Atatürk'ün sanatla ilgili özdeyişleri

Soru: (Soru Henüz Onaylanmamış)

Atatürk'ün sanatla ilgili özdeyişleri nelerdir? Yardımcı olursanız çok sevinirim.

Bu soru için toplam 3 cevap yazılmış. Tüm cevaplar aşağıda yer almaktadır.

3 Cevap

Soru: Atatürk'ün sanatla ilgili özdeyişleri

Atatürk ve Sanat

Atatürk''ün sanat,sanatçı ve sanatı var eden ortam üstüne düşünceleri:

1)Bir millet sanat sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz.

2)Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlından biri kopmuş demektir.

3)Hepiniz milletvekili olabilirsiniz...Bakan olabilirsiniz...Hatta cumhurbaşkanı olabilrsiniz...Fakat sanatçı olamazsınız.

4)Sanatçı toplumda uzun çabalardan sonra alnında ışığı hisseden ilk kişidir

5)Yüjsek bir insan topluluğu olan Türk milletinin tarihsel bir netiliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.

6)Bir millet ki resim yapamaz,bir millet ki heykel yapamaz ,bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapamaz;o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.

7)Memleketler çeşitlidir fakat uygarlık birdir.

Soru: Atatürk'ün sanatla ilgili özdeyişleri

Atatürk''ten özdeyişler

  • Ne mutlu "Türküm" diyene.

  • Geldikleri gibi giderler.

  • Egemenlik verilmez, alınır.

  • Yurtta sulh, cihanda sulh.

  • Yurt sevgisi ona hizmetle ölçülür.

  • Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

  • Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.

  • Türk milleti ve Cumhuriyeti ayrılmaz bir bütündür.

  • Yurt toprağı, sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin.

  • Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini

    bilmiştir.

  • Türk milleti istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve

    yaşamayacaktır.

  • Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem

    olurlar.

  • Milli mücadelelere şahsi hırs değil, milli ideal, milli onur sebep

    olmuştur.

  • Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve aşağılığı kabul

    etmez.

  • Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü

    öğretemedim.

  • Türk orduları, tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakarlıklar

    göstermiştir.

  • Ordu, Türk Ordusu... Bütün milletin göğsünü itimat, gurur duygularıyla

    kabartan şanlı ad...

  • Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde

    kuvvet bulacaktır.

  • Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz

    kalmadıkça harp bir cinayettir.

  • Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk

    vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.

  • Türk ordusu; dünyanın hiç bir ordusunda seninkinden daha temiz, daha

    sağlam bir askere rast gelinmemiştir.

  • Sizin gibi kumandanları, subayları ve erleri olan bir millet için yad

    elleri altında köle olmak mümkün değildir.

  • Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye

    Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

  • Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra,

    kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam

    edeceğiz.

  • Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu

    olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür

    olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

  • Ben, Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneş doğacağına, bunun hararet

    ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.

  • Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve

    yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla

    arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

  • Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini tahakkuk ettirmek için

    sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların, yenilmesi imkansız

    teminatıdır.

  • Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi

    selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin saadeti ve selameti için

    feda edebilen vatan evlatları çoktur.

  • Bütün bu muvaffakiyet yalnız benim eserim değildir ve olamaz. Bütün

    muvaffakiyet, bütün milletin azim ve imanıyla çalışmasını birleştirmesi

    neticesidir. Kahraman milletimizin ve seçkin ordumuzun kazandığı başarı ve

    zaferlerdir.

  • Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan mürekkep ordulara malik bir millet

    elbette hakkını ve bağımsızlığını bütün manası ile muhafaza etmeğe muvaffak

    olacaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından mahrum etmeğe kalkışmak hayal

    ile vakit geçirmektir.

  • Memleketin ellide biri değil, her tarafı tahrip edilse, her tarafı ateşler

    içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve oradan

    savunma ile meşgul olacağız.

  • Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir

    milletiz.Türk vatanı bir bütündür, parçalanamaz. Ordumuz, Türk birliğinin,

    Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir

    ifadesidir.

  • Ben, 1919 senesi Mayıs içinde Samsun''a çıktığım gün elimde, maddi hiçbir

    kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milleti''nin asaletinden doğan ve benim

    vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu milli

    kuvvete, bu Türk Milleti''ne güvenerek işe başladım.

  • Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta

    olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin,

    fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil,

    istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti bir kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak

    sizsiniz.

