Çocukların çoğu, bazen çok basit durumlarda bile mesela bir yabancı kimse ona adını sorduğu veya tanımadığı çocuklar onu oyun oynamaya çağırdıkları vakit şaşırırlar, kızarırlar, kendilerinde bir gerginlik duyarlar, adeta inatla susarlar ve yapabilirlerse oradan kaçarlar. Anne ve babalar çocuklarda görülen bu aşırı çekingenliği kolayca farkediyorlar.

Çocuklarda çekingenlik

Çocukların çoğu, bazen çok basit durumlarda bile mesela bir yabancı kimse ona adını sorduğu veya tanımadığı çocuklar onu oyun oynamaya çağırdıkları vakit şaşırırlar, kızarırlar, kendilerinde bir gerginlik duyarlar, adeta inatla susarlar ve yapabilirlerse oradan kaçarlar. Anne ve babalar çocuklarda görülen bu aşırı çekingenliği kolayca farkediyorlar. Fakat bu hali çok defa yanlış bir şekilde yorumluyorlar. Çekingen çocuğa çok haksız olarak “küçük”, “aptal”, “inatçı”, “yabani” gibi sözler söylüyor. Bir de aksine çocuklarındaki bu aşırı çekingenlikten fazlasıyla memnun kalan anne ve babalar da vardır. Onlara göre çekingen bir çocuk uslu bir çocuktur demektir, yerinde oturur hiç sesini çıkartmaz ağzı var dili yoktur. Yani onların aklınca, bir çocuğun olması gereken şekilde hareket eder.


Anne ve babanın endişelenmesini gerektiren asıl çekingenlik daha ileri yaşlardaki ve okul çağındaki çocuklarda görülen çekingenliktir. Böyle çocuklar oyunlara katılmazlar toplantılara ve eğlencelere gitmezler, üzerlerinde aşırı bir ürkekliğin olduğu her halleri ile bellidir.

Şüphesiz bütün çocuklar topluluk içinde bulunmaya ve bir arada yaşamaya aynı derecede alışık değillerdir. Bazıları girişkendir, herkesle çabucak arkadaşlık kurabilirler, bazıları ise sakin ve sessiz kalmayı severler.Kendi kendine yeten sakin ve sessiz çocuk da anne ve babayı endişelendirmemelidir. Bizi asıl ilgilendiren çocuk her yeni durum karşısında, kendi kendisine hiç güvenmediği için, aşırı çekingen kalan çocuktur. Bu çekingenlik iyi bir huy olmak şöyle dursun, aksine çocuğun gelişmesinde bir noktanın eksik kaldığını gösterir.

Çekingenliğin Ana Sebepleri

Kısaca söylemek gerekirse, çekingen çocukta eksik kalan şey, kendisinin iyi bir çocuk olduğuna inanmasıdır. Bu çocuk kuvvetli bir kişilik için gerekli olan belli başlı güven duygularından, herhangi bir sebeple yoksun bırakılmıştır. Bu güven duyguları iki çeşittir. Bunlardan birincisi, o derece önemlidir ki, aşağı yukarı çocukluk çağının bütün meseleleri bu duygunun gelişmemesinden doğar.

“Çocuğun, ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, her şeye rağmen ve daima onu seveceğinizi bilmesi ve bundan emin olması lazımdır.”

