mesnevi nazım şeklinin özellikleri nelerdir ve türk edebiyatında ilk defa ne zaman kullanılmıştır??

Soru: (Soru Henüz Onaylanmamış)

arkadaşlar yardımcı olursanız çok sevinirim lütfen biraz aciiil

Bu soru için toplam 2 cevap yazılmış. Tüm cevaplar aşağıda yer almaktadır.

2 Cevap

Soru: mesnevi nazım şeklinin özellikleri nelerdir ve türk edebiyatında ilk defa ne zaman kullanılmıştır??

Mesnevi kelimesi İsna kökünden gelmekte olup tesniye ikileme gibi bir anlamı olup ikili beyitler halinde yazılan bir nazım türüdür. Farsça (masnevi), Arapça (máθni, çift), (θánā, çiftlemek) demektir. Mesnevi nazım türü türk edebiyatında ilk defa Yusuf Has Hacib'in ünlü eseri Kutadgu Bilig de kullanılmıştır.

- Klasik edebiyatta olay çevresinde anlatmaya bağlı edebi metinlerin en önemlisi mesnevidir.

- Arapça'da ikilik,ikişerlik anlamına gelmektedir.

- Mesnevi nazım şekli İran edebiyatında ortaya çıkmış daha sonra Arap ve Türk edebiyatına geçmiştir.

- Bir şairin beş mesneviden oluşan eserler bütününe hamse denir.Dünya edebiyatında ilk hamse sahibi sanatçı Nizami ' dir. Türk edebiyatında ise Ali Şir Nevai'dir.

- Genelde uzun hikayeler mesnevi nazım şekli olarak kullanılmıştır.

- Türk edebiyatındaki ilk mesnevi Kutadgu Bilig'tir.

- Mesnevilerde konuya hemen girilmez. Üç bölümden oluşur:

Giriş, konunun işlenişive bitiş bölümüdür.

- Aruzun kısa kalıpları kullanılarak yazılır.

- Mesnevilerde ele alınan konular şunlardır; ahlak, savaş,a şk v.b

- Nazım birimi beyittir.

- İran Edebiyatından,edebiyatımıza geçmiştir.

- Her beyit kendi arasında kafiyelidir.

- Özellikle Divan edebiyatında uzun manzum eserler Mesnevi nazım şekli olarak kullanılmıştır.

- Türk edebiyatında en önemli mesneviler şunlardır:

Kutadgu Bilig(Yusuf Has Hacip), İskendername(Ahmedi), Yusuf ile Züleyha(Şeyyat Havza), Mantıkut Tayr(Gülşehri), Vesiletün Necat(Süleyman Çelebi), Leyla ile Mecnun(Fuzuli), Risaletün Nushiyye(YunusEmre), Cemşidi Hurşit(Ahmedi), Garipname(Aşık Paşa), Harname(Şeyhi), Hüsnü Aşk(Şeyh Galip), Hayriyye(Nabi) ...

Mesnevi özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir.

Arapça'da 'müzdevice' denilen mesnevi türü ilk olarak 10. yüzyılda İran edebiyatında ortaya çıkmıştır. Türk edebiyatına girişi 11. yüzyılda Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı yapıtıyla başlar. Kutadgu Bilig mesnevî nazım biçimiyle kaleme alınmış hacimli bir siyasetnâme örneğidir.

Her beytinin kendi arasında kafiyelenmesi hem yazma kolaylığı sağlar hem de daha uzun metinlerin bu şekle uygun olarak kaleme alınmasına imkân tanır. Diğer nazım şekillerindeki kafiye bulma zorluğu şairleri uzun metinlerde bu şekli kullanmaya teşvik etmiştir. Bu nedenle uzun aşk öykülerinde, destanlarda mesnevi kullanılmıştır. Klasik düzende bir mesnevi; tevhid, münacat, na't, miraciye, eserin sunulacağı büyüğe övgü, mesnevinin niçin yazıldığını açıklayan sebeb-i nazm ve hikâyenin anlatımı(ağaz-ı destan) bölümlerinden oluşur.

Mesneviler aşk mesnevileri (Fuzulî-Leyla ile Mecnun), dinî-tasavvufi mesneviler(Süleyman Çelebi-Mevlit), ahlaksal ve öğretici mesneviler (Şeyhî-Harnâme), savaş ve kahramanlık konusunu işleyen gazavatnameler, bir kentin güzelliklerini anlatan şehrengizler ve mizahi mesneviler diye ayrılabilir.

Mesnevide konu ne olursa olsun, ilk dikkati çeken özellik olayın bir masal havasında anlatılmasıdır. Akıl ve mantık ölçülerini aşan bir sürü olay birbirini izler. Olayın geçtiği yer ve zaman belirsizdir. Konuda birlik sağlanamamıştır. Hikayenin bölümleri birbirine eklenmiş ilgisiz parçalar gibi görünür. Çevre tasvirleri gerçeğe uygun değildir, hikaye kahramanları doğaüstü davranışlarda bulunur. Hikayelerde cinler, periler, devler, cadılar, ejderhalar gibi masal motifleri sık sık işlenir.

Divan şiirinde, her beytinin dizeleri kendi arasında uyaklı, aruzun genellikle kısa kalıplarıyla yazılan nazım biçimine ve bu biçimde yazılmış yapıtlara mesnevi denir. Mesneviler konularına göre üçe ayrılır: Destansı nitelikteki mesneviler (Firdevsi'nin Şehname'si) ; öğretici nitelikteki mesneviler (Nabi'nin Hayriye'si) ; din ve tasavvufla ilgili mesneviler (Mevlana'nın Mesnevi'si, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnun'u, Şeyh Galip'in Hüsn'ü Aşk'ı) . Ayrıca, padişahların savaşlarını anlatan manzum yapıtlar (gazavatnameler), kentleri ve kentlerdeki güzelleri anlatan yapıtlar (şehrengizler), bazı yergi türündeki yapıtlar, mesnevi nazım biçimiyle yazılmıştır. Mesnevi İran edebiyatında ortaya çıkmış (İran edebiyatında Genceli Nizami ve Cami bu türün başlıca adlarıdır) . Genceli Nizami'nin beş mesnevisinden oluşan Hamse'si, sonradan Divan edebiyatı ozanları tarafından da örnek olarak alınmıştır. Türk edebiyatında ilk mesnevi Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı yapıtıdır. Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım biçimidir. Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlânâ'nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur. Mevlana eserine ayrı bir isim koymamıştır; eser, nazım türü olan mesnevi adı ile bilinir.

Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur.Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye 'Hamse' adı verilir. Hamse sahibi olmak bir itibar kaynağıdır. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri: Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev'i-zâde Atâi'dir.

Mesnevi türünün temeli Arap ve İran edebiyatlarına dayanır. Diğer pek çok edebi türde olduğu gibi mesnevide de Divan şairlerimiz başlangıçta Arap ve İran edebiyatına ait belli başlı mesnevileri tercümeyle işe başlamışlar; ardından da müstakil ve orijinal mesneviler yazmışlardır. Özellikle 17. yüzyıldan sonra artık şairlerimiz, yapılarını milli kimliğimizin oluşturduğu mesneviler yazmaya başlamışlardır. Bu konuda Muhammet Kuzubaş'ın Mahzen-i Esrar ile Nefhatü'-l Ezhar Mukayesesi adlı çalışması, mesnevilerimizin İran ve Arap kültüründen çıkarak yerli kaynaklara yöneldiğini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir.

Kaynakça: Amil Çelebioğlu, Türk Edebiyatında Mesnevi; Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi; Muhammet KUZUBAŞ, Mahzen-i Esrar ile Nefhatü'l-Ezhar Mukayesesi

Soru: mesnevi nazım şeklinin özellikleri nelerdir ve türk edebiyatında ilk defa ne zaman kullanılmıştır??

