Sit sözlükteki anlamları

Türkçe - Türkçe sözlük Sit anlamı
aşağı en üste çık
turkcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
sit; 1. anlamı tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı.
2. anlamı çömelmek, oturmak; filanca tarafta bulunmak; ressam veya heykeltıraşa modellik etmek; binip oturmak; tünemek; resim çektirmek için poz vermek; toplanmak, toplantı yapmak; toplantıda üye sıfatı ile oturmak; kuluçkaya yatmak.
3. anlamı oturmak. oturtmak. (on ile) yer almak. görev almak. (for ile) (sınava) girmek. toplantı yapmak.
İngilizce - Türkçe sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoturkce anlamı Türkçe anlamı:
sit; f. oturmak, poz vermek, modellik yapmak, sınava girmek, konmak, tünemek, kuluçkaya yatmak, toplanmak, oturuma katılmak, tam oturmak, yola getirmek, burnunu sürtmek, binmek, oturtmak
İngilizce - İngilizce sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoingilizce anlamı İngilizce anlamı:

sit İngilizce anlamı ve tanımı

sit anlamları

  1. (v. t.) to cover and warm eggs for hatching, as a fowl; to brood; to incubate.
  2. (v. t.) to lie, rest, or bear; to press or weigh; -- with on; as, a weight or burden sits lightly upon him.
  3. (v. t.) to have position, as at the point blown from; to hold a relative position; to have direction.
  4. (v. t.) to rest upon the haunches, or the lower extremity of the trunk of the body; -- said of human beings, and sometimes of other animals; as, to sit on a sofa, on a chair, or on the ground.
  5. () obs. 3d pers. sing. pres. of sit, for sitteth.
  6. (v. t.) to occupy a place or seat as a member of an official body; as, to sit in congress.
  7. (v. t.) to take a position for the purpose of having some artistic representation of one's self made, as a picture or a bust; as, to sit to a painter.
  8. (v. t.) to be adjusted; to fit; as, a coat sts well or ill.
  9. (v. t.) to suit one well or ill, as an act; to become; to befit; -- used impersonally.
  10. (v. t.) to sit upon; to keep one's seat upon; as, he sits a horse well.
  11. (v. t.) to remain in a state of repose; to rest; to abide; to rest in any position or condition.
  12. (v. t.) to perch; to rest with the feet drawn up, as birds do on a branch, pole, etc.
  13. (v. t.) to suit (well / ill); to become.
  14. (v. t.) to hold a session; to be in session for official business; -- said of legislative assemblies, courts, etc.; as, the court sits in january; the aldermen sit to-night.
  15. (v. t.) to cause to be seated or in a sitting posture; to furnish a seat to; -- used reflexively.

sit tanım:

kelime: sit
söyleniş: 'sit
İşlev: verb
türleri: sat /'sat/; sit·ting
kökeni: middle english sitten, from old english sittan; akin to old high german sizzen to sit, latin sedere, greek hezesthai to sit, hedra seat
intransitive senses
1 a : to rest on the buttocks or haunches <sit in a chair> -- often used with down b : perch, roost
2 : to occupy a place as a member of an official body <sit in congress>
3 : to hold a session : be in session for official business
4 : to cover eggs for hatching : brood
5 a : to take a position for having one's portrait painted or for being photographed b : to serve as a model
6 archaic : to have one's dwelling place : dwell
7 a : to lie or hang relative to a wearer <the collar sits awkwardly> b : to affect one with or as if with weight <the food sat heavily on his stomach>
8 : lie, rest <a kettle sitting on the stove>
9 a : to have a location <the house sits well back from the road> b of wind : to blow from a certain direction
10 : to remain inactive or quiescent <the car sits in the garage>
11 : to take an examination
12 : baby-sit
13 : to please or agree with one -- used with with and an adverb <the decision did not sit well with me>
transitive senses
1 : to cause to be seated : place on or in a seat -- often used with down
2 : to sit on (eggs)
3 : to keep one's seat on <sit a horse>
4 : to provide seats or seating room for
- sit on 1 : to hold deliberations concerning 2 : repress, squelch 3 : to delay action or decision concerning
- sit pretty : to be in a highly favorable situation
- sit tight 1 : to maintain one's position without change 2 : to remain quiet in or as if in hiding
- sit under : to attend religious service under the instruction or ministrations of also : to attend the classes or lectures of

sit ile eşanlamlı (synonym) kelimeler

model, pose, posture, ride, seat,

sit ile zıt (antonym) anlamlı kelimeler

arise, lie, rise, stand, uprise,
İngilizce - İngilizce sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoingilizce anlamı İngilizce anlamı:
sit; v. rest on the legs and buttocks; take a seat; place in a seat; brood, cover eggs to warm them before hatching; be located, be situated; pose or model for an artist; fit, hang (about clothes); babysit, supervise someone's children
İngilizce - Fransızca sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetofransizca anlamı Fransızcası:
sit; v. s'asseoir; être assis; asseoir; couver; se trouver, rester; poser (pour un portrait); poser (un vêtement)
İngilizce - Almanca sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoalmanca anlamı Almancası:
sit; v. sitzen; sich setzen; stehen (am platz befinden); prüfung machen; an jemanden ein beispiel statuieren
İngilizce - İspanyolca sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoispanyolca anlamı İspanyolcası:
sit; v. estar sentado, posarse, sentarse
İngilizce - İtalyanca sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoitalyanca anlamı İtalyancası:
sit; v. sedere, sedersi, mettersi a sedere, mettersi seduto; accovacciarsi, accosciarsi; appollaiarsi, stare appollaiato; covare; (fig) pesare, gravare; cadere; rimanere, restare; avere un seggio
İngilizce - Portekizce sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoportekizce anlamı Portekizcesi:
sit; v. sentar; sentar-se; presidir; chocar; incubar; posar (modelo)
İngilizce - Flemenkçe sözlük Sit anlamı
yıukarı aşağı en üste çık
ingilizcetoflemenkce anlamı Flemenkçe anlamı:
sit; ww. zitten; zich neerzetten; neerzetten; vinden; als voorbeeld dienen (bij modeltekenen); passen (kleren)

Yorumlar - Lütfen konu (Sit) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.