Sigmund Freud

Sigmund Freud, (6 Mayıs, 1856 - 23 Eylül, 1939) Avusturya'lı nörolog ve Psikolojinin psikanaliz dalının kurucusu. Temel eserleri: Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens Gündelik Yaşa­mın Psikopatolojisi], Die Traumdeutung Rüyalar ve Yorumları, Uber Psychoanaly­se Psikanaliz Üzerine Beş Ders, Totem und Tabu Totem ve Tabu, Zur Einführung des Narzissmus Narsisizmin İncelenmesine Giriş, Unbehagen in der Kültür Uygarlı­ğın Huzursuzluğ], Jenseits des Lustprin­zips Haz İlkesinin Ötesinde, Der M...

Sigmund Freud kaç yaşında?

Sigmund Freud öldüğünde, 83 yaşındaydı.
Sigmund Freud, günü, bir Perşembe günü doğdu. Yaşasaydı 84. yaşına basacağı bir sonraki doğum gününe, bugünden itibaren 283 gün vardı.
Sigmund Freud'un burcu Boğa burcuydu.
Sigmund Freud doğduğunda adı Sigismund Schlomo Freud.
Hayır, Sigmund Freud 09/23/1939 tarihinde öldü.

Sigmund Freud hakkında bilgiler

<b>Sigmund Freud</b>

Psikanalizin kurucusu
Sigmund Freud Psikanalizin kurucusu
Sigmund Freud, (6 Mayıs, 1856 - 23 Eylül, 1939) Avusturya'lı nörolog ve Psikolojinin psikanaliz dalının kurucusu.

Temel eserleri

Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens Gündelik Yaşa­mın Psikopatolojisi], Die Traumdeutung Rüyalar ve Yorumları, Uber Psychoanaly­se Psikanaliz Üzerine Beş Ders, Totem und Tabu Totem ve Tabu, Zur Einführung des Narzissmus Narsisizmin İncelenmesine Giriş, Unbehagen in der Kültür Uygarlı­ğın Huzursuzluğ], Jenseits des Lustprin­zips Haz İlkesinin Ötesinde, Der Man Moses und die monotheistische Religion Musa ve Tektanrıcılık.

Öncelikle hipnoz üzerinde çalışmış olan Freud, daha sonra hastayı uygun yollarla te­davi etmenin yollarını aramış ve böylelikle de, serbest çağrışım yöntemiyle hastanın aklından geçen her şeyi eksiksizce anlatması ilkesine dayanan psikanalizi geliştirmiştir. Başka bir deyişle, psikoloji teorileri daha önce kafasında bulunan düşüncelerden ziya­de, nörolojist ve pskiyatr olarak yaşadığı deneyimlere dayanan Freud'un çığır açıcı katkısı, insan zihnindeki bilinçaltının yapı­sını, süreçlerini ve mekanizmasını keşfet­mesinden meydana gelir. Nitekim, bilinçal­tının gözler önüne serilmesine dayanan bir teknik ve genel bir psikoloji teorisi olarak gelişen psikanaliz, bilincimizden uzaklaş­mış olan, bilinç yüzeyinde olmayan içerik­lerin birtakım yollarla, örneğin rüyalarla, günlük yaşantıdaki önemsiz eylemlere orta­ya çıkabileceği varsayımına dayanmaktadır.

Freud, klinik çalışmalarında nevrozluların baskı ve çatışmalarını incelerken, bu çatış­maların nevrotiklere özgü olmadığını, bun­ların aynı zamanda normal, sağlıklı ve iyi uyumlu kişilerin de bir karakteristiği oldu­ğunu ve nevrozların sözcüğün geleneksel anlamıyla patolojik değil, fakat psikolojik stres ve gerginliklerin etkisiz ve çarpıtılmış alternatif yolları olduğunu keşfetmiştir. O, dil kaymalarının, bildik isim ve olayları unutmanın, günlük yaşamda normal insan­ların başkaca alışılmadık davranışlarının bir hata eseri olmadığını gözler önüne sermiş­tir. Bütün bunlar, Freud'a göre, bireyin on­ları gizleme ve bastırma çabalarına karşın yüzeye çıkan düşüncelerin emareleridir.

