Genel olarak, ideal bir durum ya da örnek bir şeye bakış tarzı; yargılama ölçütü sağlayan her türlü ideal tip yada model. Paradigma kelimesinin Yunanca kaynaklı bir kelimedir. Paradigma’ya tam uyan Türkçe bir sözcük henüz oturtulamamıştır. Sözlüğe bakacak olursanız paradigma bir kalıp, örnek, model karşılıkları almaktadır. Günlük dilde kullanılan paradigma ile bu tanımlamaları uyuşturmak son derece zor ve bir bakıma mantıksızdır.

PARADIGMA (türkçe) anlamı
1. 1 . Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi.
2. 2 . Model.
3. 3 . Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün
4. dizi

Paradigma hakkında bilgiler

Genel olarak, ideal bir durum ya da örnek bir şeye bakış tarzı; yargılama ölçütü sağlayan her türlü ideal tip yada model.

Paradigma kelimesinin Yunanca kaynaklı bir kelimedir. Paradigma’ya tam uyan Türkçe bir sözcük henüz oturtulamamıştır. Sözlüğe bakacak olursanız paradigma bir kalıp, örnek, model karşılıkları almaktadır. Günlük dilde kullanılan paradigma ile bu tanımlamaları uyuşturmak son derece zor ve bir bakıma mantıksızdır. Genelde insanlar paradigma kelimesini kullanarak belirli bir görüş veya buna benzer bir unsur çerçevesinde davranmayı kastediyorlar. Daha da açacak olursak, paradigma, aslında bireyler, gruplar hatta milletlerin neyi nasıl algıladıklarını, neyi benimseyip neyi benimsemediklerini belirler. Paradigma çok basit bir ifadeyle insanların olaylara, konulara bakış açısıdır denilebilir. Bir olayı, bir kavramı ya da durumu yorumlarken insan mutlaka kendinden bir şeyler katarak olayı ‘kendince’ ifade eder.

Büyürken anne-babamız, okulda öğretmenlerimiz, siyasi partiler, devlet ve hatta haftalık olarak size ulaşan elinizde tuttuğunuz gazete, belirli paradigmaları size öğretmeye çalışıyor. Çocuk yetiştirirken iki ana paradigma ön plandadır. Bunlar “kalıplanmış” ve “gelişmiş” insan paradigmalarıdır. Kalıplanmış insan paradigmasına sahip anne-baba, çocuğunu bildikleri, gördükleri şekilde yetiştirirler. Çocukları da “kalıplanmış” olur. Çocuğun “gelişmiş” insan paradigmasıyla yetiştirilebilmesi için anne-babanın bu paradigmadan haberdar olması şartı vardır. Bunun koşulu nedir? Kendini geliştirmek… Çok okumak…

Eğer anne-baba kendini geliştirmiş ve iki farklı paradigmanın (kalıplayıcı ve geliştirici) varlığından haberdar olmuşsa, çocuklarını yetiştirirken hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğuna da karar verebilecektir. Anne-baba az gelişmiş ise, doğrunun varlığından haberdar bile olamayacak, kendi bildiklerini okuyacaklardır.

Bir çok yazarın paradigmayı açıklarken kullandığı bir başka anlatı ise; paradigma bir tür harita, belirli durumlarda nasıl davranılması gerektiğine ilişkin bir temel kalıptır şeklinde. İnsanoğlu, doğduğunda anlam dünyası ya da zihin haritası boş bir haldeydi. Zamanla anne-babası başta olmak üzere içinde yaşadığı kültür ve eğitim ortamı bu haritanın ana çizgilerini oluşturdular. Zihinsel haritalarımızın nasıl oluşturulduğunu anlayabilmemiz için algı düzeneği, paradigma terimi açıklığa kavuşturulmalıdır. Paradigmayı bir haritaya benzetecek olursak, harita temsil ettiği şeyi ne kadar gerçekçi olarak yansıtırsa o derece değer kazanır.

Örneğin bir şehrin haritası o şehrin kendisi değildir;o şehrin kağıt üzerine çizilmiş bir modelidir. Şehri ne kadar gerçeğe uygun temsil ediyorsa, harita o derece kullanışlı ve işe yarar olacaktır. Paradigma da bir harita gibi başka bir gerçeğin bir modelidir, kendisi değil.

İki türlü paradigma sürekli bizimledir:

1-Gerçeğin ne olduğu ile ilgili paradigma

2-Nelerin nasıl olması gerektiğini gösteren değerler paradigması.

Bursa haritasıyla İzmir’de adres aramaya kalkışan birinin paradigması gerçeklere uymadığı için o kişiyi amaca ulaştırmayacaktır.

Değerler paradigması ise neyin iyi neyin kötü, nelerin önemli ya da önemsiz olduğunu bize söyler. Kişiler öncelikleri değerler paradigmasına göre belirler. Benim için öncelikli ve değerli olan bir başkası için önemsiz ve değersiz olabilir. Bu durum benim ötekinin değerlerini küçümsememi gerektirmez, aynı şekilde ötekinin de benim değerlerimi küçümsemesini gerektirmez.

