Su Kaynaklarının Kirlenme Nedenleri Sonuçları Ve Alınabilecek Önlemler

Su kaynaklarının kirlenmesinin nedenleri


Yaşamımızda çok önemli bir yeri olan ve yeryüzünün büyük bir bölümünü oluşturan "su"yun çeşitli nedenlerle kirlendiği bilinmektedir. Yeryüzündeki su kaynaklarının zamanla azalması, dünya nüfusunun giderek artmasına bağlı olarak su tüketiminin artması ve daha da önemlisi suların ve su kaynaklarının çeşitli nedenlerle kirlenmesi yaşamımızı giderek zorlaştırmaktadır.

Yeryüzündeki sular, güneşin sağladığı enerji ile birlikte sürekli bir döngü içinde bulunurlar. İnsanoğlu, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, suyu bu doğal döngüden alır ve kullandıktan sonra tekrar aynı döngüye geri verir.

Bu doğal süreç sırasında suya karışan her türlü zararlı madde suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek "su kirliliği"ne sebep olur. Su kirliliğine neden olan unsurları genel olarak dört ana başk altında toplamak mümkündür.

Bunlar sırasıyla;
* Nüfus artışı
* Kentleşme
* Sanayileşme
* Tarımsal mücadele ilaçları ve kimyasal gübreler.

Yukarıda belirtilen dört ana başlık içerisinde yer alan endüstriyel ve kentleşmenin önemi tartışılmazdır. Endüstri kuruluş atıklarının arıtılmadan akarsulara verilmesi veya bu atıkların toprağa gömülmesi sonucu bu atıklar yağmur sularına karışarak yeraltı sularının kirlenmesine sebep olabilmektedir.

Enerji santralleri, çelik, kağıt ve araba fabrikaları gibi büyük endüstriyel kuruluşlar, çevreye zararlı maddeler açığa çıkaran önemli kuruluşların başında gelmektedirler. Özellikle büyük şehirlerde kurulan sanayi fabrikalarının sıvı ve katı atıklarının da su kirliliğine neden oldukları bilinmektedir. Ayrıca, sanayileşmenin gelişmesi ile şehirlere göç olayı daha da hızlanmış, bunun sonucunda da hızlı ve düzensiz şehirleşme ortaya çıkmıştır.

Şehirlerdeki nüfus artışı ve buna bağlı olarak kentleşmenin yarattığı atıkların artış göstermesi, tarımsal mücadele ilaçlarının ve kimyasal gübrelerin bilinçsizce ve kontrolsüz kullanımı da göz önüne alındığında "su kirliliğine" etki eden unsurların önemi ortaya çıkmaktadır.

Su kirliliğinin önemli bir başka nedeni olan evsel atıklarda bulunan "sert (biyolojik parçalanmaya dayanıklı) deterjan" kalıntılarının doğal su kaynaklarının kirletilmesinde önemli payı olduğu bilinmektedir. Deniz ve göl kenarı gibi ortamlara yakın kurulan büyük şehirlerde evsel atıkların fazlalığı göz önüne alınırsa, kirlenmenin buralarda önemli boyutlarda yaşandığı açıkça görülebilir.

Su kirliliğini oluşturan diğer etmenlerin başında lağım suları, petrol atıkları ve nükleer atıklar, kimyasal kirleticiler ve tarımda verimi artırma amacıyla kullanılan doğal ve yapay maddeler, tarım ilaçları ve radyoaktif atıklar yer almaktadır. Bu atıklar arıtılmadan su ortamlarına boşaltıldıklarında ya da bu atıklarla kirlenen topraklardan sulara taşındıkları zaman su kirliliğine neden olurlar.

Özellikle tarımsal alanlarda üretimi artırmak amacıyla kullanılan kimyasal gübreler, böceklerle savaşmakta kullanılan bir takım kimyasal zehirler yağmur suları ile toprak altına geçerek yeraltı sularının kirlenmesine sebep olabilmektedirler.

Su kaynaklarının kirlenmesin sonuçları


Çeşitli yollarla kirlenen suların bir çok etkileri vardır. Suların kirlenmesi, insanları, hayvanları, bitkileri ve çevre estetiğini olumsuz yönde etkilemektedir. Kirli sularla insan ve hayvan sağlığı tehlikeye girmekte, bitkilere hayat tanımamaktadır. Su kirliliği insan sağlığını, içme veya çeşitli amaçlarla kullanılması sonucu etkilemektedir. Birçok bulaşıcı ve salgın hastalığın kaynağı patojen (hastalık yapan mikro organizmalar) içeren su su kaynaklarıdır. Bu nedenle patojenlerin uzaklaştırılabilmesi için sular dezenfekte edilmektedir. Dezenfeksiyon işleminin yapılmaması ya da yetersiz kalması durumunda çeşitli salgın hastalıklar insan sağlığını tehdit etmektedir.

Su ortamında yaşayan patojenler ve insan sağlığına yaptıkların etkiler şunlardır:

Salmonella: Genellikle mide krampları, ateş, bulantı, kusma şeklinde görülür. Salmonella mideden geçmekte ve bağırsaklarda çoğalmaktadır.
Shigella: Shigella adı verilen basil tipi, bakterilerin sebep olduğu bir dizanteri şekli olup, "basilli dizanteri" olarak adlandırılmaktadır. Bu hastalık, taşıyıcının dışkısı ile yayılmakta ve çoğunlukla akut diyarenin sebebi olmaktadır.
Vibrio Kolera: Kolera, vibrio isimli bir bakterinin sebep olduğuciddi bir akut bağırsak hastalığıdır. Hastalık diyare, kusma, idrar azalması, hızlı su kaybı, kan basıncı azalması, düşük vücut sıcaklığı karekterize edilmektedir. Kolera salgınları genellikle halka temin edilen suların kirlenmesiyle ortaya çıkmıştır.
Tularemia: Kan dolaşımına, deri sıyrıkları ve mükozalar yoluyla girmekte, üşüme ve ateş, lenf düğümlerinde şişme ve halsizlik gibi durumların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Hastalık, dışkı, idrar, hasta hayvan ve ölülerinin su kaynağını kirletmesi sonucu ortaya çıkmakta ve yayılmaktadır.
Parazitler: Lağım suyunda bir kaç tür parazit, bağırsak kurtları vardır. Bunların çoğu vücuda ağız yoluyla bir kısmı da deriyle girmektedir. İçme sularında bu organizmaların bulunması, modern su arıtma teknikleriyle engellenebilmektedir. Ancak katı atık sularlarla kirlenmiş sularda yüzme ve ham atık suların sulamada kullanılması bağırsak enfeksiyonuna sebep olmaktadır.
Yukarıda sayılan patojenlerin insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri görülmüştür. Pestisitlerin de kullanımı sonucunda patojenler gibi olumsuz etkiler görülmektedir. Pestisitler, istenmeyen böcek, kemirgen, bitki, yosun ve diğer zararlıların önlenmesi için kullanılan maddelerdir. Pestisitler su ortamına püskürtme,yağmur suyu ve atık deşarjlarıyla girmektedir. Yeraltı suyuna ise topraktan süzülme ve kaza ile dökülme sonucu ulaşmaktadır.Pestisitler içerisinde bulunan cıva önemli bir çevre kirleticisidir. Hayvanlarda birikime uğradığında gıda zincirinde yüksek değişmelere ulaşabilmektedir. Gerçekten de balık ve midyelerde yüksek yoğunluklara ulaşan cıva, bu hayvanların yenilmesiyle insan ölümlerine sebep olmaktadır.DDT'nin okyanusta, belli bir yoğunlukta bulunduğu bilinmekte ve fitoplanktonlar üzerine etkisi sonucu, atmosferin oksijen dengesi olumsuz yönde etkileyeceği tahmin edilmektedir.

Petrol kirliliklerinin en önemli etkilerinden biri de suların estetiğini bozmasıdır. Endüstriyel atıklar, tankerler, rafineri artıkları su yüzeyini kirletmektedir. Kıyılarda denize girilmesini engellemekte, çok kötü bir görünüm olmaktadır. Bu da üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin sahillerini kullanılmaz hale getirmekte, bunun yanı sıra turizmimizi de etkilemektedir. Yukarıda belirtilen sebeplerden su kirliliğinin insan sağlığına olan etkilerinin yanında, ekonomik etkileri de vardır. Ancak bu etkenlerin biribirinden ayrı düşünülmesi olanaksızdır. İnsan sağlığının etkilenmesi, sonuçta ekonomik kayıplarda beslenme ve giderek sağlık üzerinde etkili olabilmektedir.

Su kirliliğinin ekonomik yönden yarattığı sorunları şöyle sıralayabiliriz:

Atık temizleme ve içme suyu arıtma tesislerinde daha fazla işlem gerekmesi nedeniyle giderlerin artması.
Kirli sular sulama suyu olarak kullanıldığında, sulanan alanların kirlenmesi ve bunun sonucunda verim düşmesine sebep olması,
Su ortamında doğal dengeyi bozan kirleticilerin, bu ortamdaki yaşamı etkilemesi ve bunun sonucunda su ürünlerinde azalmanın meydana gelmesi, su kaynağında estetik yönden bozulmaların olması, turizm, su sporları ve dinlenme amacıyla yararlanmayı kısıtlanması..

Su kaynaklarının kirlenmesini önleyici tedbirlerh2>
Su Kirliliğine Karşı Alınacak Kişisel Tedbirler:
- Canlı artıklarının sulara atılmaması,
- Sentetik deterjanlı suların bir yerde toplanması,
- Tarımda kullanılan ilaçların ve gübrelerin sulara karışmasının önlenmesi,
- Sanayi artık ve atık sularının suları kirletmesinin önlenmesi,
- Su kaynakları çevresinin temiz tutulması,
- Çöp ve diğer atıkların sulara bırakılmaması,
- İçme sularının on dakika kaynatılıp, bütün parazit yumurtalarının tahrip edilerek dezenfekte edilmesi,
- Suları kirletenlerin uyarılması.

0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar