Sahabe

Sahabe

Hz. Muhammed (s.a.v.)’i hayatında, müslüman olarak görüp ve müslüman olarak vefat eden insanlara denir. Sahabe, bir İslam dini terimi. Arapça kökenli bir sözcük olup, "yoldaşlar, arkadaşlar" anlamındadır. Çoğulu Ashab'dır..

SAHABE (türkçe) anlamı

1. (Sahâbi) Sâhibler. Sâhib çıkanlar.
2. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (A.S.M.) sağ iken mü'min olarak görmüş
3. mü'min olarak vefat etmiş erkek müslüman. (Bak: Ashab
4. Sohbet.)(Eğer desen : Sahabeler de insandırlar
5. hatâdan
6. hilâftan hâli olmazlar. Halbuki
7. içtihadın ve ahkâm-ı şeriatın medarı
8. sahabelerin adaleti ve sıdkıdır ki
9. hattâ ümmet Sahabeler umumen âdildirler
10. doğru söylerler. diye
11. ittifak etmişler.Elcevab: Evet
12. sahabeler ekseriyet-i mutlaka itibariyle hakka âşık
13. sıdka müştak
14. adalete hâhişgerdirler. Çünki
15. yalanın ve kizbin çirkinliği
16. bütün çirkinliğiyle ve sıdkın ve doğruluğun güzelliği
17. bütün güzelliğiyle o asırda öyle bir tarzda gösterilmiş ki
18. ortalarındaki mesafe
19. Arş'tan Ferş'e kadar açılmış. Esfel-i sâfilîndeki Müseylime-i Kezzâb'ın derekesinden Alâ-yı İlliyyinde olan Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın derece-i sıdkı kadar bir ayrılık görülmüştür. Evet
20. Müseylime'yi esfel-i sâfilîne düşüren kizb olduğu gibi
21. Muhammed-ül Emin Aleyhissalâtü Vesselâm'ı âlâ-yı iliyyîne çıkaran sıdktır ve doğruluktur.İşte hissiyat-ı ulviyeyi taşıyan ve mehâsin-i ahlâkiyeye perestiş eden ve Şems-i Nübüvvet'in ziya-i sohbetiyle nurlanan sahabeler
22. o derece çirkin ve sukuta sebep ve Müseylime'nin maskara-âlud müzahrefat dükkânındaki kizbe
23. ihtiyariyle ellerini uzatmamak ve küfürden çekindikleri gibi
24. küfrün arkadaşı olan kizbden çekinmeleri ve o derece güzel ve medar-ı fahr ve mübahat ve mi'râc-ı suud ve terakki ve Fahr-i Risalet'in
25. hazine-i âliyesinden en revaçlı bulunan ve şa'şaa-i cemaliyle
26. içtimaat-ı insaniyyeyi nurlandıran sıdka ve doğruluğa ve hakka -ve bilhassa ahkâm-ı şer'iye rivayetinde ve tebliğinde- elbette ellerinden geldiği kadar talip ve muvafık ve âşık olmaları kat'idir
27. zaruridir
28. şüphesizdir. Halbuki şu zamanda
29. kizb ve sıdkın ortasındaki mesafe o kadar kısalmış ki
30. âdeta omuz omuza vermişler. Sıdktan yalana (geçmek) pek kolay gidiliyor. Hattâ siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık
31. doğruluğa tercih ediliyor. İşte
32. en çirkin şey
33. en güzel şeylerle beraber bir dükkânda
34. bir fiatla satılsa
35. elbette pek âli olan ve hakikat cevherine giden sıdk ve hak pırlantası o dükkâncının mârifetine ve sözüne itimad edip
36. körü körüne alınmaz. S.)(Ehl-i Sünnet Velcemaat
37. sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı men'etmişler. Çünki Vâkıa-i Cemel'de Aşere-i Mübeşşere'den Zübeyr ve Talha ve Aişe-i Sıddıka (R.Anhüm) bulunmasıyla Ehl-i Sünnet Velcemaat
38. o harbi
39. içtihad neticesi deyip: Hazret-i Ali (R.A.) haklı
40. öteki taraf haksız
41. fakat içtihad neticesi olduğu cihetle afvedilir. Hem Vehhabîlik damarı
42. hem müfrit Râfızîlerin mezhebleri İslâmiyete zarar vermesin diye Sıffîn Harbindeki bâgilerden de bahis açmayı zararlı görüyorlar.Haccac-ı Zâlim
43. Yezid ve Velid gibi heriflere İlm-i Kelâm'ın büyük allâmesi olan Sa'deddin-i Taftazanî
44. Yezid'e lânet câizdir demiş
45. fakat Lânet vâcibdir dememiş. Hayırdır ve sevabı vardır dememiş. Çünki
46. hem Kur'anı
47. hem peygamberi
48. hem bütün sahabelerin kudsi sohbetlerini inkâr eden hadsizdir. Şimdi onlardan meydanda gezenler çoktur. Şer'an bir adam
49. hiç mel'unları hatıra getirmeyip lânet etmese
50. hiçbir zararı yok. Çünki zem ve lânet ise
51. medih ve muhabbet gibi değil
52. onlar
53. amel-i salihde dahil olamaz. Eğer zararı varsa daha fena... R.N.)(İmam-ı Ali (kerremallahü veche)nin şahsına ve hayatına ve adalet-i hakiki üzerine giden siyasetine ilişmek
54. darbe vurmak başkadır. Şahsiyet-i zâhirîsinden ve hayat-ı dünyeviyesinden ve siyaset-i içtimaiyesinden binler derece daha yüksek olan şahsiyet-i mânevîsine ve kemalât-ı ilmiyesine ve makamat-ı velâyetine ve varisliğine darbe gelmez ve gelmemiş ve gelemiyor. Kimin haddi var? Onun için
55. iki ciheti birleştirmek tevehhümüyle karşısında muarazaya çalışanların taarruzu pek dehşetli görünüyor. Ehl-i iman ortasında nasıl böyle vukuat olabilir? diye hayret veriyor. Halbuki Yezid ve Velid gibi habis herifler müstesna
56. ötekilerin kısm-ı azamı
57. İmam-ı Ali'nin (R.A.) hârika kemalâtına ve kerametlerine ve verasetine ilişmek değil
58. belki yalnız hayat-ı

SAHABE (türkçe) anlamı

59. (Arapça) Erkek ismi 1. Sahipler
60. sahip çıkanlar
tutanlar. 2. Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz. Muhammed'i görmüş mü'min kimse.

SAHABE (türkçe) anlamı

61. 1 . Hz. Muhammed'i görmüş
62. ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar
63. ashap
64. 2 . eski dilSahipler
65. sahip çıkanlar.

SAHABE (türkçe) ingilizcesi

1. Singular of sahaba.,
Hz. Muhammed (s.a.v.)’i hayatında, müslüman olarak görüp ve müslüman olarak vefat eden insanlara denir. Sahabe, bir İslam dini terimi. Arapça kökenli bir sözcük olup, "yoldaşlar, arkadaşlar" anlamındadır. Çoğulu Ashab'dır..
İslâm tarihçileri ve referans kaynaklarına göre son peygamberin Hz.Muhammed'in çevresindeki inanmış (müslüman) insanlara sahabe denir. Bu kişiler Muhammed ile birlikte yaşamış ve onu görmüş kişilerdir. İlk Sahabe kadınlardan Hz.Hatice, erkeklerden Hz.Ali ile Zeyd b.Harise'dir.

Ayrıca bakınız

*Tabiin
  • Tebeu't-Tabiin
  • Hulefa-i Raşidin
  • Sahabiler
Önceki Paylaşımlar