MESNEVİ NAZIM ŞEKLİ ve ÖZELLİKLERİ

"Mesnevî", edebiyat terimi olarak ilk kez İran'da kullanılmış, fakat ilk örnekleri Arap edebiyatında verilmiştir.Türk edebiyatına ise İran'dan geçmiş ve 11.-19. yy.lar arasında bu nazım şekli ile pek çok eser verilmiştir...

"Mesnevî" sözcüğünün köküne inecek olursak, Arapça'dan (s,n,y kökünden) gelmiştir.

Mesnevî, kendi arasında kafiyeli beyitlerden oluşmuş bir nazım şeklidir (aa/bb/cc...). Beyit sayısı bakımından hiçbir kısıtlayıcı kurala bağlı değildir, iki ile on binlerce beyit arasında değişen bir genişliktedir. Gerek beyitler arasında kafiye bağlantısı bulunmaması gerek beyit sayısının sınırlı olmaması, şairlerin işledikleri konuyu istedikleri kadar genişletmelerine imkân sağlamış, bu yüzden de çok kullanılan bir nazım şekli olmuştur.

Yalnız, uzun olduğu için aruzun kısa kalıplarıyla yazılması genellikle tercih edilir.Hatta, aruzun fe'ûlün / fe'ûlün / fe'ûlün / fê'ûl kalıbına, Şehname vezni de diyoruz.Nedeni, İran Edebiyatında verilmiş olan bu eserin mesnevî nazım şeklinde verilmiş ilk olgun eser olmasıdır...

Mesnevî denilince akla iki isim gelir:

Birincisi, az önce dediğim Şehname'nin yaratıcısı, İran Edebiyatının ünlü isimlerinden Firdevsî; ikincisi ise Anadolu'da yuazılmış mesnevîlere örnek teşkil etmiş ve bu ürünleri etkilemiş, Mesnevî adlı eseri olan Mevlânâ Celâleddin-i Rumî'dir...

Mesnevînin yazılış planına da bakacak olursak, üç bölümden ibarettir.

Bu bölümler:

-Giriş,

-Konunun işlendiği,

-Bitiş bölümüdür...

Giriş Bölümü de şu sırayla oluşmaktadır;

1. Besmele

2. Tevhîd (Tanrı'nın birliğini konu edinmiş şiir)

3. Münâcât (Tanrı'ya yakarış)

4. Na't (Hz. Peygambere'e övgü)

5. Mi'râc (Hz. Peygamber'in Mirac'a çıkması)

6. Mu'cizât (Peygamberimizin mucizeleri)

7. Medh-i Çehâr-yâr (Dört halifeye övgü)

8. Padişah için övgü

9. Devlet büyüğüne övgü

10. Sebeb-i te'lîf (Bu bölüme "sebeb-i terceme" de denilebilir.Bu bölümde eserin yazılış ya da çevriliş amacı üzerinde durulur.Bir çeşit önsöz gibi..)

Konunun işlendiği bölümde değinilecek nokta ise, konusuna göre mesnevîlerdir...

Konusuna göre mesneviler;

- Dinî mesnevîler

-Tasavvufî mesneviler

-Ahlakî mesneviler

-Ansiklopedi niteliği taşıyan ya da belli alanlarda bilgi veren mesneviler...

Bitiş bölümü de genellikle belli bir sırayı izler:

1. Tanrı'ya "hamd ü sena" ve dua;

2. Sultana övgü ve saltanatının devamı için dua;

3. Şairin eseriyle ve şairliğiyle övünmesi;

4. Tanınmış mesnevi şairleri ve eserlerini anma;

5. Şairin eserine verdiği ad;

6. Hasetçilere, acemi ve dikkatsiz müstensih (= bir eseri aslına uygun

olarak kopya eden kişi)lerle metni doğru dürüst okuyamayan okuyuculara yergi, bunların esere vereceği zarardan Tanrı'ya sığınma;

7. Mesnevinin beyit sayısı;

8. Mesnevî'nin yazılışıyla ilgili tarihler;

9. Okuyucudan hayır dua isteme;

10. Mesnevinin vezni.

Cevap yazabilmek için oturum açmalısınız