mevlevilik

Mevlevilik (Mevleviyye, Osmanlıca: مولويه) büyük ve ünlü sufi tarikatlarından biri. Adını kurucusu Sultan Veled'in babası ve tarikatın ilkelerini oluşturan Mevlana Celaleddin Rumi'den (Mevlana) alır.

MEVLEVILIK (türkçe) anlamı
mevlana celalettin rumi'nin görüşlerine dayanan tarikat.
MEVLEVILIK (türkçe) anlamı
1. Mevlana Celalettin Rumi'nin görüşlerine dayanan ve oğlu tarafından kurulan tarikat.
MEVLEVILIK (türkçe) ingilizcesi
1. 1. Mevlevi teachings and practices. 2. being a Mevlevi. 3. the Mevlevi order of dervishes.,

Mevlevilik hakkında bilgiler



Mevlevililer Yeşil Türbe önünde
Mevlevililer Yeşil Türbe önünde
Mevlevilik Mevlana Celaleddin Rumi adına, oğlu Sultan Veled tarafından kurulan tarikatın adı.

Mevlana Celaleddin Rumi (1207-1274) dostlarının katıldığı özel toplantılar düzenler, tasavvufi ve dini sohbetler yapar, şiir söyler, zikrederek sema ederdi. Zamanla bir tören niteliği kazanan bu toplantılar belli kurallara, belli görüş ve düşünce ilkelerine bağlandı. Toplantılarda ney, kudüm ve benzeri çalgıların çalındığı zikirler, törenler daha derli toplu ve ölçülü yapılmaya başlandı.

Kısa bir süre içinde geniş bir alana yayılan, halk ve özellikle çağın aydınları arasında büyük bir ilgi uyandıran bu toplantılara katılanların sayısı arttı. İran, Arabistan ve Anadolunun birçok yerinden gelerek toplantılara katılanlar, katılmak isteyenler, Mevlanaya karşı derin bir sevgi ve saygı duyanlar oldu. Zamanla bu özel toplantılar sınırlandırıldı: belli kurallara, düzenli törenlere bağlandı.

Mevlananın ölümünden sonra oğlu Sultan Veled, aynı yoldan giderek, babasının düzenlediği toplantılara ve bunlarda yapılan sema, zikir ve benzeri törenlere, bir tarikat niteliği kazandırdı. Törenlere katılmak, toplantılarda bulunmak, sema meclisine ve zikre girmek için birtakım değişmez ve Mevleviler arasında yaygın olan kurallar koydu. Zamanla bunlara resmi bir nitelik kazandırdı. Mevlananın oturduğu yeri (sonradan tekke adını aldı) genişletti. Bu toplantılar, önceleri yalnız Konyada yapılıyordu.

Mevlananın görüşlerini, düşüncelerini benimseyenlerin sayısı çoğalınca, merkez olan Konya tekkesinin izniyle başka illerde de tekkeler, Mevlevihaneler açılması için izin çıktı. Zamanla Anadoluda olduğu gibi, komşu İslam ülkelerinin birçok ilinde Mevlevihaneler, tekkeler açıldı.

Mevlevilik, Sünni tarikatlar arasında en yaygınlarından biri oldu. Mevlana ve oğullarının sağlığında dostluğunu kazanan bazı yakınlarının gömüldüğü Konya Mevlevihanesi, Kubbei Hadre (veya hazret) [1] diye anılan türbe, tarikatın merkezi ve kutsal makamı olarak benimsendi, saygı ve sevgi gördü.

Mevleviliğin özü ve anlamı

Sünni tarikatların en büyüklerinden biri sayılan Mevlevilik, Tanrı ile evrenin birliği görüşüne dayanır. Tanrı, yarattığı evrende görünüş (tecelli) alanına çıkar. Evrende var olmak, Tanrının bir görünüşüdür. Gerçek varlık Tanrıdır. Her şey Tanrıdan gelir, sonunda gene Tanrıya dönecektir. Tanrı, bir bütünlük içinde evreni kuşatır. Tanrıdan başka varlık yoktur.

