yardımlaşmanın önemi nedir

Soru: (Soru Henüz Onaylanmamış)

Bu soru için toplam 3 cevap yazılmış. Tüm cevaplar aşağıda yer almaktadır.

3 Cevap

Soru: yardımlaşmanın önemi nedir

Yardımlaşma ve yardımseverlik, önemli ve yaygın bir toplumsal değerdir. Toplumsal hayatta karşılaşılan ve çözümünde zorlanılan problemler, yardımlaşma yoluyla kolaylıkla çözülür. nsanlar çok farklı konularda birilerine yardım edebilirler. Yardım ilişkisinde taraflardan birisini yardımsever, diğer tarafı ise yardıma muhtaç kesim oluşturur.

Değer, sözlüklerde, arzu edilen, ilgi duyulup peşinde koşulan, ayar ölçüsü olarak kullanılan şey anlamlarına gelir. Değer, ihtiyaç duyan, isteyen, amaç edinen bir varlık olarak insanın eşyayla veya diğer insanlarla gerçekleştirdiği ilişkilerde ortaya çıkar. Bu ilişkilerle şekillenen disiplinlerde; dinden ekonomiye, psikolojiden sosyolojiye kadar değişik alanlarda yaygın biçimde kullanılır. Kullanıldığı her disiplinde bazı ufak anlam farklarına sahiptir. Fakat, disiplinler arası farklılıklarına rağmen, temelde, insan eylemlerini seçme, meşrulaştırma ve olayları değerlendirmede bir ölçek olarak kullanılır. nsan, dünyayla olan ilişkilerinde, hayat ve eylemlerinin bütünlüğünün korunmasında mevcut değerleri esas alır. Her türlü amaç ve hedef, ilişki ve çıkar, tutku ve istek, güç ve iktidar, sevgi ve nefret, inanma ve inkâr, sadakat ve doğruluk bir değeri ifade eder ve bir değere yaslanır. Değerleri çeşitli yönleriyle sınıflamak mümkündür. Örneğin; içerik yönünden;

a. seçkin değerler,

b. Aşkın değerler,

c. Normatif değerler biçiminde bir sınıflandırma yapılabilir. Hiyerarşi bakımından ise;

1. Yüksek değerler

2. Araç değerler

Biçiminde bir başka sınıflandırma gerçekleştirilebilir. Yüksek değerler; idealler, inançlar, dürüstlük, dostluk, sadakat, saygı, sevgi gibi değerleri kapsar. Araç değerler ise fayda, ilgi, çıkar, her türlü maddi değer, güç ve iktidar güdülerini, ün ve şan gibi değer yargılarını ifade ederler. Bu araştırmanın temel terimi olan yardımlaşma, kolaylıkla anlaşılacağı üzere, içkin ve yüksek değerler sınıfında yer alan ve toplumsal yaşamın gerektirdiği zorlukları birlikte aşma, sorunlara birlikte daha kolay çözümler bulma deneyimlerinin ürünü olarak doğmuş ve önemi gereği din tarafından da büyük bir ısrarla desteklenmiş bir değerdir. htiyaç sahibinin ihtiyacını giderme biçiminde açığa çıkan yardımlaşma, uygulama olarak toplumsal yaşamda çok farklı biçimlerde oluşup gelişebilir: Bilmeyene öğretmek, yol bilmeyene göstermek, karnını doyuracak imkandan mahrum olanı doyurmak, hastayı tedavi etmek/ettirmek... vb. Yardımlaşmanın toplumsal yaşamda en yaygın biçimi, yaşamını sürdürmek için zorunlu şeylere sahip olmayan ve bunları karşılayacak güç veya imkandan da yoksun olan kişilerin ihtiyacını karşılama biçiminde açığa çıkmaktadır. Bunun en somut biçimi ise parasal yardımda bulunmaktır. Türkiye�de, bütün toplumlarda olduğu gibi, toplumsal yaşamın bir zorunluluğu olarak doğmuş bulunan yardımlaşma, önemli ve bu önemine bağlı olarak da kutsanan bir yüksek değerdir. Bunda dinin ( slam) önemli bir payı vardır. Çünkü, din (İslam) özellikle parasal yardımlaşmayı, zekat ve sadaka isimleri altında toplumda yaygınlaştırmış ve belirli ay veya günlerin değişmez özellikleri arasına katmıştır.

