SPOT (fransızca) türkçe anlamı
1. [le] spot ışığı
2. spot piyasa
SPOT (inglizce) türkçe anlamı
3. f. benek yapmak
4. lekelemek
5. nokta yapmak
6. beneklemek
7. seçmek
8. ayırt etmek
9. görmek
10. tanımak
11. yerleştirmek
12. yerine koymak
13. yerini saptamak
14. lekelenmek
15. benek benek olmak
16. i. nokta
17. benek
18. leke
19. puan
20. yer
21. olay yeri
22. ayıp
23. reklâm
24. reklâm spotu
25. azıcık miktar
26. zor durum
27. gece klübü
28. eğlence yeri
29. spot
30. sahne ışığı
31. s. peşin para ile yapılan
32. hemen teslim edilen
SPOT (türkçe) anlamı
33. Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü. Dar bir alana çok güçlü ışık yöneltebilen stüdyo lambası
34. ışıntı lambası
35. reklam ışıntısı. Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma.
36. 2. anlamı Sciaena
37. gölgebalığı
38. deniz güzeli
39. zool
40. sarıağız
41. yer
42. i
43. mevki
44. mahal
45. kısa reklam
46. peşin
47. leke
48. ayıp
49. leke
50. benek
51. nokta
52. yerinde olan
53. bir miktar güç durum
54. İng
55. spot ball siyah
56. ara sıra rasgele
57. projektör ışığı
58. ayıp
59. nokta
60. bulmak
61. namus lekesi.
62. 3. anlamı yer. mahal. benek. nokta. leke. (yüzdeki) ben. namus lekesi. ayıp. güç durum. kısa reklam. projektör ışığı. hüküm giyme. mahkûmiyet. beneklemek. lekelemek. ayırt etmek. seçmek. görmek. tanımak. bulmak.
SPOT (türkçe) anlamı
63. herhangi bir aynalı aygıt ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü.
64. dar bir alana çok güçlü ışık yöneltebilen stüdyo lambası.
65. kısa tanıtma filmi.
1. n. roundish stain
2. dot
3. speck
4. place
5. awkward or difficult situation
6. predicament
7. specific location
8. area
9. stain on one's reputation
10. blemish
11. pimple (British)
12. spotlight
13. v. mark
14. dot
15. stain
16. remove a spot from
17. notice
18. detect
19. recognize
20. become stained
21. place
22. set in a particular position
23. locate
24. adj. made or done immediately
25. paid at once
26. broadcast between major radio or television programs
performed randomly,
SPOT (türkçe) ingilizcesi
27. n. roundish stain
28. dot
29. speck
30. place
31. awkward or difficult situation
32. predicament
33. specific location
34. area
35. stain on one's reputation
36. blemish
37. pimple (British)
38. spotlight
39. v. mark
40. dot
41. stain
42. remove a spot from
43. notice
44. detect
45. recognize
46. become stained
47. place
48. set in a particular position
49. locate
50. adj. made or done immediately
51. paid at once
52. broadcast between major radio or television programs
performed randomly,
Spot (almanca) ingilizcesi
53. n. ad
54. advertisement
commercial,
Spot (fransızca) ingilizcesi
55. (m) n. spot
56. spotlight,

