Nevruz

Nevruz, İranlılar, Türkler, Kürtler, Azeriler, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikistanlılar, Özbekler, Kırgızlar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da başka bir değişle doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır...

NEVRUZ (türkçe) anlamı
1. eski bir ıran takvimine göre
2. yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi ikisine rastlayan gün.
nevruz günü kırlara çıkılarak yapılan bayram.
NEVRUZ (türkçe) anlamı
3. 1 . Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün.
4. 2 . botanikÇiçekleri aslanağzına benzeyen
5. türlü renkte bir kır bitkisi.
6. 3 . botanikNevruz otu.
NEVRUZ (türkçe) anlamı
7. (Farsça) Kadın ismi 1. Yeni gün. 2. İlkbahar başlangıcı. 3. Türk müziğinin makamlarından.
NEVRUZ (türkçe) almancası
1. n. Neujahrsfest

Nevruz hakkında bilgiler

Newruz'un simgesi yasemen çiçeği
Newruz'un simgesi yasemen çiçeği
Nevruz, Farsça bir kelime olup “Yeni gün” anlamına gelmektedir (Nev, yeni ve Ruz, Gün anlamında). Yeni gün baharın geliş günüdür aynı zamanda Türklerde takvim başlangıcı olan yıl başıdır. Çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir.

Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig'e, Kaşgarlı Mahmud'dan Biruni'ye, Nizamü'ı Mülk'ün Siyasetname'sinden Melikşah'ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey'in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir. Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hatai), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan IV. Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk'ün; din adamlarımızdan Kazasker Baki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzuli, Nev'i Efendi, Nef'i, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa'nın; büyük Azeri şairi Şehriyar'ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu'nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini "Nevruziye" veya "Bahariye" denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz.

Ayrıca Nevruz'un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz. Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyuddin Abdulmü'min Urmevi (1224-1294) tarafından kullanılmıştır. Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır.

Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslamiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye'de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.

Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya'nın ,Türk aleminin Nevruz toyu kutlu olsun,Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.

Kaynak

Hatice Emel AŞA, Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan 2000

Kültürlere göre Nevruz

Alevi-Bektaşi söylencelerine göre Nevruz:

  • Dünya kuruluşunu bugün tamamlar.
  • Hz. Muhammed’e nübüvet bugün ihsan edilir.
  • Hz. Ali’nin bugün doğmuştur. Rivayetlere göre; Hz. Fatima, Betullah (kabe)i tavaf ederken doğum sancıları başlamış, tavafını tamamlayarak kabe’nin içine girerek 12 gün sonra 21 Mart 598’de doğum yapar. * * Hz. Muhammed, Beytullah’ın içinde ilk kez doğan amcası oğlunu kucağına alarak, Ali adını verir. Hz. Muhammed bu günü kutlu gün olarak ilan eder.
  • Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür.
  • Hz. Muhammed bügün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra müslümanların önderi (imamı) ilan eder.
  • Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür.
  • Bugün Haci Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür.
  • Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırlar Bayramı” olarakta bilinir.
  • Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır.
  • Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür.

    Türk söylencesine göre Nevruz;

    Türklerin Asena adlı dişi bir Bozkurt rehberliğinde Ergenekon’dan çıktıkları gündür. Demir ve ateşin birleştiği bugün Türklerce kutsal kabul edilerek bayram ilan edilir.

    Orta Asya’da göçebe ve çoban Türklerin İslam öncesinde sürülerini kışlaklardan çıkarıp, yaylalarda obalar kurarak şölen vererek bahar törenleri düzenlenmesi, coğrafi olarak hep aynı mevsimde ve 21 Mart’a gelmesi dolayısıyla ; Türkler bu gün Bahar bayramı olarak kabul etmişlerdir.

    Kürt söylencesine göre Nevruz;

    Demirci kava zalim hükümdar Dahhak tarafından ezilen Kürt halkını ayaklandırarak, hükümdarı iktidardan uzaklaştırıyor ve halkı özgürlüğüne kavuşturur. Kazanılan bu zaferi ve özgürlüğü kutlamak için de dağda kocaman bir ateş yakarak, ateşin etrafında şenlikler düzenlerler, şölenler verirler, Demirci Kava nın yaktığı bu özgürlük ateşi 21 mart!a rastladığı için, Kürt halkınca bugün Nevroz Bayramı olarak asırlardır kutlana gelmiştir.

