Spor

Spor, belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler. Önceleri spor kavramı, boş zamanlan değerlendirmeye yönelik balıkçılık, avcılık ve atıcılık gibi açık hava etkinliklerini, belirlenmiş kurallara göre bireyler ya da takımlar arasında yapılan düzenli atletik yarışmalardan ayırmak için kullanılırdı.

SPOR (türkçe) anlamı

1. kişisel ya da toplu oyunlar biçiminde yapılan
2. genellikle yarışmaya yol açan
3. kimi kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü
4. birgözeli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme gözesi.
5. kullanışı rahat
6. kolay olan.
çiçeksiz bitkilerde üreme organı.

SPOR (türkçe) anlamı

7. 1 . Kişisel veya toplu oyunlar biçiminde yapılan
8. genellikle yarışmaya yol açan
9. bazı kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü.
10. 2 . sıfatKullanışı rahat
11. kolay olan:
12. Hiç değilse
13. spor bir ceket ister şöyle.- H. Taner.

SPOR (türkçe) ingilizcesi

1. [Jon Gooch] adj. sporting
2. n. sports
3. sporting
4. sport
5. spore

SPOR (türkçe) fransızcası

1. sport [le]
2. spore [la]

SPOR (türkçe) almancası

1. n. Spore
2. Sport
3. adj. sportlich
Spor, belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler. Önceleri spor kavramı, boş zamanlan değerlendirmeye yönelik balıkçılık, avcılık ve atıcılık gibi açık hava etkinliklerini, belirlenmiş kurallara göre bireyler ya da takımlar arasında yapılan düzenli atletik yarışmalardan ayırmak için kullanılırdı.

Sporun ne zaman başladığını belirlemek olanaksızdır. Çocukların kendiliğinden yarışmadıkları ya da güreşmedikleri bir oyun bulmak zordur. Ama yetişkinler arasında, fiziksel yarışmaya dayanan ve kendi başına bir amaç taşıyan karşılaşmaların ortaya çıkışı sporun başlangıcı olarak kabul edilebilir. Tarihöncesinde avcıların avlanmaya, bir spor olarak bakıp bakmadıkları bilinmemektedir. Ancak antik toplumlarda avcılık becerisinin bir soyluluk ölçüsü sayıldığı kesindir. Arkeolojik bulgular eskiden Çin', de top oyununun yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Ama bunlar da bir spor karşılaşmasından çok bir eğlence ve beden eğitimi niteliğindedir.

Spor Eski Mısır'da oldukça yaygındı. Firavunlar avda yeteneklerini göstermeye çalışır, güçlerini sınadıkları ok atma gösterileri yaparlardı. Ayrıca zıplama, güreş, top oyunları ve sopa dövüşleri de ilgi gören sporlardı.

Girit'te genç kız ve erkekler akrobatik yeteneklerini boğalara karşı sınarlardı. Bunun bir spor mu, yoksa dinsel bir tören mi olduğu açıklık kazanmamıştır. Sporun modern toplumdan önce en belirgin olarak ortaya çıktığı yer ise Yunanistan'dır. Homeros'un İlyada'sının 23. kitabında Patroklos' un ölümü üzerine cenaze oyunları biçiminde yapılan sporlardan söz edilir. Odysseia'da anlatılan oyunlar ise sportif amaçlar taşıyan dindışı karşılaşmalardır. Eski Yunan kültürü hem dinsel, hem de dindışı sporları içerir.

Sporla dinsel törenlerin birleştiği en ünlü düzenleme, İÖ 776'da yapıldığı saptanan, ama çok daha önce başladığı sanılan Olimpiyat Oyunlarıdır. Zeus onuruna Olympia'da düzenlenen bu oyunlardan başka Apollon adına Delphoi'de ve ayrıca Korinthos ile Nemeia'da da oyunlar düzenleniyordu. Bu dört düzenlemeye periodos denirdi. Bu yarışmalarda başarılı olan atletler şiirlere konu olur, heykelleri dikilir ve maddi olarak ödüllendirilirdi. Her kentin, gymnos adı verilen çıplak atletlerin çalıştığı bir gymnasion'u vardı. Militarist Sparta dışında Yunanlı kadınlar Olimpiyat Oyunlaeı'na katılamaz, Demeter'in rahibeleri dışında izleyici olarak da bulunamazlardı. İS 2. yüzyıl gezgini Pausanias'ın yazdığı, Hera adına düzenlenen kadın yarışlarının pek bir önemi yoktu.

Araba yarışlarının en tutulan spor olduğu Eski Roma ve Bizans dönemlerinde spor daha çok savaşa hazırlıklı olma bağlamında ele alınıyordu. Koşu ve disk atmadan çok boks, güreş, mızrak atma sporlanna önem veriliyordu. Eski Yunan oyunlarına ilgi daha çok Hadrianus döneminde (İS 117-138) başladı.

