çocuk

Çocuk insan yavrusu. Her ailenin gönülden istediği, evin neşesi olan çocuk; gelecek günlerin kurucusu, teminatı, cemiyetin de temelidir. Çocuğun beden ve ruh sağlığı için gösterilen gayret, fedakarlık ve bu uğurda yapılan çalışmalarla cemiyet sağlam temellere oturabilir. Her şeyimiz, yarının büyükleri için olmalıdır.

Çocuk insan yavrusu. Her ailenin gönülden istediği, evin neşesi olan çocuk; gelecek günlerin kurucusu, teminatı, cemiyetin de temelidir. Çocuğun beden ve ruh sağlığı için gösterilen gayret, fedakarlık ve bu uğurda yapılan çalışmalarla cemiyet sağlam temellere oturabilir. Her şeyimiz, yarının büyükleri için olmalıdır.

Çocuk denilen varlık iyi tanınmalı, onun özelliklerine uygun tedbirler zamanında alınmalıdır. Böylece çocuk tehlikeli dönemlerini kolayca geçebilir ve kendisini koruyabilecek çağa sağlam erişebilir.

Çocuk Bakımı

Çocuk bakımını doğumdan önce ve doğumdan sonra olarak ikiye ayırmak mümkündür. Doğum öncesi bakımda esas olan, doğuma hazırlanan anne olacaktır. Annenin hamilelikte geçirdiği salgın hastalıklar, ruhi sarsıntılar, beslenme bozuklukları anneyle beraber çocuğu da etkiler. Bu sebeple hamilelerin belli aralıklarla bir kadın doğum hekiminin kontrölü altında takib edilmesi gerekir. Ülkemizde köylerde gezici ebeler, ana-çocuk sağlığı teşkilatı, kasabaların sağlık merkezleri, doğum evi ve hastaneleri bu hizmet için kurulmuştur.

Her anne babanın en büyük arzusu ve mutluluğu, sıhhatli bir yavruyu bağrına basmak, onu en iyi şekilde büyütüp yetiştirebilmektir. Canlılar içinde en zor büyüyen ve en fazla bakım isteyeni insan yavrusudur. Bu bakımdan çocuk sahibi olmayı istemek demek, her türlü sorumluluk ve fedakarlığa hazır olmak demekdir. Bu ise ancak kadınların bedeni ve ruhi bakımdan analığa hazır olmaları ile mümkündür.

İlk çocuğunu dünyaya getirecek annenin yaşı hem kendisi hem de doğacak çocuğun sağlığı açısından önemlidir. En uygun doğum yapma yaşı 18-26 yaşlar arasıdır. Yaşı 16’dan küçük veya 40’dan büyük olan kadınların çocuk doğurması mahzurludur.

Çocuk, anne rahmine düştüğü andan büluğ çağının sonuna kadar sürekli büyüyen ve gelişen bir varlıktır. Büyüme, vücut ölçülerinin gözle fark edilir şekilde artması; gelişme ise biyolojik fonksiyonların gelişimi ve olgunlaşmasını ifade eden bir deyimdir.

Büyüme ve gelişme çeşitli çağlarda hızlanma ve yavaşlama göstermesine mukabil, sürekli bir olaydır ve belirli bir sıra takib eder. İlk yaşta baş, daha sonra azalar (kol ve bacaklar) ve büluğda da gövde büyümesi ön plandadır. Gelişme de gene belli bir sırada olur, mesela bebek önce başını tutar, daha sonra oturur, belli bir zaman sonra da yürür.

Yeni Doğan Bebek

Çocuğun hayatındaki ilk ağlama doğar doğmaz olur. Normal, sağlıklı bir bebek, doğumdan hemen sonra nefes alır ve ağlar. Bu, onun canlı olarak dünyaya geldiğini gösteren ilk işarettir. Doğumu takib eden ilk dört haftalık döneme, yeni doğan dönemi denir. Bu sürede çocuk, dış dünyaya uyum sağlayabilmek gayesiyle büyük bir çaba gösterir. Yeni doğanın derisi gül pembesi renkte ve incedir, kolayca tahriş olabilir. Yeni doğan bebeklerde genellikle doğumdan sonraki ikinci veya üçüncü günlerde sarılık görülebilir. Buna fizyolojik sarılık ismi verilir. Bu normal olup telaşlanmamalıdır. Bu sarılık 8- 10. günlerde kendiliğinden kaybolur. Sarılık, doğar doğmaz veya ilk 24 saat içinde ortaya çıkarsa hemen doktora başvurmalıdır. 10 günden fazla devam eden sarılıklarda da doktora gitmelidir.