Çocuk kendisinin yalnız bırakılmadığını bilmek ve her türlü durumda size güveneceğinden emin olmak ihtiyacı içindedir. Henüz küçük bir bebekken siz ona her an büyük bir şefkat göstermiş ve onu daima korumuşsunuzdur.Şimdi büyüdüğü çağlar da da onun bu şefkat ve korumaya ihtiyacı vardır. Zira karşısına çıkan durumlara göre hareket etmesi kararlar alabilmesi gerekmektedir. Karşılaşacağı sorumlulukları ve ortaya çıkan yeni çalışmaları ise ancak bu size karşı duyduğu güvenme duygusu ile taşıyabilir.Eğer sizin kendisini anlayış ve ilgi ile daima takip ettiğinizi bilirse onda bu güvenlik duygusu gelişir. Ve ancak bu duyguya sahip olan çocuk , onun için karanlık olan yeni durumlara atılma cesaretini bulur. Güvenlik duygusu her türlü faaliyete gerekli olan ana zemini hazırlayan çok önemli bir duygudur. Fakat çocuklarını iyi yetiştirmek isteyen ve çok da seven bir çok anne ve babalar bile bu güven duygusunun geliştirilmesinde bazı tehlikelerle karşılaşırlar.Sevgilerine rağmen bazı hatalar yaparlar , bu suretle çocuk güvenden yoksun yetişir. “Artık seni sevmiyorum” “kötü çocuk” gibi hiddetle ağzından çıkmış bazı sözler o kadar fena sonuçlar doğurur ki, siz artık ne yapsanız buna engel olamazsınız. Ayrıca çocuğun kendi kendine hakim olması, içinden gelen dürtüleri yenmeyi öğrenmesi için ona yardım etmemenizde tehlikelidir. Siz belki çocuğa karışmamak, onun iç dürtülerini serbest bırakmak fikri ile veya sırf böyle yapmayı sıkıcı bulduğunuz için yardım etmezsiniz. Fakat bu zararlıdır. Bazı anne ve babalar da çocuklarını kusursuz ve üstün yetiştirmek kararındadırlar ve zavallı çocuğu “Olmadı”, “Hayır bu böyle olmaz”, “Böyle yapma” gibi bitip tükenmez ihtar ve düzeltmelerle bunaltırlar. Böyle davrandığınız taktirde çocuğunuz her hareketinde tereddüt eden, işe girişip girişmemekte kararsız kalan, her yerde huzursuz olan ve bu sebeple iş yapmak veya karar vermekten daima kaçınan bir insan olur.

Çocuğa karşı aşırı uysal, hoşgörülü davranmak ve zaman zaman şiddet göstermekte çocukta güven duygusunun yaratılmasına engeldir. Önemli şeylerde ona yol gösteriniz, yardım ediniz, onu kontrol ediniz, fakat bunu sakin ve tatlı bir şekilde yapınız. Çocuk kendi kendine hakim oluncaya kadar yol göstermeye ve kontrole devam ediniz. Bunu çocuğun sizin sevgi ve şefkatinizden şüphelenmesine imkan vermeden ve bir de onda daima yanlış ve haksızmış hissini uyandırmadan yapabilmek pek ala mümkündür. Bir şey yapmasına izin vermediğiniz zaman sevgi ve şefkatinizin yine yerinde olduğunu göstermeye dikkat etmelisiniz.

Çocuk kendinden emin değildir Çekingen çocukta eksik olan ikinci önemli güven duygusu da yapmak istediğini başarabileceğine ve olmak istediğini olabileceğine güvenme duygusudur. Yani onda kendi kendine güven eksiktir.

Çekingen çocuk , kendini daha başarılı becerikli ve daha önemli hissetmek ihtiyacındadır. Gelgelelim anne ve babaların çoğu hatta belki doğduğu andan itibaren çocuklarındaki bu kendine inanma ve başkaları gibi olabilme duygusunu ortadan kaldırmaktadırlar. İşte onun için size aşağıda sayacağımız sekiz çeşit davranışı göstermememizi, bunlardan sakınmaya çalışmanızı öğütleriz.

1-Oturmak, temizliğini yapmak, yıkanmak, gibi imkanları ona erkenden vermemezlik etmeyin. Yani onu kazanması gereken bu tecrübeleri edinmekte sınırlamayın. Ona çağına uygun oyuncakları da vermemezlik etmeyin .Yalnız başına yemek yemesine, yalnız başına yıkanmasına yalnız başına giyinmesine illede bunları eksiksiz bir tarzda yapacak hale gelinceye kadar izin vermemezlik etmeyin.

