![]() |
Otomobilin çalışma prensibi küçük bir benzinli motora ve lityum-ion
pil paketine dayanıyor. Ayrıca opsiyonel bir güneş enerjisi paneli de
otomobile dahil edilebiliyor. Bu panel hem şarj işlemi için, hem de
otomobilin içinin soğutulması için kullanılabiliyor.
Fisker Karma, tam şarj ile 80 kilometre yol yapabiliyor. 80
kilometrenin ardından benzin motoru devreye giriyor ve pil paketini
şarj etmek için bir jeneratör gibi görev yapıyor. kısacası otomobil her
zaman elektrik yardımıyla hareket ediyor, benzin motorunun görevi
pilleri doldurmaktan başka bir şey değil. Yapılan açıklamaya göre,
kullanılan pil paketinin on yıl gibi oldukça uzun bir ömrü var.
Fisker yetkilisi Henrik Fisker, otomobilin şarj edilebilir hibrit
bir model olduğunu söylüyor. Henrik Fisker'a göre cep telefonlarımızı
şarj ettiğimiz gibi bu otomobili de elektrik şebekesine bağlayarak şarj
edebileceğiz.
Fisker Karma'da kullanılan hibrit teknolojisine "Q Drive" adı
veriliyor. Bu teknoloji Quantum Technologies tarafından geliştirilmiş
ve daha önce ABD
ordusu için kullanılmış. Bu teknolojiyi kullanan araçlar sessiz
çalışmaları ve çok az enerji tüketmeleri sayesinde düşmana kolayca
yaklaşmak için tercih ediliyor.
Fisker Karma'nın satışa sunulması ancak 2009 yılının sonlarında
gerçekleşecek. İlk satış fiyatınınsa 40.000 Sterlin olması bekleniyor.
Başlangıçta 15.000 adet üretilmesi düşünülen hibrit otomobil, daha
şimdiden ön siparişler sayesinde bu rakama ulaşmış durumda.
HD-DVD neden bu kadar çabuk öldü?Sinema filmlerini karşılaştırdığımızda oynatıcılarda olduğu gibi devasa farklar söz konusu değil: Tipik bir Hollywood filmi Blu-ray ile 40-46 Dolar civarında iken DVD seçildiğinde fiyat aralığı 20-30 Dolar arasında oluyor. Yani HD filmler seçildiğinde fiyat farkı oynatıcılarda olduğu gibi yüksek olmuyor.
Blu-ray sürücüler ve boş medyalar ne alemde?
PC
tarafına bakıldığında bazı şeyler değişmiş gibi gözüküyor: Uzun süredir
pahalı olan dâhili Blu-ray sürücü fiyatları şu sıralar düşüşe geçti.
Pioneer BDC-202 veya Lite-On DH-401S gibi Blu-ray'i sadece okuyabilen
sürücüleri (BD-ROM) 200 Dolar civarında bulmak mümkün.
Buna karşın Blu-ray yazıcıların (BD-R/RE) fiyatı neredeyse iki katı. Lite-On LH-2B1S veya LG GGW-H20L gibi sürücülerin fiyatı yaklaşık 400 Dolar; LG'nin yazıcısının HD-DVD'leri de oynatma gibi bir artısı var. Uygun BD boş medyaları da dört çeşit: Bir kez yazılabilir (BD-R) ve birden çok kez yazılabilen (BD-RE) medyalar ve bunların 25 veya 50 GB kapasiteli sürümleri... Şubat ayında Blu-ray medyaların yaklaşık fiyatları şu şekildeydi:
BD-R 25 GB: 13 Dolar
BD-R 50 GB: 38 Dolar
BD-RE 25 GB: 18 Dolar
BD-RE 50 GB: 60 Dolar
Fiyatlandırma stratejisine bakarsak Blu-ray sürücülerin yaygınlaşmasının neden şimdiye kadar sürdüğü anlaşılıyor: Özellikle 50 GB'lık boş medyalar halen çok pahalı. Mobil sabit diskler çok daha fazla kapasite sunuyor ve GB başına maliyetleri daha düşük (ayrıca fiyatları sürekli olarak düşüyor). BD medyalarının normal kullanıcıya kadar ulaşması için BD medya üreticileri fiyatları yaklaşık onda bir oranında düşürmeliler. Dolayısıyla boş medya tarafında sonuç çok basit: Beklemek!
Artık DVD film almaktan vazgeçmeli miyim?
Hayır...
DVD filmler Blu-ray filmlere göre halen çok daha ucuz ve seçim imkânı
çok daha geniş: Şu an Amazon'da 600 Blu-ray film mevcut, 100.000'in
üzerinde de DVD. Ayrıca birçok DVD prodüksiyonu halen yüksek görüntü ve
ses kalitesi sunuyor. Öyle ki, HD içerikle doğrudan
karşılaştırıldığında aradaki farklı anlayabiliyorsunuz.
Üstelik tüm Blu-ray çalarlar DVD'lerle de baş edebiliyor ve "eski" DVD çözünürlüğünü (PAL/"Standart Definition") HD televizyonlarda çok güzel gösterebiliyor. Eğer en çok sevdiğiniz film Blu-ray olarak çıkmış ve sizin de evinizde gerekli donanımınız varsa durum farklı gözüküyor: Zira kural olarak filmin Blu-ray sürümü ile oluşan fiyat farkı ekstra özellikler, daha iyi ses ve detaylı görüntü ile dengeleniyor.
Blu-ray cihazı alırken nelere dikkat etmeli?