Normal yeni doğan bir bebeğin omuzlarında, sırtında, alın ve yanaklarında kısa tüyler bulunur ve birkaç gün içinde dökülür. Ayrıca ileride esmer tenli olacak bebeklerin bel bölgesinde, kaba etlerinde çürüğü andıran morumtrak lekeler görülebilir. Bunlar, normal çocuklarda bulunur ve bir yaşına doğru kaybolur.

Yeni doğan bebeğin başı vücuduna göre biraz büyükçedir. Baş kemikleri doğumda henüz tam birleşmemiştir. Tam tepede ve alnın üstünde olmak üzere iki tane bıngıldak bulunur. Bazı çocuklarda doğumda saçlar çok, bazılarında ise azdır. Bu saçlar ilerideki saçları hakkında bilgi vermez. Çünkü bunlar ilk 3 ay içinde dökülür ve yerine yenileri çıkar. Saçlar 9. aydan itibaren çoğalır. Yeni doğan çocuğun gözleri ilk günlerde kapalı ve şiştir. Gözlerin bu dönemdeki rengi sonradan değişir ve kalıcı rengi 9-10. aylarda ortaya çıkar. Kız ve erkek çocuklarında anne hormonlarının etkisi altında memedeki süt bezlerinin şişmesine sık rastlanır. Böyle şişmeler için hemen telaşlanmamalı, memeler katiyen oğuşturulmamalı, sıkılmamalı ve temiz tutularak mikroplardan korunmalıdır. Bir yaşına geldiği halde hala yumurtalıkları (hayaları) yerine inmeyen erkek çocukları mutlaka doktora götürülmelidir. Aksi takdirde ileride kısırlığa yol açabilir.

1. Bebeğin özellikleri ve ihtiyaçları: Yeni doğan bir bebek zamanının büyük bir bölümünü uykuda geçirir. İlk günlerde yaklaşık 20 saat uyur. Uyanır uyanmaz ilk yaptığı şey ağlamaktır. Uykusu ve uyanıklığı karnının aç olup olmaması ile yakından ilgilidir. Bu sebeple gece ve gündüzü ayırmadan 24 saatte 6-8 kere uyanır. Her uyandığında da beslenmek isteğiyle ağlar. Uyanma araları bazı çocuklarda çok düzenli olup, bunlar üç saatte bir uyanırlar. Bazıları ise beslenmek için güçlükle uyandırılabilirler. Zamanla bebek düzenini bulur, uyanık kaldığı süre uzar, beslendikten sonra hemen uyumayıp kendisini besleyene ve etrafına bakınmaya başlar. Böylece dış dünyayı tanımaya çalışır.

İlk dışkısını doğumdan sonraki ilk 12 saat içinde yapar. 48 saat içinde hiç dışkı yapmaması bir hastalık işaretidir. Bebeğin doğumu takib eden ilk 4-5 günde yaptığı koyu renk ve yapışkan dışkıya “mekonyum” denir. Daha sonraki günlerde dışkı normal rengini bulur. Anne sütüyle beslenenlerde dışkı, yumurta sarısı; inek sütüyle beslenenlerde daha açık sarı ranktedir. Yeni doğan bebek doğumdan sonraki ilk 3-5 günde ağırlığının 200-300 gr kadarını kaybeder. Bu günlerde bebeğin ateşi yükselebilir. Buna susuzluk ateşi denir ve bir hastalık belirtisi değildir. Normal yeni doğan, daima doğar doğmaz ilk idrarını yapar. İdrar yapma 24-48 saatten fazla gecikirse veya idrar yaparken ağladığı fark edilirse mutlaka bir hekime başvurmalıdır. Bebeğin ağlaması, ihtiyaçlarını çevresine bildirmek için kullandığı bir haberleşme yoludur. Tabii ihtiyaçlarının karşılanması dışında ağlama ve bağırma; bir sıkıntı, bir hastalık belirtisi olarak değerlendirilmelidir. Sıkı kundakta sarılı olması, burnunun tıkalı olması, gazının çıkarılmaması, birer ağlama sebebidir. Evde rahatlatmak için alınan tedbirlere rağmen çocuğun ağlamaya devam etmesi halinde bir hekime başvurulmalıdır.

