Present sözlükteki anlamları

Türkçe - Türkçe sözlük Present anlamı
aşağı en üste çık
turkcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
present; 1. anlamı i. hediye, bahşiş, armağan. ,selam/hediye/şu an,mevcut,xyz sun.
2. anlamı armağan. hediye. vermek. takdim etmek. sunmak. tanıtmak. tanıştırmak. sahnede göstermek. temsil etmek. göstermek. mevcut. şimdiki. bugünkü. şu anki. şimdiki zaman. halihazır.
İngilizce - Türkçe sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
present; f. sunmak, sahneye koymak, vermek, bulunmak (iltifat), tanıtmak, takdim etmek, ortaya koymak, ileri sürmek, aday göstermek, arzetmek, çıkarmak, ibraz etmek, nişan almak, doğrultmak (silah), doğrultmak, sahnelemek
i. şimdiki zaman, şu an, belge, hediye, armağan
s. mevcut, halihazırdaki, şimdiki, hazır, bu, adı geçen
İngilizce - İngilizce sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoingilizce anlamı İngilizce anlamı:

present İngilizce anlamı ve tanımı

present anlamları

  1. (a.) not delayed; immediate; instant; coincident.
  2. (a.) to bring or introduce into the presence of some one, especially of a superior; to introduce formally; to offer for acquaintance; as, to present an envoy to the king; (with the reciprocal pronoun) to come into the presence of a superior.
  3. (a.) to present; to personate.
  4. (a.) ready; quick in emergency; as a present wit.
  5. (noun) the position of a soldier in presenting arms; as, to stand at present.
  6. (a.) present letters or instrument, as a deed of conveyance, a lease, letter of attorney, or other writing; as in the phrase, know all men by these presents, that is, by the writing itself, per has literas praesentes; -- in this sense, rarely used in the singular.
  7. (a.) favorably attentive; propitious.
  8. (a.) to lay before a public body, or an official, for consideration, as before a legislature, a court of judicature, a corporation, etc.; as, to present a memorial, petition, remonstrance, or indictment.
  9. (a.) present time; the time being; time in progress now, or at the moment contemplated; as, at this present.
  10. (a.) now existing, or in process; begun but not ended; now in view, or under consideration; being at this time; not past or future; as, the present session of congress; the present state of affairs; the present instance.
  11. (a.) to exhibit or offer to view or notice; to lay before one's perception or cognizance; to set forth; to present a fine appearance.
  12. (a.) to bring an indictment against .
  13. (a.) to aim, point, or direct, as a weapon; as, to present a pistol or the point of a sword to the breast of another.
  14. (noun) anything presented or given; a gift; a donative; as, a christmas present.
  15. (a.) to make a gift of; to bestow; to give, generally in a formal or ceremonious manner; to grant; to confer.
  16. (a.) to pass over, esp. in a ceremonious manner; to give in charge or possession; to deliver; to make over.
  17. (a.) hence: to endow; to bestow a gift upon; to favor, as with a donation; also, to court by gifts.
  18. (v. i.) to appear at the mouth of the uterus so as to be perceptible to the finger in vaginal examination; -- said of a part of an infant during labor.
  19. (a.) a present tense, or the form of the verb denoting the present tense.
  20. (a.) to lay before a court as an object of inquiry; to give notice officially of, as a crime of offence; to find or represent judicially; as, a grand jury present certain offenses or nuisances, or whatever they think to be public injuries.
  21. (a.) to nominate for support at a public school or other institution .
  22. (a.) to nominate to an ecclesiastical benefice; to offer to the bishop or ordinary as a candidate for institution.
  23. (a.) being at hand, within reach or call, within certain contemplated limits; -- opposed to absent.

present tanım:

kelime: pres·ent
söyleniş: 'pre-z&nt
İşlev: noun
kökeni: middle english, from old french, from presenter
: something presented : gift

present ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

acquaint, award, confront, deliver, demonstrate, exhibit, face, gift, give, introduce, nowadays, portray, pose, represent, salute, show, stage, submit,

present ile zıt (antonym) anlamlı kelimeler

absent, future, past,
İngilizce - İngilizce sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoingilizce anlamı İngilizce anlamı:
present; n. current time, now; tense expressing the current time (grammar)
n. gift, offering, something that is given to another person without compensation
v. display, demonstrate; bestow, grant, give; offer, serve, hold out; show, exhibit
İngilizce - Fransızca sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetofransizca anlamı Fransızcası:
present; n. présent, présence
n. présent, cadeau, don
v. présenter; donner; servir; introduire, montrer
İngilizce - Almanca sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoalmanca anlamı Almancası:
present; n. gegenwart; anwesenheit; geschenk
n. geschenk
v. präsentieren; gewähren; einreichen; vorzeigen
İngilizce - İspanyolca sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoispanyolca anlamı İspanyolcası:
present; s. presente; obsequio, agasajo, regalo
s. obsequio, regalo
v. obsequiar, conferir, ofrecer, presentar, regalar; plantear
İngilizce - İtalyanca sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoitalyanca anlamı İtalyancası:
present; s. presente, tempo attuale, epoca presente; tempo presente; dono, regalo
v. offrire a, donare a; presentare, porgere; prospettare; fornire; esporre, illustrare; mostrare; (rifl) comparire, presentarsi; far conoscere; presentare a corte; rappresentare
agg. presente; esistente; attuale; questo
İngilizce - Portekizce sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoportekizce anlamı Portekizcesi:
present; s. presente; tempo presente (gramática)
s. presente; lembrança
v. apresentar; conceder; oferecer; demonstrar; mostrar
İngilizce - Flemenkçe sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoflemenkce anlamı Flemenkçe anlamı:
present; ww. cadeau geven, presenteren, voorstellen, voorleggen, overleggen, indienen, aanbieden, voordracht : de voordracht opmaken, voordoen : zich voordoen
Flemenkçe - İngilizce sözlük Present anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
flemenkcetoingilizce anlamı İngilizcesi:
present; adj. present

Yorumlar - Lütfen konu (Present) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.