Mevleviliğin benimsediği ve Mevlananın eserlerinde dile gelen bu anlayış, yeni değildir; varlık birliği (vahdeti Vücut) görüşüne dayanır. İnsanda, ruh denen, tanrısal bir öz vardır. Evren yaratıldıktan sonra bu öz, insan varlığının ortaya çıkışı sonucu, bedene girdi. Öz yurdundan, tanrısal ülkeden ayrıldı. Şimdi, geldiği yere kavuşmanın derin özlemi içinde çırpınır durur. Ruh, insan varlığının en yüce özüdür.

İnsana insanlık değeri kazandıran bir cevherdir. insanı gerçeğe ulaştıran, tanrısal özün sırlarına erdiren, akıl değil aşktır. Aşk, insanın özünde, Tanrıya karşı duyulan en derin bir özlem niteliğini taşır. Aşkın özünde dile gelen, sezgidir. Aşk ile sezgi birbirini bütünleyen iki manevi güçtür. Onlar birbirinden ayrılmaz, biri ötekini gerekli kılar. Sezgi ile aşk, insan ruhunun kavrayış, anlayış gücüdür; bilme, öğrenme yeteneğidir.

İnsan, yalnız aşk ile olgunlaşır, gerçekleri, tanrısal sırları kavrayabilecek olgunluğa (kemale) ulaşır. Bütün yaratıklar, gök katları (felekler) bu aşk ile dönerler (sema ederler), kendi dillerince (hal diliyle) Tanrıyı anarlar (zikrederler). Tanrı, sürekli yaratış eylemi içinde olan, daima kendini yenileyen, bütün varlık evrenini bir yüce bütünlük içinde kuşatan som iradedir, som sevgidir, nurdur.

Her türlü tanımın, açıklamanın, anlatımın üstündedir. Onun varlığı, insan aklının sınırlarını, kavrayış yeteneklerini aşar. insan, gönlünü aşk ile, Tanrı sevgisi ile doldurursa, Tanrıyı gönlünde duyar, gönül gözüyle görür, gönül diliyle konuşur. Tanrı aşkı insanın içine dolunca, insan, Tanrıdan başka bir varlık görmez olur. Her an kendinin Tanrı katında olduğunu, her anının, her yanının Tanrı ile dolduğunu sezer, gönlünde duyar. İnsan, Tanrının dile geldiği, söz ve ses olarak tecelli ettiği bir varlıktır, kelamullahı natıktır. Tanrının, konuşan, söyleyen kelamıdır.

Tanrı, değişik biçimler içinde, ayrı ayrı niteliklerle görünüş alanına çıkar. Bu yüzden insanın evrende gördüğü değişik varlık türleri, renk, ses, uyum (ahenk), düzen, güzellik gibi nitelikler Tanrının görünüşünden başka bir şey değildir. İnsan, aşk ile basamak basamak Tanrıya yükselir, belli kemal aşamalarına (mertebelerine) ulaşır. Ulaştığı her aşamada, Tanrıyı ayrı bir görünüş niteliğinde sezer. Bu bakımdan aşk ile yükselmek, kemal ve irfan sahibi olmak, Tanrıya yaklaşmak anlamına gelir. Bütün insanlar, yeryüzünde edindikleri bilgi (aşk ile kazanılan bilgi) derecesine göre Tanrıyı yansıtan birer varlık oldukları için, insanı sevmek, Tanrıyı sevmektir.

Mevleviliğin sevgiye dayanan insan anlayışı, insana varlık türleri içinde ayrı bir değer ve önem vermesinden dolayıdır. İnsan, evrenin özü (zübdei alem), varlık bütününün söyleyen dili, gören gözüdür. Mevlevi tarikatına göre, bütün evren ve insan, toprak, ateş, hava ve su gibi dört ana ilkeden kuruludur. Göklerle insanın özü, yapısını kuran ilkeler birdir, eştir. Ancak, felekleri yöneten yasalar ayrıdır. Çünkü onlar, bir bakıma manevi aşamalardır.

Yaratılmışlar içinde en yücesi insandır. İnsanın yüceliği, Tanrıya yakınlığından, gönlünün bir tanrısal görünüş (tecelli) alanı olmasından ileri gelir. Tanrı, insanı birtakım ilahi özlerle, yüce nitelik ve yeteneklerle donattı. Varlıklar içinde onu yüce kıldı. İşte bunu anlama ve bu yüceliği kavramaya irfan denir. İrfan, aşk ve sezgi ile kazanılır. Gönlünde aşk ateşi, ruhunda Tanrı sevgisi bulunmayan, bunu, derin anlamı kavrayamaz; insanın özünde saklı ilahi sıra eremez. Bu sıra ermenin yolu «aşk ile yanmak, aşk ile pişmek»tir.

