Şura Suresi, Kur`an-ı Kerim`in kırk ikinci sûresi. 23. ve 26.

Şura Suresi

Şura Suresi, Kur`an-ı Kerim`in kırk ikinci suresi. 23. ve 26. ayetleri Medine`de diğer ayetleri Mekke devrinde nazil olmuştur. Sure elli üç ayetten oluşur. Sure ismini otuz sekizinci ayette geçen ve Müslümanların aralarında danışarak işlerini yapmaları gereğini bildiren şura kelimesinden alır.

Şura Suresinde Allah`ın bağışlayıcı ve esirgeyici olduğundan, Kur`an`ın Arapça vahiy edildiğinden, Allah`ın kudretinden, insanlara doğru yolu bildirmek için görevlendirilen peygamberlerden Kıyamet gününden, kötülüklere karşı sabredilmesinden, affedici olmanın gereğinden herkesin Allah`a döneceğinden bahsedilir.

Mekke döneminde inmiştir. 53 ayettir. Resmi Sırasına göre : 42.Sure, İniş Sırasına göre 62.Suredir. Sure, adını 38. ayette geçen "Şura" kelimesinden almıştır. Şura danışma ya da toplu denetim anlamında ülkemizde tercüme edilirken, Bu ayet İngilizcede Konsey(COUNCIL - konsey. meclis. kurul. encümen. danışma kurulu. divan. şura. konsey, meclis. heyet.) anlamında tercüme edilmiştir.



ŞURA SURESİ (Diyanet Meali)



Euzü Billahi Mineşşeytanirracim

Bismillahirrahmanirrahim.

  • 1. Ha Mim.
  • 2. Ayn Sin Kaf
  • 3. (Ey Muhammed!) Mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah, sana ve
senden öncekilere işte böyle vahyeder.
  • 4. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O`nundur. O, yücedir, büyüktür.
  • 5. Neredeyse gökler (O`nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler
ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
  • 6. Allah`tan başka dostlar edinenlere gelince, Allah onları daima
gözetlemektedir. Sen onlara vekil değilsin.
  • 7. Böylece biz sana Arapça bir Kur`an vahyettik ki, şehirlerin anası olan
Mekke`de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
  • 8. Allah dileseydi, onları (aynı dine mensup) bir tek ümmet yapardı. Fakat O,
dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur.
  • 9. Yoksa onlar Allah`tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki gerçek dost
Allah`tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
  • 10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah`a aittir. İşte
bu, Rabbim Allah`tır. Yalnız O`na tevekkül ettim ve ancak O`na yöneliyorum.
  • 11. O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da
(kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle sizi üretiyor. O`nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
  • 12. Göklerin ve yerin anahtarları O`nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve
(dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir.
  • 13. “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nuh`a emrettiğini,
sana vahyettiğini, İbrahim`e, Musa`ya ve İsa`ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey (İslam dini), Allah`a ortak koşanlara ağır geldi. Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
  • 14. Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden
ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab`a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.
  • 15. (Ey Muhammed!) Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve emrolunduğun gibi
dosdoğru ol. Onların heva ve heveslerine uyma ve şöyle de: “Ben, Allah`ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de ancak O`nadır.”
  • 16. Allah`ın çağrısına uyulduktan sonra O`nun hakkında tartışmaya girenlerin
delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
  • 17. Allah, hak olarak Kitab`ı ve mizanı indirendir. Sen nereden bileceksin
belki de o saat (kıyamet) yakındır.
  • 18. Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan
korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
  • 19. Allah, kullarına çok lütufkardır, dilediğini rızıklandırır. O, kuvvetlidir,
mutlak güç sahibidir.
  • 20. Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya
kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.
  • 21. Yoksa, Allah`ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan
ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.
  • 22. Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile
titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.
  • 23. İşte bu, Allah`ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği
şeydir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
  • 24. Yoksa “Yalan uydurup Allah`a iftira etti” mi diyorlar. Eğer Allah dilerse
senin kalbini mühürler. Allah batılı yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanları) hakkıyla bilendir.
  • 25. O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı
bilendir.
  • 26. Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir;
lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.
  • 27. Allah, kullarına (tümüne birden) rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde mutlaka
azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Şüphesiz O, kullarından hakkıyla haberdardır ve onları hakkıyla görendir.
  • 28. O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa
yayandır. O, dost olandır, övülmeye layık olandır.
  • 29. Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, O`nun
varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.
  • 30. Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de
çoğunu affeder.
  • 31. Yeryüzünde O`nu aciz bırakamazsınız. Sizin için Allah`tan başka hiçbir dost
ve yardımcı yoktur.
  • 32. Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O`nun varlığının delillerindendir.
  • 33. O, dilerse rüzgarı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette
bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
  • 34. Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helak eder, birçoğunu
da affeder.
  • 35. Allah, böyle yapar ki, ayetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için
kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
  • 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının
geçimliğidir. Allah`ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
  • 40. Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır).
Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükafatı Allah`a aittir. Şüphesiz O, zalimleri sevmez.
  • 41. Zulme uğradıktan sonra, kendini savunup hakkını alan kimseye (ceza vermek
için) bir yol yoktur.
  • 42. Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık
edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
  • 43. Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
  • 44. Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı
gördüklerinde zalimlerin, “Dünyaya dönmek için bir yol var mı?” dediklerini görürsün.
  • 45. Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli
gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, “İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır” diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.
  • 46. Onların Allah`tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah,
kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur. 47. Allah`tan, geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkar edebilirsiniz!
  • 48. Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana
düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
  • 49. Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah`ındır. O, dilediğini yaratır.
Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
  • 50. Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi
de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.
  • 51. Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur.
Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 52,53. İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap)
vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah`ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah`a döner.



