful of
41. 1 archaic : MEASURE
42. 2 : to give out by measure : DOLE -- usually used with out <mete out punishment>
43.

Mete (ingilizce) fransızcası

1. n. frontière
2. limite
3. délimitation
4. v. distribuer
5. décerner

Mete (ingilizce) almancası

1. n. Grenze
2. Bereich
3. Grenzlinie
4. v. messen
5. aufteilen
6. zuteilen

Mete (ingilizce) italyancası

1. s. (Dir
2. rar) confine
3. v. misurare
4. distribuire
5. ripartire

Mete (ingilizce) ispanyolcası

1. s. Límite
2. confín
3. demarcación de límite
4. v. asignar
5. hacer repartición de

Mete (ingilizce) portekizcesi

1. s. limite
2. área
3. delimitação
4. v. repartir
5. distribuir
6. dar

Mete (ingilizce) flemenkcesi

1. zn. maat
2. grens
3. ww. meten
4. toemeten
5. toedienen
Mete Büyük Hun İmparatorluğu hakanı. Orta Asya’da yaşayan Hunların, bilinen ilk Yabgusu Tuman’ın (Teoman) oğludur. Miladdan önce üçüncü yüzyılın ortalarında doğdu. Çocukluğundan itibaren iyi bir komutan ve savaşçı olarak yetiştirildi. Adı sonradan konuldu. Adı, Çin kaynaklarında yazıldığı gibi olup, Çin dil bilimcileri (sinologlar), “Motun, Maoton, Modok, Mado, Mode, Mete” olarak okumuşlardır. Umûmi Türk tarihi bilginleri; bu bakımdan adının; Çinlilerin Türkçe adları kaydetmek usûlünden, “Batur, Bağatur, Bahadır” olması gerektiği izahatını yaparlar.
Mete, Tuman Yabgu’nun büyük oğlu olduğu için, Hun veliahtı idi. Ancak, Mete’nin üvey annesi, kendi oğlunu Hun hükümdarı yapmak için Tuman Yabgu’yu kandırdı. O çağlarda Orta Asya’da güçlü kavimler, karşılıklı olarak birbirlerine, zayıf kavimler de güçlü kavimlere rehineler gönderirlerdi. Bu bir nevi saldırmazlık antlaşmasıydı. Tuman da oğlu Mete’yi batı komşusu Yüeçiler’e rehine olarak gönderdi. Sonra misilleme yoluyla oğlunun Yüeçiler tarafından öldürülmesi düşüncesiyle, aniden bu güçlü komşularına savaş ilan etti. Fakat, Mete, Yüeçilerin elinden kurtulmayı ve babasının yanına dönmeyi başardı. Tuman, ona on bin kişilik bir birlik verdi. Mete, demir disiplin altında eğittiği bu tümene, bir sürek avı sırasında babasını öldürterek tahta geçti (M.Ö. 209).
Mete, kendisine rakip olabilecek kişilerden kurtulduktan ve devlet içerisinde asayişi sağladıktan sonra, tahta çıkış törenini icra ettirerek “Şanyu” unvanını aldı. Hun tahtına genç ve tecrübesiz bir hakanın çıktığını gören Moğol Tung-hu’lar, bu fırsattan istifade etmek istediler. Mete’den, önce hızlı koşan atını ve sonra da hanımlarından birini istediler. Mete, devlet adamlarının karşı çıkmasına rağmen, bu istekleri yerine getirdi. Tung-hu hükümdarı, bu defa da iki devlet arasında boş bulunan toprak parçasının kendisine verilmesini istedi. Mete, bu talebi de Devlet Meclisinde müşahede ettirdi. Bazı üyeler, at ve kadın verilmişken böyle bir toprak parçasının önemi olmayacağını söyleyerek, vermeye razı oldular. Fakat Mete, toprağın devletin esası olduğunu, topraksız devlet olamayacağını söyleyerek, verelim, diyenlerin başlarını vurdurdu. Kararlı bir şekilde ordusunu alarak doğuya doğru sefere çıktı. Tung-hu’ları müthiş bir yenilgiye uğrattı. Reislerini öldürdü. Moğol Tung-hu’ların bir daha kendilerine gelemediği bu zaferden sonra, Hun sınırları doğuda Moğolistan’ın doğusuna kadar genişledi.
Mete, ikinci seferini, Hunluları iktisadi yönden güçlendirmek için; Doğu’yu Batı’ya bağlayan İpek Yolu’nu elde etme gayesiyle Yüeçiler üzerine yaptı ve onları yendi. Hakimiyetini kuvvetlendirmek için Türk kabilelerini tek bayrak altında birleştirmeye teşebbüs edip, muvaffak oldu.
M.Ö. 201’de Hun Devletini iyice kuvvetlendirince, üç yüz bin atlı ile Doğu komşusu Çin’e sefer açtı. Çin İmparatorunu Bağ Teng Dağında kuşattı. Atları, Türklerin dört renk, dört yön usûlünce cepheye alıp; yağızları (kara) kuzeye, doruları (al, kırmızı) güneye, bozları batıya, kırları doğuya yerleştirdi. Çinliler, sayıca Hunlardan çok fazla olduklarından kesin netice alınamadı. Hatununun “Çin alınamaz, alınsa bile idare edilemez” sözü üzerine, diplomatik münasebetlerde bulundu. Çin İmparatoru ile anlaşıp, kuşatmayı kaldırdı. M.Ö. 198 yılındaki Türk-Çin Antlaşması süresiz olup, Çin Seddi hudut kesilerek, Çin haraca bağlandı. Mete, düşmanları olan Moğollar ile Çinlileri mağlup ederek, hudutları emniyet altına aldıktan sonra, Türkleri iktisadi yönden güçlendirmek istedi. Türkistan’daki büyük ticaret ve tarım merkezlerine hakim oldu. Türkleri, siyasi yönden birleştirip, bir bayrak altında topladı. Hun Devletini teşkilatlandırdı. Türk ordusunu onlu sisteme göre, onlu, yüzlü, binli, on binli bölümlere ayırarak, onbaşı, yüzbaşı, binbaşı, tümenbaşı, rütbelerinde kumandanlar tayin etti. Hudutların emniyetini sağlayıp, fetihlerinin yanında devleti de teşkilatlandırdıktan sonra; Milattan önce 174 yılında öldü. Yerine, Çin kaynaklarında adı “Ki-yo” olarak bilinen oğlu, Gökhan geçti.

Kaynak

dallog.com

Ayrıca Bakınız

  • Türk Boyları
  • Türk Hükümdarları
  • Müslüman Türk devletleri

    Kaynak

    dallog.com
  • Önceki Paylaşımlar