Nevruz

Nevruz

Nevruz, İranlılar, Türkler, Kürtler, Azeriler, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikistanlılar, Özbekler, Kırgızlar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da başka bir değişle doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır

NEVRUZ (türkçe) anlamı

(Farsça) Kadın ismi 1. Yeni gün. 2. İlkbahar başlangıcı. 3. Türk müziğinin makamlarından.

NEVRUZ (türkçe) anlamı

1. 1 . Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün.
2. 2 . botanikÇiçekleri aslanağzına benzeyen
3. türlü renkte bir kır bitkisi.
4. 3 . botanikNevruz otu.

NEVRUZ (türkçe) anlamı

5. eski bir ıran takvimine göre
6. yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi ikisine rastlayan gün.
7. nevruz günü kırlara çıkılarak yapılan bayram.

NEVRUZ (türkçe) almancası

1. n. Neujahrsfest
Newruz'un simgesi yasemen çiçeği
Newruz'un simgesi yasemen çiçeği
Nevruz, Farsça bir kelime olup “Yeni gün” anlamına gelmektedir (Nev, yeni ve Rûz, Gün anlamında). Yeni gün baharın geliş günüdür aynı zamanda Türklerde takvim başlangıcı olan yıl başıdır. Çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir.
Çin kaynaklarından Kutadgu Bilig'e, Kaşgarlı Mahmud'dan Bîrûnî'ye, Nizâmü'ı Mülk'ün Siyasetnâme'sinden Melikşah'ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey'in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir. Diğer taraftan Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan IV. Murad gibi hükümdarların, Mustafa Kemal Atatürk'ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba, Fuzuli, Nev'î Efendi, Nef'î, Nedim, Hüseyin Suad ve Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa'nın; büyük Azeri şairi Şehriyar'ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu'nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini "Nevruziye" veya "Bahariye" denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz.
Ayrıca Nevruz'un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz. Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyûddîn Abdulmü'mîn Urmevî (1224-1294) tarafından kullanılmıştır. Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır.
Nevruz geleneği ne Sünnilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.
1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki Tataristan 21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye'de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.
Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan, Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya'nın ,Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun,Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.

Kaynak

Hatice Emel AŞA, Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan 2000

Kültürlere göre Nevruz

Alevi-Bektaşi söylencelerine göre Nevruz:

  • Dünya kuruluşunu bugün tamamlar.
  • Hz. Muhammed’e nübüvet bugün ihsan edilir.
  • Hz. Ali’nin bugün doğmuştur. Rivayetlere göre; Hz. Fatima, Betullah (kabe)i tavaf ederken doğum sancıları başlamış, tavafını tamamlayarak kabe’nin içine girerek 12 gün sonra 21 Mart 598’de doğum yapar. * * Hz. Muhammed, Beytullah’ın içinde ilk kez doğan amcası oğlunu kucağına alarak, Ali adını verir. Hz. Muhammed bu günü kutlu gün olarak ilan eder.
  • Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür.
  • Hz. Muhammed bügün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra müslümanların önderi (imamı) ilan eder.
  • Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür.
  • Bugün Haci Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür.
  • Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırlar Bayramı” olarakta bilinir.
  • Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır.
  • Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür.

    Türk söylencesine göre Nevruz;

    Türklerin Asena adlı dişi bir Bozkurt rehberliğinde Ergenekon’dan çıktıkları gündür. Demir ve ateşin birleştiği bugün Türklerce kutsal kabul edilerek bayram ilan edilir.
    Orta Asya’da göçebe ve çoban Türklerin İslam öncesinde sürülerini kışlaklardan çıkarıp, yaylalarda obalar kurarak şölen vererek bahar törenleri düzenlenmesi, coğrafi olarak hep aynı mevsimde ve 21 Mart’a gelmesi dolayısıyla ; Türkler bu gün Bahar bayramı olarak kabul etmişlerdir.

