Tan

Güneş battıktan sonra ve doğmadan önce gökyüzünde hâsıl olan alaca karanlık ve bu sırada güneş ışığına mâruz üst atmosfer tabakalarından ışığın geldiği süre.

TAN (inglizce) türkçe anlamı
1. f. güneşlenmek
2. yanmak (güneşte)
3. bronzlaşmak
4. tabaklamak
5. sepilemek
6. dövmek
7. kamçılamak
8. i. taba rengi
9. bronzlaşmış cilt
10. yanık ten
11. tabaklama
12. sepileme
13. meşe kabuğu (tabaklamada)
14. s. taba rengi
15. tabaklama ile ilgili
TAN (türkçe) anlamı
16. Güneş doğmadan önceki alaca karanlık.
17. 2. anlamı sepicilikte kulla
18. de bagat etmek
19. tabaklamak
20. i
21. mazı tozu
22. tanen
23. kamçılamak
24. dayak atmak
25. dili
26. k
27. güneşe göstererek karartmak
28. güneşte yanmış ten rengi
29. açık kahverengi
30. güneşte yanıp esmerleşmek
31. sarımsı kahverengi
32. güneş yanığı
33. bronzlaştırmak
34. sa
35. 3. anlamı (hayvan derisi) tabaklamak. sepilemek. güneşte yanmak. bronzlaşmak. bronzlaştırmak. güneş yanığı. sarımsı kahverengi.
TAN (türkçe) anlamı
güneş doğmadan önceki alaca karanlık.
TAN (türkçe) anlamı
36. (Türkçe) 1. Güneş doğmadan önceki alacakaranlık
37. şafak vakti. 2. Sabah
38. akşam esen serin esinti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
1. n. suntan
2. brownish color acquired by the skin through exposure to the sun's rays
3. v. acquire a brownish color by exposure to the sun's rays (of the skin)
4. make the skin brown by exposure to the sun's rays
5. beat
6. thrash (Informal)
7. convert animal skin into leather
8. adj. brownish-yellow
9. having a suntan
used to convert animal hide into leather,
TAN (türkçe) ingilizcesi
10. n. suntan
11. brownish color acquired by the skin through exposure to the sun's rays
12. v. acquire a brownish color by exposure to the sun's rays (of the skin)
13. make the skin brown by exposure to the sun's rays
14. beat
15. thrash (Informal)
16. convert animal skin into leather
17. adj. brownish-yellow
18. having a suntan
used to convert animal hide into leather,
Tan (almanca) ingilizcesi
19. adj. brownish-yellow
20. having a suntan
21. used to convert animal hide into leather,