Salt
Blu-ray oynatıcı alırken en önemli kıstas donanım oluyor. Blu-ray
oynatıcınızın mümkün mertebe HD televizyonunuza uyum göstermesine
dikkat edin: FullHD bir ekran ("HD ready 1080p" logosu ile), tüm
Blu-ray oynatıcıların destekliği 1080p çıkış formatına tam destek verir.
Bu durum 24p oynatım modu için de geçerli. Bu mod sayesinde orijinal sinema kalitesinde görüntü elde edersiniz. Ses formatlarında ise BD oynatıcının birçok ses standardını çözümleyebilmesi önemlidir: Dolby True-HD ve DTS-HD Master Audio gibi yeni codec'lerin desteklenmesi önemli.
Dikkat: DVD'lerde olduğu gibi ne yazık ki Blu-ray disklerde de bölge kodu koruması var. Dolayısıyla Amerika'dan satın aldığınız bir Blu-ray diski Türkiye'de oynatamazsınız.
Salt oynatıcılarda önemli olan bir diğer kıstas da desteklenen Blu-ray sürümüdür: Şu sıralar kafa karıştırıcı bir biçimde 1.0 (BD-Video), 1.1 (Bonus View) ve 2.0 (BD Live) gibi farklı sürümleri destekleyen oynatıcılar piyasada dolaşıyor... 1 ile başlayan sürümler teknik olarak eskidir, ne kadar düşük fiyata satılsalar da bu oynatıcılardan uzak durmalısınız. 1.1 sürüm Blu-ray oynatıcılar, film yönetmeninin videolu yorumunu aynı ekranda göstermeyi sağlayan resim-içinde-resim özelliğini destekler. En güncel 2.0 sürümü ise internet bağlantısını destekliyor ve bu sayede fragman, alternatif film sonları veya aktörlerle ilgili güncel haberler gibi ekstra materyaller internetten indirilebiliyor.
Peki ama şimdi mi satın almalı yoksa biraz daha beklemeli mi? Bizim tavsiyemiz: Sabredenler özellikle BD-Live destekleyen cihazlarda büyük fiyat düşüşlerine şahit olacaktır.
Blu-ray kopya koruması gerçekten kırıldı mı?
Bunun
cevabı ancak "ne evet ne de hayır" olabilir, zira Blu-ray üç farklı
kopya koruması kullanıyor: En çok tanınanı AACS (Advanced Access
Content System). Bu koruma sayesinde içerik sadece HDMI (veya HDCP
destekli DVI portundan) bağlantısı üzerinden oynatılabiliyor.
AACS genel olarak kırılmış değil, ama internette AnyDVD HD gibi sürekli güncellenen hacker araçları her disk için AACS korumasını devre dışı bırakabiliyor ve böylece Blu-ray filmler sorunsuz bir şekilde PC'nin sabit diskine kopyalanabiliyor. Sonrasında PowerDVD Ultra (7.3.3319 sürümüne kadar) veya Nero ShowTime HD gibi yazılımsal oynatıcılar, diskteki filmleri okuyabiliyor. İkinci kopya koruması olan bölge koduyla da AnyDVD neredeyse baş edebiliyor. Yine de bu koruma filmin DivX HD gibi farklı bir formata dönüştürülmesine engel oluyor. Fakat bu durum ancak boş Blu-ray medyaların satın alınmayacak derecede pahalı olduğu sürece "rahatsız edici" olacaktır.
DVD'lerde olduğu gibi, kopyalanma dalgasına kapılmamak için Blu-ray üreticileri bir arka kapı oluşturmuş durumdalar: Bazı şartlar altında çalıntı kopya oynatan cihazlar internet veya özel bir kara liste sayesinde "yasak" cihazlar arasına alınabiliyor ve yeni çıkan Blu-ray diskler ile kilitlenebiliyor. Yani çalıntı kopya oynatırsanız bu sizin son Blu-ray oynatışınız olabiliyor. Şu ana kadar bu yöntem kullanılmadı ve kullanılmayacak gibi gözüküyor. Zira bu yöntem ile "güvenilir" cihazlar da yanlışlıkla kilitlenirse bu durum Blu-ray'in popülaritesi için resmen bir zehir etkisi yaratır.
HD kaynağı olarak internet, BD'den daha mı iyi?
Belki
gelecekte... Ama önümüzdeki birkaç sene için henüz değil. Zira
internet, Blu-ray ile kalite kulvarında kapışabilecek bir HD içeriği
sunamıyor. 50 GB'lık film içeriğini şu anki DSL hızları ile indirmeye
çalışanlar elbette vardır. Ama sabredemeyenler iTunes'daki HD
fırsatları veya yakın zamanda YouTube ile yetinmek zorunda kalacaktır.
Kısacası en yüksek görüntü ve ses kalitesini şu an için sadece Blu-ray
sunuyor.
Uluslararası bilim adamları ekibi, kepeğe neden olan mantarın genetik şifresini çözmeyi başardı.
"Malassezia globosa" adı verilen bu mantarın gen yapısının ayrıntılı biçimde bilinmesinin, bu sorunun ortaya çıkmasını engelleyecek daha etkili tedaviler geliştirilmesinde yardımcı olması bekleniyor.
İnsan cildinde yaşayan ve beslenen bu mantarın kaşınmaya ve duruma bağlı olarak pul pul dökülmeye neden olduğunu belirten araştırmacılar, insanların yarısının kepek sorunu bulunduğunu ve erkeklerin daha fazla bu soruna maruz kaldığını kaydediyor.
Proctor and Gamble firmasının desteğiyle yürütülen ve Amerikan
Ulusal Bilimler Akademisinin bilimsel yayınlarında yayımlanan
araştırmaya katılan bilim adamları, insan kafasında ortalama 10 milyon
globosa mantarı bulunduğunu belirterek, genetik olarak mayayla
bağlantılı olan bu fungusun, ciltte bulunan "sebase" bezlerinin
salgıladığı yağ, diğer bir deyişle cilt yağıyla beslendiğinin altını
çiziyor.