Bilinçaltının ve bu arada cinsel dürtülerin etkisini saptayan Freud, inandığı psikolojik nedensellik ilkesi uyarınca, yetişkinlerdeki nevrotik çatışmaların kaynağını çocukluk deneyimlerinde aramıştır. O bu çalışmaların ışığında, nevrotiklerle çocukların ve bu arada ilkel insanların zihinsel süreçlerinde birtakım benzerlikler saptamış ve buradan hareketle kimi genellemelere ve modern uy­garlıkla ilgili birtakım sonuçlara ulaşmıştır.

Freud modern uygarlığı insanın içgüdüsel hayatındaki iki temel tipi temele alarak ana­liz eder. İnsan varlığı, ona göre, bir yandan sevmek ve işbirliği yapmak, yardımlaşmak diğer yandan da saldırmak ve yıkmak itkisi­ne sahiptir. O bunlardan birincisine Eros adını verirken, bunun dışavurumunun sevgi yoluyla olduğunu söyler. Erotik dürtünün amacı bir şeyi bir şeye bağlamak, daha büyük bütünlere ulaşmaktır. Oysa ikinci dürtü, yani ölüm içgüdüsü saldırmak, çöz­mek, yıkmak ister ve ölüm arzusuyla doludur. Freud, işte bu bağlamda, uygarlığın kendi varlığını bir kimsenin ailesi için besle­diği sevgiyi başkaları, toplum ve son çözüm­lemede de devlet için duyduğu daha geniş dostluk ve sadakate yöneltmesine borçlu ol­duğunu gösterir. Demek ki, uygarlığın geli­şimi ve ilerlemesi, insanın içindeki yardım­laşma ve saldırgan dürtülerin sürekli çatışmasının bir sonucudur. İnsanın tatmin­sizlik ve çatışmalarının ise, kendine ve baş­kalarına yönelik saldırgan tavırlara dönüştü­ğünü unutmamak gerekir.

Freud'a göre, buradan çıkan sonuç açık­tır: Uygarlık özü itibariyle insanın içgüdüle­rini uysallaştırma ve evcilleştirme süreci olup, bu sürecin gelecekteki evresinin nasıl olacağı bilinmemektedir. Çağının akılcılığı­nın ve iyimserliğinin son derece zayıf temel­lere dayandığını gösteren Freud?a göre ras­yonalizm, insanın bilinçaltında pusuya yatmış bir irrasyonalizmin mahiyeti yeterin­ce bilinmeyen kudreti tarafından tehdit edil­mektedir. Nitekim, o bir yandan uygar top­lum insanın insana olan düşmanlığından doğan çözülme tarafından sürekli olarak teh­dit edilmektedir derken, bir yandan da kişi­sel ve toplu saldırganlığın, özel mülkiyetin kaldırılmasıyla birlikte, yok olup gideceği şeklindeki komünist teze şiddetle karşı çık­mıştır. O, daha 1930 yılında, Sovyetler Birli­ği'nde özel mülkiyetin ilgasıyla birlikte bir sevgi ve yardımlaşma çağının açılmayacağını; tam tersine, burjuva sınıfının ortadan kal­dırılmasının ardından zulmün sona ermeye­ceğini, Rusların saldırgan eğilimlerini dış dünyaya yönelteceklerini söylemiştir. Yine, Freud'a göre, insan varlıkları doğa güçlerine öylesine boyun eğdirmişlerdir ki, bütün insan ırkının yok oluşu başlı başına bir ihti­mal haline gelmiştir.