    Kürt söylencesine göre Nevruz;

    Demirci kava zalim hükümdar Dahhak tarafından ezilen Kürt halkını ayaklandırarak, hükümdarı iktidardan uzaklaştırıyor ve halkı özgürlüğüne kavuşturur. Kazanılan bu zaferi ve özgürlüğü kutlamak için de dağda kocaman bir ateş yakarak, ateşin etrafında şenlikler düzenlerler, şölenler verirler, Demirci Kava nın yaktığı bu özgürlük ateşi 21 mart!a rastladığı için, Kürt halkınca bugün Nevroz Bayramı olarak asırlardır kutlana gelmiştir.

    Sesaniler devri İran’da:

    Zerdüştler/Ateşperestler tarafından kutlanan bir bayramdır.
    Rivayetlere göre İran Hükümdarı Cemşid bir dünya gezisinden dönerken Azebeycan’da 21 Mart’a Otağ kurar. Cemşid’in mücevherlerle süslü tahtına güneş vurdukça renga-renk ışıklar seçer ve çevreyi ışık hüzmeleri kaplar, verilen şölen ve yapılan şenliklerle halk neşelenir, O gün den sonra her yıl bugün bayram olarak kutlanır.
    Yumurtanı göyçük güllü boyardık, Çakğışdırıp sınanların soyardık, Oynamaktan birce meğer doyardık, Eli mene yaşıl aşık vererdi, Irza mene Nevruz gülü deredi.
    M.Hüseyin Şehriyar
    Şah İsmail Hatayı, Fuzuli gibi Azeri şaiirlerinin bahar ve Nevroz ile ilgili şiirleri ve nefesleri vardır. İslamiyet’ten önce Zerdüşt olan Azeriler Nevruzun simgelerinden biri olan “yasemen” çiçeğine özel önem veriyorlardı. Bu çiçek ile ilgili türküler, atasözleri vardır. Baharı müjdeleyen bir başka çiçek ise “kar çiçeği” kardelen’dir. Doğu Anadolu’da Nevruz çiçeği denen bir başka çiçek de vardır. Çiğdem’ de bu mevsimde yetişir.

    Tunceli/ Dersim söylencelerine göre Nevruz:

    Dersim bölgesinde Alevi inancı gereği Nevruz kutlamaları, Ali Günü veya 9 Mart olarak baharın gelişi diye kutlamalar yapılır. Dersim bölgesi bu günü Nevruz olarak adlandırmaz. Bu isim son yıllarda Tunceli yöresinde anılmaya başlanmıştır. Bunun nedeni politik olması gerekliği kanısımdayım. Diğer bir inançları olarak; Nuh peygamberin gemisinin bu bölgede 21 Mart ta geçtiğine inanılarak kutlama yapılır. Tunceli-Pülümür ile Erzincan-Çayırlı arasındaki “Bağır Dağı’na” Nuh’un gemisinin dokunduğuna inanılır. Bu nedenle “Bağır Dağı üzerine yemim ederim ki doğru konuşuyorum” diye yemin edilir.

    Erzincan’daki bir söylenceye göre Neruz;

    Şah İsmail’in Erzincan’a gelişinde Öbek/Höbek dağında kurduğu otağ yerinde yapılan törenlerdir. Öbek/Höbek dağının doruğunda dümdüz kocaman bir taş vardır. Şah İsmail burada yemek yemiş, bütün seyyidlere lokma dağıtmıştır. Şah Honçası denen bu dairesel taş kütlesi kutsal kabul edilir. Nevruz günü bu taş üzerinde yemek yenir. Bu yerde Cem törenleri düzenlenir, semahlar yapılır. Dede, dargınları barıştırır, helallıklar alınır.