Çocuğun ağlamasından sıkılmamalıdır. Çünkü çocuğun bu ağlaması; zikir, tehlil ve Allahü teala için hamddır. Anası ve babası için ise, dua ve istiğfardır. Nitekim; “Müminin çocuğu, dört ay “La ilahe illallah”; dört ay “Muhammedün Resulullah” ve dört ay “Allahümmağfir li ve livalideyye”=Ya Rabbi, beni ve anamı-babamı mağfiret eyle, der.” buyurulmuştur.

Çocuğun ağlamasının başka sebepleri de olabilir. Mesela çocuk sık nazara uğrar. Peygamber efendimiz bir gün evine gelince ağlayan bir çocuk sesi işitti. Hemen; “Bu çocuğunuzda ne var da ağlıyor, göz değmesine karşı bir şey yaptırmadınız mı?” buyurdu.

2. Bebekte duyuların gelişmesi:

a) Görme: Yeni doğmuş bir bebeğin henüz görme kabiliyeti yoktur. Bu, kör olduğu manasına gelmez. Görmek için gerekli bütün esas unsurlar olduğu halde, gözün en mühim tabakası olan retina tabakasının tam teşekkül etmeyişindendir. Göz rengi hemen bütün çocuklarda mavimsi olup, esas rengini daha sonra alır. Görme kabiliyeti 1,5-2 aylıktan sonra ortaya çıkar.

b) İşitme: Çocuk ana rahmindeyken bile bu duyu mevcuttur. Sese karşılık olarak başın çevrilmesi ilk haftadan sonra olur.

c) Tad alma: Çabuk gelişir, birkaç günlük bebek bile acıyla tatlıyı ve tuzluyu ayırd edebilir.

d) Koku alma: Bu duyu da iyi gelişmiştir. Fena birşey koklatılırsa çocuk başını çevirir.

e)Dokunma duyusu: Ana rahmindeyken bile vardır. Doğumdan sonra giderek artar. Dokunma hissi derinin muhtelif yerlerinde başka başkadır. Hassasiyet el içi ve ayak altında en fazladır. Bebekte en hassas yerlerden biri de yüz derisidir. Dudaklarına, yanağına dokunan bir şeyi arar, emmek ister, soğuk ve sıcağı çok iyi hisseder.

Yeni Doğan Bebeğin Bakımı

İlk yapılacak iş ağız ve burun temizliğidir. Bebek baş aşağı tutulur. Temiz bir gaz bezi ile ağız içindeki rahim sıvısı temizlenir. Her iki göze, içinde % 1 gümüş nitrat bulunan göz damlası damlatılır. Kesilmiş göbeği üzerine mersol sürülüp temiz bir gazlı bezle kapatılır. Odanın ısısı 22-24 derece olmalıdır. Annesine verilmesi doğumdan sonraki ilk 1-2 saat içinde olmalıdır.

Bebeğin, en fazla sevgiye ihtiyacı vardır. Hayatın ilk günlerinde bir bebek için en önemli şey acıkmak ve beslenmektir. Birkaç hafta içinde kendisine yaklaşan bir kimsenin sesini işitir işitmez huzursuzluğu geçer ve ağlamasını keser. Çocuklar doğumdan kısa bir zaman sonra beslenme ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesinin yanısıra ilgi de beklerler. Çocuğu okşama, kucakta sallama, kendisine seslenme gibi sevgi ve şefkat gösterilerine “analık etme” denir. Normal bir bebek, doğumdan hemen sonra bu analık sevgisini bekler. Çocuktaki ana sevgisi ihtiyacı, beslenme gibi temel ve doğuştan olan bir ihtiyaçtır. Bu, çevresine güvenini sağlar.