Spot İngilizce anlamı ve tanımı

Spot anlamları
    (a.) on hand for immediate delivery after sale
57. -- said of commodities
58. as
59. spot wheat.(a.) Lit.
60. being on the spot
61. or place
62. (noun) A mark on a substance or body made by foreign matter
63. a blot
64. a place discolored.(v. i.) To become stained with spots.(noun) A sciaenoid food fish (Liostomus xanthurus) of the Atlantic coast of the United States. It has a black spot behind the shoulders and fifteen oblique dark bars on the sides. Called also goody
65. Lafayette
66. masooka
67. and old wife.(noun) A small part of a different color from the main part
68. or from the ground upon which it is
69. as
70. the spots of a leopard
71. the spots on a playing card.(noun) Commodities
72. as merchandise and cotton
73. sold for immediate delivery.(noun) The southern redfish
74. or red horse
75. which has a spot on each side at the base of the tail. See Redfish.(noun) A small extent of space
76. a place
77. any particular place.(noun) A stain on character or reputation
78. something that soils purity
79. disgrace
80. reproach
81. fault
82. blemish.(noun) A variety of the common domestic pigeon
83. so called from a spot on its head just above its beak.(v. t.) To mark or note so as to insure recognition
84. to recognize
85. to detect
86. as
87. to spot a criminal.(v. t.) To make visible marks upon with some foreign matter
88. to discolor in or with spots
89. to stain
90. to cover with spots or figures
91. as
92. to spot a garnment
93. to spot paper.(v. t.) To stain
94. to blemish
95. to taint
96. to disgrace
97. to tarnish
98. as reputation
99. to asperse.
Spot tanım:
Kelime: spot
100. Söyleniş: 'spä
101. t
102. İşlev: noun
103. Kökeni: Middle English
104. akin to Middle Dutch spotte stain
105. speck
106. Old Norse spotti small piece
107. 1 : a taint on character or reputation : FAULT spot on the family name>
108. 2 a : a small area visibly different (as in color
109. finish
110. or material) from the surrounding area b (1) : an area marred or marked (as by dirt) (2) : a circumscribed surface lesion of disease (as measles) or decay <spots of rot> spots on a leaf> c : a conventionalized design used on playing cards to distinguish the suits and indicate values
111. 3 : an object having a specified number of spots or a specified numeral on its surface
112. 4 : a small quantity or amount : BIT
113. 5 a : a particular place
114. area
115. or part b : a small extent of space
116. 6 plural usually spot : a small croaker (Leiostomus xanthurus) of the Atlantic coast with a black spot behind the opercula
117. 7 a : a particular position (as in an organization or a hierarchy) b : a place or appearance on an entertainment program
118. 8 : SPOTLIGHT
119. 9 : a position usually of difficulty or embarrassment
120. 10 : a brief announcement or advertisement broadcast between scheduled radio or television programs
121. 11 : a brief segment or report on a broadcast especially of news
122. - on the spot 1 : at once : IMMEDIATELY 2 : at the place of action 3 a : in a responsible or accountable position b : in a difficult or trying situation
123.
Spot ile eşanlamlı (synonym) kelimeler
Berth
124. Bit
125. Blemish
126. Blob
127. Blot
128. Dapple
129. Daub
130. Descry
131. Espy
132. Fleck
133. Maculation
134. Office
135. Patch
136. Pip
137. Place
138. Point
139. Position
140. Post
141. Situation
142. Slur
143. Smear
144. Smirch
145. Smudge
146. Speckle
147. Spotlight
148. Spy
149. Stain
150. Touch
151.
SPOT (türkçe) fransızcası
1. [le] spot ışığı
2. spot piyasa
Spot (fransızca) almancası
1. n. spot
2. scheinwerfer
3. strahler
4. lichtpunkt
5. werbespot
6. leselämpchen
7. lämpchen
Spot (fransızca) italyancası
1. 1. (radar) segnale di ritorno
2. 2. (théâtre) riflettore (m)
3. riflettore lenticolare
Spot (fransızca) ispanyolcası
1. 1. (radar) cresta de eco
2. 2. (théâtre) proyector (m)
3. foco (m)
Spot (fransızca) portekizcesi
1. 1. (radar) eco (m)
2. sinal de retorno
3. 2. (théâtre) refletor (m)
Spot (fransızca) flemenkcesi
1. 1. (radar) echo (m)
2. 2. (théâtre) bundellicht (n)
3. spotlicht (n)
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Spot Fiyat

Spot fiyat, bir ekonomi terimi. Bir meta, menkul kıymet veya dövizin anlık ödeme ve teslimi için olan fiyat anlamına gelir. Vadeli sözleşme veya gelecek işlemeler sözleşmeleri gibi sözleşmelerde bulunan ve fiyatın bugüne ait olduğu; fakat ödeme ve teslimin daha sonra olacağı ...

Spot Valör

Mali piyasalarda gerçekleştirilen bir işleme bağlı ödemelerin işlemin yapıldığı günü takip eden iki iş günü sonrasında gerçekleştirilmesidir.Spot valörle yapılan bir işlem, örneğin Pazartesi günü gerçekleşmiş ise ödemeler Çarşamba günü yapılmaktadır. Diğer bir ...

The Curse Of The Black Spot

''The Curse of the Black Spot'' Britanya bilim kurgu dizisi ''Doctor Who'' 'nun altıncı sezonunun üçüncü bölümüdür. Serinin önceki bölümü olan "Day of the Moon" ise bundan bir hafta önce yayımlanmıştır ve bu bölümün önceki kısmı niteliğindedir.

See Spot Run

''See Spot Run'' 2001 yılı Kanada-Amerika komedi filmi. Film bir köpeğin başından geçenleri anlatıyor.

Spot Eşya

spot eşya garantisi olmayan eşya

Spot Piyasa

Ticari bir ürünü toptancısından veresiye aldıktan sonra değerinden daha aşağı bir fiyatla pazarda peşin olarak satma.