ölü Dil

Ölü dil, daha önce konuşulmuş olup artık konuşanı kalmayan dildir.

düzenle|Nisan 2008 düzenle-tr Ölü dil,daha önce konuşulmuş olup artık konuşulmayan ve konuşanı da kalmayan dil.Sumer,Elam,Hatti,Hitit ve kısmen Ubıhça,yani Vıbıh (Убых) dili gibi.Vıbıh dilini,2007 yılında bile,Manyas`ın Hacıosman (Vıbıhça:Lek`uaşe/Лэк1уащэ) köyünde az çok anlayan ya da bilen,ama artık konuşmayan yaşlı kişiler vardır.

Adıge sürgünü sırasında,Çerkes toplulukları içinde 100 bin dolayında bir Vıbıh nüfusun da Çerkesya`dan ayrılıp Osmanlı topraklarına yerleştiği sanılmaktadır.Vıbıhlar Çerkesya`da iken,bir azınlık kesim dışında kendi eski dillerini bırakmış,dil asimilasyonuna uğramış olarak Adigece konuşuyorlar,dahası Adigece yanında Ciget dilini konuşan Vıbıhlar da vardı,ancak Vıbıhlar kendilerini Adige olarak kabul ediyorlardı.Vıbıhça konuşmayı sürdürenler ise Kocaeli ilinin Sapanca ilçesi ile Balıkesir ilinin Manyas ilçesine yerleşmişlerdir.Bugün,2008 yılında Manyas`ın Hacıosman köyünde Vıbıhçayı anlayan birkaç yaşlı kalmıştır.

Dilin ölmesi süreci

Bir dili,anadili olarak konuşan kitle ikinci bir dil öğrenir,ikinci dili anadilinden daha geçerli ya da önemli bir dil olarak görmeye başlarsa,zaman içinde birinci dil (anadili) gücünü ve işlevini yitirmeye ve konuşulmamaya başlanır,sonunda da konuşulmaz olur.Bu olgu bir süreç içinde dozu artarak gelişir ve toplumsal anlamda,süreç,hemen hemen aynı sıralarda,dilin artık konuşulur olmaktan çıkması biçiminde tamamlanır. Bazı bireysel direnmeler görülse bile,güçlü bir müdahale olmadığı sürece,bu tür bireysel çıkışlar süreci kesintiye uğratamaz.Anadilini konuşmayı bırakmış ve asimile olmaya başlamış olan ana kitlenin dışında ve ana kitleden ayrı yerlerde izole olmuş halde yaşayan,yani ana kitlenin terk ettiği dili,bu olgudan habersiz olarak,izole yerlerde konuşmayı sürdüren gruplar varsa,bunlar ana kitle ile yakın ilişki içinde olmadıklarından anadilini konuşmayı bir süre daha sürdürebilirler.Örneğin Türkiye`de,12 Mart 1971 askeri müdahalesinin bastırdığı bir politik atmosferde,Adigece,vb gibi bazı küçük diller,özellikle yoğun nüfuslu adalarda terk ettirilirken,bir ya da iki köy biçiminde dağılmış,unutulmuş ve politik baskılardan kısmen uzakta kalabilmiş izole yerlerde,varlıklarını daha fazla koruyabilmişlerdir ve halen bu gibi yerlerde kendilerini yeniden üretebilmektedirler.Diğer yerlerde ise,kökler kurutulduğundan,kendini yeniden üretme gücü sona ermiş gibidir.Bu tür örneklerden de anlaşılabileceği gibi,asimilasyon sürecinde karışık ve kompleks durumlar sözkonusudur.

1864`te Çerkesya`da Karadeniz kıyısında Saçe (Шъачэ,Soçi) yöresinde,kuzeyde Şahe Irmağı ile güneyde Adlere değin kıyı kesiminde konuşulan Vıbıh dili,Ruslarca Türkiye`ye yaptırılan Adıge sürgünü sonucu şimdiki Kocaeli ilinin Sapanca ve Balıkesir ilinin Manyas ilçelerinde oluşan bir kaç köyde konuşuluyordu.İlkin Sapanca`daki Vıbıhça söndü.Manyas`taki Vıbıhça da sönmek üzeredir.

Manyas`taki Vıbıh dili,çok az bir nüfus tarafından konuşulmakta olması,herkesin Adıgeceyi de bilmesi,sadece Adıgece bilen kadınlarla da evliliklerin artması ve bu kadınların eskisi gibi asimile edilememeleri,bu yüzden bu kadınların çocuklarına Vıbıhçayı öğretememeleri, ayrıca, özellikle giderek artan özgürleşmeler sonucu,19.yüzyıl sonlarında nüfus çoğunluğunu oluşturan köleler üzerindeki efendiliğin (sahipliğin) sona ermesi,eski kölelerin eski efendilerin yarıcıları olmaları,Cumhuriyet döneminde de (özellikle 1940-1950`ler sonrasında) köle kökenlilere,köle olmayan (feqotl/фэкъол1) Vıbıhlar tarafından uygulanan izolasyonun kalkmaya,bunların da birer özgür aile olarak topluma daha serbestçe katılmaya başlamaları,köle kökenlilerin de Adıgece ve Türkçe konuşanlarla artan bireysel ve toplumsal ilişkiler kurabilmeleri,onlarla (özellikle kızlarının yöredeki Şapsığ,Abadzeh ve Manavlarla,erkeklerinin de,çok daha önceleri özgürleşmiş olan ve Vıbıh köleliğinden habersiz komşu ve yoksul Manav,Pomak ve Gürcü köylü kızları ile) evlenme olanağına kavuşmaları,bazılarının zengin Manav ailelerine içgüveyi olmaları,Adıgelerin köleliği yüze vurma ve başkalarının işlerine karışma geleneklerinin olmaması ve böylece,Vıbıh dilinin asıl yaşatıcıları konumundaki yoğun köle kökenlilerin de rahatlamaları,izolasyondan kurtulup çözülmeleri ve asimilasyon sürecine daha hızlı bir biçimde katılmaları gibi nedenlerin bir araya gelmesi sonucu,belli bir süreç içinde,Vıbıh dili konuşulur olmaktan çıkmıştır.Daha önceleri köleler toplum içine,yani toplantı ve eğlencelere alınmaz,kendileri için ayağa kalkılmaz ve özgür toplumdan uzakta tutulurlardı. Köleler,özgür yaşamı,eğlenceleri (gegu),at yarışlarını,vb şeyleri,1950`li yıllara değin uzaktan ya da kenardan izleyen,önceleri ata binme özgürlüğü bile bulunmayan, tecrit olmuş,alt ırk biçiminde küçümsenen,kendi aralarında ve efendileriyle genellikle Vıbıhça konuşan ve bir tür getto yaşamı sürdürmek durumunda olan bireyler idiler.Bugün için eski köle kökenlilerin Manyas ve Gönen`deki köylerinde sıkı bir dayanışma içinde oldukları,oldukça zenginleştikleri,kendilerini ezdirmedikleri ve artan ölçülerde dış evlilikler yaptıkları söylenmektedir.

Büyük bir asimilasyon olgusuna karşın, Vıbıhça,henüz tam bir ölü dil olarak görülmemelidir, çünkü,artık konuşmuyor olsalar da,bu dili bilen ve anlayan yaşlılar halen,2007 yılında bile Manyas Hacıosman köyünde yaşamaktadırlar (bk.Cevdet Yıldız,"Vıbıhça ve Vıbıhlar üzerine üç söyleşi ve bazı bilgiler",Jineps gazetesi,Ekim 2007,sayı 23,s.6-7).

Dilin yaşaması ya da korunması sorunu

Anadilinin yaşaması,yani ölü dil haline gelmemesi için,günümüz koşullarında bir devlet desteği bulunması ya da en azından anadiline yönelik ve devlet makamlarından gelme baskıların olmaması,özellikle anadilinin kamu yaşamına da taşınabilmesi gerekir.Örneğin İsrail`de sadece iki köyde konuşulan Adıgece,bir okul eğitimi dili yapıldığı,Adıgece devletçe koruma altına alındığı ve genel anlamda devletçe asimilasyon politikası da benimsenmediği için, varlığını korumuştur.Ama asimilasyona karşı çıkılmayan Arap ülkelerinde,özellikle asimilasyonun en yoğun bir biçimde görüldüğü ve desteklendiği Türkiye`de,İsrail`dekinin tam tersi bir durum sözkonusudur.

Asimilasyon (ölüm) süreci içine giren bir dil,önlem alınmadığı takdirde,zamanla,anadilini yitiren ana kitle ,kendinden ayrı ya da kopuk olarak başka yerlerde,yalıtılmış halde anadilini henüz konuşmakta olan diğer kalıntı gruplarını da,temas olması durumunda olumsuz,yani anadilini daha hızlı bırakması yönünde de etkileyebilir.Sonunda birinci dili (anadilini) bilen,ama konuşmayan ve çocuklarına da öğretmek istemeyen ya da öğretemeyen bireylerin ölümüyle de,anadili ölü bir dil haline gelir.Süreç sessizce,tepki çekmeden ve farkına bile varılmadan tamamlanabilir.Tıpkı yavaş yavaş ısıtılan bir su kabı içindeki kurbağanın,suyun ısınmakta olduğunun farkına bile varmadan haşlanması örneğindeki gibi..

Kaynaklar

Vikipedi

Diğer anlamları

ölü dil

isim

    Günümüzde kullanılmayan, konuşulmayan, elimizde yalnızca belgeleri olan dil.

İlgili konuları ara


Görüşler

Bu konuda henüz görüş yazılmamış.
Gürüş/yorum alanı gerekli.
Markdown kodları kullanılabilir.