Tan İngilizce anlamı ve tanımı

Tan anlamları
    (v. t.) To thrash or beat
22. to flog
23. to switch.(noun) A brown color imparted to the skin by exposure to the sun
24. as
25. hands covered with tan.(noun) See Picul.(noun) To convert (the skin of an animal) into leather
26. as by usual process of steeping it in an infusion of oak or some other bark
27. whereby it is impregnated with tannin
28. or tannic acid (which exists in several species of bark)
29. and is thus rendered firm
30. durable
31. and in some degree impervious to water.(noun) The bark of the oak
32. and some other trees
33. bruised and broken by a mill
34. for tanning hides
35. -- so called both before and after it has been used. Called also tan bark.(noun) A yellowish-brown color
36. like that of tan.(noun) To make brown
37. to imbrown
38. as by exposure to the rays of the sun
39. as
40. to tan the skin.(v. i.) To get or become tanned.(a.) Of the color of tan
41. yellowish-brown.
Tan tanım:
Kelime: tan
42. Söyleniş: 'tan
43. İşlev: verb
44. Türleri: tanned
45. tan·ning
46. Kökeni: Middle English tannen
47. from Middle French tanner
48. from Medieval Latin tannare
49. from tanum
50. tannum tanbark
51. transitive senses
52. 1 a : to convert (hide) into leather by treatment with an infusion of tannin-rich bark or other agent of similar effect b : to convert (protein) to leather or a similar substance
53. 2 : to make (skin) tan especially by exposure to the sun
54. 3 : THRASH
55. WHIP
56. intransitive senses : to get or become tanned
57.
Tan ile eşanlamlı (synonym) kelimeler
Bronze
58. Burn
59. Sunburn
60. Tangent
61. Topaz
62.
Tan (ingilizce) fransızcası
1. n. bronzage
2. brunissement
3. hâle
4. v. bronzer
5. hâler
6. brunir
7. tanner (peaux)
8. battre
9. adj. bronzé
10. bruni
11. hâlé
12. tanné
13. en cuir jaune
14. brun-jaunâtre
TAN (türkçe) almancası
1. die Morgendämmerung
Tan (ingilizce) italyancası
1. s. abbronzatura
2. (fam) tintarella
3. marrone chiaro
4. (Chim) tannino
5. v. abbronzare
6. dare la tintarella a
7. (Conc) conciare
8. tannare
9. (fam) battere
10. picchiare
11. (fam) sonarle a
12. agg. marrone chiaro
Tan (ingilizce) ispanyolcası
1. s. bronceado
2. color bronceado
3. tanino
4. corteza
5. v. curtir
6. atezar
7. broncear
8. tostar
9. zurrar
10. atezarse
11. adj. color café claro
12. de color marrón
13. de color marrón claro
14. marrón amarillento
Tan (ingilizce) portekizcesi
1. s. bronzeamento
2. v. queimar
3. tostar
4. bronzear
5. castigar
6. adj. bronzeado
7. cor de canela
Tan (ingilizce) flemenkcesi
1. zn. bruine kleur (v.d. huid door zonnebrand)
2. ww. bruinen
3. bruin worden
4. looien
5. tanen
6. iemand afrossen
7. bn. zongebruind

Tan hakkında bilgiler

Güneş battıktan sonra ve doğmadan önce gökyüzünde hasıl olan alaca karanlık ve bu sırada güneş ışığına maruz üst atmosfer tabakalarından ışığın geldiği süre.

Güneş batınca gökyüzünde batış ufku üzerinde önce kırmızılık meydana gelir. Bu renk gittikçe zayıflar, incelir. Fark edilmez olur. Sonra hafif sarımsı bir renk çıkar. Sarı renk de kaybolurken gayet hafif bir beyazlık hasıl olur. Beyazlık mevsime göre 10 ila 20 dakika kadar durduktan sonra kaybolur ve koyu bir siyahlık çöker. Güneş ufkun altına 17 derece inince kırmızılık, 19 derece inince de beyazlık kaybolur. Sabahları güneş doğmadan önce de bunun tersi olur. Güneş ufka 19 derece yaklaşınca beyazlık doğar. 18 derecede beyazlık ufuk boyunca yayılır. 17 derecede de kırmızılık görülür. Tan olayı esnasında güneşin ufuk altına 18 derece yaklaştığı an Astronomik Tan, 12 derece yaklaştığı an Notik (Nautic) Tan, 10 derece yaklaştığı an Rasat Tanı, 6 derece yaklaştığı an Sivil (Civil) Tan adını alır. Notik Tan sırasında bütün parlak yıldızlar görülür. Rasat Tanında ise ufuk da bellidir, yer ve zaman tayini gözlemleri kolayca yapılabilir. Sivil Tan sırasında ise hava aydınlanır ve yıldızların çoğu kaybolur.

Atmosferdeki toz molekülleri, azot, oksijen ve diğer gaz iyonları ve atmosferin üst tabakalarındaki yoğunluğu çok az olan hava, tan olayına sebep olmaktadır.