Beslenme

Canlı yaratıklar içinde beslenmesi, bakım ve yetiştirilmesi için özel itina ve bilgi isteyen varlık, insan yavrusudur. Çocuk sağlığının tam manası ile korunması için beslenme esaslarının çok iyi bilinmesi gereklidir. Çocuk bakımında beslenme başta gelir. Alınan besinler; büyüme, günlük hareket, yıpranan hücreleri tamir ve vücut ısısının te’mininde kullanılır.

a) Anne sütüyle beslenme: Çocuğun yeterli beslenmesi için tek tabii gıda vardır; bu da “anne sütü”dür. Anne sütü kendi yavrusu için en ideal süttür. Hiç bir süt anne sütünden daha iyi olamaz. Anne sütü alan çocukta hastalıklar daha az görülür. Temizdir, mikropsuzdur, ısınmıştır, kullanılmaya daima hazırdır. Hazmedilmesi kolaydır, antikorlar (mikrop öldürücü maddeler) ihtiva eder. Emzirme sırasında bebek-anne yakınlığı ve bağlılığı yıllarca, hatta ömür boyu sürecek sevgi bağını geliştirir. Emzirmenin, annenin vücut güzelliğini bozacağı görüşü yanlıştır. Ayrıca çocuklarını emziren annelerde, kadınlarda en sık rastlanan meme kanseri daha az görülmektedir.

Genel olarak annenin alışkın olduğu yemeklerden hepsini yemesinde çocuk için bir mahzur yoktur. Ancak anne her zaman kendisine rahatsızlık verdiğini bildiği yiyecekleri yememelidir. Annenin emzirirken aldığı ilaçlara da dikkat etmesi gerekmektedir.

Emziren annenin yiyeceklerinde her zamanki yemeklerine ilave olarak günde 1 kg yoğurt veya süt bulunmalı, mümkün olduğu kadar bol sebze, salata, meyve yemeli, portakal veya başka meyve sularından 1-2 bardak içmelidir. Annenin sütü bolsa her emzirmede değiştirerek yalnız bir meme verilmemeli, sütün az olduğu hallerde her iki meme sırası değiştirilerek verilmelidir. Memeyi tamamen boşaltmak için 15-20 dakika emzirmek yeterlidir.

İlk 24 saat içinde, her 2-4 saatte bir 5 dakika emzirilmesi kafi gelebilir. Bundan sonraki 24 saat içinde ise her 3-4 saatte bir 5 dakika ve daha sonraki günlerde her 3-4 saatte bir 15-20 dakika emzirmeye gayret edilir.

Anne sütüyle beslenme bazı hallerde arzu edilmez. Bunlar; annenin bulaşıcı hastalığı olması, ikinci bebeğe hamilelik, sara nöbetleri geçiriyor olması, uyuşturucu veya sütle bebeğe geçen ilaçları alıyor olmasıdır.

b) Karışık beslenme: Emdiği anne sütü ile tam doymayan bebeklerin gıda ihtiyaçları hayvan (inek) sütü ile tamamlanacaktır. İlk 8 haftada süt ve su yarıyarıya, 8. haftadan 3. ayın sonuna kadar 2 süt 1 su hesabıyla sulandırma yapılır.

c) Su ve diğer besinler: Daha ilk günlerden çocuğa süt saatleri arasında ara sıra su vermelidir. Suyu 2 dakika kaynattıktan ve oda ısısına gelinceye kadar soğuttuktan sonra içirmelidir. Meyve sularından en uygun olanlar elma, portakal, şeftali sularıdır. Meyve sularını taze olarak hazırlamalıdır. Pirinç ununda barsağı zedeleyebilecek selülozlar bulunmadığı için ilk aylarda ve özellikle ishale isdidatlı çocuklarda tercih edilir. Muhallebi, çocuğun yaşına göre sulandırılmış süte veya saf süte un ve şeker ilavesiyle hazırlanır. Mesela 20 gr süte iki çay kaşığı pirinç unu ve iki çay kaşığı şeker ilave edildikten sonra yarım saat kadar kaynatılır. Unlu mamalar her ne çeşitte verilirse verilsin, vücudun mineral eksikliğini ve protein ihtiyacını yalnız başına karşılayamaz. Onun için sebze ve meyvelere de hemen başlanması gerekir. Meyvelerden en iyisi muz ve haşlanmış elma püresidir. Muz ezilerek ve sütle karıştırılarak daha yumuşak bir kıvama getirilir. Çocuk 4 aylık olunca sebzelere başlama zamanı gelmiştir. Havuç, kabak, ıspanak, yeşil fasulye, pancar, domates, patates, soğan, karnıbahar ve kereviz en faydalı sebzelerdir. Başlangıçta sebzeyi almakta zorluk çıkaran çocuklara sebzenin suyu verilerek (kaynatıldıktan sonra) hiç olmazsa bir kısım faydalı maddenin vücuduna gitmesi sağlanabilir. 4. ayın ilk yarısında yumurta sarısını çocuğa vermeye başlamak faydalı olur. Yumurta sarısı katı olarak verilmelidir. Kıymetli bir gıda olan yumurta aynı zamanda vitaminler ve demir bakımından da zengindir. Yumurtanın taze olmasına azami dikkat gösterilmelidir. Et, genel olarak altıncı ayda eklenir ve ilk verilen etler tavuk ve kuzu ciğeri, beyin ezmesi olmalıdır. Usulüne göre hazırlanır ve yedirilir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Diğer anlamları