  • Düşmanın mükemmel ve kuvvetli ordularını mağlup etmek için kendimizde

    bulduğumuz kuvvet ve kudret, davamızın meşruluğundandır. Gerçekten, biz milli hududumuz dahilinde hür ve müstakil yaşamaktan başka bir şey istemiyoruz. Biz Avrupa''nın diğer milletlerinden esirgenmeyen, haklarımıza tecavüz edilmemesini istiyoruz.

  • Memleketimizi hiçbir hak ve adalete dayanmayarak çiğnemek ve çiğnetmek teşebbüsü, muzaffer ordumuzun fedakarane ve cansiperane gayretiyle layık olduğu başarısızlığa uğratılmış ve milletimiz, tarihin nadir kaydettiği bir zafer kazanarak sevgili yurdumuzu kurtarmıştır.

  • Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet,

    medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık

    sayılamaz. Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir,

    taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş

    müesseseler her tarafta yıkılmaya

    mahkumdurlar.

  • Soru: Atatürk'ün sanatla ilgili özdeyişleri

    Atatürk'ün sanatla ilgili sözleri:

    Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.

    (Muhit Mecmuası, Sene:1, No:2, 1928)

    Sanatkâr da, toplum da uzun mücadele ve gayretten sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.

    (Atatürk'e Ait Hatıralar, 1949)

    Biz, çok defa, bu musikinin tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte bu dinlediğimiz, hakiki Türk Musikisi'dir ve hiç şüphesiz, yüksek bir medeniyetin musikisidir. Bu musikiyi, bütün dünyanın anlaması lâzımdır. Fakat, onu bütün dünyaya anlatabilmek için, bizim milletçe, bugünkü medenî dünyanın seviyesine yükselmemiz lâzımdır.

    (Mesut Cemil Anlatıyor: Nükte, Fıkra ve Çizgilerle Atatürk II, 1954)

    Dünyada medeni olmak, ilerlemek ve olgunlaşmak isteyen herhangi bir millet mutlaka heykel yapacak ve heykeltraş yetiştirecektir. Abidelerin şuraya buraya tarihi hatıralar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu iddia edenler, din hükümlerini gereği gibi araştırıp incelememiş olanlardır. ( 1923 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    Aydın ve dindar olan milletimiz, ilerlemenin sebeplerinden biri olan heykeltraşlığı en üst derecede ilerletecek ve memleketimizin her köşesinde atalarımızın ve bunlardan sonra yetişecek evlatlarımızın hatıralarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir. ( 1923 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    İnsanlar olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir millet ki, resim yapmaz, bir millet ki, heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin getirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. Halbuki bizim milletimiz, gerçek nitelikleriyle medeni ve ileri olmaya lâyıktır ve olacaktır. ( 1923 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    Bir milleti yaşatmak için birtakım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki, bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve hasta bir kimse gibidir. Hatta kasdettiğim manayı bu söz de ifadeye yeterli değildir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur... Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur. Birçok unsurlar o felaketin derecesini farketmez. Farkettiği gün de ne kadar müthiş bir etkinlikle çalışmak gerektiğini tahmin edemez. ( 1923 )

    Hayatta musiki lâzım mıdır? Hayatta musiki lâzım değildir. Çünkü hayat musikidir. Musiki ile alâkası olmayan yaratıklar insan değildirler. Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise musiki mutlaka vardır. Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz. Musiki hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve herşeyidir. Yalınz musikinin nev'i, üzerinde düşünmeye değer. ( 1925 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    İnsanlarda birtakım ince, yüksek ve temiz duygular vardır ki insan onlarla yaşar. İşte ince, yüksek, derin ve temiz duyguları en ziyade duyabilen ve diğer insanlara duyurabilen şairdir. ( 1928 )

    (Muhit Mecmuası, Sene:1, No:2, 1928)

    Efendiler.. Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz; hattâ reisicumhur olabilirsiniz. Fakat bir sanatkâr olamazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim... ( 1930 )

    (İ. Galip Arcan Anlatıyor, Ses Dergisinden iktibas. Sümerbank Dergisi, Cilt:3, Sayı:29, 1963)

    Bizim hakikî musikimiz Anadolu Halkı'nda işitilebilir. ( 1930 )

    (Ayın Tarihi, Sayı:73, 1930)

