Rubai

Kendine özgü bir ölçüsü olan 4 dizelik (mısralık) nazım birimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere "rubai-i musarra" ya da "terane" adı verilir. Rubainin aruzun hezec bahrinden 24 kalıbı bulunur. Bunlardan mef'ulü birimiyle başlayan 12 kalıba "ahreb", mef'ulün birimiyle başlayan öbür 12 kalıba da "ahrem" denir. Kalıpların sonu "faül" ya da "fa" birimiyle

RUBAI (türkçe) anlamı

1. (Bak: Rübaî)

RUBAI (türkçe) anlamı

2. divan edebiyatı'nda dört dizeden oluşan koşuk
3. dördül

RUBAI (türkçe) ingilizcesi

1. [Rubaiyat] v. steal
2. rob
3. take
4. thieve
5. snatch
Kendine özgü bir ölçüsü olan 4 dizelik (mısralık) nazım birimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere "rubai-i musarra" ya da "terane" adı verilir. Rubainin aruzun hezec bahrinden 24 kalıbı bulunur. Bunlardan mef'ulü birimiyle başlayan 12 kalıba "ahreb", mef'ulün birimiyle başlayan öbür 12 kalıba da "ahrem" denir. Kalıpların sonu "faül" ya da "fa" birimiyle biter.

Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi, dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Türk divan şiirinde daha çok ahreb kalıbına rastlanır. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.

Dört mısradan oluşan divan edebiyatı nazım şekli.

Dört mısralı ve 1., 2., 4. mısraları aralarında kafiyeli olan rubai İran şairleri tarafından bulunan bir şiir türüdür. Dört mısralı kafiyeli olanları da vardır. Böylelerine murassa rubai denir.

Rubai, birinci mısraının ilk bölümündeki ölçü dolayısıyla ikiye ayrılır. Birinci mısraın ilk bölümü aruzun mef'ulün ölçüsüyle başlarsa ahrem, mef'ulü ile başlarsa, ahreb adını alır. Gerek ahrem, gerek ahreb ölçüsüne giren rubailer yirmi dört ayrı vezinle yazılır. Bunların on ikisi ahrem, on ikisi ahreb adını alır. Rubai, iç yapısı, özü bakımından, bir düşünceyi, bir duyguyu en özlü, şiir yönünden en güzel bir nitelikte söyleme ilkesine dayanır.

Rubaide her dört mısraın da anlam bakımından birbirini tamamlaması, birbiriyle bağlantılı bir bütünlük içinde olması gerekir. Gazel, kaside ve öteki eski şiir türlerinde görülen mısra veya beyit bağımsızlığı rubaide yoktur. Birinci beyit konuya giriştir; üçüncü mısra, birinci beyitle dördüncü mısra arasında anlam bütünlüğünü sağlamaya yarayan bir bağlantı bölümü niteliğindedir. Anlam, dördüncü mısrada sona ererek bütünlüğe ulaşır.

Rubainin kuruluşu genellikle: aaba veya aaaa'dır. Yalnız doğu İslam ülkelerinde, bir şiir türü olarak gelişen rubai, ilk defa İran edebiyatında ortaya çıktı. Bunun ilk örnekleri X. yy.da görülür. Sonradan Türk ve Arap şairleri tarafından benimsendi. İran edebiyatında bu türün en başarılı örneklerini Şahid, Rûdeki, Ebu Şekûr Belhi verdi. Daha sonra Ömer Hayyam, bir rubai şairi olarak dünya edebiyatında ün sağladı.

Rubai konu bakımından genellikle üçe ayrılır: felsefi (hikemi), aşki, rindane. Gerek İran ve Arap, gerek Türk edebiyatında rubai türünün en başarılı örnekleri bu konularda verildi. Oldukça güçlü, geniş bir düşünceyi dört mısra içinde derli toplu olarak yoğun bir şiir havasıyla vermek zorluğu yüzünden rubai, gazel, kaside, kıta gibi şiir türleri ölçüsünde yayılmadı. Sadi, Mevlânâ felsefe ve tasavvuf, Hafız aşk konularını işleyen rubailer yazdılar. Fakat hiç birinde Hayyam'ın düşünce yoğunluğu, şiir özlülüğü görülmez.

Hayyam'dan sonra, divan düzenleyen bütün İran, Türk ve Arap şairleri tarafından rubai yazma geleneği benimsendi. Türk edebiyatında bu türün en başarılı örneklerini Azmizade Haleti verdi. Divan edebiyatı süresince bütün Türk şairleri tarafından işlenen rubai türü Tanzimat döneminden sonra daha az kullanıldı.

Türk edebiyatında Mevlana’nın Farsça yazdığı felsefi rubiler bu türün hızla yayılmasına neden oldu. Kara Fazli, Fuzuli 16. yüzyılda bu türün en usta örneklerini verdiler. Divan edebiyatında 17. yüzyıl rubainin altın çağı oldu. Azamizade Haleti, yazdığı bin kadar rubai ile en büyük Osmanlı rubai şairi olarak tanındı. Cumhuriyet döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır.
Önceki Paylaşımlar