Roma'da Circus Maximus'ta yapılan araba yarışlan 250 bin kadar izleyici çekiyordu. Yunan stadyumlarından çeliştirilen circus 1992'de İspanya'nın Barselona kentinde yapılan Yaz Olimpiyatları'nın açılış töreni ya da hipodromlarda yapılan araba yarışlarında, ekipler "maviler", "yeşiller" gibi takımlar oluşturur ve kazandıkları yarışların kayıtları bugünkü rekorlar gibi tutulurdu.

Gladyatör dövüşleri ise İÖ 264'te Etrüsk cenaze oyunlarından geliştirilmişti. Araba yarışlarının dörtte biri kadar izleyici çeken' bu karşılaşmalar, insanın insanla dövüştüğü munera ve insanın hayvanla dövüştüğü venatioies olarak ikiye ayrılırdı. Özgür insanların da katıldığı dövüşlerde, Neron yönetimi sırasında İS 63'te kadınlar da yer almaya başladı. Gladyatör dövüşleri Hıristiyanların tepkisi üzerine İS 5. yüzyıl başlarında ortadan kalktı.

Ortaçağda spor daha az düzenli yapılıyordu. Panayırlar ve mevsimlik şenliklerde erkekler kayaları ya da tahıl çuvallarını kaldırma yarışmaları yapar, kadınlar ise koşardı. Köylülerin en gözde sporu bekâr erkeklerin evli erkeklerle ya da bir köyün başka bir köyle karşılaştığı ve her türlü hareketin serbest olduğu bir tür top oyunuydu.

Ortaçağın ve Rönesans'ın kentlileri ise ok atma yarışlarıyla eğlenirlerdi. Bu yarışları izleyen daha alt kesimden insanlar arasında koşu, sıçrama ve güreş karşılaşmalarına da rastlanırdı.

Soyluların gözde sporları, avcılığın yanı sıra şövalyelerin katıldığı turnuvalardı. Şövalyelerin at üzerinde kargılanyla rakiplerini devirmeye çalıştıktan bu turnuvalar aynı zamanda savaşma yeteneklerini gösterdikleri bir alandı. Kazananlar ödülün yanı sıra yeniklerden fidye alırdı. 12. ve 16. yüzyıllar arasında öteki dövüş biçimlerinin de uygulanmasıyla, bu turnuvalar oldukça kanlı bir biçim aldı.

Rönesans'la birlikte spor bütünüyle dindışı bir etkinlik oldu. Hümanistlerin sporu bir beden eğitimi aracı olarak görmeleri, yarışma yanını gölgeledi. 15. ve 16. yüzyıllarda, sporda uyumlu hareketler ve estetik öne çıktı. Atların yetiştirilmesinde hız ve dayanıklılıktan çok zarif hareketlere önem verilmeye başladı. Eskrim bile bir sanat biçimi olarak ele alındı. Floransa'da oynanan ve bugünkü futbola benzeyen calcio (tekme) oyuncuların zarif hareketleri açısından değerlendirildi.

Bugünkü biçimiyle spor ilk kez 17. yüzyılda, İngiltere'de görüldü. Restorasyon döneminde ve 18. yüzyılda kriket örgütlü biçimde yayıldı. Değişik güçteki sporcuların aynı yarışta yer almalarını engellemek için yaşa ve ağırlığa göre kategoriler oluşturuldu. Yaygınlaşan bir başka spor da 1867'de kuralları yeniden düzenlenen bokstu.

18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda çok farklı spor dalları gelişti; kuralları standartlaştırmak amacıyla birçok ulusal örgüt kuruldu. Gelişen kentler ve kent mahalleleri arasında rasgele yapılan karşılaşmaları düzene koymak için ligler oluşturuldu. İngiltere'de Futbol Birliği (FA) 1863'te kuruldu, bunu 1880'de Amatör Atletizm Birliği'nin (AAA) kuruluşu izledi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ise 1894'te kuruldu ve iki yıl sonra ilk modern Olimpiyat Oyunları yapıldı. Modern sporlar özellikle İngiltere ve ABD'den dünyaya yayıldı. Emperyalizm çağında ise Avrupa ülkeleri ve ABD, Afrika'nın ve Asya ülkelerinin bir bölümünün geleneksel sporlarını bastırarak buralara modern sporları soktular. Modern sporlara geçişin ardında kusursuzluğu arayan Sanayi Devrimi yatıyordu. En üst dereceye ulaşma tutkusu "rekor" kavramını ortaya çıkardı. Spor, 20. yüzyıl toplumunun temel değerleri olan laikliği, usçuluğu, uzmanlaşmayı, bürokrasiyi, ölçme ve derecelendirmeyi yansıtır oldu. Birçok düşünür ve toplumbilimci modern sporu sanayi kapitalizminin bir ürünü olarak kabul etti. Kapitalizm televizyon ve öteki iletişim araçlarını da kullanarak sporu pazarlanabilen bir mal haline getirdi. Boş zamanların artması da spor izleyicilerinin ve tüketicilerinin sayısının görülmemiş ölçüde çoğalmasına yol açtı.