Yağ ve yağ üreten ölü hücrelerin kalıntılarından oluşan
cilt yağı (sebum), saçın ve cildin korunmasına ve su geçirmez olmasına
yarıyor, kurumasını, çatlamasını önlüyor.
Şifresi çözülen globosa mantarının sadece 4 bin 285 genden oluştuğu
ve insan gen sayısının 300'de biri sayısına sahip en basit
organizmalardan biri olduğu anlaşılırken, bu mantarın, yaşam için temel
olan kendi yağ asitlerini üretme yeteneği bulunmadığı ve bu nedenle
insan cilt yağına bağımlı olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, bu
fungusun "lipase" adlı bir enzim üreterek kepeğe neden olduğunu,
mantarın sebumu (cilt yağını) parçalamak için lipase adlı enzimi
kullandığını ve böylece oleik asit denilen bir madde ürettiğini tespit
etti. Bunun derinin en üst katmanına girdiği ve deri hücrelerinin
hassas ciltlerde daha hızlı bozulmasını tetikleyerek kepeğe neden
olduğu ortaya çıktı.
Fungusun sekiz çeşit lipase ürettiği ve bunların her birinin
proteininin yeni kepek tedavisi ilaçları geliştirilmesi için
hedeflenebileceği düşünülüyor.
Araştırmacı Dr Thomas Dawson, bu
mantarın gen haritasının çıkarılmasının, mantar ile insan etkileşimini
anlayabilmek için harika fırsatlar yarattığını söyledi.
Bilim
adamları, 5 yıl önce globosa mantarının kepeğe yol açtığını
keşfetmişti. Ancak bu ana kadar üretilen medikal şampuanlar, mantar
enfeksiyonunu kontrol altına alırken, yüzde 100 sonuç alamıyor.
''Yakamoz'' sözcüğü, dünyanın en güzel sözcüğü seçildi.
Almanya'nın başkenti Berlin'deki Dış İlişkiler Enstitüsü tarafından
düzenlenen, 60 ülkeden yaklaşık 2 bin 500 kelimenin göz önünde
tutulduğu yarışmada, Türkçe ''Yakamoz'' sözcüğü, 3 kişilik jüri
tarafından dünyanın en güzel sözcüğü olarak belirlendi.
Bu
konuda yapılan açıklamada, ayın sudaki yansımasını ifade eden
''Yakamoz'' sözcüğünün, orijinalliği, anlamı ve kültürel önemi
açısından birinciliğe layık görüldüğü bildirildi.
Yarışmada
ikinciliği, horlamak anlamına gelen Çince ''Hu lu'' kelimesi
kazanırken, üçüncülüğü de Afrika'daki Luganda dilinde ''düzensiz''
anlamına gelen ''Volongoto'' sözcüğü elde etti.
Avrupa Uzay Kurumu (ESA), Londra Üniversitesi'nden Carl Murray başkanlığındaki ekibin NASA'nın Cassini uzay aracı tarafından çekilen görüntüleri incelerken "Frank"ı keşfettiğini bildirdi. Murray, yeni uydunun ilk kez 30 mayısta, uzay aracının çektiği görüntülerde basit bir leke gibi göründüğünü belirterek, "Methone ve Pallene uydularının olduğu bölgeye bakarken bir şey dikkatimi çekti" dedi. Bunun ardından 2004-2007'deki eski görüntüleri inceleyen bilimadamları, "Frank"ın 2 kilometre çapında olduğunu, kaya ve buz tabakasından oluştuğunu belirledi. Güneş sisteminin Güneş'ten uzaklık sırasına göre 6. gezegeni olan ve büyüklük açısından Jüpiter'den sonra ikinci sırada gelen Satürn'ün bu yeni uydusunun resmi adı Uluslararası Astronomi Birliği tarafından açıklanacak. Satürn'ün resmi olarak ad verilmiş 48 uydusu buluyor. Bu uydulara Yunan mitolojisinden isim verilmişti
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) yayınladığı bir rapora göre, üye ülkeler arasında saniyede megabit ücreti bakımından en ucuz genişbant internet hizmeti Japonya, en pahalısı ise Türkiye'de bulunuyor.
Üye ülkelerin internet kullanıcılarının yüzde 60'ının genişbant hizmetinden faydalandığı belirtilen OECD'nin Aralık 2006 verilerine göre hazırlanan ve 30 ülkenin bulunduğu raporunda, fiber optik şebeke ağına geçen ülkelerde daha düşük fiyata en yüksek hızda hizmet alınabildiğine dikkat çekildi.
Japonya'da kullanıcıların 100Mbps (1 mbps: saniyede 10 milyon bit) hızıyla bağlandıkları ve bunun OECD ortalamasının 10 katından fazla olduğu kaydedilen raporda, saniyede megabit ücreti bakımından 0,22 dolarla en düşük fiyatın Japonya'da, en pahalısının da 81,13 dolarla Türkiye'de bulunduğu belirtildi.
OECD raporunda, ABD'de saniyede megabit açısından en ucuz genişbant bağlantısının 3,18 dolar, İngiltere'de 3,62 dolar olduğu belirtilerek, Japonya'daki fiber optik ağ sayesinde kullanıcıların veri indirebildikleri hızda veri de iletebiliyorlar. Telefon hattı üzerinde genişbant bağlantısı olan ADSL ve çoğu kablo hizmetinde bu olanak bulunmuyor.