Bazı Görüşleri



  • Freud, cinselliğin bebeklikten başladığını söyler. Ona göre meme emme ile elde edilen cinsel tatmin, annenin sütü kesildikten sonra parmak emme ile elde edilir. Daha sonra anüs bölgesini ellemek ve dışkıyı olabilecek en uzun süre bağırsakta tutmanın cinsel tatmin amaçlı yapıldığını, böylece bağırsak mukozasına uygulanan basınçtan cinsel tatmin elde edildiğini söyler. Zamanla gelişen çocuk, ana zevk kaynağı olan genital bölgenin, rastgele bir yere sürtünmesi veya yanlışlıkla elleme sonucu, o bölgenin verdiği cinsel tatmini keşfeder. Eğer kişide sorun yoksa ömür boyunca cinsel tatmin, genital bölgeden sağlanır. Eğer kişide bazı sorunlar varsa (bkz: psikanaliz), o takdirde, cinsel tatmin anal ve oral birleşmelerden sağlanmaya çalışılır.


  • "Hiçbir erkek, cinsel ilişki kurmak istemeyeceği bir kadınla yakın arkadaş olmaz" önermesi Freud'a aittir.
    • her erkek ve her kız ergenlik çağında bulunduğu ortam ve çevresinde birisine karşı cinsel istek duyar** freud bu sözüyle çok beğeni toplamıştır


Temel Eserleri





Hayat Kronolojisi



İlgili Konu Başlıkları Tümü

Freud

Sigmund Freud (Almanca söyleyişi: [ˈziːkmʊnt ˈfʁɔʏt], nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) - ö.

Freud, Sigmund

Freud, Sigmund (1856-1939)Freud, 1881 yılında viyana üniversitesinden mezun olduğu zaman, Brücke'nin fizyoloji laboratuvarında sinir sisteminin histolojisini incelemiş bulunuyordu. Meynert'in psikiyatri kürsüsünde nöropatoloji doçenti olarak yaptığı çalışmalar üzerine ...

Anna Freud

Anna Freud (d. 3 Aralık 1895, Viyana - ö. 9 Ekim 1982, Londra), Yahudi asıllı Avusturyalı psikanalist.

İd

Id, Freud'un kullandığı bir psikanaliz kavramı olup, ego ve süperego ile birlikte psişeyi oluşturur. Id'in bir psişik enerji ya da libido deposu olduğu ve doğumda tam olarak geliştiği ileri sürülmektedir. Bu enerjinin içgüdüsel talepleri her zaman bilinçsizdir ve dış ...

Tabu

bir din inanışı Tabu, insan davranışlarının belli alanları ya da belli normlarla ilişkili olarak kutsal veya dokunulmaz olarak tanımlanmış oldukça güçlü sosyal yasaklara denir. Etnologlar tarafından Polinezya dillerinden alınıp kullanılmaya başlanmıştır. "Kutsal" nesnelerde ...

Rasyonalizm

Felsefedeki önemli akımlardan biri olan, Akılcılık veya rasyonalizm olarak da adlandırılan, bilginin doğruluğunun duyum ve deneyimde değil düşüncede ve zihinde temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş.

Mitoloji

Mitoloji, belirli bir uygarlığa ya da dinsel geleneğe özgü inançları, uygulamaları, kurumları ya da doğa olaylarını açıklamak amacıyla görünüşte gerçekten yaşanmış olayları aktaran, ama özellikle ayin ve törenlerle bağlantılı, çoğunlukla kökeni bilinmeyen ve en ...

Narsisizm

Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine duyduğu cinsi arzu, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Farklı tanımları ve kullanımları mevcuttur.

Postmodernizm

Postmodernizm, kavramı ve bu eksende yürütülen tartışmalar, genel olarak, teori alanında modernist sanat biçimleri ve uygulamalarından koptuğu iddia edilen bir dizi kültürel yapıntıyı tanımlayan mimarlık, felsefe, edebiyat, güzel sanatlar vb. alanlarda yeni kültür biçimlerin ...

Sürrealizm

Sürrealizm, 20. yy.’ın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924'te Sürrealizm ...

Kokain

Kokain, Güney Amerika'da yetişen Eritroksilon Koka bitkisinden elde edilen bir alkaloiddir. Yerliler, eski dönemlerden beri bunun yapraklarını uyarıcı etkisi için çiğnemişlerdir. 1800'lerde bir çok hastalığın tedavisi için kullanıldı. Papa Leo XII, Sigmund Freud, Jules Verne ve ...