Mevleviliğin anladığı aşk, insanın insana karşı duyduğu geçici, beşeri muhabbet değildir, Tanrıya duyulan sınırsız, derin ve karşılıksız bağlılığı gerektiren sevgidir, sonsuz coşkunluktur. Mevleviliğin düşünce ve görüş bakımından Yeni-Eflatuncu felsefe akımının dolaylı olarak etkisi altında kaldığı, hem Mevlana’nın hem de onun ardından gelenlerin eserlerinde geçen tasavvuf kavramlarından açıkça anlaşılır. Mesnevide. Divanı Kebirde, Sultan Veledin, Ulu Arif Çelebinin eserlerinde görülen bütün tasavvuf kavramları Plotinosun geliştirdiği Yeni-Eflatuncu felsefe akımının düşünce ürünleridir.

İslam dünyasında dinle musikiyi, dar bir alanda resmi bağdaştıran, ibadette musikiye yer veren ilk tarikat Mevleviliktir denebilir. Ney, kudüm, nısfiye, rebap, daha sonraları tambur ve başka sazlarla dini nitelikte tören düzenleyen, zikreden, sema meclisine giren, ilahiler okuyan, şeriatın katılıklarına yumuşaklık katan Mevleviliktir. Bu niteliği yüzünden Mevlevilik bazı noktalarda şeriatla çatışır. Birçok devlet büyüğü ve sultanın Mevlevi oluşu, tekkelere gidişi, şeriatın, her alanda Mevleviliğe baskı yapmasını önlemiştir.

Mevleviliğin temel ilkeleri, genellikle on iki konuda toplanır: 1. insanlığa hizmet etmek; 2. başkalarına her zaman iyi ve güzel davranışın örneği olmak; 3. Mesnevi okumak ve mutasavvıf olmak; 4. aklı iyi kullanmak, hikmet sahibi olmak; 5. dindar olmak; 6. içini her zaman temiz tutmak; 7. Mevlanayı pir tanımak; 8. Mevlananın yolundan ayrılmamak; 9. Tanrıdan, Hz. Muhammedden sonra Mevlanaya bağlanmak, ona gönülden inanmak; 10. bilim edinmek, bilgili olmak; 11. alçakgönüllü, sabırlı, güler yüzlü ve nazik olmak; 12. maddi ve manevi bakımdan temiz olmak. Bunlar Mevleviliğin değişmez kurallarıdır. Mevlevi tarikatına giren, çile dolduran herkesin bunlara uyması gereklidir.

Mevlevilikte bir de ayini cemi Mevlevi denen tören vardır. Daha çok geceleri yapılan ve bir sohbet niteliğinde olan bu törene dedelerden başka, tarikata giren muhibler de katılır. Bu töreni, meydancı dede yönetir. Kapının başına şeyhin kırmızı postu konur. Sonra öteki postlar sırayla dizilir. On sekiz şamdan, dokuzarlık iki sıra halinde yerleştirilir. Yatsı namazı kılındıktan sonra meydancı dedenin ayini ceme sela çağrısı üzerine tören başlar. Neyler çalınır, sema ayinine başlanır. Önceleri bir sanat ve eğitim yeri olan Mevlevi tekkeleri, zamanla bu niteliklerinden uzaklaştı. Tekkelerin ve zaviyelerin kapatılmasını öngören kanunla çalışmalarına son verildi.
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Halk Edebiyatı

Türklerin XI. yy'dan başlayarak yurt edindikleri Anadolu'da sözlü geleneğin bir devamı olarak günümüze kadar sürdürülen sözlü edebiyata, "halk edebiyatı" adı verilir. Halk edebiyatı, kendi içinde üç bölümde incelenir:Anonim halk edebiyatı: Anonim halk edebiyatı, yazanı ya ...

Beşiktaş

Beşiktaş, İstanbul’un en eski semtlerinden biri ayrıca bir ilçesidir. İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında, Tophane ile Ortaköy’ün ibnearasındadır. Batı’da Şişli ve Kağıthane, güneybatıda Beyoğlu, kuzeyde Sarıyer ile komşudur. Yüzölçümü 11.000 kilometrekare, ...