    Sesaniler devri İran’da:

    Zerdüştler/Ateşperestler tarafından kutlanan bir bayramdır.

    Rivayetlere göre İran Hükümdarı Cemşid bir dünya gezisinden dönerken Azebeycan’da 21 Mart’a Otağ kurar. Cemşid’in mücevherlerle süslü tahtına güneş vurdukça renga-renk ışıklar seçer ve çevreyi ışık hüzmeleri kaplar, verilen şölen ve yapılan şenliklerle halk neşelenir, O gün den sonra her yıl bugün bayram olarak kutlanır.

    Yumurtanı göyçük güllü boyardık, Çakğışdırıp sınanların soyardık, Oynamaktan birce meğer doyardık, Eli mene yaşıl aşık vererdi, Irza mene Nevruz gülü deredi.

    M.Hüseyin Şehriyar

    Şah İsmail Hatayı, Fuzuli gibi Azeri şaiirlerinin bahar ve Nevroz ile ilgili şiirleri ve nefesleri vardır. İslamiyet’ten önce Zerdüşt olan Azeriler Nevruzun simgelerinden biri olan “yasemen” çiçeğine özel önem veriyorlardı. Bu çiçek ile ilgili türküler, atasözleri vardır. Baharı müjdeleyen bir başka çiçek ise “kar çiçeği” kardelen’dir. Doğu Anadolu’da Nevruz çiçeği denen bir başka çiçek de vardır. Çiğdem’ de bu mevsimde yetişir.

    Tunceli/ Dersim söylencelerine göre Nevruz:

    Dersim bölgesinde Alevi inancı gereği Nevruz kutlamaları, Ali Günü veya 9 Mart olarak baharın gelişi diye kutlamalar yapılır. Dersim bölgesi bu günü Nevruz olarak adlandırmaz. Bu isim son yıllarda Tunceli yöresinde anılmaya başlanmıştır. Bunun nedeni politik olması gerekliği kanısımdayım. Diğer bir inançları olarak; Nuh peygamberin gemisinin bu bölgede 21 Mart ta geçtiğine inanılarak kutlama yapılır. Tunceli-Pülümür ile Erzincan-Çayırlı arasındaki “Bağır Dağı’na” Nuh’un gemisinin dokunduğuna inanılır. Bu nedenle “Bağır Dağı üzerine yemim ederim ki doğru konuşuyorum” diye yemin edilir.

    Erzincan’daki bir söylenceye göre Neruz;

    Şah İsmail’in Erzincan’a gelişinde Öbek/Höbek dağında kurduğu otağ yerinde yapılan törenlerdir. Öbek/Höbek dağının doruğunda dümdüz kocaman bir taş vardır. Şah İsmail burada yemek yemiş, bütün seyyidlere lokma dağıtmıştır. Şah Honçası denen bu dairesel taş kütlesi kutsal kabul edilir. Nevruz günü bu taş üzerinde yemek yenir. Bu yerde Cem törenleri düzenlenir, semahlar yapılır. Dede, dargınları barıştırır, helallıklar alınır.

    Osmanlı Sarayı’nda Nevroz:

    Osmanlı Sarayı’nda da büyük şölenlerle Nevruz Bayramı kutlanırdı. Nevruz günü Hekimbaşı özel macun kaynatır. Başta padişah olmak üzere yakınlarına ve devlet recaline ikram ederdi. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı kaldırılmasından sonra II. Mahmut, Nevruz Bayramını ve Bektaşiliği yasaklamıştır. Bektaşi babalarından Hüseyin Hüsnü Erdikul bir deyişinde;

    Gönüller şad oldu, ilkbahar geldi, Nevruz bayramına eriştik ya Hu. Çemenzar şevk ile nura bezendi, Nevruz bayramına eriştik ya Hu.

    Başka bir deyişinde de;

    Çerağlar uyansın, kurulsun cemler, Gülbanglar çekilsin, sürülsün demler, Cünbüşe gelsinler cümle erenler, Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir.

