dolu sözlükteki anlamları

Türkçe - Türkçe sözlük dolu anlamı
aşağı en üste çık
turkcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
dolu; havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü:
dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti.- t. buğra.
boş vakti olmayan, meşgul.
bir yerde sayıca çok; (ış, uğraş, olay vb. için) çok olan.
boş yeri yok, her yeri tutulmuş; (top, tüfek gibi ateşli silahlar için) ıçinde atılacak mermisi bulunan.
Türkçe - İngilizce sözlük dolu anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
turkcetoingilizce anlamı İngilizcesi:
dolu; adj. full, filled, loaded, crowded, occupied, engaged, abounding, abundant, alive with, capacity, fraught, instinct, instinct with, laden, replete, rife, shot, shot through, steeped in, thick with n. hail n. race, fruit, offspring, progeny, progeniture, spawn, seed, semen
Türkçe - Almanca sözlük dolu anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
turkcetoalmanca anlamı Almancası:
dolu; n. hagel adj. besetzt, gespickt, massiv, voll
Türkçe - Fransızca sözlük dolu anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
turkcetofransizca anlamı Fransızcası:
dolu; plein/e, rempli/e, chargé, complet/ète, fourni/e, gonflé/e, massif/ive, (yer) occupé/e; grêle [la]



Yorumlar - Lütfen konu (dolu) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.