    Osmanlı Sarayı’nda Nevroz:

    Osmanlı Sarayı’nda da büyük şölenlerle Nevruz Bayramı kutlanırdı. Nevruz günü Hekimbaşı özel macun kaynatır. Başta padişah olmak üzere yakınlarına ve devlet recaline ikram ederdi. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı kaldırılmasından sonra II. Mahmut, Nevruz Bayramını ve Bektaşiliği yasaklamıştır. Bektaşi babalarından Hüseyin Hüsnü Erdikul bir deyişinde;
    Gönüller şad oldu, ilkbahar geldi, Nevruz bayramına eriştik ya Hu. Çemenzar şevk ile nura bezendi, Nevruz bayramına eriştik ya Hu.
    Başka bir deyişinde de;
    Çerağlar uyansın, kurulsun cemler, Gülbanglar çekilsin, sürülsün demler, Cünbüşe gelsinler cümle erenler, Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir.

    Bektaşilerde Nevruz Erkanı:

    Nevruz bayramı erkanı sabahtan başlar. Gün ağarırken taze su ile yıkanılır. Boy abdesti alınır. Toplu olarak sabah yemeği yenecekse, önce Dede bir dua okur ve herkese süt ikram edilir ve kahvaltı yapılır. Daha sonra dargınlar barıştırılır. Hasta ve yoksullar ziyaret edilir, gönülleri alınır. Yeni ölmüşlerin evlerine taziyeye gidilir. Türbe ve mezarlıklar ziyaret edilir. Nevruz şenliklerinin yapılacağı ev ve kır yerleri önceden saptandığı için, bu yerlerde tüm hazırlıklar tamamlanır. Yaşlılar için ayrı bir mekanda, gençler için ayrı bir alanda muhabbet sofraları kurulur. Gençler kırlarda şenlikler yaparlar, halaylar çekerler, ateş üstünden atlayarak dilekler tutarlar. Genç kızlar ve oğlanlar karşılıklı mani söylerler...
    Nevruz Bayramı akşamı “Meydan” açılır. Taliplere “Nasip” verilir. Cem evinde canlar, sofular, bacılar toplandıktan sonra , getirilen “lokmalar” için Dede şu tercemanı okur;
    

    “Bismi Şah, Allah allah...! Lokmalar kabul ola. İsteginiz, dileginiz Hak-ı Muhammed-Ali vere, Durduğunuz Dar-ı divandan hayır-ihsan göresiniz..! Makbu-u Şah, Kabul-i dergah ola..! Gerçeğin demine Hü...!”
    Tüm canlar hazır olduktan sonra , saat 20.00 civarında Nevruz Erkanının icrasına başlanır. Dede ayağa kalkarak, “Edep - erkan mümine nişan” der Ayakta bulunan cemaatte sofular ön saflarda, bacılar da arka saflarda olmak üzere halka şeklinde , dairesel diz üstü gelirler ve saf tutarlar. Ve dede bir dua okuyarak Tevhid!i başlatır. Dede sıra ile şu duaları okur:
    

     1. Ali Nad-ı duası.
    

    2. Hüseyin makamında Oniki İmamların adlarını bütün önadları ve takılarıyla birlikte sayar.
    3. Alevi/kızılbaş/Bektaşi ulularının adının geçtiği bir gülbank okur ve Tevhid’i yürütülmesine geçilir. Cuma akşam Ceminde olduğu gibi halka namazına başlar.
    Bundan sonra Zakirler bir Düvazimam, iki Deyiş okurlar. Ve Dede bir Tevhid yürütür. Bu esnada bütün canlar hep bir ağızdan; 
    