Soru: yardımlaşmanın önemi nedir

Kuran-ı Kerimde "iyilikte ve takvada birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın" buyurulmaktadır. Buna göre meşru olan aklen ve dinen uygun olan her hususta insanlar birbirleriyle yardımlaşacaklardır. Tarih boyunca müslümanlar vakıflar kurarak sosyal yardım konusunu en güzel bir şekilde düzene koymuşlardır. Hatta öksüz kızların çeyizlerini karşılamak, elinde olmadan ziyana sebebiyet veren hizmetçilerin kırdığı eşyayı ödemek, sokakları aydınlatmak; kuşları, hayvanları besleyip tedavi etmek için dahi yardım kurumlarını ortaya çıkarmışlardır. İhtiyar ve kimsesiz çocuklarla ilgilenen kurumlar da her zaman var olagelmiştir. Günümüzde çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay gibi müesseseler bu anlamda yardım hizmetini yerine getirmek isteyen kurumlar arasındadır. Dinimizin zekat emri müslümanları her sene daha çok kişiyi sevindirmeye teşvik etmiş, Sadaka-i Cariye (öldükten sonra da sevap yazdıran sadaka) düşüncesi müslümanları daima yardım etmeye sürüklemiştir. Yardım eden fert mutlu olurken yardım gören kişi de eksiğini giderme imkanına kavuşur. Zengin ile yoksul arasındaki farklılık azalır. Her iki insan arasında seviye farkına rağmen temiz duygularla örülen bir kardeşane sevgi ve saygı bağı başlar. Toplumda böylece sosyal denge sağlanmış olur. Yardımlaşmanın yüksek derecede yapıldığı toplumlarda huzur, mutluluk ve başarı olur. Böyle cemiyetlerde insanlar arasında dostluk duyguları kuvvetlenir, kin ve nefretler erir, yok olur, haset kalkar. Dilencilik görülmez, refah seviyesi artar; hırsızlık, dolandırıcılık ve anarşiye rastlanmaz. Yardımlaşma sayesinde devlet kuvvet kazanır. Çünkü fertlerin karşılıklı olarak yardımlaşmaları devletin masraflarını azaltır.

Soru: yardımlaşmanın önemi nedir

İslam dini açısından yardımlaşmaının önemi

a. Yardımlaşmanın Önemi:

Genellikle ifâde edildiği gibi İslâmiyet bir yardımlaşma dinidir. İslâmiyetten önce de sonra da hiç bir din ve fikir sistemi onun kadar bu konuya eğilmemiş yardım anlayışını ve bu anlayışın uygulanışını bu kadar geniş boyutlara ulaştıramamıştır.

Kur'an-ı Kerim'den öğrendiğimiz bu gerçeği, hayatımızın her anında görüyoruz. Geçmişte olduğu gibi, şimdi de hayatı paylaşan insanlar, aynı düzeyde değillerdir, örneğin zayıfı, güçlüsü, fakiri, zengini,erkeği, kadını gibi. Böyle insan toplulukları beraber doğup, beraber ölürler. Bu beraberlik 'hayat'ın kaynağını oluşturuyor.

Ancak bu farklı insanlar, yaşadıkları süre içinde birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Zenginler bile fakirlere ihtiyaç duyar. Hiç bir zengin benim kimseye ihtiyacım yoktur diyemez. O insan servetini çalıştırdığı insanların gücü ile kazanır. Zira kimi çalıştırıyorsa ona muhtaç demektir.

İnsanların birbirlerine muhtaç olmaları, aralarındaki yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarır.Yardımlaşma toplum halinde yaşamanın sonucudur.

Cenâb-ı Hakk: "İyilikte ve kötülükten sakınmakta birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın." buyuruyor. Zekat vermenin, güzel söz söylemenin, ve daha pek çok şeyin, iyi olarak kabul edersek, yardımlaşmanın sınırını sonsuz olduğunu anlarız.

Yardımlaşmanın konusunun içinde, maldan sevgiye kadar herşey verilebilir. Verme işi bazan zekat fitre gibi mecburi olduğu halde, bazan tamamen isteğe bağlıdır. Bu vermenin sınırı yoktur. Bu yardımın dışında, müslümanlar birbirlerine sevgi ile bağlanmak zorundadırlar.

b. Yardımın İnsanların ve Toplumların Yaşamlarındaki yaptığı değişiklikler:

1. Yardımla yoksullar korunmuş olur. Onlara yapılan maddi yardımlar, onların hırsızlık gibi kötü yollara sürüklenmesini engeller.

2. Yardım yapanla yapılan arasında sevgi ve ülfet doğar.yardımla topluma kazandırılan insanlar kin, hased, düşmanlık gibi kötü huylardan kurtulur, kimsenin malında gözü olmaz.

3. Hz. Muhammed, müslümanlara yardım edilenin değil, yardım eden kişi olmalarını bildirmiştir.Sıkıntı zamanında müslümanlardan yardım, anlayış ve sevgi görenler, sıkıntılarını atlatınca, alan değil veren kişiler olmaya çalışacaktır.

4. Zekât, sadaka ve diğer maddî yardımlar, müslümanların güçlü olmalarında, birlik ve beraberlik içinde bulunmalarında en büyük etkendir. Yardımlaşma, zenginle fakir, tokla aç arasındaki uçurumu kapatır ve sevgi, saygı bağı kurar.