    Vatan bütün evlatlarının çalışması ile ve yardımı ile yaşar ve bundan başka toplumunu mekanizmasında faydasız hiçbir parça yoktur. Devleti idare eden bakanla, vatanın refahına elinin işi ile yardım eden sanatkâr arasında, yalnız küçük bir fark vardır, o mda şudur. Birinin vazifesi, bir diğerininkinden daha önemlidir. Fakat her ikisinde de iyi yapılmak şartıyla, ahlaki değer aynıdır. ( 1930 )

    Yüksek bir insan toplumu olan Türk Milleti'nin tarihi bir özelliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan gelen zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini ve milli birlik duygusunu devamlı olarak ve her türlü vasıta ve önlemlerle besleyerek geliştirmek milli idealimizdir. ( 1933 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk Müziği'dir. Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir... Ulusal; ince duyguları, düşünceleri anlatan; yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce, modern müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu düzeyde Türk ulusal müziği yükselip, evrensel müzikte yerini alabilir. ( 1934 )

    (Ayın Tarihi, Sayı:12, 1934)

    Sinan'ın heykelini yapınız. ( 1935 )

    (TTK Belleten, Cilt:III, Sayı:10, 1939, Lev:XCIII... Atatürk el yazısı ve imzası ile yazmıştır)

    Güzel sanatların her dalı için, Kamutay'ın ( TBMM'nin ) ilgi ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir. ( 1936 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)

    Güzel sanatlarda başarı; bütün inkılâpların başarılı olduğunun en kesin delilidir. Bunda başarılı olamayan milletlere ne yazıktır. Onlar, bütün başarılarına rağmen medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima yoksun kalacaklardır. ( 1936 )

    (Cumhuriyet Gazetesi, 10.11.1941, Cevat Abbas Gürer)

    Edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve anlamı, yni insan beyninde yer ede, her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyen veya okuyanların çok ilgisini çekecek şekilde söylemek ve yazmak sanatı. Bunun içindir ki, edebiyat, ister nesir şeklinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltraşlık gibi, özellikle müzik gibi, güzel sanatlardan sayılmaktadır.

    İnsanlıkta en müspet ilim ve en ince teknik esaslarına dayanan hayatla ve kanla karşılamak kendileri için kaçınılmaz olan askerlik gibi yüksek bir idealist meslek bile, kendini içinde bulunduğu topluma anlatabilmek ve bu büyük insanlık ve kahramanlık yolculuğunu hazırlayabilmek için uyandırıcı, yönlendirici, harekete geçirici ve nihayet fedakâr ve kahraman yapıcı vasıtayı edebiyatta bulur.

    Bu itibarla, edebiyatın her insan topluluğu ve bu topluluğun şimdiki durumunu ve geleceğini koruyan ve koruyacak olan her kuruluş için en esaslı eğitim vasıtalarından biri olduğu, kolaylıkla anlaşılır.

    Bunun içindir ki, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, edebiyat öğretiminde şu noktalara, özellikle önem ve kıymet vemelidir:

    1 - Türk çocuğunun kafasını, doğuştan sahip olduğu dikkat ve özene göre oluşturmak; bu, Cumhuriyetin sağlıkla ilgili olan bakanlığa da düşen bir vazifedir.

    2 - Güzel korunan Türk kafa ve zekâlarını açmak, yaymak, genişletmek. Bu, özellikle Kültür Bakanlığı'nın vazifesidir. Bununla birlikte, kabiliyetli Türk çocuklarının kafalarına müspet ilim ve maddi teknik kavramları, yalnız nazari ( kurumsal ) olarak değil, aynı zamanda pratik vasıtalar ile de değiştirmek.

    3 - Bir taraftan da, Türk kafalarındaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki sağlamlıkları, Türk duygularındaki yükseklik ve genişlikleri, kendilerini hiç zorlamadan, doğal bir şekilde ve olduğu gibi ifadeye onları alıştırmak.

    Bunlar yapılınca, netice şu olacaktır: Türk çocuğu konuşurken, onun ifade ve anlatış şekli, Türk çocuğu yazarken, onun ifade ve üslûbu, kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola götürebilecek bu kabiliyeti sayesinde, Türk çocuğu kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları peşine takarak yüksek Türk idealine iletebilecek, ulaştırabilecektir.

    Bu edebiyat görüşü, böyle bir edebiyat öğretimi sayesindedir ki, edebiyattan anlaşılan amaca ulaşmak mümkün olabilir. (1937 )

    Kaynak: Ayşe Afetinan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, 1959, TTK Yayınları

    Cevap yazabilmek için oturum açmalısınız