Zalim

Zalim şu anlamlara gelebilir:

ZALIM (türkçe) anlamı

1. (C.: Zılem-Zılmân) Deve kuşunun erkeği.
2. Kaymağı alınmadan içilen süt.
3. Hiç bozulmamış yerden kazılan toprak.

ZALIM (türkçe) anlamı

4. acımasız ve haksız davranan
5. kıyıcı
6. zulmeden

ZALIM (türkçe) ingilizcesi

1. adj. arbitrary
2. atrocious
3. bloody-minded
4. brutal
5. cruel
6. cutthroat
7. draconian
8. draconic
9. fell
10. fiendish
11. flinty
12. grim
13. heavy handed
14. ill-natured
15. inhuman
16. miscreant
17. oppressive
18. outrageous
19. sanguinary
20. savage
21. stony
22. truculent
23. tyrannic
24. tyrannical
25. n. daemon [Brit.]
26. demon
27. felon
28. heavy
29. ogre
30. oppressor
31. persecutor
32. savage

ZALIM (türkçe) fransızcası

1. cruel/le
2. féroce
3. persécuteur/trice
4. sanguinaire
5. oppresseur [le]

ZALIM (türkçe) almancası

1. n. Bedrücker
2. Bluthund
3. Blutsauger
4. Bösewicht
5. Peiniger
6. Ungeheuer
7. Unterdrücker
8. Wüterich
9. Zwingherr
10. adj. erbarmungslos
11. grausam
12. hart
13. tyrannisch

ZALİMBir kimsenin hakkını zorla elinden alan, haksızlık yapan, merhametsiz ve gaddar kimse. Arapça bir kelime olup Arap dilinde mastarı: "Bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak" anlamındadır. Bir şeyi eksik ya da fazla yapmak yahut zamanının veya mekânının dışında yapmak da zulüm olarak ifade edilmektedir.

Kur'ân-ı Kerîm'de cehalet, şirk, fısk anlamında "nûr"un zıddı olarak kullanılır. Bu anlamlarıyla Kur'ân'ın temel kavramlarından biridir.

Peygamberler, insanları zulümattan nûra kavuşturmak için gönderilmişlerdir. Mesajları aydınlıktır; karışık yollar ise zulümattır, karanlıktır: Âllah mü'minlerin velisidir, onları zulümattan nûra çıkarır, kâfirlerin velileri ise Tağuttur, onları nurdan zulümata çıkarır" (Bakara, 2/257). O halde gerek fert gerekse toplum bazında Allah'ın emir ve yasaklarının ortaya çıkardığı sonuç nûrdur, aydınlıktır. Karşıtı emir ve yasaklar ise, zulümattır, karanlıktır; işleri yerli yerinde yapmamaktır.

Kur'ân'da zulüm çeşitlerinin en büyükleri olarak şunlar sıralanmaktadır:

Şirk (Lukman, 31/13); Allah'ın mescidlerinde O'nun adının (dolayısıyla emir ve yasaklarının) anılmasına engel olmak (Bakara, 2/114); Allah'ın bildirdiklerini gizlemek ve O'nun adına yalan söylemek (el-Bakara, 2/144; el-A'raf, 7/38; Yunus,10/17; Hud, 11/18...); Allah'ın âyetlerini yalanlamak ve âyetlerinin başkalarına ulaşmasına engel olmak (el-En'am, 6/157; Yunus, 10/17; Kehf, 18/57); Allah'ın âyetlerinden yüz çevirmek (Secde, 32/22); Müslüman olduğunu iddia etmekle birlikte Allah adına yalan söylemek (es-Saff, 61/7).

İnsan, bütün bu zulümleri işlemeye müsait bir varlıktır. Bu nedenledir ki Kur'ân-ı Kerim'de "çok zulmeden" anlamına gelen "zelûm" olmakla nitelenmiştir (İbrahim, 14/34).

Yüce Allah; gerek âhirette insanları cezalandırırken zalim olmadığını, bu cezaları kendilerinin hakkettiğini sık sık vurgulamaktadır (bk. Âlu İmran, 3/182; el-Enfal, 8/51; Hacc, 28/10; Fussilet, 41/46; Kaf, 50/29).

Zalimler âhirette cezayı hakkettikleri gibi bu dünyada da cezalandırılırlar. İnsanların başlarına gelen toplu felaketler, zulümleri sebebiyledir. "De ki: Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse zalimlerden başkası mı yok olur" (el-En'am, 6/47).

Yüce Allah, zalimleri dost edinmeyi de zalimlik olarak nitelemektedir. Hatta zulmeden, kişinin babası veya kardeşleri bile olsa onlara dost olmak, zalimliktir (bk. et-Tevbe, 9/23). Böylece dostluğun akrabalık bağlarına göre değil, adalet ve inanç esaslarına göre olması gerektiği anlatılmaktadır.

Kur'ân-ı Kerîm, üç çeşit zulümden bahsetmektedir:

a- İnsanın kendi kendine zulmü. İnsanın gerek bedenine ve gerekse ruhuna karşı işledikleri haksızlıklar, kendi kendine yaptığı bir zulümdür.

b- İnsanın Allah'a karşı işlediği zulüm. Allah'a ortak koşmak, emirlerine riayet etmemek bu zulüm çeşidine girer.

c- İnsanların kendi aralarında yaptıkları zulümler. Toplumların helâk olmasına neden olan zulüm, bu çeşit zulümdür.

M. Sait ŞİMŞEK

 

Önceki Paylaşımlar