2-Onu ileri derecede kontrolünüz ve himayeniz altında tutmayınız.Çocuğunuz herhangi bir şeyi kendi başına öğrenmek imkanına sahip olabilmeli.

3-Alması gereken bütün kararları onun yerine siz almayınız.

4-“Dokunma, elini sürme, bu kadar gürültü yapma, hiçbir şeyi iyi yapmıyorsun” gibi sözleri onun kendi başına ve kendine göre bir şeyler yapmaya hazırlandığı her sefer söylemeyin.

5- Her şeyinde, oturuşunda, kalkışında, yemek yiyişinde, temizlik alışkanlıklarında, yani her davranışında ondan korkusuzluk ve olgunluk beklemeyiniz.

6-Hiç düşünmeden hareketlerini kötülemekten veya beceriksizce denemelerine gülmekten çekinmeli, aksine onu övmeyi ve bir şeyde başarı gösterdiği zaman cesaretlendirmeyi ihmal etmemeliyiz.

7-Eğer çocuğunuzda bir kabiliyet veya sanat hevesi varsa, ille de bu konu üzerinde fazla işleyip hayatın diğer basit şeylerini öğrenmesine engel olmamalısınız. 8- Bir toplantıda bardağı devirdiği veya tabağı kırdığı vakit onu utandırmak veya azarlamaktan vazgeçiniz. Zira bu ilerde bütün toplantılarda huzursuzluk duymasına sebebiyet verebilir.

Çok kullanılmayan zor kelimeleri söylemeyi seven akıllı bir çocuk, zamansız alay ve gülmelerle karşılanırsa küser ve tamamiyle konuşmaz olabilir. Bir çocuğun boyu için söylenecek “dev” veya “bodur” gibi sözler onda kendisinin doğal olmadığı hissini doğurabilir. Hatta bir çocuğa etrafındakilerin taktığı bir isim bile onu çekingen yapmaya yetebilir.



Çekingen çocuğa nasıl yardım etmeli

Çocuğunuzu çekingenlikten, bu üzücü ve sıkıcı durumundan kurtulması için yardım edebilirsiniz. Fakat bu asla ona yalvarmak, veya onu azarlamak suretiyle olmaz.Bunun için sizin faydalı düşünülmüş çarelere başvurmanız gerekir. Önce hemen o günlerde çocuğunuzda yine meydana çıkacak çekingenlik hallerini düşünmelisiniz. Şu veya bu durumlarda çekingenliğini bildiğinize göre, bu halleri mümkün olduğu kadar hoş ve ilgi çekici yapmak çarelerini arayınız. Onu yavaş yavaş konuşmalara iştirak ettiriniz. Fakat belli etmeden destekleyiniz ve her şey yolunda gittiği vakit tebrik etmeyi, övmeyi asla unutmayınız. Eskiden bildiği bir eşyayı, bir oyuncağı veya bir elbiseyi elinde tutması yahut yanında bulundurulması ona güven verecek ve onun fikrini o sıkıntılı histen uzaklaştırmaya yardım edecektir. Çocuğunuz eğer kardeşi veya bir arkadaşı onunla beraber olduğu zaman kendini rahat ve güven içinde hissediyorsa, bırakın o kimse onunla birlikte bulunsun. Çocuğunuzu başkaları ile tanıştırırken tembihler, öğütler, onu kastedici imalar yapmayınız.Çocukta her şeyin yavaş geliştiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Onun kendisine hakim olabilmesi, kolay ve rahatça hareket edebilmesi ve başkalarına bağlı kalmaktan kendini kurtarabilmesi için lüzumlu zamanı verebilmelisiniz. Her çocuğun kabiliyetlerinin bir sınırı vardır. Çocuğunuzun kendinde gördüğü ve duyduğu başarısızlıkları, yetersizlikleri unutmasına yardım ediniz. Bunu da onun dikkatini iyi başarı gösterdiği şeyler olduğuna onu inandırarak yapmalısınız. Günlük yaşayışınızda çocuğa küçük bir ödev vermeniz, çok defa iyi etki yapan bir çaredir.

Yanıtlar