    “La İllahe İllallah İllallah Şahım İllalah Ali Mürşid güzel Şah Eyvallah Şah eyvallah Hakk la ilahe illalah.” Diyerek, başları hafif sağa-sola salınarak zikrederler.
    Tevhid, Ayni-Cem bittikten sonra Dede: “Edep erkan getire herkes yerine otura “ der. Ve canlar normal oturuşa geçerler. Ferraş Meydana gelerek , üç kez sembolik süpürge vurur. Dede:
    “Hayır hizmetin kabul,yüzün ak ola. Ellerin dert gönüllerin keder görmeye İstediğinü Hakk-Muhamed- Ali vere Seyyid Ferraş’ın himmeti üzerinde hazır ve nazır ola
    Gerçege Hu.!.. der ve daha sonra hizmet sahipleri öbek-öbek sofralar kurar, Dede’in başlama duasından sonra hep birlikte lokmalar yenir. Nevruz helvası yenir. Gelmeyen hastaların evlerine lokmalar gönderilir. Yemekler yendikten sonra Dede, yemek bitim duasını okur. Oniki Hizmet sahipleri toplu olarak Dedede dua aldıktan sonra ; Canlar niyaz edip hellik alırlar. Ve Cem dağılmadan önce Dede şu Gülbangı okur:
    “Bismi Şah Allah Allah...! Nevruz bayramınız kutlu ola Yeni yılınız hayırlı uğurlu ola..! Şah-ı Velayet İmam Ali Efendimizin doğum günü mübarek ola .. Dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı vere.. Hastalara şifa, dertlilere deva, borşlulara ede ihsan eyleye... Dil bizden, nefes Pirimiz Hünkarımız Hacı Bektaş-ı Veli’den ola.. Gerçeğe Hü
    Cemaat de sağ ellerini kalplerinin üstüne koyarak, hep bir ağızdan “Hüü ..!” derler ve Bayram son bulur.
    Nevruziye “Gelin ey nazenin canlar Bugün Nevruz-u sultandır Safalar sürsün ihvanl Bugün Nevruz-u sultandır Bütün mümin bütün İslam Bugün etmek gerek bayram Hemen sun sakiye gel cam Bugün Nevruz-u sultandır. Ali-yyül Mürteza Haydar Cihanı garkı nur eyler Bütün kurt kuş bunu söyler Bugün Nevruz-u sultandır Ali’nin doğduğu gündür Bugün her günden üstündür Hemen saki Kadeh döndür Bugün Nevruz-u sultandır Nice sırlar olup zahir Ali’den oldu haf bahir Şükreyle sef ey “fakir” Bugün sultanı Nevruzdu”
  • Nevruz Nevruz
    2010-03-19T12:54:02+02:00
    ASYANIN ORTAK SEVİNÇ NİDASI NEVRUZ
    Dostluk ve sevgi günleri diye anılır bayramlar, kırgınlıkların unutulduğu, küskünlüklerin bir yana bırakıldığı günler, Onun için bayram günlerinde ne olursa olsun belli bir iyimserliğin yayılmasına çalışılır. Tatlı yiyip tatlı konuşma, anlayışlı olmaya çalışmak, bizim birbirimizden güzel bayramlarımıza has bir üsluptur, işte tüm bu iyimserliğin sergilendiği kardeşliğin, paylaşmanın ön plana çıkarıldığı bu güzel bayramlarımızdan biriside nevruzdur
    İçinde bulunduğumuz Mart ayı, bahar mevsiminin başlangıcı gibi güncel konular hemen aklımıza NEVRUZ�u getirir,
    GENEL BAKIŞ: NEVRUZ , Türkiye�in de içinde bulunduğu büyük bir coğrafyada; genel olarak kuzey yarım kürede Adriyetikten Çin seddine kadar olan bölgede, özellikle de, Orta Asya'da, Anadolu'da, Kafkaslarda, Orta Doğu'nun bir bölümünde farklı ırklara mensup halklar ve milletler tarafından çeşitli tören ve eğlencelerle kutlanan ortak bir kültür öğesidir nevruz;
    Aynı topluluklardan Türklerde bir doğa var oluş, diriliş, yeniden yapılanma bayramı olarak nitelendirilen Nevruz Şia, Sünni, Alevi, Bektaşi, gibi Türk topluluklarında sultan nevruz iran ve orta doğunun bir bölümünde ali bayramı(yüce bayram) adıyla bilinir. Kazak, Kırgız ve Tatarlardan sultan noruz, olarak adlandırılır. Batı Trakya Türklerinde sultan Mevriz olarak adlandırılan bugün Anadolu'da yada Anadolu dışında Mart 9 u olarak ta kutlamaktadır.
    Kısacası Nevruz; tüm Asya, Anadolu, Kafkasya, Ortadoğu, halklarınca mitolojik destan ve efsanelerle süslenmiş ve çeşitli kültür ortamlarında biraz farklı bir içeriğe sahip olsa bile sonuçta yine yeniliği başlangıcı temsil etmektedir. Bu nedenle Nevruzu geniş bir coğrafyada yaşayan çeşitli toplulukların ortak kültür öğesi ve ulusal kaynaşma vasıtası olarak özetleyebiliriz.