5. Yardımlaşmanın yaygın olduğu toplumlarda dostluk duyguları güçlü olur. Fakirlik ve bununla gelen dilencilik ortadan kalkar.

c. Yardımlaşma Çeşitleri:

1. Maddi Yardımlaşma (Yardım):

Yerde ve gökte ne varsa hepsi Allah'ındır.Fakat, Cenâb-ı Hakk, yerde ve gökte bulunan bütün varlıklar, yüce katından bir lütuf ve bağışlama olarak, insanların hizmetine vermiştir. Varlığın sahibi olan Allah Teâla, bunu, kullarından dilediğine verip dilediğinden alacağını açıklamıştır.Ancak kendilerine mal ve mülk verdiği kişilere, malları ile ilgili bazı sorumluluklar yüklemiş ve görevler vermiştir. Bu sorumluluk ve görevler, Allah'ın bir emaneti olan mallardan bir kısmının başkalarına verilmesidir. Cenâb-ı Hakk, iman ve namazdan sonra, malın başkalarına verilmesini emretmiştir. Buna 'infak etmek' denir. İnfakın üç çeşit kısmı vardır(Farz, vacip ve mendup). Farz olan zekât, vacip olan fitredir.

Dünyada kalacak olan malımızın, Allah'ın emrine göre kullanılması ve harcanması önemli bir iştir. Bu harcama, âhirete uzanan geçide sağlam bir köprü kurmamızı sağlar. Hayır ve iyilik, mal, el ve dille yapılır. Yapılacak bütün iyiliklere 'sadaka' denir. Mal ile yapılacak iyilik ve yardımın başında zekât gelir. Zekât, insanların ihtiyaçlarından fazla olan mallardan başkalarına vermeleridir ve mecbûri bir yardım şeklidir.Bunun dışında, sadaka ile başkalarına yardım etmemiz gerekir.

İnsan yakınlık derecesine göre başkalarına yardım etmelidir (Çocuğu annesi-babası, kardeşi, yakın akrabaları, yakın ve uzak komşuları, içinde yaşadığı toplumun diğer bireyleri). Ancak maddî olarak yardım edilecek kişilerin gerçekten yoksul olmaları gerekir.

Fakat insan gönül zenginliğinin yerine, elinde olanın daha fazlazını ister, gözünü hırs bürür. Bunun yerine Allah'ın bize nimet olarak verdiği malların hayır yolunda, bize emrettiği şekilde harcanması olumlu bir davranıştır.Yalnız insan istediği malı değil, mallarından sevdiklerini yoksullara vermek zorundadır, böylece Allah'ın rızasını kazanır.

Mal ile yapılacak yardımlardan biri de 'karz-ı hasen'dir.Bu yardım, faiz veya benzeri menfaat beklemeden ödünç para verilerek yapılır.

Herkesin yararlanabileceği çeşme, köprü, cami, hastane, okul, yol gibi kurumlar yaptırmak da mal ile yapılan yardımlar arasındadır.Bu tür hayır eserlerine sadaka-i câriye denir ve bu kişiler öldükten sonra da, o yerler hala işliyorsa sevabı çok olur.

Sosyal ve ekonomik bakımdan malla yapılacak en önemli yardımlardan biri de zenginlerin mallarını yatırıma aktarmalarıdır ve çalışmak isteyenlere iş ve geçim imkanı hazırlamalarıdır.

2. Manevi Yardımlaşma

Allah'ın ve Resûlünün bizden yapılmasını istediği, akıl ve vicdanın hoş gördüğü bir şeyi yapmak iyiliktir. Kötülükten sakınmak, başkalarına kötülük yapmamak da iyiliktir. Bu tür iyilikler de 'sadaka'dır.İyilikte yardımlaşmak kadar kötülükten alıkoymaya çalışmak da müslümanların dinî-ahlâkî görevleri arasındadır. Kötülük gören kişi, kötülük ister küçük ister büyük olsun, ona engel olmalıdır. Eğer bu görev yapılırsa, kötülük azalır, toplum huzur bulur.

d. Yardım Yapılırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:

1. Yardım Allah rızası için yapılır. Allah rızası gözetilmeden yapılan iyilikte riyâ ve gösteriş, yada çıkar düşüncesi vardır

2. Yardım yapılacağı sırada gerçekten yoksul olan kişiler aranmalıdır. Ancak hayâ sahibi yoksullar, yoksulluklarını belli etmez. Yardım yapacakların, bunlar gibilerini bulup, haysiyetlerini bozmadan yardım etmelidirler.

3. Kötü, işe yaramaz mallar yardım olarak başkalarına verilmez.

4. Yapılan yardım hiç bir zaman başa kakılmamalıdır, aksi takdirde yapılan yardımın sevabı olmaz.

5. Yoksulun halinden anlamalı ve ona iyi davranmalıdır.

6. Hiç bir yardım küçük görülmemelidir.

7. İyilik ve yardımda bulunacak kişi bunu zamanında yapmalıdır. Zamanında yapılmayan yardım, ihtiyacı karşılamaktan uzaklaşır.

8. Yardım yapılırken gizliliğe önem verilmelidir. Ancak zekat gibi farz olan ibadetlerde açıklık esastır.

e. Başkalarından Yardım Bekleyenlerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:

1. İhtiyaçtan fazlası istenmemelidir.

2. Yapılan yardımı azımsamadan kabul etmek gerekir.

3. Yardım kerîm olandan istenir, yardım etmek istemeyenden veya imkanı olmayandan yardım istenmez.

4. İyilik ve yardım yapana nankörlük değil, teşekkür etmeliyiz.

Cevap yazabilmek için oturum açmalısınız