sahabe sözlükteki anlamları

Türkçe - Türkçe sözlük sahabe anlamı
aşağı en üste çık
turkcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
sahabe; 1 . hz. muhammed'i görmüş, ve onun sohbetinde bulunmuş müslümanlar, ashap.
2 . eski dilsahipler, sahip çıkanlar.
Türkçe - Türkçe sözlük sahabe anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
turkcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
sahabe; (arapça) erkek ismi 1. sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2. asr-ı saadet döneminde yaşamış ve hz. muhammed'i görmüş mü'min kimse.
Osmanlıca - Türkçe sözlük sahabe anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
osmanlicatoturkce anlamı Türkçe anlamı:
sahabe; (sahâbi) sâhibler. sâhib çıkanlar. * peygamberimiz hazret-i muhammed (a.s.m.) sağ iken mü'min olarak görmüş, mü'min olarak vefat etmiş erkek müslüman. (bak: ashab, sohbet.)(eğer desen : sahabeler de insandırlar, hatâdan, hilâftan hâli olmazlar. halbuki, içtihadın ve ahkâm-ı şeriatın medarı, sahabelerin adaleti ve sıdkıdır ki, hattâ ümmet sahabeler umumen âdildirler, doğru söylerler. diye, ittifak etmişler.elcevab: evet, sahabeler ekseriyet-i mutlaka itibariyle hakka âşık, sıdka müştak, adalete hâhişgerdirler. çünki, yalanın ve kizbin çirkinliği, bütün çirkinliğiyle ve sıdkın ve doğruluğun güzelliği, bütün güzelliğiyle o asırda öyle bir tarzda gösterilmiş ki, ortalarındaki mesafe, arş'tan ferş'e kadar açılmış. esfel-i sâfilîndeki müseylime-i kezzâb'ın derekesinden alâ-yı İlliyyinde olan hazret-i peygamber aleyhissalâtü vesselâm'ın derece-i sıdkı kadar bir ayrılık görülmüştür. evet, müseylime'yi esfel-i sâfilîne düşüren kizb olduğu gibi, muhammed-ül emin aleyhissalâtü vesselâm'ı âlâ-yı iliyyîne çıkaran sıdktır ve doğruluktur.İşte hissiyat-ı ulviyeyi taşıyan ve mehâsin-i ahlâkiyeye perestiş eden ve şems-i nübüvvet'in ziya-i sohbetiyle nurlanan sahabeler, o derece çirkin ve sukuta sebep ve müseylime'nin maskara-âlud müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyariyle ellerini uzatmamak ve küfürden çekindikleri gibi, küfrün arkadaşı olan kizbden çekinmeleri ve o derece güzel ve medar-ı fahr ve mübahat ve mi'râc-ı suud ve terakki ve fahr-i risalet'in, hazine-i âliyesinden en revaçlı bulunan ve şa'şaa-i cemaliyle, içtimaat-ı insaniyyeyi nurlandıran sıdka ve doğruluğa ve hakka -ve bilhassa ahkâm-ı şer'iye rivayetinde ve tebliğinde- elbette ellerinden geldiği kadar talip ve muvafık ve âşık olmaları kat'idir, zaruridir, şüphesizdir. halbuki şu zamanda, kizb ve sıdkın ortasındaki mesafe o kadar kısalmış ki, âdeta omuz omuza vermişler. sıdktan yalana (geçmek) pek kolay gidiliyor. hattâ siyaset propagandası vasıtasıyla yalancılık, doğruluğa tercih ediliyor. İşte, en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda, bir fiatla satılsa; elbette pek âli olan ve hakikat cevherine giden sıdk ve hak pırlantası o dükkâncının mârifetine ve sözüne itimad edip, körü körüne alınmaz. s.)(ehl-i sünnet velcemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı men'etmişler. çünki vâkıa-i cemel'de aşere-i mübeşşere'den zübeyr ve talha ve aişe-i sıddıka (r.anhüm) bulunmasıyla ehl-i sünnet velcemaat, o harbi, içtihad neticesi deyip: hazret-i ali (r.a.) haklı, öteki taraf haksız; fakat içtihad neticesi olduğu cihetle afvedilir. hem vehhabîlik damarı, hem müfrit râfızîlerin mezhebleri İslâmiyete zarar vermesin diye sıffîn harbindeki bâgilerden de bahis açmayı zararlı görüyorlar.haccac-ı zâlim, yezid ve velid gibi heriflere İlm-i kelâm'ın büyük allâmesi olan sa'deddin-i taftazanî, yezid'e lânet câizdir demiş; fakat lânet vâcibdir dememiş. hayırdır ve sevabı vardır dememiş. çünki, hem kur'anı, hem peygamberi, hem bütün sahabelerin kudsi sohbetlerini inkâr eden hadsizdir. şimdi onlardan meydanda gezenler çoktur. şer'an bir adam, hiç mel'unları hatıra getirmeyip lânet etmese, hiçbir zararı yok. çünki zem ve lânet ise, medih ve muhabbet gibi değil; onlar, amel-i salihde dahil olamaz. eğer zararı varsa daha fena... r.n.)(İmam-ı ali (kerremallahü veche)nin şahsına ve hayatına ve adalet-i hakiki üzerine giden siyasetine ilişmek, darbe vurmak başkadır. şahsiyet-i zâhirîsinden ve hayat-ı dünyeviyesinden ve siyaset-i içtimaiyesinden binler derece daha yüksek olan şahsiyet-i mânevîsine ve kemalât-ı ilmiyesine ve makamat-ı velâyetine ve varisliğine darbe gelmez ve gelmemiş ve gelemiyor. kimin haddi var? onun için, iki ciheti birleştirmek tevehhümüyle karşısında muarazaya çalışanların taarruzu pek dehşetli görünüyor. ehl-i iman ortasında nasıl böyle vukuat olabilir? diye hayret veriyor. halbuki yezid ve velid gibi habis herifler müstesna, ötekilerin kısm-ı azamı, İmam-ı ali'nin (r.a.) hârika kemalâtına ve kerametlerine ve verasetine ilişmek değil; belki yalnız hayat-ı
Türkçe - İngilizce sözlük sahabe anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
turkcetoingilizce anlamı İngilizcesi:
sahabe; singular of sahaba.



Yorumlar - Lütfen konu (sahabe) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.