    Bektaşilerde Nevruz Erkanı:

    Nevruz bayramı erkanı sabahtan başlar. Gün ağarırken taze su ile yıkanılır. Boy abdesti alınır. Toplu olarak sabah yemeği yenecekse, önce Dede bir dua okur ve herkese süt ikram edilir ve kahvaltı yapılır. Daha sonra dargınlar barıştırılır. Hasta ve yoksullar ziyaret edilir, gönülleri alınır. Yeni ölmüşlerin evlerine taziyeye gidilir. Türbe ve mezarlıklar ziyaret edilir. Nevruz şenliklerinin yapılacağı ev ve kır yerleri önceden saptandığı için, bu yerlerde tüm hazırlıklar tamamlanır. Yaşlılar için ayrı bir mekanda, gençler için ayrı bir alanda muhabbet sofraları kurulur. Gençler kırlarda şenlikler yaparlar, halaylar çekerler, ateş üstünden atlayarak dilekler tutarlar. Genç kızlar ve oğlanlar karşılıklı mani söylerler...

    Nevruz Bayramı akşamı “Meydan” açılır. Taliplere “Nasip” verilir. Cem evinde canlar, sofular, bacılar toplandıktan sonra , getirilen “lokmalar” için Dede şu tercemanı okur;
    


    “Bismi Şah, Allah allah...! Lokmalar kabul ola. İsteginiz, dileginiz Hak-ı Muhammed-Ali vere, Durduğunuz Dar-ı divandan hayır-ihsan göresiniz..! Makbu-u Şah, Kabul-i dergah ola..! Gerçeğin demine Hü...!”

    Tüm canlar hazır olduktan sonra , saat 20.00 civarında Nevruz Erkanının icrasına başlanır. Dede ayağa kalkarak, “Edep - erkan mümine nişan” der Ayakta bulunan cemaatte sofular ön saflarda, bacılar da arka saflarda olmak üzere halka şeklinde , dairesel diz üstü gelirler ve saf tutarlar. Ve dede bir dua okuyarak Tevhid!i başlatır. Dede sıra ile şu duaları okur:
    


     1. Ali Nad-ı duası.
    


    2. Hüseyin makamında Oniki İmamların adlarını bütün önadları ve takılarıyla birlikte sayar.

    3. Alevi/kızılbaş/Bektaşi ulularının adının geçtiği bir gülbank okur ve Tevhid’i yürütülmesine geçilir. Cuma akşam Ceminde olduğu gibi halka namazına başlar.

    Bundan sonra Zakirler bir Düvazimam, iki Deyiş okurlar. Ve Dede bir Tevhid yürütür. Bu esnada bütün canlar hep bir ağızdan; 
    


    “La İllahe İllallah İllallah Şahım İllalah Ali Mürşid güzel Şah Eyvallah Şah eyvallah Hakk la ilahe illalah.” Diyerek, başları hafif sağa-sola salınarak zikrederler.

    Tevhid, Ayni-Cem bittikten sonra Dede: “Edep erkan getire herkes yerine otura “ der. Ve canlar normal oturuşa geçerler. Ferraş Meydana gelerek , üç kez sembolik süpürge vurur. Dede:

    “Hayır hizmetin kabul,yüzün ak ola. Ellerin dert gönüllerin keder görmeye İstediğinü Hakk-Muhamed- Ali vere Seyyid Ferraş’ın himmeti üzerinde hazır ve nazır ola

    Gerçege Hu.!.. der ve daha sonra hizmet sahipleri öbek-öbek sofralar kurar, Dede’in başlama duasından sonra hep birlikte lokmalar yenir. Nevruz helvası yenir. Gelmeyen hastaların evlerine lokmalar gönderilir. Yemekler yendikten sonra Dede, yemek bitim duasını okur. Oniki Hizmet sahipleri toplu olarak Dedede dua aldıktan sonra ; Canlar niyaz edip hellik alırlar. Ve Cem dağılmadan önce Dede şu Gülbangı okur:

    “Bismi Şah Allah Allah...! Nevruz bayramınız kutlu ola Yeni yılınız hayırlı uğurlu ola..! Şah-ı Velayet İmam Ali Efendimizin doğum günü mübarek ola .. Dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı vere.. Hastalara şifa, dertlilere deva, borşlulara ede ihsan eyleye... Dil bizden, nefes Pirimiz Hünkarımız Hacı Bektaş-ı Veli’den ola.. Gerçeğe Hü

    Cemaat de sağ ellerini kalplerinin üstüne koyarak, hep bir ağızdan “Hüü ..!” derler ve Bayram son bulur.