ŞURA SURESİ (SUAT YILDIRIM)



Euzü Billahi Mineşşeytanirracim

Bismillahirrahmanirrahim.

  • 1, 2. Ha, Mim. Ayn, Sin, Kaf.
  • 3. (O üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) aziz ve hakim olan Allah, böylece sana da, senden önceki resullere de buyruklarını vahyeder.
  • 4. Göklerde ve yerde ne varsa O`nundur. O, yüceler yücesidir, pek büyüktür.
  • 5. Öyle ki neredeyse gökler üstlerinden yarılacaklar.Melekler Rab`lerini överek tenzih ve takdis eder ve yerde bulunanlar için mağfiret dilerler.İyi bilin ki, gafur ve rahim O`dur (affı, merhamet ve ihsanı pek boldur).
  • 6. Allah`tan başka birtakım hamiler (veliler) edinenlere gelince, Allah onları daima gözetleyip kontrol etmektedir, sen onlar üzerinde yönetici değilsin.
  • 7. Böylece sana Arapça bir Kur`an vahyettik ki sen Anakent olan Mekke ile bütün etrafını uyarıp irşad edesin ve gerçekleşeceğinde hiç şüphe olmayan mahşer günündeki büyük buluşmayı haber veresin.O ne müthiş manzara: Bir kısım cennette? bir kısım alevli cehennemde!
  • 8. Eğer Allah dileseydi bütün insanları, aynı dine bağlı, tek ümmet yapardı.Ama O, insanların hak etmelerine göre dilediği kimseyi rahmetine dahil eder, Zalimlerin ise ne hamileri, ne de yardımcıları vardır.
  • 9. Gerçek bu iken, bilakis onlar Allah`tan başka birtakım hamiler edindiler. Olacak iş midir bu! Hami ancak Allah`tır, ölüleri diriltecek de O`dur ve O her şeye kadirdir.
  • 10. Hangi hususta ihtilaf ederseniz bilin ki O`nun hükmü, Allah`a aittir. İşte Rabbim olan Allah budur.Ben de yalnız O`na dayanır ve güvenir, O`na yönelip gönül veririm.
  • 11. O gökleri ve yeri yoktan yaratandır.Size kendi nefislerinizden eşler yarattığı gibi davarlara da eşler yarattı. O, bu düzen içinde sizi üretiyor.Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.
  • 12. Göklerin ve yerin hazinelerinin anahtarları O`nun yanındadır.Dilediğinin nasibini bollaştırır, dilediği kimsenin nasibini daraltır. Çünkü O, her şeyi bildiği gibi her duruma en uygun olanı da bilir.
  • 13. O, "Dini doğru anlayıp hükümlerini uygulayın ve o hususta tefrikaya düşmeyin!" diye, din esasları olarak Nuh`a emrettiğini, hem sana vahyettiğimizi, keza İbrahim`e, Musa`ya, íŽsa`ya emrettiğimizi sizin için de din kıldı.Senin insanları davet ettiğin esaslar, müşriklere çok ağır gelmektedir.Halbuki Allah dilediği kullarını bu din için seçer ve gönülden Kendine yöneleni doğru yola iletir.
  • 14. Geçmiş ümmetler, ancak kendilerine buna (tefrikanın haram olduğuna) dair bilgi ulaştıktan sonra, sırf aralarındaki ihtiras ve haset yüzünden, bölündüler. Daha önce Rabbin tarafından yürürlüğe konulan vaad, yani cezayı belirli süreye, kıyamete kadar erteleme sözü olmasaydı, onların işleri çoktan bitmişti bile!Ehl-i kitaptan sonra kitaba varis kılınanlar (Mekke müşrikleri) onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.
  • 15. Onun için sen durma, hakka davet et ve sana emredildiği tarzda dosdoğru ol, sakın onların keyiflerine uyma ve şöyle de:"Allah hangi kitabı indirmişse ben ona inandım. Hem bana, aranızda adaletle hükmetmem emri verildi.Allah bizim de, sizin de Rabbinizdir.Bizim işlerimizin sorumluluğu bize, sizinkilerinki ise size aittir.Bizimle sizin aranızda bir tartışma sebebi yoktur. Allah hepimizi bir arada toplayacaktır.Hepimiz de O`nun huzuruna götürüleceğiz."
  • 16. İnsanların çoğu dine daveti kabul edip girdikten sonra,Allah`ın dini hakkında hala, ileri geri tartışanların itirazları, Rab`leri yanında boştur.Onlara büyük bir gazap ve şiddetli bir azap vardır.