Raporda, 100 kişiye düşen genişbant internet ADSL abonesi sayısının 3,8 olduğu Türkiye'de 2 milyon 773 bin 685 abone bulunuyor ve Türkiye, 100 kişiye 2,7 genişbant abonesinin bulunduğu Meksika'nın önünde ve 29. sırada bulunuyor.
OECD raporunun başında, 100 kişiye 19,6 ADSL abonesi, 9,4 fiber optik ağ abonesi ve 2,4 diğer bağlantı abonesinin bulunduğu Danimarka geliyor.
İsveç, Güney Kore ve Finlandiya'nın 100 Mbps internet bağlantısı sundukları ve Japonya gibi fiber optik altyapıya geçtikleri belirtilen rapora göre aylık en ucuz internet bağlantılarının bulunduğu ülkeler şunlar:
-İsveç 10,79 dolar.
-Danimarka 11,11 dolar.
-İsviçre 12, dolar.
-ABD 15,93 dolar.
-Fransa 16,36 dolar.
-Hollanda 16,85 dolar.
-Yeni Zelanda 16,86 dolar.
-İtalya 17,63 dolar.
-İrlanda 18,18 dolar.
-Finlandiya 19,49 dolar.
İnsan hakları derneklerince mahremiyeti ihlal etmekle suçlanan Google, hal-i hazırda internet kullanıcılarının İP adreslerine bağlı bütün arama izlerini depoluyor. Şirket bugün yaptığı resmi açıklamada, kullanıcıların bu izlerini (İP numaraları ve adreslerini) 18 ay sonunda sileceğini bildirdi.
İnternetin 1 numaralı arama motoruna sahip şirket, bu kararın "Article 29 Working Party" adlı insan hakları örgütüyle yapılan müzakereler sonunda alındığını belirtti. Şirket, internetteki verilerin muhafazası konusunda ilk kez kural yayınlanmış olduğunu vurguladı. Google, AB'nin geçenlerde kabul ettiği talimat gereğince Avrupa ülkelerinde dijital verilerin 6 ila 24 ay muhafaza edilebilmesi için yasa çıkarılması zorunluluğunun getirildiğini, ABD'de de benzer yasa için hazırlık yapıldığını hatırlattı. Şirketin bu kararı, sadece arama motorundaki izleri ilgilendiriyor. Karar, Google Mail gibi diğer hizmetleri kapsamıyor.
Masaüstünüzde mouse'ınızla sağ klikleyip "Özellikler"i seçiyoruz. Açılan özellikler penceresinde üste "Görünüm" sekmesine geçiyoruz.
Hemen ardından bir alt pencerede bulunan renk düzeni (Color Scheme) penceresine tıklayarak, istediğimiz renk düzenlemesinden birini seçip uyguluyoruz.En Ekonomik adlı bu sitede dünden bugüne, satılan binlerce cep telefonunu bir arada görmek mümkün. Sitede Nokia, Samsung, Sony Ericsson, Motorola gibi bilinen markaların yanısıra Türkiye de satılmayan üreticilerinde de tüm cep telefonu modelleri hakkında bilgi ve resimlere erişebilir, kullanıcı yorumlarını okuyarak satın alma öncesi ürünler hakkında fikir edinebilirsiniz. Henüz piyasaya çıkmamış ürünleri de sitede görmek mümkün.
Buradaki sayfada adım adım Photoshop ile basit bir resmin nasıl sanki bir filmden sahneymiş gibi yapılıdığı anlatılmış. İlk bakışta biraz karışık gibi gözükse de uygulama sonunda elde edilen sonuç çok tatmin edici.
İnternet kullanıcılarının gönderdiği görüntüleri kendi sitesine
çekerek, ziyaretçi sayısını artırmayı başaran YouTube şimdi bu
görüntülerden elde ettiği reklam gelirlerini amatör videocularla
paylaşmaya hazırlanıyor. YouTube bu gelir paylaşım modeline ilk etapta
videosu en fazla tıklanan 30 amatör yapımcıyı dahil etmeyi planlıyor.
AMERİKA’DA İLK DEĞİL:
Dünyada
en fazla ziyaretçi çeken video paylaşım sitesi YouTube uygulamaya
koymaya hazırlandığı bu gelir paylaşım modeli konusunda liderden çok
izleyici pozisyonunda kalıyor. Amerika’da yüksek ziyaretçi sayısına
sahip Revver ve Metacafe gibi siteler bir süredir sitelerine görüntü
aktaran üyeleriyle reytingleri oranında reklam geliri paylaşma yoluna
gidiyor. Youtube’un bu konuda rakiplerini 6 ay gecikmeli olarak takip
edildiği belirtiliyor.
6 AYDA 500 BİN DOLAR:
Amerika’da
üyelerle gelir paylaşımını ilk kez başlatan video paylaşım sitesi
Metacafe’nin Başkan Yardımcısı Allyson Campa bu modelin en iyi içeriğin
kendi sitelerinde yer almasını sağlamak için hayata geçirildiğine
dikkat çekiyor. Campa, modelin uygulandığı 6 ay boyunca üyelerine 500
bin dolar dağıttıklarına dikkat çekerek, "Bu süre içinde paylaştıkları
görüntüler sayesinde 21 üyemiz 5 bin doların, 9 üyemiz de 10 bin
doların üzerinde gelir elde etmeyi başardı" diyor.
20 BİN BARAJI VAR:
Bir
videonun her bin kez izlenişinde, yapımcısına 5 dolar kazandırdığını da
belirten Campa, "Ancak, bir videonun ödüle layık görülmesi için
öncelikle 20 bin tık almış olması önem taşıyor. Üyelerin gelir elde
etmesi de bu 20 bin ziyaretçiden sonra sözkonusu oluyor" diyor.
YOUTUBE YAYGINLAŞTIRACAK:
Amerika’da
Metacafe’nin uyguladığı bu sisteme karşın YouTube henüz üyeleri
arasında gelir paylaşımını nasıl gerçekleştireceği konusunda herhangi
bir açıklamada bulunmuyor. İlk etapta sisteme katılması için 30 üyesine
davet mektubu gönderen YouTube kısa süre sonra bu üye sayısını
artırmayı planladığına da dikkat çekiyor. Uygulama, YouTube’un kurucusu
Chad Hurley’in sistemi ilk kez tanıttığı ocak ayında gerçekleştirilen
Dünya Ekonomik Forumu’ndan bu yana merakla bekleniyor.
Forex ( Foreign Exchange ) yabancı dövizler üzerinde doğrudan arbitraj
işlemi yapmaya denir ( bir döviz cinsinden diğer döviz cinsine geçmek
). Bu piyasaların günlük ortalama işlem hacmi 1.9 Trilyon ABD doları
olup, dünyanın en likit piyasalarıdır. Geçmişte bu işlemleri sadece
büyük bankalar ve kurumsal işlem yapanların elindeydi. Son yıllarda
teknoloji ve online bilgisayar sistemlerinin gelişmesi ile birlikte
küçük işlemcilerinde Forex'i kullanarak döviz pariteleri üzerine işlem
yapma imkanına kavuştular.
Daha geniş bilgi almak için bkz. http://forextr.sitemynet.com/
1. Daha çekici slayt gösterileri
Vista’nın yeni slayt gösterisi özelliği oldukça başarılı, ama bu özelliği daha da çekici kılan ve fazla dikkat çekmeyen bir ekstra ayarı var. Slayt gösterisini çalıştırmak için fotoğraflardan oluşan bir klasöre girip araç çubuğundaki Slayt Gösterisi düğmesine tıklayın. Klasörün içeriği hoş bir tam ekran slayt gösterisi olarak dönmeye başlayacaktır. En alttaki navigasyon düğmelerinin ne işe yaradığını tahmin edebilirsiniz, ama Temalar düğmesi daha önce dikkatinizi çekmemiş olabilir. Bu düğmeye tıklarsanız çeşitli görünüm temaları ve geçiş efektleri arasından seçim yapabilirsiniz.
2. Masaüstünü özelleştirin
Vista’nın masaüstü özelleştirme seçenekleri eski sürümlere göre çok daha kapsamlı. Masaüstü simgelerini büyük, orta boy ve klasik olmak üzere üç boyutta görebilirsiniz. Böylece yüksek çözünürlükte çalışan kullanıcılar XP’nin küçük simgelerinden kurtulmuş oluyor. Simge boyutunu değiştirmek için masaüstünüze sağ tıklayıp Görünüm menüsünden istediğiniz boyutu seçebilirsiniz.
3. Simgelerin boyutunu değiştirmek
Yukarıda ipucunda bahsettiğimiz üç varsayılan boyut size yeterli gelmediyse, aslında elle ayarlayabileceğiniz 28 simge boyutunun olduğunu duymak sizi sevindirebilir. Farenizin tekerleğini kullanarak bazılar çok büyük veya çok küçük olan bu simge boyutları arasından istediğinizi seçebilirsiniz. Bunun için önce masaüstünüzde boş bir yere tıklayın, sonra Ctrl tuşunu basılı tutup farenizin tekerlerini yukarı ya da aşağı doğru döndürün.
4. Görünüm seçenekleri
Windows’un önceki sürümlerinde çeşitli öğelerin yazı tipi boyutunu ve diğer görünüm ayarlarını değiştirmek için Gelişmiş Görünüm adlı iletişim kutusunu kullanıyorduk. Vista’da Windows Aero arabirimini kullanıyor olsanız bile bu seçenekleri yine değiştirebilirsiniz. Bunun masaüstüne sağ tıklayıp Kişiselleştirme’yi seçtikten sonra Pencere Rengi ve Görünümü’ne girin, ardından “Daha çok renk seçeneği için klasik görünüm özelliklerini aç”a tıklayın. Açılan Görünüm Ayarları kutusundaki Gelişmiş’e tıklayın. Karşınıza çıkan ayarlar size tanıdık gelecektir. Simgelerde, pencerelerde vb. kullanılan yazı tipini ve boyutunu buradan değiştirebilirsiniz.
devamı burada
Geçtiğimiz günlerde Türketicler Birliği tarafından yapılan kampanya ile Türk Telekom un yeni tarifeleri protesto edildi. Tüketicler Birliği, yapılan yeni tarifenin üstü kapalı yüzde 25 zam olduğunu iddia etti ve haksız zammı telekazik.org adresindeki site aracılığı ile ve basın ilanları ile protesto etmek istedi. (Telekomun baskısı ile bir gazete dışındakiler bu ilanları yayınlayamadı.)
Bütün bunlar neticesinde Telekom, yeni tarifelerine gelen eleştirilerin dozunu yüksek buldu ve konuyu yargıya taşımaya karar verdi.
Türk Telekom Kurumsal İlişkiler Başkanı Ahter Kutadgu; bir takım çevreler tarafından kamuoyunu yanıltmaya yönelik, hukuka aykırı bir biçimde yapılan tanıtım ve haberlere karşı kurumun hakkını koruyacağını belirtti ve konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Yasal sınırlar içinde yapılan, özellikle medyadan gelen eleştiri ve yorumlara saygı duyuyoruz. Ancak Türkiye'nin en büyük kuruluşlarından biri olan Türk Telekom'a karşı yürütülen kötü niyetli, hukuk dışı, müşterilerimiz üstünde yanıltıcı etkisi olan ve Türk Telekom'un kurumsal itibarına saldırı niteliği taşıyan reklam ve açıklamalara kayıtsız kalmamız mümkün değildir. İlgili kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli yasal yollara başvuruyoruz."
Kullandığım 29 YTL lik limitli tarifeye ödediğim sırasıyla 62, 71 ve 90 YTL lik faturalar neticesinde limitsize gecmis biri olarak Telekom u mağdur olarak görmek beni şaşırttı.
Microsoft’un yeni klavyesi, Wireless Entertainment Desktop 8000 ile kullanıcılara masaya bağlı çalışmadan bilgisayar kullanma özgürlüğü sunuyor. Wireless Entertainment Desktop 8000 klavyesi, 2.4GHz Bluetooth teknolojisi birden çok Bluetooth cihazına bağlantıyı destekliyor. Kullanıcılar, Wireless Entertainment Desktop 8000’in 10 metreye kadar kablosuz desteği sayesinde oyunlarını istedikleri gibi koltuk veya bahçede oynayabilecek.
Avrupa ülkelerinde saatler gece yarısını gösterdiğinde satışa çıkan
PS3'e bir an önce sahip olmak isteyen oyun severler, Londra ve Paris
gibi büyük kentlerde günler öncesinden kuyruğa girdi.
ABD
ve Japonya'da 4 ay önce piyasaya çıkan, ancak üretimdeki gecikmeden
ötürü rakipleri Nintendo'nun Wii ve Microsoft'un XBox oyun
konsollarının gerisinde kalan Sony, Avrupa pazarı için toplam bir
milyon, Avustralya için 45 bin ve Ortadoğu ile Afrika için 20 bin PS3
piyasaya sürecek.
Avrupa ile birlikte Türkiye'de de satışa çıkacak PS3'ün 60 gigabite'lık en üst modeli 599 Euro'ya satılacak.
Yatay
ve dikey konumda kullanılabilen PS3, otomobillerdekine benzer bir
mekanizma ile Blue Ray sistemli oyun DVD'sini kendiliğinden içeri
alıyor.
Blue Ray okuyucusunun yanı sıra CD, DVD oynatıcısı ve
MP3 çalar olarak da kullanılabilen konsolda, fotoğraflar slayt
gösterisi olarak arzu edilen bir parça eşliğinde izlenebiliyor,
internete bağlanabiliyor, MS/SD/MMC kart okuyucu ile veri transferi
yapılabiliyor, yazıcı, klavye, web cam ve mikrofon eklenebiliyor.
Online
oyun olanağı sunan ve kablolu veya kablosuz olarak internete
bağlanabilen yeni konsol, harekete duyarlı 7 ayrı tür kablosuz kumanda
ile oynanabiliyor.
Avrupa'da yalnızca 60 GB'lık modelinin satışa
sunulacağı PS3'ten gerçek anlamda keyif almak için, yüksek çözünürlükle
bir HD televizyona bağlamak gerekiyor.
Yeni oyun konsolu ile oynanabilecek 30 yeni oyundan 22'sinin Türkiye'de satışa sunulacağı belirtilmişti.
Dolby
5.1 ve DTS ses kalitesine sahip PS3'te ayrıca ilk Blue Ray DVD filmleri
izlemek olası. Ayrıca yeni oyun konsolunu Avrupa'da satın alan 500 bin
kişiye bir James Bond: Casino Royal Blue Ray DVD'si armağan edilecek.
Cell işlemcisi ile saniyede 200 milyar işlem yapabilen PS3'ün 512 MB hafızası bulunuyor.
ABD’li uzmanlar, bal arılarının gizemli şekilde kaybolmalarının sebebini bir araştırmayla ortaya çıkardı. İşte arıları yok eden neden.
ABD, Türkiye, Yunanistan, Almanya, İspanya, Portekiz, Hırvanistan, İsviçre, Kanada ve Avustralya gibi onlarca ülkede bal arıları gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor. Arıların gizemli ölümüyle ilgili şimdiye kadar küresel ısınma, tarım ilaçları ve salgın hastalık nedenleri ortaya atılmıştı. Ancak yapılan ilk araştırmalar arı ölümlerinin ardından cep telefonlarının olabileceğini gösterdi.
ABD Tarım Bakanlığı’nın girişimiyle kapsamlı bir inceleme yapan Arizona Landau Üniversitesi’nin araştırması İngiliz The Independent gazetesinde yayınlandı. Uzmanlar, “Cep telefonlarının ve baz istasyonlarının yaydığı radyasyon arıların navigasyon (yön bulma) yeteneklerini tamamen çökertiyor” açıklamasını yaptı. Dr. George Carlo araştırmanın detayları şöyle anlattı:
“Arıların koloni çökmesi sendromu (CDC) yüzünden öldüğünü biliyoruz. Arıların yön bulma yetenekleri aniden kayboluyor. Kovandaki arıların çoğu dönemeyince kolonileri dağılıyor. Yaşamak için kovanlarına ihtiyaç duyan binlerce arı tamamen farklı noktalara doğru tek başlarına uçuyor. Ve böylece kısa sürede ölüyorlar. Arıların teknoloji kullanımının üst seviyelerde olduğu gelişmiş ülkelerde yüksek oranda ölmesi, cep telefonu ihtimalini güçlendiriyor.”Arılar neden önemli?
Çiçek ve bitki türlerinin polenleri arıların ayaklarına yapışır. Arılar farklı bitkilere konarak bu polenlerin taşınmasını sağlar. Polenizasyon adı verilen bu yolla bitkiler döllenerek çoğalır. Arılar 130 bin farklı bitki türünün üremesini sağlar. Sadece bir kovandaki arılar 1 gün içinde 400 kilometrekarelik bir alanı dolaşarak 1 milyon çiceğin döllenmesini sağlar. Bu işlem gerçekleşmezse yavaş yavaş yenebilen bitkiler ve meyveleri ortadan kalkar. Daha sonra da bitkiyle beslenen hayvanlar ve ardından da insanlar ölür.
Şurada en başarılı on teknoloji şirketinin listesi yapılmış;
Kuruluş: Temmuz 2003
Kim Tarafından: Tom Anderson ve Chris DeWolfe
Türü: Sosyal Ağ
Hedef Kitlesi: 16 - 24 (gençler)
Kullanıcı Sayısı: 150 milyon (Ağustos 2006' da yüz milyonmuş; günde yaklaşık 200,000 yeni kayıt)
Görüntülenme Adedi: Ayda 40 milyar (Mart 2007)
Değeri: Rupert Murdoch’un Fox Interactive Media'sı tarafından Temmuz 2005'te $580 milyon dolara satın alınmış.
Kuruluş: Şubat 2005
Kim Tarafından: Chad Hurley, Steve Chen, ve Jawed Karim
Türü: Video Paylaşım
Hedef Kitlesi: 16 - 40 (gençler, yetişkinler)
Kullanıcı Sayısı: Bilinmiyor
Görüntülenme Adedi: Ayda 4 milyar (Temmuz 2006, günde 100 milyon video)
Değeri: Google tarafından Kasım 2006'da $1.6 milyar.
Kuruluş: Şubat 2004
Kim Tarafından: Mark Zuckerberg
Türü: Sosyal Ağ
Hedef Kitlesi: 20 - 25 (üniversite öğrencileri için açılmış olsa da 16-40 yaş arasına doğru bir geçiş söz konusu),
Kullanıcı Sayısı: 18 milyar (Şubat 2007)
Görüntülenme Adedi: Ayda 22 milyar (Aralık 2006)
Değeri: Eylül 2006’da yahoo’nun yaklaşık 1 milyar dolarlık teklifini reddetti, iki milyar dolar istedi.
Kuruluş: Ocak 2005
Kim Tarafından: Michael Birch ve Xochi Birch
Türü: Sosyal Ağ
Hedef Kitlesi: 16 - 24 (gençler)
Kullanıcı Sayısı: 24 milyon (Mayıs 2006)
Görüntülenme Adedi: Ayda 4 milyar (Ekim 2006)
Değeri: British Telecom Group’un 500 milyon dolarlık teklifini reddettiler, $1 milyar talep ettiler.
Kuruluş: Kasım 2004
Kim Tarafından: Kevin Rose
Türü: Sosyal içerik mimleme / Oylama
Hedef Kitlesi: 16 - 30 (teknoloji tutkunları)
Kullanıcı Sayısı: 1 milyon
Görüntülenme Adedi: Ayda 118 milyon (2006)
Değeri: Fox Interactive/Newscorp, ile $150 milyon gibi bir rakam konuşulduğu söyleniyor.
(7) Flickr
Kuruluş: Şubat 2004
Kim Tarafından: Ludicorp
Türü: Resim Paylaşım
Hedef Kitlesi: 16 - 80 (Genel)
Kullanıcı Sayısı: 1.5 milyon (Kasım 2005)
Görüntülenme Adedi: Bilinmiyor
Değeri: Mart 2005’te Yahoo tarafından satın alındı. Onlarca milyon dolar olduğu biliniyor.
“Bir fikrim var, ne yapmam gerekiyor? Beni kim dikkate alacak?“
Önce biz kendimizi dikkate alacağız. Önce biz fikirlerimize tutkuyla inanacak ve onları hayata geçirebilmek adına yine tutkuyla yaratıcı yöntemleri hayata sokacağız.
Kimse kimseyi kapıda karşılamıyor. O kapıları açacak olan da yine biziz, yani kendimiz.
Tıpkı Aaron Stanton‘ın yaptığı gibi.
Aaron 2003 yılında bir fikir geliştiriyor. Bunu zaman içinde olgunlaştırıyor ancak harekete geçemiyor. Ta ki (aşağıda detaylarını okuyacağınız) bir film ona gereken ilhamı verip, cesaretlendirene kadar.
Sonra elindeki (milyon dolarlık olduğuna inandığı) fikrini Google’a anlatmaya karar veriyor.
Ancak Google‘da tanıdığı kimse yok. Telefon ve email ile de bir yere varamayacağının farkında. Tek bildiği Google Merkez Ofisi’nin San Francisco yakınlarındaki Mountain View’daki adresi.
Kaybedecek hiçbir şeyim yok, ben bu fikrin çok iş yapacağına inanıyorum diyor bir gün. Yeter ki beni dinlesinler…
Yazının tümüne buradan ulaşabilirsiniz.
Yeni LIFEBOOK P7230; video-konferanslar için entegre ConfCamera'yı ve onun yanında da entegre UMTS/HSDPA'yı kullacının hizmetine sunuyor. Basit ama zarif bir tasarıma, 10.6-inç ekrana ve sadece 1.25 kiloluk bir ağırlığa sahip LIFEBOOK P7230, kişisel aksesuarlarınız arasında yer almaya şimdiden aday.
LIFEBOOK P7230 üzerinden yapılan mobil internet erişimi; entegre WLAN ve Bluetooth ile hem de UMTS/HSDPA ile desteklenmiş. LIFEBOOK P7230, Intel Core Solo ULV 1,20 GHz işlemci, Entegre ConfCamera, UMTS/HSDPA, kablosuz LAN/Bluetooth, 1GB bellek, 80GB hard disk ve DVD sürücü veya ikinci batarya için modüler alan ile birlikte geliyor.
Türkiye bilişim pazarındaki değişim ve gelişmelere ışık tutan, şirketlerin performansını ve sektörün gelişimini derinlemesine yansıtan İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması, sektörün liderlerini açıklamaya hazırlanıyor. Donanım, Yazılım, Hizmet ve Özel Bölüm ana kategorilerinde sektör liderlerinin, 26 Haziran 2007'de gerçekleştirilecek törende açıklanacağı Bilişim 500 Araştırması için, 5.000 şirkete ulaştırılan kayıt formlarının son teslim tarihi 20 Nisan 2007. Dünya ve bölgesel bilişim pazarı değerlendirmesini, kamu ve özel sektör ile paylaşmak amacıyla hazırlanan Bilişim 500 Araştırması, İnterpromedya'nın hazırladığı özgün bir çalışma olma özelliği taşıyor.
En büyük internet arama motoru Google, satın almalarla büyümesini sürdürüyor. Geçen yıl, video sitesi YouTube'u 1 milyar 650 milyon dolara satın alan internet devi, şimdi de internet reklam şirketi DoubleClick'le el sıkışmak üzere.
![]() |
İnternet üzerinde grafik reklam alanında payını artırma peşindeki Google, DoubleClick'i 3,1 milyar dolara satın alıyor. Google'ın tarihindeki en büyük şirket satın alması olan bu hareketiyle, internet üzerinde grafik reklam alanında lider konumunu elde tutan rakibi Yahoo ile rekabetini şiddetlendireceği ve bir bütün olarak internet reklamcılığındaki kendi lider konumunu daha da güçlendireceği bildiriliyor. En kapsamlı ve en hızlı arama motoru Google, en popüler video paylaşım platformu YouTube'u, 1 milyar 650 milyon dolara almıştı. Google'ı, online video pazarında önemli konuma getiren bu anlaşma, şirketin 8 yıllık tarihindeki en pahalı anlaşması olmuştu. Ekonomi Servisi
HP Türkiye, online konfigürasyon aracı Smart Choice’u hayata
geçirdi. HP’nin seçilmiş iş ortakları aracılığıyla son kullanıcıya
ulaşacak olan sistem, müşterilerin HP ürünlerini internet üzerinden
yapılandırmalarını sağlayacak.
Sisteme
dahil olan HP iş ortaklarının müşterileri, Smart Choice ile daha hızlı
ve etkin ürün siparişi verebilecekler. Tüm Kişisel Sistemler Grubu ve
Görüntüleme ve Baskı Grubu ürünlerine Smart Choice ile ulaşılabilecek.
Bu yılın ilk yarısı tamamlanmadan endüstri standardı sunucular da aynı
sistemle sunulacak. Ürünlerini ihtiyaçları doğrultusundan seçen
müşteriler, satın alma işlemini de Web üzerinden yapabilecek.
HP, sisteme dahil iş ortaklarına online satışa özel kampanyalar yapma konusunda da destek verecek ve reklam çalışmalarını destekleyecek. Datamarket, Consept, Turkom, 4S ve Elips, sisteme dahil olan iş ortakları olarak sıralanıyor. Bu iş ortakları, Smart Choice sayesinde özellikle KOBİ’lere daha rahat ulaşabilecek ve pazar paylarını genişletebilecek.
Sony Ericsson, sokak stiline sahip yeni müzik telefonu olan W580’i
duyurdu. Kayar kapaklı Walkman telefon W580, kentsel yaşamın havalı
yanını açığa vuruyor. W580 yaklaşık 500 şarkı depolanabilen geniş
hafızası; kayar kapağına yerleştirilmiş 2.0 megapiksel kamerası;
çeşitli oyunları, eğlence ve spor seçenekleri ile bir bütün oluşturuyor.
Sony
Ericsson Ürün Pazarlama Müdürü Steve Walker açıklamasında: “W580
Walkman telefon ister arabada ister bir partide veya spor yaparken her
türlü ortamdaki hayat tarzına uyması için üretildi.” diyor ve ekliyor:
“Kullanıcılar en sevdiği müziği her zaman yanlarında taşıyabilmelerinin
yanı sıra onu bir taşınabilir bir fotoğraf albümü ve bir oyun merkezi
olarak da kullanabilecekler.”
Nokia, müzik dinleyen ya da üreten herkesi yeni bir platformda
buluşturuyor: www.muziksesinolsun.com. Müzik dünyasındaki son haberler,
en yeni videolar, nokiasupersound radyosu, röportajlar ve müzikle
ilgili daha pek çok içerik tek bir çatı altında kullanıcıları bekliyor.
Finlandiyalı mobil iletişim cihazları devi Nokia, müziksiz bir hayatı düşünemeyen herkes için yeni bir buluşma platformu yarattı: www.muziksesinolsun.com
Muziksesinolsun.com, kendini müzikle ifade eden, cep telefonuyla müzik dinlemeyi seven, müzik üreten herkesi ortak bir paydada buluşturuyor. Müzik dünyasındaki en son haberler, en yeni müzik videoları, nokiasupersound'06 finalistlerinin şarkılarının durmaksızın çaldığı bir radyo, farklı ve renkli müzik zevklerine hitap eden geniş bir ajanda, ünlü müzisyenlerle ve şarkıcılarla yapılmış röportajlar, ödüllü anketler ve yarışmalar www.muziksesinolsun.com'da.