çocuk

Türkçe çocuk kelimesinin İngilizce karşılığı.
adj. infant, junior, infantile
n. child, kid, youngster, baby, infant, son, brat, chit, juvenile, mite, moppet, seed

çocuk

küçük yaştaki oğlan ya da kız; genç erkek.
soy bakımından oğul ya da kız, evlat; genç, toy, yeniyetme.
bebeklik çağıyla erginlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan; büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse.

çocuk

Türkçe çocuk kelimesinin Fransızca karşılığı.
enfant [le][la], gamin/e [le][la], gosse [le][la], lardon [le], môme [le][la]

çocuk

Türkçe çocuk kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Bub, Bubi, Bursche, Kind, Menschenkind, Rotznase, Sprössling

çocuk

1 . Küçük yaştaki oğlan veya kız:
"Çocuğun bir sütninesi vardı."- R. H. Karay.
2 . Soy bakımından oğul veya kız, evlat:
"Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış."- B. R. Eyuboğlu.
3 . Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak:
"Çocuk köşeyi dönerken ana arkasından su içmeye gitti."- B. R. Eyuboğlu.
4 . Genç erkek.
5 . mecaziBüyükler arasında daha az yaşlı olan kişi.
6 . mecaziBüyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse:
"Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."-
7 . mecaziBelli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
çocuğu olmak çocuk aldırmak çocuk dünyaya getirmek çocuk düşürmek çocuk gibi çocuk gibi sevinmek çocuk kalmak çocukla çocuk, büyükle büyük olmak çocuklar! çocuk olmak çocuk peydahlamak çocuktan al haberi çocuk yapmak çocuk yetiştirmek

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.

çocuk ilgili konular

  • çocuk

    Çocuk insan yavrusu. Her ailenin gönülden istediği, evin neşesi olan çocuk; gelecek günlerin kurucusu, teminatı, cemiyetin de temelidir. Çocu
  • Kız

    Kız, çocuk veya ergenlik yaşındaki dişi insandır. Kız kavramı kültürler arasında değişebilir. Genellikle ergenlik çağına kadar kız, e
  • Bolivya - Nüfus Bilgileri

    Nüfus: 8,300,463 (Temmuz 2001 verileri)Yaş yapısı: 0-14 yaş: %38.46 (erkek 1,626,698; kadın 1,565,748)15-64 yaş: %57.07 (erkek 2,315,098; kadı
  • Bangladeş - Nüfus Bilgileri

    Nüfus: 131,269,860 (Temmuz 2001 verileri)Yaş yapısı: 0-14 yaş: %35.04 (erkek 23,550,607; kadın 22,451,006)15-64 yaş: %61.6 (erkek 41,432,123; k
  • Avusturya - Nüfus Bilgileri

    Nüfus: 8,150,835 (Temmuz 2001 verileri)Nüfus artış oranı: %0.24 (2001 verileri)Mülteci oranı: 2.45 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)Cinsiyet
  • Akıl-Baliğ

    Akıllı ve ergenlik çağına giren, evlenecek yaşa gelmiş olan kimse. Akıl baliğe mükellef de denir. Çocuk, yedi ile on beş yaş arasında ak
  • Bebek (çocuk)

    Bebek, bir insanın en küçük hali olan doğum anından itibaren yürüme dönemine kadar olan zaman diliminde aldığı isimdir. Yeni doğmuş olan
  • Erkek (İnsan)

    Erkek, erkek cinsiyetinde olan insanlara verilen isimdir. Genellikle yetişkinler için kullanılır.
  • Çocuk (insan)

    Çocuk, bebeklik ve ergenlik çağları arasındaki insan. Genellikle konuşma ve yürüme kabiliyetleri kazanıldıktan sonra çocukluğun başladı
  • Çocuk (anlam ayrımı)

    Çocuk sözcüğü ile şunlardan biri kastedilmiş olabilir:
çocuk
çocuk