    Nevruziye “Gelin ey nazenin canlar Bugün Nevruz-u sultandır Safalar sürsün ihvanl Bugün Nevruz-u sultandır Bütün mümin bütün İslam Bugün etmek gerek bayram Hemen sun sakiye gel cam Bugün Nevruz-u sultandır. Ali-yyül Mürteza Haydar Cihanı garkı nur eyler Bütün kurt kuş bunu söyler Bugün Nevruz-u sultandır Ali’nin doğduğu gündür Bugün her günden üstündür Hemen saki Kadeh döndür Bugün Nevruz-u sultandır Nice sırlar olup zahir Ali’den oldu haf bahir Şükreyle sef ey “fakir” Bugün sultanı Nevruzdu”
  • İlgili Konu Başlıkları Tümü

    Nevruz Ve Türkler

    Nevruzun Türk Tarihindeki Yeri Ve ÖnemiNev ve rûz kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen Nevrûz kelimesi, klasik ifadesiyle; yeni gün anlamına gelmektedir.. Yılın ilk günü, yani; yılınbaşıdır, yeniliklerin ve baharın müjdecisidir.

    Nevruz, Yenice

    Nevruz, Çanakkale ilinin Yenice ilçesine bağlı bir köydür.

    Nevruz, Yıldızeli

    Nevruz, Sivas ilinin Yıldızeli ilçesine bağlı bir köydür. == Tarihçe ==YUNUS SARIİN KÖY MUHTARI .........

    Türk Kültüründe Nevruz

    Nevruz, Türkün yeniden tarih sahnesine çıkışını, yeni bir yılın başlamasını ifade eden bir gündür.

    Nevruz (anlam Ayrımı)

    Nevruz Bayramı

    Festival

    Festival, genellikle yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür. Festival kelimesi Latince festa kelimesinden gelir.

    İran

    İran (Farsça: ایران ), resmî adı İran İslam Cumhuriyeti (Farsça: جمهوری اسلامی ایران ) / Jomhuri-ye Eslāmi-ye Irān, Güneybatı Asya'da ülke. Güneyde Fars Körfezi ve Umman Körfezi, kuzeyde ise Hazar Denizi ile çevrilidir.

    Noel

    Noel Hz. İsa’nın doğum günü olduğu iddia edilerek 25 Aralıkta kutlanan Hıristiyan yortusu (bayramı). Latincede doğumla ilgili olan anlamına gelen bu yortuyu, bir kısım Hıristiyanlar 6 Ocakta kutlamaktadır.

    Bayram

    BAYRAM Dini ve milli bakımdan ehemmiyeti olan, milletçe her sene kutlanan gün veya günler. Bayram kelimesinin çok eskilerde kullanıldığına dair elde bir delil yoktur. Ancak İslamiyetten sonra bayram manasına gelen "iyd" kullanılmıştır. Her yıl Müslümanların sevinçli neşeli ...

    Oruç

    Oruç genel anlamda Tanrıya ibadet amacıyla yeme içme gibi birçok şeyden belli bir süreliğine kendini alıkoyma.

    Semeni

    Semeni, Türk halk kültüründe Yaşam Otu. Kosa Töreni'nin son gününde Semeni (Sem/Som) adı verilen bir tören yapılır. Som aynı zamanda Yula denilen ruhun koruyucusudur. Semeni bazı yörelerde aynı zamanda bir çeşit helva olup, pişirildikten sonra Nevruz gecesi bir kısmı suya ...

    Iğdır

    Iğdır Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alır. Kars iline bağlıyken 27 Mayıs 1992’de il oldu. Kuzey ve doğusunda Ermenistan, güneydoğusunda Nahçivan ve İran, güney ve batısında Ağrı, kuzeybatısında Kars yer alır. Trafik plaka numarası 76’dır.

    Yezidilik

    Yezidilerin Kimliği Karma bir dinin mensubu olan Yezidi'lerin Arap, Kürt ve Asur kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Çeşitli kültürlerin birbirlerine karıştığı Ortadoğu'da ulusal kimlikleri olmayan İran'daki Bahailer, Lübnan'daki Dürziler ve Maruniler gibi Yezidiler de dini ...