    BİLİMSEL AÇIDAN NEVRUZ: Güneş yıllık zahiri hareketleri zamanı, Mart ayının yirmibirinde (bazen yirmisinde) ekvatoru keserek, dünyanın güney yarımküresinden kuzey yarımküresine geçer. Bu zamanda güneş tam ekvatorda olduğundan, her yerde gece ile gündüz eşitlenir, yer yüzünün kuzey yarımküresinde ekonomik bahar başlar. Buna göre de güneşin Mart ayının yirmibirinde ekvatoru kestiği noktaya, yaz beraberliği noktası denir. Bu nedenlede eski Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvim ve İranlıların kullandığı celali takvime göre nevruz (21 mart) yılbaşına (il dönümü) denk gelmektedir.
    IĞDIRDA NEVRUZ
    Yöremizde asırlardan beri kuşaktan kuşağa aktarılan nevruz geleneğinde son cemrenin toprağa düşmesiyle bütün doğa kış uykusundan uyanır, tabiat ak giysisini çıkarıp yeşil kıyafetini giymeye başlamasıyla nevruz bayramı başlamış olur ve böylece insanında kanı hareketlenerek, ruh hali yükselir ve ekmek, biçmek, kurmak, yaratana şükranda bulunma isteğinin artar. Ayrıca kutlamalarda yemekler tatlılar pişirilerek yeddi nevinler dağıtılır ve evlerden şenlik sesleri yükselmeye başlar. Nevruzun çok geniş kapsamlı bir bayram olduğu yadsınamaz bir gerçektir, kutlamalar bir hafta önceden başlar önce çocuklar sonra gençler ve son olarakta büyükler arasında kutlanır ayrıca uzak yerlerde olanlar ise mümkün olduğu kadar bayramı ata ocağı dedikleri baba evinde geçirirler , Yöre halkı Bayramı özellikle birbirilerine yaptıkları ziyaretlerle kutlarlar. Bu ziyaretlerde birbirilerine dargın olanlar barışır, küçükler büyüklerini, sihatli olanlar, hastaları ziyaret ederler. Yoksul insanlara, yetimlere, kimsesizlere yardımlar edilir ve yakın zaman zarfında dünyadan göç eden merhumların evlerine toplu ziyaretler yapılarak yas halindeki yakınlarının tesellisine çalışılır ve acıları paylaşılarak küçültülür. Böylece yöre halkı aralarındaki anlaşmazlıklar, sıkıntı ve acılarını eski yılda bırakıp yeni yıla temiz kalp, sağlam düşünce, güzel dilekler ve barış niyetleri ile girerler...
    Nevruz Bayramı halkımıza büyük bir manevi güç olduğuda yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü bayram arifesinde son çarşamba günü herkes kötü söz orucuna girmiştir. Bu günde kimse kötü bir söz söyleyemez, dedikodu yapamaz, evlerde, bahçelerde, balkonlarda hep iyi şeylerden bahsedilir. Allah dergahında samimiyetle dua edilir, arzular,istekler dile getirilir. Buradaki amaç kapıdan, pencereden, perde arksından kulak falına çıkan komşuların, yürek açan sözler ,hayır bereket arzusu ve allah kelamı duyması içindir. Buradanda anlaşılacağı gibi yöremizde kutlanan bu güzel bayramda yanlızca insanlar kendi ailelerini değil başkalarını da kapsıyor, önemsiyor ve onlarında huzur ve refahını arzuluyor. Böylece nevruzun hem insani hemde çok soylu bir bayram olduğu ortaya çıkıyor. Yöremizde Nevruzla ilgili inançların temelinde tüm Avrasya halklarında olduğu gibi Toprağa olan sevgi ve tarımsal iş gücüne karşı duyulan isteğin yanı sıra bolluğa ve refaha kavuşmanın sadece alın teriyle sağlanabileceği düşüncesi vardır.


    IĞDIRDA NEVRUZ KUTLAMA AŞAMALARI
    İçinde bulunduğumuz mart ayı, bahar mevsiminin başlangıcı gibi konular hemen aklımıza NEVRUZ�u getirir, nevruz diğer bayramlarla kıyaslandığında nevruzun çok soylu ve kapsamlı bir bayram olduğu ortaya çıkmaktadır nevruz kutlamaları genelde 21 mart öncesinde 15 gün önce başlar ve 7 aşamadan oluşur.
    1- - Birinci aşama Kötü Söz Orucu aşamasıdır, yöre halkı genelde bayram öncesi 15 gün önceden başlayarak kötü söz orucuna girer, nevruzda kötü söz konuşmak nevruz geleneğine ters düşer ve günah sayılır, herkes geçen yılın sıkıntılarını, acılarını olaylarını unutmaya çalışır, küs olanlar barıştırılır. Buradaki amaç geçmişte yaşanan bir takım olaylar unutulsun dargınlıklar bir yana bırakılsın yeni yıla sağlam düşünce, iyi niyet ve barış içinde girip baharı sevinçle karşılama ve o yılın daima güler yüz barışçıl, bolluk ve bereketle geçmesi temennisidir.
    2- - ikinci aşama Genel Çevre Temizliği ve ateş kültü aşamasıdır, yöre halkı evde bahçede genel bir temizlik yaparak geçen yılın acısını, sıkıntısını, uğursuzluklarını evden çıkarıp geride bırakılması düşüncesi vardır, evde ve bahçede yeni düzenlemeler yapılarak , yeni yıla yeni umut ve yeni düzenle başlarlar. ayrıca bahçelerde zor kıştan arta kalan çalı çırpılar yakılarak (alev alev) ateş üzerinden atlanır. Buradaki amaç ev halkının yapılan çevre ve düşünce temizliğiyle geçmişte yaşanan bir takım sıkıntıların geride bırakılarak ateşte yanması düşüncesiyle yeniden yapılanma sürecinin başlatılması düşüncesi vardır.
    3- - Üçüncü aşama Ölü Bayramı (kabir üstü) aşamasıdır, yöre halkı bayram kutlamalarına girmeden önce mezarlıklara topluca giderek önce ölüler yad ederler, mezarlıklarda genel çevre temizliği yapılır, çiçekler ekilir, tozlanan mezar taşları yıkanır kuranlar okutturulur ve evlerde hazırlanan yiyecekler mezarlıkta halka dağıtılır, Buradaki amaç yakın zaman ve geçmişte aralarından ayrılan yakınlarının da yad edilmesi ve burada da bir bayram havasının estirilmesi düşüncesi vardır.
    4- - Dördüncü aşama Çocuk Bayramı aşamasıdır. bu bayramda çocuklara özel bir gün ayrılarak çocuklarda bayram şenliğine dahil edilir, ogünde çocuklara ayrı ilgi, güler yüz gösterilerek konu komşu ve ev halkı büyüklerince çocuklara kırmızı yumurtalar ve (bayramçalık) hediyeler verilir yoksul ve yetim çocuklar sevindirilir,
    5- - Beşinci aşama Gençlere ayrılmıştır, yörede gençler mendil atarak bayramı kutlarlar, genelde komşu evlere gidilerek kapı yada pencereden bir ucu iple bağlı mendil atılır içeriye, ev halkı bu mendillere güzel hediyeler bağlar, eğer kızlar mendil atanın sevdiği kişi olduğunu anlarsa daha özel hediye bağlar mendile, evdekiler tarafından bu durum hissedilse bile o gün sevenler hoşgörüyle karşılanır. Ve aynı gece gençler için bir başka özellik taşır, genelde kulak falına çıkan genç kız yada erkekler, evlere giderek kapı yada pencere arkasından evde konuşulanlara kulak vererek dilek tutulur, eğer evde güzel şeyler konuşuluyorsa tutulan dileğin hayra alamet olacağına inanılır, Ayrıca yeni evli çiftlere ev büyükleri tarafından ev, eşya yada toprak gibi hediyelker bağışlanır. Buradaki amaç yeni evlilerin yıla bereketle sevinçle ve özgüvenle girmesini sağlamak ve seven gençlere de daha anlayışlı davranıp doğru karar vermelerine yardımcı olmaktır.
    6- - Altıncı aşama Hasta olanları kapsar, yöre halkı toplu halde aynı mahallede bulunan hastaları ayrı ayrı ziyaret eder, onlara hediyeler götürerek morallerinin yükselmesini sağlar ve kalplerde Allahtan şifa huzur ve refah dilenir. Ayrıca yakın zamanda ölenlerin aileleri topluca ziyaret edilerek acıları paylaşılarak küçültülür sıkıntıları giderilerek bayrama moralle girmeleri sağlanır. Buradaki amaç hasta olanların morallerinin yüksek tutularak evde bayram havası estirilerek hastanın bir an önce sağlığına kavuşması ve yakınlarını kaybeden ailelerin bayrama üzüntüyle girmemeleri düşüncesi vardır.
    7- - Aşama (yedi nevi) Genel bayram aşamasıdır, bayram öncesi çevre temizliği yapılmış, küsler barıştırılmış, yakınlarını kaybedenlerin acıları paylaşılmış, sıkıntıları giderilmiş, hasta olanların moral seviyeleri yükseltilmiş, çocuklar ve gençler sevindirilmiş, yeni evliler mükâfatlandırılmış ve tüm yöre halkının bayrama yüksek moral ve sevinçle girmesi sağlanmıştır. Artık yörede bayram başlamış evlerden şenlik sesleri yükselmeye başlamış uzakta olanlar ata evlerine dönmüş hasretlikler giderilmiş ve ev büyüğü tarafından hazırlanan yedi çeşit hediye (yeddi nevi) 21 mart gecesi ev halkına ayrı ayrı sunulur, ve üç gün boyunca aileler arasında karşılıklı ziyaretlerin devam etmesi dostluk ilişkilerinin güçlendirilmesiyle bayram sona erer..
    8- Sekizinci aşama bayram sonu aşamasıdır artık şenlikler etkinlikler bitmiş baharla birlikte ortaklıklar konuşularak anlaşmalar sağlanır ve tüm yöre halkı tabiata açılır toprağını işlemeye başlar.
    Yöremizde Nevruzla ilgili inançların temelinde tüm Avrasya halklarında olduğu gibi Toprağa olan sevgi ve tarımsal iş gücüne karşı duyulan isteğin yanı sıra bolluğa ve refaha kavuşmanın sadece alın teriyle sağlanabileceği düşüncesi vardır.
    Buradanda anlaşılacağı gibi yöremizde kutlanan bu güzel bayram yanlızca insnların kendi ailelerini değil, başkalarını da düşünüyor , önemsiyor ve onlarında huzur ve refahını arzuluyor. Böylece Nevruzun hem insani hemde çok soylu geniş kapsamlı bir bayram olduğu ortaya çıkıyor.
    0 Yorum Yap
    Önceki Paylaşımlar