  • 17. Allah hakkı bildirip ikame etmek için kitabı ve adalet ölçüsünü indirmiştir.Hep gerçeği bildiren o kitabın bildirdiği kıyamet, ne bilirsin, belki de yakın olabilir?
  • 18. Kıyamet (yani dirilme) saatinin gelmesini acele ile isteyenler, ona inanmayanlardır.Müminler ise O`nun gerçekten vaki olacağını bilir ve ondan kaçınırlar. Kıyamet hakkında münakaşa edenler, haktan ve gerçekten çok uzak, derin bir sapıklık içindedirler.
  • 19. Allah kullarına büyük lütuf sahibidir. Dilediği her kulunu, bir türlü rızıklandırır. O, pek kuvvetlidir, üstün kudret sahibidir.
  • 20. Kim ahiret mahsülü isterse, onun ürünlerini fazla fazla artırırız.Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz.
  • 21. Yoksa Yüce Allah`ın izin vermediği birtakım şeylerikendilerine din diye kabul ettirmek isteyen putları mı var?Şayet Allah`ın cezayı ertelemeye dair hükmü olmasaydı işleri çoktan bitirilmişti.Zalimlere elbette gayet acı bir azap vardır.
  • 22. (Büyük duruşma günü) zalimlerin, kendi yaptıkları işlerden bucak bucak uzak durup, korkudan titrediklerini görürsün.Halbuki çare yok, onların cezası tepelerinin üstünde durmaktadır. İman edip makbul işler işleyenler ise, cennet bahçelerindedirler.Rab`leri yanında, cennette, istedikleri ne varsa kendilerine verilecektir.İşte bu da pek büyük bir lütuftur.
  • 23. İşte bu, Allah`ın iman edip makbul ve güzel işler yapan kullarına verdiği mutluluk müjdesidir. De ki: Ben bu risalet ve irşad hizmetinden ötürü, sizden akrabalık sevgisinden başka beklediğim hiçbir karşılık yoktur. İşte kim böyle bir sevgi olsun, başka iyi işler olsun gerçekleştirirse, Biz de onun o iyiliğinin sevap ve mükafatını kat kat artırırız. Çünkü Allah gafurdur, şekurdur (çok affedicidir, kullarının az işlerini fazlasıyla ödüllendirir).
  • 24. Yoksa senin hakkında: "Allah adına yalan uydurdu"mu diyorlar? (Bunun gerçekle hiçbir ilgisi olamaz. Zira buna ancak kalbi mühürlü bazı beyinsizler cür`et edebilir).Halbuki Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı imha eder, hakkı ise indirdiği kitapla kuvvetlendirir. Gerçekten O, kalplerin içinde ne varsa bilir.
  • 25. O`dur ki kullarının tövbesini kabul eder, günahlarını affeder. Hem sizin bütün yaptıklarınızı da bilir.
  • 26. Hem iman edip makbul ve güzel işler yapanların dualarına karşılık verir, hatta lütuf ve ihsanından onların ödüllerini artırır. Kafirlere ise şiddetli bir azap vardır.
  • 27. Eğer Allah kullarına rızık ve imkanları bol bol yaysaydı, onlar dünyada azarlardı.Lakin O, bu imkanları dilediği bir ölçüye göre indirir. Çünkü O, kullarından haberdar olup onların bütün yaptıklarını ve yapacaklarını görmektedir.
  • 28. O`dur ki insanlar artık ümitlerini kestikten sonra yağmur indirir, rahmetini her tarafa yayar. O, gerçek dost ve hamidir, bütün övgülere ve hamdlere layıktır.
  • 29. Gökleri ve yeri yaratması ve oraları her türlü canlı ile doldurması, O`nun (kudretinin ve hikmetinin) delillerindendir. O elbette dilediği zaman onları mahşerde toplamaya da kadirdir.
  • 30. Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.
  • 31. Siz, kaçmakla Allah`ın cezasından kendinizi kurtaramazsınız. Sizin Allah`tan başka ne haminiz, ne de yardımcınız yoktur.
  • 32, 33, 34, 35. Denizlerde dağlar gibi akıp giden gemiler de O`nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eğer O dilerse rüzgarı durdurur, gemiler de denizin üstünde durakalır. Elbette bunda sabrı ve şükrü bol olanlar için alacak ibretler vardır.Yahut işledikleri günahlar sebebiyle o gemileri batırır, günahların birçoğunu da affeder.Böyle yapmasının bir sebebi de, ayetlerimiz hakkında tartışanların kaçacak bir yerleri olmadığını onlara bildirmektir.