Güneş ışığının yanısıra güneşten gelen gaz iyonları da yerküresini çevirip, koruyan manyetik kalkana çarpar ve atomlar parçalanır. Protonlar (pozitif yüklü tanecikler) bir yöne, elektronlar (negatif yüklü zerrecikler) diğer bir yöne gider. Zaman zaman bunlardan bazıları bu kalkanı aşarak bir mıknatıs olan yerküresinin manyetik kutuplarına doğru çekilirler.

Bu arada atmosferdeki mevcut gaz iyonlarına çarparak enerjilerinin bir kısmını ışık enerjisi olarak saçarlar. Böylece tan dışında da geceleyin gökyüzünde kutuplar civarında parlak ışıklar görünür. Bu olayın tana da tesiri olduğu sanılmaktadır. Atmosferin yerden 100 ila 1000 km kadar yüksekteki kısımlarından gelen bu ışıkların ve tan ışığının aydınlık nispeti atmosferdeki toz, bulut ve gaz miktarıyla çevredeki yüksek tepeler, binalar ve ağaçlar gibi ışığı yansıtan cisimlerin mevcudiyetine bağlıdır.

Gözlem yapılan noktanın yeryüzünden yüksekliği arttıkça tan müddeti de azalır ve atmosferin üst tabakalarında sıfıra ulaşır. Tan süresi, bulunulan yerin enlemine ve güneşin deklinasyonuna (meyline) yani mevsimlere bağlıdır. Takriben 1,5 ila 2 saat sürer. Kuzey yarımkürede enlemi 66,5 dereceden büyük yerlerde yazın güneş hiç batmaz ve kışın hiç doğmaz. Güneyde bunun tersi olur. Enlemi 48,5 dereceden küçük olan yerlerde astronomik tan olayı daima vuku bulur. Enlemi 48,5 ile 66,5 derece arasında kalan yerlerde ise, sadece senenin bir kısmında tan olayı meydana gelir. Her sabahın fecri vardır, fakat her fecrin sabahı yoktur. Ekvator yakınında güneş hemen hemen ufka dik olarak doğar ve batar. Enlem derecesi arttıkça güneşin yörüngesi ufka eğik hale gelir ve ufuktan belli bir yüksekliğe (irtifaa) ulaşması daha uzun sürer.

Güneş, batarken parlak bir ışıkla çevrilidir ve batı ile doğu cihetlerinde güneş ufkun altına indikten sonra kırmızı-sarı renkli şeritler zuhur eder. Doğu tarafında ufkun üzerindeki bu şeritler güneş ufuktan aşağı indikçe yükselir ve alttan karanlık çıkıp yükselmeğe başlar. Kırmızı bir sınırın altındaki bu karanlık, dünyanın gölgesidir. Ovalık yerlerde gözlenen bu şeritlere, yere yakın tozların güneş ışığını dağıtması sebep olur. Yüksek bir yerden bakınca toz etkisi az olacağından dünyanın gölgesi daha net görünür. Güneş ufuk altında 4 ila 10 derece alçaldığında dünyanın gölgesi süratle başucuna doğru ilerler ve doğuş tarafının kararması tamamlanır. Bu olay takriben 30 dakika sürer. Atmosfer olmasaydı tan meydana gelmez ve ayda olduğu gibi güneş batınca hemen tam karanlık çökerdi. Güneş ufka 20 dereceden daha yakınken atmosferin üst tabakaları aydınlıktır ve bu bölgeye gelen ışık dünyanın gölgede kalan kısmına yansır ve dağılır.

Akşam tanına şafak da denir. Kırmızılığa şafak-ı ahmer (kırmızı şafak), beyazlığa şafak-ı beyaz (beyaz şafak) adı verilir. Şafak “incelik” demektir. Şefkat de buradan gelmektedir ve kalbin rikkati, inceliği anlamını taşır. Işığın azalarak incelmesi sebebiyle bu ad verilmiştir. Sabah tanı ise fecr olarak bilinmektedir. Akşam doğu tarafında siyah çizgi zuhur eder ve yükselerek semadaki aydınlığı yok eder. Sabah aynı yerde beyaz çizgi hasıl olur ve yükselip, karanlığı yok eder.

Batıda, güneşin etrafındaki aydınlık leke, güneş yaklaşık ufkun iki derece altında bulunduğu zaman kaybolur. Bu sırada ufkun 25 derece üstüne kadar uzanan bölgede, güneşin üst kenarından yukarıya doğru erguvani bir ışık görülür, yani sarı, kırmızı, mavi karışımı bir renk süratle genişler ve kaybolur. Bu arada gökyüzü berrakken yerdeki cisimlere erguvani bir renk verecek şekilde netleşir. Bu erguvani ışığın şayan-ı kabul yegane izahı yaklaşık 10 km yüksekliğindeki hafif bir sis tabakasından dağıldığı şeklinde olmuştur. Mamafih bu da kat’i değildir.

Erguvani ışık kaybolduktan sonra batıda ufkun 20 derece üstüne kadar geniş bir ışık yayı şeklinde yayılan tan parlaklığı (aydınlığı) görülür. Güneş ufkun 18 derece altında kalana kadar geçen 1,5 saat süre zarfında bu ışık tedricen ufka doğru iner. 60 km’nin üzerinde atmosfer aydınlanırken dağılımların üst üste gelerek birbirini kuvvetlendirmesi sonucu iyonize azot ve sodyumun hasıl ettiği parlak şerit şeklinde ışıklar ortaya çıkar. Tan olayı bilhassa akşam, yatsı, imsak ve sabah vakitlerinin tayininde; gemicilikte seyr sırasında vakit ve yer bulunmasında ve askerlikte muharebede ehemmiyet arz eder.
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Remzi Tan

1947 yılında İstanbul'da doğan Tan, kürek sporuna 1959'da Galatasaray da başladı. 12 yıllık kürek sporu yaşamında 8 kez Türkiye, 9 kez İstanbul Şampiyonu olan Tan , 1997 yılında Kürek Federasyonu Başkanlığına seçildi.Kaynak: kimkimdir.

Muharrem Tan

1967 Boyabat doğumlu olan Muharrem Tan, Arapça ve İslam ilimleri üzerinde araştırmalar yapmak üzere 2 yıl Kahire`de kaldıktan sonra İstanbul Üniversitesi Arap Dili Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Marmara Üniversitesi`ne bağlı Ortadoğu Enstitüsü`nde Hindistan`ın ...

Tan Sri Hasan Yunus Stadyumu

Tan Sri Hasan Yunus Malezya`nın Johor Bahru şehrinde 1991 yılında çok amaçlı olarak inşa edilen bir stadyum

Mete Tan

Mete Tan (d. 1929, Afyonkarahisar, Türkiye), Türk siyasetçi.

Tan Olayı

Tan Olayı, (4 Aralık 1945) Sol eğilimli günlük Tan gazetesinin sağ eğilimli bir grup tarafından yağmalanması.fact

Tan Oral

`Tan Oral`, (d. 20 Mayıs 1937 - Merzifon) Karikatür sanatçısı.

Wikipe-tan

Wikipe-tan (ウィキペたん), Vikipedi'yi temsil eden kişileştirilmiş karakterlerden biridir. Japoncadan alınan kullanımda "-tan" eki aslında olmayan hayal ürünü yaratılmış, kişilik kazandırılan cansız varlıkları betimleyen bir sonektir.

Ahmet Tan

Ahmet Tan (d. 1949, İstanbul, Türkiye), Türk siyasetçi.

Altan Tan

Altan Tan (d.

Hikmet Tan

Hikmet Tan, (d. 1941, Şırnak, Türkiye), Türk bürokrat.

Mika Tan

Mika Tan, 27 Kasım 1977'da doğan Asya orijinli ABD'li porno yıldızı.