Gerçeğin ne olduğunu ve neyin değerli, önemli olduğunu söyleyen bu iki tür paradigma, günlük yaşantımızı algılama ve yorumlamamızda bizi etkiler. İster doğru ister yanlış olsun paradigmalarımız, bizim tutum ve davranışlarımızın dolayısıyla da başkalarıyla olan ilişkilerimizin kaynağını oluşturur. Bir kişinin belirli konudaki davranışı ya da tutumu bozuksa, önce bu bozuk davranış ya da tutumun altında yatan paradigmayı(zihinsel haritayı) anlamamız gerekir. Bozuk davranış ve tutumu, altında yatan paradigmaya hiç dokunmadan, değiştirmeye kalkarsak başarılı olamayız. Paradigma değişikliği yapılmadan davranış ve tutumda yapılan değişiklikler yüzeysel ve kısa süreli olur. Kimsenin doğuştan paradigması yoktur, kendi paradigmasını kendi yapması gerekir, bu da çaba ister. Gerçeği algılamak ve hakkını vermek için ne kadar çaba harcarsak, zihinsel haritalarımız da o kadar büyük ve kusursuz olur. Ama çok kişi bu çabayı göstermek istemez. Bazıları, büyüme çağları sona erince çaba göstermez olurlar. Onların haritaları küçük ve kabadır. Dünyaya bakış açıları dar ve yanıltıcıdır. Orta yaşın sonlarında çoğu insan çaba göstermekten vazgeçer. Haritalarının mükemmel ve yollarının doğru olduğuna emindirler. Artık yeni bilgilerle ilgilenmemektedirler. Ancak azimli kişiler ölünceye dek gerçeğin sırrını araştırmayı sürdürür, dünya ve gerçekle ilgili arayışlarını genişletir, derinleştirir, arındırır, yeniden belirler.

Dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz yerden görürüz. Gördüğümüzü anlatırken, esasında kendimizi, kendi paradigmamızı anlatırız. Yazısını okuduğumuz bir yazarın ya da dinlediğimiz bir konuşmacının paradigmasını anlamadan, onun duygu ve düşüncelerini anlamamız mümkün değildir. Ortak kavramlardan konuşmak kadar, kavramlara verilen ortak anlamlarda da konuşmak anlaşabilmenin vazgeçilmez bir şartıdır. Aksi halde kavramlardaki kargaşa kavramada da kargaşaya yol açacaktır. Bu da bireyler arasında çatışmaların ortaya çıkmasına yol açacaktır.
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Paradigma Değişimi

Paradigma, kısaca herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallar ve uygulamaların bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka deyişle bir modelin, bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır. Bir paradigma, uzun süren deneyimler ve ...

Yüksek Öğretimde Paradigma Değişimi

``YÜKSEK ÖĞRETİMDE PARADİGMA DEÄžİŞİMİ``

Paradigma (dergi)

Paradigma, Kosova’da yayınlanan dergidir. Yayın hayatına 2011 yılında başlamıştır. Yayın dili Türkiye Türkçesidir. Paradigma Araştırma Merkezi tarafından yayınlanmaya başlanmıştır.

Nous

Nous, Latincede ``intelectus`` olarak kullanılan Yunancada genel anlamda akıl ya da tin anlamına gelen kelime. İlk olarak Anaksagoras tarafından kullanılmıştır ve maddi olmayan ancak evreni düzenleyen ilke anlamında bir içerikle belirtilmiştir. Ayrıca us anlamında insanın en yüksek ...

Modernizm

Genel olarak, gele­neksel olanı yeni olana tabi kılma tavrı, yer­leşik ve alışılmış olanı yeni ortaya çıkana uydurma eğilimi veya düşünce tarzı.

Gerçek

Gerçek kavramı, felsefi bir kavram olarak, genel anlamda, düşüncede varolan ya da düşülmüş şeylere karşıt anlamda ''varolan'', düşünülmüş olanın dışında mevcut olan anlamındadır. Felsefe tarihinin en eski ve köklü tartışması bu gerçek kavramı üzerinde ...

Değer

Değer kavramı, öncelikle genel anlamda kişinin nesne ile ilişkisinden doğan nitelik olarak anlaşılır. Bu anlamda değer öznel bir görüş açısından değerlendirilir. Dolayısıyla da değer kişiden kişiye değişebilmekte, farklı türde değer düzeyleri ortaya konulabilmektedir.

Örnek

Örnek terimi, İstatistikte belirli bir yığından alınan kümeyi ifade eder. Örneğin; Türkiye''deki tüm üniversite sayıları bir yığın iken Ankara''daki üniversite sayısı bu yığından alınmış bir örnektir.Örnek hesaplamalarında n, \barx, s^2, s, p gibi semboller ...