  • 36. Size verilen ne varsa hep dünya hayatının geçici metaıdır. Allah`ın yanında, ahirette olan nimetler ise iman edenler ve Rab`lerine güvenenler için hem daha değerli, hem de devamlıdır.
  • 37. Onlar öyle kimselerdir ki büyük günahlardan ve hayasız çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman öfkelerini yutar, karşıdakinin kusurlarını affederler.
  • 38. Onlar öyle kimselerdir ki Rab`lerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla ifa ederler.İşlerini istişare ile yürütürler, kendilerine nasib ettiğimiz imkanlardan hayırlı işlerde sarf ederler
  • 39. Onlar zulme uğradıklarında yardımlaşıp haklarını alırlar.
  • 40. Ama unutmayın ki haksızlığın karşılığı, yapılan haksızlık kadar olabilir, fazlası helal olmaz.Bununla beraber kim affeder, haksızlık edenle arasını düzeltirse onun da mükafatı artık Allah`a yaraşan tarzda olur.Şu kesindir ki Allah zalimleri sevmez.
  • 41. Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, bunlara hiçbir sorumluluk yoktur.
  • 42. Sorumlu olanlar, ancak insanlara zulmedenler ve ülkede haksız yere başkalarının hukukuna saldıranlardır.İşte böylelerinin hakkı gayet acı bir azaptır.
  • 43. Her kim dişini sıkarak sabr eder ve kusurları affederse,işte onun bu hareketi, ancak büyüklere yaraşan örnek davranışlardandır.
  • 44. Allah kimi şaşırtırsa, artık ondan sonra kendisini koruyacak kimse bulunamaz.O zalimlerin azabı görünce, imanlı kul olmak için "Acaba geri dönme imkanı var mıdır?" dediklerini görürsün.
  • 45. Onları uğradıkları zilletten dolayı boyunları bükük, yürekleri titrer vaziyette cehennemin önüne getirildiklerinde, korkudan, sadece göz ucuyla ateşe baktıklarını fark edersin.Müminler ise (bu manzara karşısında): "En büyük kayba uğrayanlar, hem kendilerini hem de ailelerini kıyamet gününde hüsrana sürükleyenlerdir." derler.İyi bilin ki zalimler devamlı bir azap içindedirler.
  • 46. Kendilerine, Allah`tan başka yardım edecek dostları da yoktur artık.Allah kimi şaşırtırsa artık onun için hiçbir kurtuluş yolu yoktur.
  • 47. Allah tarafından gelecek ve geri çevrilmesi mümkün olmayacak olan gün gelmeden önce Rabbinizin çağrısını kabul edip O`na dönün. Yoksa o gün ne sığınacak bir delik bulabilirsiniz, ne de yaptıklarınızı inkara bir çare!
  • 48. Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir.Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, şımarır.Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir.
  • 49, 50. Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah`ındır. O dilediğini yaratır. Dilediğine kız evlat, dilediğine erkek evlat verir, yahut kızlı oğlanlı olarak her iki cinsten karma yapar.Dilediğini de kısır bırakır.O her şeyi mükemmel bilir, her şeye kadirdir.
  • 51. Allah bir insana ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından hitab eder, yahut ona Kendi izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir.Çünkü O yüceler yücesidir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
  • 52. İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Halbuki sen daha önce kitap nedir, iman nedir bilmezdin.Lakin Biz onu, kullarımızdan dilediklerimize doğru yolu gösteren bir nur kıldık.Sen gerçekten insanlara doğru yolu gösterirsin.
  • 53. Yani göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi olan Allah`ın yolunu gösterirsin.İyi bilin ki bütün işler eninde sonunda Allah`a döner, kararlar O`ndan çıkar.


Kaynaklar

Vikipedi

İlgili konuları ara

Yanıtlar