Heterodoks

Heterodoks sözcüğü, "farklı" anlamına gelen Yunanca ``heteros`` ve "öğreti, düşünce" anlamındaki ``doxa`` sözcüklerinden oluşur. Ana akımdan sapmış olan anlamına gelir. Bu kavram, dini gruplar arasında kendilerini kutsal metne ve din kurucusunun gösterdiği ...

Mevlevi

Mevlevi, Mevlânâ Celâleddin Rûmi'nin özel olarak yaptığı zikir ve törenleri göz önünde tutarak ölümünden sonra oğlu Sultan Veled tarafından kurulan tarikata giren kimsedir. Mevlevi adı, tarikat kurallarına göre çile dolduran, belli sınavlardan, denemelerden geçerek yetkili ...

Mevlana

Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi (Farsça:مولانا جلال الدین محمد رومی Mevlānā Celāl-ed-Dīn Muhammed Rūmī; d. 30 Eylül 1207 - ö. ...

Abdülbaki Gölpınarlı

Asıl adı Mustafa İzzet Baki (d. 12 Ocak 1900, İstanbul -ö. 25 Ağustos 1982, İstanbul), tasavvuf, tarikatlar, divan edebiyatı ve İran edebiyatı üzerine yapıtlarıyla ünlü edebiyat tarihçisi. Mevlevi tarikatı üyelerinden gazeteci Ahmed Agâh Efendi'nin oğluydu. Babasının ölümü ...

Kırşehir Tarihi

Kırşehir ilinin bulunduğu topraklar, târihte Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hititlerin toprakları içinde bulunuyordu. Hititlerin iç savaş ve iktidar kavgaları ile dağılıp yıkılmasından sonra bu topraklara Asurlular hâkim olmuştur. Persler M.

Sultan Veled

Sultan Veled (1226 - 1312) Konya'da yetişen velîlerin büyüklerinden Sultan Veled’in tam adı Muhammed Sultan Bahaeddin Veled’dir. 24 Nisan 1226’da Karaman’da doğan Veled’in babası büyük Türk mutasavvıfı Mevlâna Celâleddin Rumi, annesi Semerkand’lı Şerafeddin ...

Dede Efendi

Hammâmîzade İsmâil Dede Efendi (d. 9 Ocak 1778, İstanbul - ö. 29 Kasım 1846, Mekke, Minâ), bestekâr. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için, Hammâmîzade adıyla tanınmıştır. Ancak günümüzde çoğu zaman Dede Efendi diye anılır.

Hacı Faik Bey

HACI FAİK BEY( ? - 1890)Hacı Faik de ağabeyi Salim Bey gibi bilemediğimiz bir tarihte Üsküdar'da doğdu. Oğlu Said Yurtseven de hakkında bilgi vermemiştir. Öğrenim derecesini ve nerelerde okuduğunu bilmiyoruz.

Neyzen Salim Bey

NEYZEN SÂLİM BEY (1829 -1884)Salim Bey Üsküdar'lıdır; bü yüzden Üsküdarlı Salim olarak da bilinir.Kardeşi Hacı Faik Bey gibi onun da hayat hikayesi hakkında ayrıntılı bilgimiz yok. Takriben 1829 ya da 1830 yılında Üsküdar'da doğdu.

Suphi Zühdü Ezgi

Doktor Suphi Zühdü Ezgi,1869 yılında Üsküdar'ın Açıktürbe semtinde bulunan dedesinin evinde doğdu.Posta-Telgraf Nezareti Muhasebe Kalemi Mümeyyizlerinden İsmail Zühdü Bey ile mevlevilik tarikatına mensup İmrahor imamı Kâmil Efendi'nin kızı Emine Hanım'ın oğludur.Beş ...

Rakım Elkutlu

Rakım Elkutlu 1869 yılında İzmir'de doğdu. Babası İzmir'in tanınmış ailelerinden Hisar Câmii imam ve hatîbi Şuayib Efendi, annesi Sıdıka Hanım'dır. İlkokulu mahallesinde bitirdikten sonra, orta öğrenimini İzmir İdadisi'nde tamamladı.


Maalesef! Bir hata oluştu.

Maalesef! Bir hata oluştu.