Modern sporlar İngiltere'de ortaya çıkarken, modern beden eğitimi 18. yüzyıl sonuyla 19. yüzyıl başında Almanya'da ve İskandinav ülkelerinde gelişti. Ama jimnastik, bir yarışma biçimini alana değin uluslararası ilgi görmedi. Sporun ticarileşmesi karşısında amatörlük kavramı ortaya atıldı ve Olimpiyat Oyunları'na spordan gelir elde etmeyen amatör oyuncuların katılması kararlaştırıldı. Ama en iyi dereceye ulaşma çabası geniş bir yatırım ve yoğun bir çalışma gerektirdiğinden, başka bir işle uğraşmayıp büyük paralar kazanan "amatör" atletler ortaya çıktı. Amatörlük ve profesyonellik arasındaki ayrım 20. yüzyıl sonunda spor dünyasındaki en önemli tartışma konusuydu.

Spor dalları

Ayrıca bakınız

*Futbol *Basketbol *Voleybol *Tenis *Hentbol *Yüzme *Atletizm *Formula 1 *At yarışları * Olimpiyat * Disk atma
Spor Spor
2011-02-02T19:11:28+02:00
günümüzde spor çok büyük bir rant kaynağı olarak görülüyor. Bunun böyle olmasında en büyük pay sahibi ise spordan büyük paralar kazanmak isteyen yan sektörlerin ve spor adamlarının ortaya çıkması oldu. Ardından menajerlik sistemi oluşmadan ortaya çıkan paravan menajerler rant işini daha da körükleyerek, günümüzde çok büyük rakamlarla ifade edilir hale getirdiler. Ülkemizde ise spor branşları arasında tüm gözler futbola çevrilmiş durumdadır. Evet belki futbol maddi getirisi çok büyük, profesyonelce yapılan tek spor dalıdır. Ancak gözden kaçırılmaması gereken bir gerçek de amatör branşlarda özellikle son yıllarda kazanılan paralar hiç de küçümsenemeyek boyutlara ulaştı. Hele ki yeni ödül yönetmeliğinin çıkmasından sonra rakamlar eskinin parasıyla trilyonları geçti. Hal böyleyken gerek sporcu sayısı, gerek izleyici bakımından amatör branşlarımıza ilgi giderek azalıyor. Başarıdan söz etmek sadece günü kurtarmak ve önemsiz organizasyonları gereğinden fazla büyüterek insanları aldatmaktan öteye geçmiyor. Avrupa'da ve dünyada hangi ülkeye giderseniz gidin, hangi branşta müsabaka izlerseniz izleyin mutlaka belirli bir izleyici kitlesi bulursunuz. Ülkemizde ise sporcuların yakınlarının yanı sıra, 3-5'te meraklı çıkıyor. Bunun böyle olmasının nedenlerine gelince, en başta ülkenin bir spor politikasının olmayışı yatıyor. Siyasi partilerimiz her alanda potikilar üretirken, seçim bildirgelerine her alanla ilgili yapacaklarını yazarken, sporu es geçtiler ve geçmeye de devam ediyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nde spor bakımından belkide en şanslı dönem yaşanıyor. Çünkü spora bu kadar ilgi duyan ve bilen bir başbakan gelmedi. Bundan sonra da geleceğini zannetmiyorum. Tek temennim spor federasyonlarında işi bilen, emektar başkanların göreve getirilmesidir. Spor yazarlarına gelince onlara söylenecek o kadar çok şey var ki, hepsi futbol yazarı olmuşlar. Spor denince akıllarına futboldan başka birşey gelmiyor. Gelse de zaten branşlar hakkında hiçbir bilgiye sahip değiller. Televizyonlara bakıyorsunuz spor programı adı altında GS, FB ve Bjk'ın dışında biraz da Trabzonspor'a değiniyorlar. İşte size spor. Böyle giderse, medyanın ilgisinden tamamen yoksun olan ve başarılarının gazete ve televizyonlarda küçükte olsa yer alması için büyük çabalar harcayan amatör spor branşlarımız Türkiye'de tarihe karışacak.
0 Yorum Yap
Spor Spor
2005-02-25T13:33:18+02:00
Trabzon spor yokmu? trobzon ´un sanpiyolugu yokmu? Tarabzon türk kulubü degilmi?
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar