Tanzimat döneminin dil, sözlük ve ansiklopedi çalışmalarıyla tanınan yazarı. 1 Haziran 1850 yılında Yanya’nın Fraşeri kasabasında doğdu. Babası, bulunduğu bölgenin tımarbeyi Halid Beydir. İlk tahsilini husûsî olarak Fraşeri’de yapmış, sonra Yanya’da Zosimeon-Rum Jimnazında okumuştur. Fransız, İtalyan ve eski Yunan dillerini burada öğrenmiştir. Arap ve Acem dillerini de yine Yanya’da müderris Yakub Efendiden özel ders görerek elde etmiştir.

Şemseddin Sami

Şemseddin Sami, (d. 1850 Yanya - 1904 İstanbul) Arnavut kökenli Türk yazar ve araştırmacı. İlk Türk romanı olan ``Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat`` ile ilk Türkçe sözlük ``Kamus-ı Türki'nin yazarı``dır; önemli bir dil bilginidir.

1850'de bugünkü Yunanistan sınırları içinde kalan Yanya'da (İoannina) doğdu. Tımar sahibi Fraşeri ailesinden Halil Bey’in oğludur. Ortaöğrenimini Yanya'daki bir Rum lisesinde tamamladı. Eski Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrendi.

Bir süre Yanya'da Mektubi Kalemi'nde çalıştı. 1871'da İstanbul'a geldi. Matbuat Kalemi'nde memur olarak göreve başladı. Memurluk yaparken bir yandan da Sirac ve Hadika gazetelerinde çalıştı. 1874'te Trablusgarp'a gitti. Vilayet gazetesini yönetti. Ardından İstanbul'a döndü. 1876'da yayınlanmaya başlanan Sabah gazetesinin başyazarı oldu. Tercüman-ı Şark gazetesinde de çalıştı. Bu gazetenin kapanmasından sonra Aile (1880) ve Hafta (1981-1982) dergilerinde yazılar yazdı. 1893'te sarayda kurulan Teftiş'i Askeri Komisyonu'nun başkatipliğine getirildi. 1896'dan sonra 2. Abdülhamid tarafından Erenköy'deki evinde ikamete mahkum edildi. 18 Haziran 1904'te İstanbul'da yaşamını yitirdi.

Yaşamının son yıllarını araştırarak, yazarak geçirdi. Tüm yaşamını Türkçe'ye adadı. Dilin sorunlarını inceledi, Türkçe'nin yabancı sözcük ve kurallardan arındırılmasına çalıştı. En önemli çalışmalarını dil konusunda yaptı. Türkçe'ye Osmanlıca denilmesine karşı çıktı. Ona göre Türkçe konuşan kavmin adı Türktü. Arapça ve Farsça sözcükler yüzyıllarca kullanılmalarına rağmen Türkçe'yle kaynaşmamış, yabancı kalmışlardı. Doğu Türkçesi, söyleyiş kabalığına karşın sözcük dağarcığı bakımından Batı Türkçesi'nden zengindi. Bu nedenle Batı Türkçesi'ne tercih edilmeliydi. Türkçe'yi zengileştirmenin yolu yabancı sözcükler yerine Doğu Türkçesi'ndeki sözcüklerin kullanımının artırılmasıydı. Şemseddin Sami, Osmanlıca'daki sözcüklerin yüzde 80'inin konuşma dilinde kullanılmadığını, Tanzimat edebiyatının Osmanlı ve Osmanlıca etkisinden uzaklaşmaya çalışmasına rağmen, sözcük kaynağı konusunda sıkıntı çektiğini savundu. Türkçe konusunda çalışmalarının yanında tarih ve coğrafya ile ilgili araştırmalar da yaptı.

Eserleri



Roman

  • Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872)


Oyun

  • Besa yahut Ahde Vefa (1875)
  • Gave (1876)


Dil Kitapları

  • Kamus-ı Türki (2 cilt, 1899-1900, tıpkıbasımları 1978, 1989)
  • Kamus-ı Fransevi (1882-1905, Fransızca'dan Türkçe'ye sözlük)
  • Kamus-ı Fransevi (1885, Türkçe'den, Fransızca'ya sözlük)
  • Küçük Kamus-ı Fransevi (1886, Fransızca'dan Türkçe'ye sözlük)
  • Usul-i Tenkit ve Tertib (1886)
  • Nev'usul Sarf-ı Türki ((1891)
  • Kamus'ül Âlam (6 cilt, 1889-1898, tarih ve coğrafya ansiklopedisi)


Ayrıca "Cep Kitapları" adıyla çeşitli konularda küçük öğrenci kitapları yayınladı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eemseddin_Sami

İlgili konuları ara

Yanıtlar